Enternasyonal proletarya ve ezilen dünya halklarının, “Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma” günü olan 1 Mayıs 2026, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye ve Türkiye Kürdistanı’nda coşkuyla kutlandı. Devletin açıkladığı verilere göre 80 ilde, 195 eylem gerçekleştirildi. İstanbul’da ise 1 Mayıs, neredeyse her yıl olduğu gibi Taksim Meydanı tartışmaları ve mücadelesi etrafında gündemleşti. İstanbul 1 Mayısı’nda öncesi ve sırasında devletin faşist saldırıları, gözaltı, tutuklama ve baskılarına rağmen, işçi ve emekçiler, gençler ve kadınlar sokaktaydı.
1 Mayıs aynı zamanda Amed, Şirnex, Wan, Mêrdîn, Riha, Meletî, Agirî, Qers, Mûş ve Dêrsim vd. iller de yaygın ve kitlesel olarak kutlandı. Kimi sosyal şoven anlayışların ısrarla yok saymalarına rağmen Kürdistan illerinde hem işçi sınıfının ve emekçi halkın hem de Kürt ulusunun talepleri net olarak ifade edildi.
Geçmişten günümüze kendini ilerici, sol ve hatta sosyalist olarak tanımlayan kimi çevrelerin Kürt ulusal hareketinin, Kürt ulusunun haklı ve meşru taleplerini dillendirmesi ve bu uğurda mücadele etmesi, “milliyetçilik”, “kimlikçilik” olarak tanımlanıp, Kürt Ulusal Hareketi ile yanyana durmamanın “gerekçesi” yapılsa da PKK öncesinde de Türkiye Kürdistanı’nda “Bijî 1 Gulan” sloganının “Yaşasın 1 Mayıs” sloganı kadar kullanılan bir slogan olduğu bilinmektedir.
Dolayısıyla 1 Mayıslar coğrafyamızda, sınıf mücadelesinin gelişimine paralel olarak Türkiye Kürdistanı’nda da kutlanmış, başta Kürt işçiler olmak üzere Kürt halkının, sömürüye ve yoksulluğa karşı mücadelesinin dillendirildiği, somut taleplerinin haykırıldığı bir gün olmuştur. Bunun yanında Türkiye Kürdistanı’nda 1 Mayıslar aynı zamanda Kürt ulusunun ulusal demokratik taleplerinin dile geldiği gün olmuştur.
Nitekim bu gerçeği Koma Civakên Kurdistanê – Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, Yeni Yaşam’a verdiği röportajda şu sözlerle ifade etmektedir: “1970’li yıllarda 1 Mayıs bilinci Kürdistan’da da gelişmiş ve 1 Mayıslar kutlanmıştır. Bu kutlamalarda Kürtlerin kimlik, dil, kültür ve özgürlükleri de dile getirilmiştir. Kürdistan’daki 1 Mayıslar Türkiye’deki 1 Mayıslardan farklı olarak ulusal demokratik taleplerin de dillendirildiği günler olmuştur.”
Kürdistan’da bu yıl da 1 Mayıslarda Kürt ulusunun, ulusal talepleri dile getirildi. Kürt Ulusal Hareketi Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat tarihli “demokratik toplum” çağrısında gündeme gelen “süreç”le ilgili beklentiler ifade edildi. Kürt Ulusal Hareketi’nin “demokratik entegrasyon”, AKP-MHP iktidarının “Terörsüz Türkiye” olarak tariflediği “süreç”te, Kürt hareketi önemli adımlar atmasına rağmen T.C. devleti, Meclis’te bir komisyon kurup rapor hazırlamaktan öteye bir adım atmadı. T.C. devletinin çözümden anladığının “sürece yay ve tasfiyeyi derinleştir” kurnazlığı olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Abdullah Öcalan’la yapılan görüşmelerde bir yol haritasının belirlendiği anlaşılmasına rağmen, T.C. devletinin özellikle ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırısının olası sonuçlarını beklediği anlaşılmaktadır. T.C. devleti, İran’da olası Kürt kazanımlarını kendi bekası için tehdit olarak değerlendirmektedir.
Gelinen aşamada “süreç” ile ilgili Kürt hareketinden yapılan “tıkanma” açıklamaları karşısında, T.C. devletinin kimi adımlar atacağı dillendirilmektedir. Bu adımların “teyit ve tespit” denilen bir süreçle birlikte silah bırakmanın netleştirileceği vb. dillendirilmektedir. Geçmişin “etkin pişmanlık yasası”nın benzeri bir yasa çıkarılacağı söylemleri eşliğinde, Kürt Ulusal Hareketi’nin “silah yakan” temsilcilerinin “ülkeye dönme” ve “legal siyasete katılma” hazırlıkları yaptıkları ifade edilse de bu sürecin nasıl işleyeceği halen bir soru işaretidir.
T.C. devletinin, Kürt Ulusal Hareketi’nin attığı adımlara nasıl yaklaştığı 1 Mayıslarda yaşanan kimi gelişmelerden de anlaşılabilir. Örneğin Amed 1 Mayıs mitinginin daha başında saygı duruşu sırasında yaşanan polis provokasyonu, T.C. devletinin Kürt ulusal simgelerine yönelik tahammülsüzlüğün güçlü bir şekilde devam ettiğini göstermektedir. Kürt ulusunun değerlerine yönelik baskı ve yok sayma, 1 Mayıs meydanlarında da devam ettirilmektedir.
Benzer biçimde Kadıköy 1 Mayısı’nda, DEM Parti kortejindeki “Sosyalizmde ısrar, insan olmakta ısrar” yazılı pankarta polis saldırısının gerçekleşmesi, faşizmin “süreç”ten muradını ve “Terörsüz Türkiye” söyleminin sadece silahların bırakılmasını değil aynı zamanda sosyalizm adına söylenen her söze de tahammülsüzlüğün somut kanıtı olarak algılanmalıdır. Kürt hareketinden istenen, net olarak budur. Sadece silahların bırakılmasının “teyit” ve “tespit” edilmesi değil aynı zamanda sosyalizm adına söz kurulması da istenmemektedir.
Sürecin nereye evrileceğinden bağımsız olarak, Kürt ulusunun ulusal talepli mücadelesi devam edecektir. Türkiye Kürdistanı’nda Kürt işçi sınıfının ve emekçi halkın sınıfsal temelli mücadelesi ve talepleri, 1 Mayıs meydanlarında “Bijî 1 Gulan” sloganları eşliğinde yankılanmaya devam edecektir.









