• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
13 Mayıs 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

Önderlik gerçeğine yaklaşım ve kolektif yönetim olabilmek

10 Mayıs 2026 Pazar - 00:00
Kategori: Forum, Manşet

Kadınların on binlerce yıllık direnişini anlayan, hatta bunu tanımlayabilen ve kadın eksenli yaşamın gerekliliklerini ortaya koyabilen, kendi yaşamını da kadın özgürlük değerleri temelinde inşa eden bir önderdir. Çocukluk hayallerine ihanet etmediğinden Kürt çocuklarının en güzel ve vefalı arkadaşıdır. Bundan dolayı da yaşlılarımızın en umutvar çocuğu-torunudur

Halk röportajlarında bazen bir gencin, bir ananın sözü yansıyor ‘Apo bizim canımızdır’, ‘Apo artık hapisten çıksın, onu yanımızda görmek istiyoruz.’ Benzer ifadelere çokça rastlanır. Halkımızın yüreğinde böyle bir Apo hakikati vardır. Canı, kanı bildiği, can yoldaşım dediği bir Apo gerçeği vardır ve halkımız bu gerçekle anı anına yaşamaktadır

Dilzar Dîlok

Önder Apo milyonları temsil edip milyonlara verilen cezayı çekmektedir 27 yıldır. Bir yandan da toplamda milyonların yapamadığını yaparak hepsini göğüslemenin gücünü beyniyle, fikriyle, yüreğiyle ve ahlakıyla ortaya koymaktadır. Bu anlamda statüsü nettir. Kürt Halk Önderidir. Kürt halkı onsuz karar almaz, onun benimsemediği bir sistem-yaşam içine girmez. Kürt Halk Önderi olduğu gibi Kadın Kurtuluş İdeolojisinin yaratıcısı olmasından dolayı Kürt kadınlarının önderidir. Kadınların on binlerce yıllık direnişini anlayan, hatta bunu tanımlayabilen ve kadın eksenli yaşamın gerekliliklerini ortaya koyabilen, kendi yaşamını da kadın özgürlük değerleri temelinde inşa eden bir önderdir. Çocukluk hayallerine ihanet etmediğinden Kürt çocuklarının en güzel ve vefalı arkadaşıdır. Gerçekleşmemiş hayallerini gerçekleştirmeyi başardığından, kurumuş dalların yeşertilebileceğini gösterdiğinden, yaşını almış insanların yeniden yaşama bağlanma ve ardında anlamlı bir yaşanmışlık bırakma güzelliğidir. Bundan dolayı da yaşlılarımızın en umutvar çocuğu-torunudur. Devrimcilerin tek bir cümlesi uğruna yüz yılı etkileyen bir özgürlük mücadelesi yürütmesinden dolayı da gerçek devrimci sosyalist önderlerin en yılmaz yol arkadaşı, kaderdaşıdır.

54 yıllık Kürdistan özgürlük mücadelesi tarihimizin sonuçları Önderlik gerçeğini en iyi ortaya koyan süreçtir. Önderlik hakikati, Kürt ve dünya kamuoyunun ortaklaştığı hakikatlerdir. İmralı Ada Hapishanesi’nde son 2 yıla yakındır süren görüşmeler, Önderliğin açıklamaları ve geliştirdiği hamleler bölge ve ülke tarihine şimdiden damgasını vurmuştur. Başarıya ulaştığında Türkiye ve Kürtlerin yüzyılı olma payesini kazanması en doğal sonuçlardandır.

Bu sürecin başarısının en temel ve ilk adımı da Önderlik gerçeğini anlamaktır. Bu konuda en olmaz denilen kişi ve kurumların da kimilerine göre “beklenmedik” kimilerine göre “çok önemli” adımlar atması da Önder Apo gerçeğinin öneminin bilinmesinden kaynağını almaktadır. Hal böyleyken Kürtlerin, Kürt yurttaşların, öğrencilerin, kadınların, akademisyenlerin de bu gerçeği bilmesi, anlam vermesi, buna yönelik çaba sahibi olması sürecin başarıya gidebilmesi için temel bir gereklilik olmaktadır. Söz konusu politik bir zemin ve zamanda, apolitiklikler kimi zaman tolere edilebilir ancak kimi zaman tolere edilemeyecek düzeye taşınabilmektedir. Bundan dolayı da bilinç ve amaç faktörü her birey için, hele siyasi arena için en olmazlardandır.

Basit bir örnek vermek iyi olur. Halk röportajlarında bazen bir gencin, bir ananın sözü yansıyor ve diyor ki “Apo bizim canımızdır.” “Apo artık hapisten çıksın, onu yanımızda görmek istiyoruz.” Benzer ifadelere çokça rastlanır. Sanırsınız “Apo” derken okul arkadaşından bahsediyor. Halkımızın yüreğinde böyle bir Apo hakikati vardır. Canı, kanı bildiği, can yoldaşım dediği bir Apo gerçeği vardır ve halkımız bu gerçekle anı anına yaşamaktadır. Buna rağmen bir siyasetçinin konuşurken “Apo” demesi mümkün değildir. Yorum yapmaya bile gerek yok, böyle bir şey ne kabullenilir ne de doğru olur. Bu hem Apo hakikati hem de kişinin kendi siyasi kimliği açısından doğru görülmez. Zaten siyasetçiler de böyle konuşmamakta, süreçlerin karakterine göre bir hitap seçmektedir.

Önderlik 27 yıllık esaret koşullarında hazırladığı paradigmasıyla, kitaplarıyla, yarattığı fikirlerle Kürtleri soykırım çemberinden çıkarmanın fikrini, yöntemini ve kitabını hazırlamış, bir halkı yokluktan varlığa geçişinin kutsal satırlarını kaleme almıştır. Aynı zamanda Kürtler kadar bölge halkları ve dünya halkları için özgür toplum olarak yaşama seçeneğini ortaya koyarak vahşi kapitalizme rağmen bir umut yaratmıştır. Sosyalizmin en unutulduğu sanılan zamanda yeniden gündeme girmesi, en son bu yılki 1 Mayıs’ta yaşanan coşku bunlardan bazılarıdır. Önderliğin dünya ile ilişkisi tüm dünyalılardan daha fazladır ve bunun örnekleri de çoktur.

Tüm bunlara rağmen Önderliğin herhangi bir tutuklu olduğunu sanmak, bu yönlü yorumlar yapmak, en basitinden Türkiye’de siyaseti, Kürt’ü ve de Kürt sorununu bilmemek olur. Bunca mücadele değerimize rağmen bu tarz yaklaşımlar hem anlamayan bir yerde durmakla ilgilidir hem de kapitalist sistem içinde yer edinme arayışlarıdır. Önderliğin dört duvar arasında yeterli bilgilenmediğini düşünmek, öyle sanmak Türkiye siyasetinden ve Kürt gerçekliğinden uzaklığın ne düzeyde olduğunun önemli bir göstergesidir. Böyle cümleler kuranlara söylenecek çok şey var, ancak en önce şunu söylemek lazım: Lütfen ne söylediğinizi bilerek cümleler kurun, halkımız Önderlik hakikatine karşı gelişen bu bilmezlikleri asla tolere etmez. Böyle diyenlere şunu sormak lazım: Peki nasıl oluyor da bu kadar “keşke” denilen bilgilenmeler olmadan Kürt sorununun demokratik çözümü için çağ adımları atıyor, Türkiye tarihini, siyasetini kökünden sarsacak adımlar atıyor, attırıyor Önder Apo? Gerçekten ne söylenildiğinin farkında olmak gerekir. Ne söylediğini bilmemek normal vatandaş için de iyi bir durum değildir ama halkın temsilcisi olduğunu söyleyenler için bu çok daha hassastır, kabullenilmezdir, izah gerektirir. En karşı tarafta duranlar dahi bunu söylemezken bizim mahallede böyle söz söylemek büyük gaflettir.

Kuşkusuz Önderliğimizin de duyup bilmediği olaylar-durumlar vardır, ancak söz konusu Kürtlerse ve söz konusu toplum ise Önderliğimizin çözümlemelerini salt bilgilenmelerin yetersizliğinden yola çıkarak yorumlamak büyük yanılgı olur. Önder Apo kadar toplumu, tarihi ve Kürtleri bilen yoktur. Önderliğin dört duvar arasında olması metaforunu iyi düşünmek gerekir. Bu gereklilik ahlaki bir duruşun gereğidir. Zira Ortadoğu ahlakın en fazla insan olma ölçütü olduğu bir alandır. Bunun için “Zindan koşullarına rağmen onun yaptıkları karşısında ben ne yaptım, ne yapıyorum” sorusunu sormak bu ahlakiliğin ilk sorularından olabilir. Ayrıca zindanda olmak metafor olarak kapitalist modernitenin tüm yaşamı bir zindan hâline getirmesi açısından düşünüldüğünde de öz bakışla ele alınmayı ve sözün buna göre söylenmesini gerektiren bir olgudur.

Özcesi insanın kendi duvarlarına bakarak bu durumu düşünmesi gerekir. Kadınların en kalın duvarları erkeklerdir. Erkeğe bağlı yaşam dört duvar arası yaşamdan daha kölecedir. Yine benzer hegemonik sistem bağımlılıkları çoktur. Her adımda bireylerin çarptığı duvarlar birçok sanatsal üretime de konu olagelmektedir. Kendini “dışarda” sananlar, dışarda olup da dört yanı sarılmış olanlar, ulus devletin verdiği kimliklerin ötesinde tek bir unvanı olmayan-olamayanlar, halkın değerleri üzerinden yaşayıp da bunun farkında olmayanlar… Mevcut ulus devlet sistemi içinde, kapitalist modernitenin dibine kadar batmışken kendi duvarlarını görmemek derin bir problemdir ve hiçbir akademik unvan bu problemi ortadan kaldırmaya yetmez. Söz söylerken beyninizden, yüreğinizden, ahlakın derinliklerinden çıkmalı. Yoksa sizi alıp götürür. Siz sözü kurmazsınız o vakit, söz sizi kurar, alıp başka bir mahalleye konumlandırır ve sizi gören de bunu bilir, görür. Bu anlamda Apocu halkın bilincini, kimliğini, benliğini de önemsememenin en büyük eksiklik, kompleksli Kürt aydın yanılgısı olduğunu söylemek zor değil. Dahası dışarda olan kimse yoktur. Kapitalist modernite sistemi yaşamı üstü açık bir zindan içine almıştır. Bu gerçeği gözetmeden verilerden ve bilmelerden söz etmek de yeterli değildir. Hatta yanılgıları da kendisiyle birlikte sürükleme olasılığı barındırmaktadır.

Bir de kurum kimliğine malik olan bireylerin söz konusu kimliğin gereklerine göre hareket etmesi beklenir. Bu anlamda süreçte sessiz kalma, eylemsiz pasif kalma ya da isabetsiz yorumlarla “sürece katkı” sunma şeklindeki verimsiz ikilemli ağlara takılmak, apolitiklikten öte anlam ihtiva etmez. Politika bilimdir, bilmektir, anlamaktır. Türkiye ve Kürdistan gerçeğinde politik olma göze almadır, halkın kalp atışlarını duymadır, salt bulunduğu çevreyi değil milyonları hissedebilmek, anlayabilmektir. Kadınları, çocukları anlamak, ailede kadınların ve çocukların maruz kaldığı her tür cinsiyetçi uygulamaları bilmek ve bunlara karşı durmaktır. Dar aileci ve sığ particilerin yorumlarının gerisinde kalan yorumlara düşmemektir.

Eğer ülkede bilinen, 81 milyonun duyduğu, etkilendiği bir olaya dair tutum ortaya konulacaksa, bunun için söz söylenecekse, bunun kurumsal kimlik tarafından ortaya konulması, bireylerin de bu kurumsal kimliği temsil edecek mahiyette söz söylemesi beklenir. Doğru olan da budur. Tüm ülkeye mal olan olaylara dair kurumsal kimliğin ortaya koyduğu yorumlara taban tabana zıt yorumlar yapmak doğru olmadığı gibi “neden” sorusunu sordurtur.

Neden bunca zaman sonra bu “vicdan sızlaması”? Burada bir hakikat arayışı varsa, ki varsa çok anlamlıdır, neden bu arayış kurumsal kimliğe mal edilmiyor da bireysel açıklamalarla, uzun uzun yorumlarla ve popülist bir dille ortaya atılıyor? Sorular artırılabilir. Ancak toplamda amacı sorgulatan bir tarz ortaya çıkmışsa sözün doğruluğu, güvenilirliği de tartışmaya açılmış demektir. Ki söz artık sahibinin değildir, sahibi o sözündür.

Bir boyut da Kürt gerçeğinin pozitif tarihsel dayanakları kadar negatif tarihsel-güncel yansımaları, kültürel taşınmaları gözetilerek “neden” sorusunu sormaktır. Ülkemizde ailecilik, bölgecilik ile başlayan özünde dar grupçu, belki de mikro milliyetçi tutuma girmek kimseye kazandırmamaktadır. Kuşkusuz tarihsel toplum gerçeğinde kabile bir özsavunma kurumudur. On binlerce yıl öncesine dayanan bir direniş kültürü vardır. Ancak bugün kendini koruyamayan, dilini konuşamayan bir mirasın da varlığı inkâr edilmemelidir. Bugüne kadar gelen kimi özelliklerle birlikte ulus devlet karşısında kendi varlığının bilincinden uzaklaşan ve varlığın özünü yaşamak-yaşatmak ve savunmaktan öte yetersiz bir kimlik olduğu gerçeği vardır. Ortak ulusal değerlerin karşısına konulan dar bölgeci değerleri komünal yapılanmaya da katkı sunmaz. Sözünü ettiğimiz tam da budur. Ulus devletin kimliklerini alarak halkın desteğiyle bir üst kimlik sahibi olmak ve bu kimliklerin hepsini kullanarak söz konusu değerleri ortaya koymak mıdır yapılan? Değilse neden?

Hangi niyetle ve amaçla yapılırsa yapılsın, ortaya konulanların sonuçları hesaplanmak durumundadır. Politik konumun besmelesi bunu gerektirir. Kız çocuklarının ve kadınların aile içinde uğradığı şiddeti, istismarı, taciz ve tecavüzü anlamak, anlatmak ve ailenin kadını erkeğin mülkü hâline getiren yanını ortaya koyarak aşmak demokratik mücadelenin temel görevlerindendir. En fazla da bu alandaki kadınların görevidir. Kadın olmanın, kadın düşmanı sistem karşısında var olabilmenin gereğidir. Bunun yerine ailenin kutsallığını farklı sözlerle ya da hikâyeleştirerek ortaya koymak da kadın özgürlük mücadelesine ve geleceğin özgür toplumuna zarar verecektir. Bu da kabullenilmezdir.

Özce, kadın özgürlüğü ve Önderlik gerçeği Kürt halkının en büyük iki değeridir, en hassas yanıdır. Bu iki hakikate doğru yaklaşmamanın toplumsal-kurumsal ve siyasal sonuçları da öngörülmelidir. Demokratik siyaset alanının da örgütlü, planlı ve kolektif yönetim anlayışını, tarz ve yöntemini oturtma ihtiyacı vardır. Kurulmamış siyaset akademileri bundan dolayı da çok temel bir gerekliliktir.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

İçlerinden biri ‘Guantanamo’ya hoş geldin’ demişti

Sonraki Haber

Rojava’nın kadın gözü: Sînejin

Sonraki Haber

Rojava’nın kadın gözü: Sînejin

SON HABERLER

Gazeteci Öznur Değer ifade verdi

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Pirsûs davasında mahkemeye tepki göstermişlerdi: İki kişiye ceza

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

15 Mayıs etkinlikleri sürüyor: Ulu Cami önünde dengbêj divanı kuruldu

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Paris’te 5’inci Kürt Kültür Festivali düzenleniyor

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Yanlış eve polis baskını: 15 yaşındaki çocuğa işkence yapıldı

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Dirbêsiyê’de halk esir ve şehit cenazelerinin teslimi için yürüdü

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

‘Casusluk’ davasında ara karar: Tutukluluk devam edecek

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır