• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
14 Mayıs 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Kürdistan’daki özel savaş politikaları sahaya nasıl yansıyor?

14 Mayıs 2026 Perşembe - 09:08
Kategori: Güncel, Manşet

Hukukçular, sosyologlar ve siyasetçiler; Kürdistan’da uyuşturucudan yargıdaki cezasızlığa, fuhuş ağlarından ekolojik yıkıma kadar uzanan tüm bu tabloyu tek bir merkezden yönetilen, çok katmanlı bir ‘özel savaş’ olarak tanımlıyor

Kürdistan kentlerinde son yıllarda ivme kazanan uyuşturucu trafiği, fuhuş ağları, çeteleşme ve intihar vakaları; konunun uzmanları tarafından “bilinçli bir siyasal strateji” olarak tanımlanıyor. Uzmanlar, yargıdan sokağa, mahallelerden cezaevlerine kadar uzanan bu sarmalı, Kürt toplumunun hafızasını ve direniş geleneğini kırmaya dönük özel savaş politikaları kapsamında değerlendiriyor.

Bir süre önce “Özel Savaşa Karşı Kadın Buluşmaları” konulu Kürdistan kentlerinden atölyeler yapan Demokratik Bölgeler Partisi Kadın Meclisi, sahada kadınlara karşı yürütülen özel savaş politikalarını işledi. Birçok kentte kadınlarla bir araya gelen DBP Kadın Meclisi, Türk devletinin kontrolünde ilerleyen bu politikaların topluma yansımalarını değerlendirmişti.

Gelen sesler ve atölye notları

DBP Eş Genel Başkan Yardımcısı Narin Gezgör, “Özel Savaşa Karşı Kadın Buluşmaları” kapsamında Kürdistan’ın dört bir yanında binlerce kadınla gerçekleştirdikleri atölye çalışmalarının sonuçlarını aktardı. Narin Gezgör, özel savaşın; fuhuş, uyuşturucu, ajanlaştırma ve zorunlu göç gibi yöntemlerle yoksulluğu merkezine aldığını belirtti.

Narin Gezgör, atölyelerde öne çıkan en kritik başlıkları şöyle özetledi: “En çok göze çarpan başlık, ajanlaştırma zorbalığıydı. Genç kadınların üniversitelerde ve iş arama süreçlerinde maddi yoksunlukları üzerinden ajanlık dayatmasına maruz bırakılması, ses ve görüntü kayıtlarıyla şantaj yapılması, en yaygın yöntemler arasında yer alıyor. Ayrıca ekolojik ve kültürel yıkım da bir özel savaş politikası olarak uygulanıyor. Katılımcılar; HES’leri, güvenlik barajlarını ve orman yangınlarını sadece doğa katliamı olarak değil, bölgeyi insansız, hafızasız ve üretimden kopuk bırakma politikası olarak görüyor.”

‘Ekonomik bağımsızlık temel sorun’

İpek Er ve Gülistan Doku gibi isimlerin toplumun hafızasında birer özel savaş simgesi haline geldiğini vurgulayan Narin Gezgör, “Kadınlar, bu politikalara karşı örgütlü mücadeleyi tek çıkar yol olarak gördüklerini söylüyor. Yine ekonomik bağımsızlık sorunu da kadınların en başat gündemi olarak önümüzde duruyor. Kadın kooperatifleri ve kolektif iş girişimleriyle, kadınların yoksulluk üzerinden sisteme muhtaç bırakılmasının engellenmesi, gelen öneriler arasındaydı” diye konuştu.

‘Farkındalık içeren yayınlar yapılmalı’

Sanal medya üzerinden kurulan sahte “duygusal” ilişkilere ve ajanlık tuzaklarına karşı genç kadınları uyaracak planlı içeriklerin üretilmesi gerektiğini savunan Narin Gezgör, “Bu platformlar, kadın hareketinin görünürlüğünü artırırken, kadınların yaşadığı sorunları daha geniş bir kitleye duyurur. Farkındalık içeren yayınlar yapılmalı. Toplumsal cinsiyet eşitliği ve özel savaş politikalarına ilişkin atölyeler, yalnızca kadınlarla değil, tüm toplumun katılımıyla sağlanabilir. Atölyelerin, özgün ve karma olmak üzere her yaştan insana hitap edecek şekilde yaygınlaştırılması önemlidir” ifadelerini kullandı.

Üniformalı şiddet ve yargı zırhı

Avukat Gulan Çağın Kaleli de Kürdistan’daki üniformalı şiddetini tarif ederken güncel krizlerin ötesine geçilmesi gerektiğini vurguladı. Gulan Çağın’a göre bu şiddet; Ermeni Soykırımı’ndan Dersim Katliamı’na, 90’lı yılların karanlığından 2016 sokağa çıkma yasaklarına kadar uzanan tarihsel bir sürekliliğin parçası.

Kadın bedeninin sistem tarafından bir savaş alanı olarak görüldüğünü ifade eden Gulan Çağın Kaleli, şunları söyledi:

“Özel savaşın en stratejik hedeflerinden biri kadın bedenidir. Kadın bedeni üzerinden kurulan tahakküm, bir halkın onuruna, aidiyetine ve toplumsallığına yöneltilmiş bir mesajdır. Erkek egemen devlet aklı; namus, sahiplik ve denetim kavramlarını kullanarak kadınları hedef alırken, aslında toplumun tamamını ‘disipline’ etmeyi amaçlıyor. Savaş dönemlerinde cinsiyetçilik sadece yeniden üretilmez, politik bir araç olarak da derinleştirilir.”

Yargıdaki ‘milli savunma’ refleksi ve cezasızlık

Yargının bu politikalardaki rolünü “cezasızlık aparatlığı” olarak tanımlayan Gulan Çağın Kaleli, üniformalı faillerin mahkemelerde nasıl korunduğunu çarpıcı detaylarla anlattı:

“Kolluk görevlilerinin savunma ücretlerinin Milli Savunma ve İçişleri Bakanlığı tarafından karşılanması, devletin failin yanında durduğunun yasal güvencesidir. 2016 sonrası çıkarılan KHK’lar, kolluk güçlerine fiili bir dokunulmazlık alanı yarattı. Sanık uzman çavuş veya polislerin “vatanına bağlılık”, “başarılı operasyonlar” gibi duygusal ve milliyetçi savunmalarının mahkeme heyetleri tarafından indirim sebebi sayılması, adaletin önündeki en büyük engeldir.”

Mağdur kadınların, yargılama sürecinde sanıkların nüfuzu karşısında ikinci kez şiddete maruz kaldığını belirten Gulan Kaleli, yargının; hakikati ortaya çıkarmak yerine, faillerin söylemlerini meşrulaştıran bir zemine dönüştüğünü vurguladı.

Rakamlarla toplumsal kırılma

Saha Araştırmaları Merkezi’nden (SAMER) Serhat Temel ise, Kürt kentlerindeki uyuşturucu oranının Türkiye ortalamasının dört katı olduğunu aktardı.

Temel, Kürt kentlerindeki uyuşturucu, kumar ve intihar verilerinin; Türkiye ortalamasıyla kıyaslandığında ortaya çıkan uçuruma dikkat çekti. Temel’e göre son on yılda normsuzluk, bilinçli bir biçimde norma dönüştürüldü.

İntihar ve bağımlılık kıskacını analiz etmek için TÜİK verilerine baktıklarını söyleyen Temel, toplumsal deformasyonun boyutlarını şu rakamlarla ortaya koydu: “İntihar vakalarında, 2000-2023 yılları arasında en yüksek oransal artış Sêrt, Şirnex, Colemêrg ve Mêrdîn’de yaşandı. En trajik veri ise yaş dağılımında; 15-19 yaş grubu intiharların merkezinde yer alırken, 15 yaş altı çocuk intiharlarında ise Amed ve Wan zirvede.”

‘Asayiş güçleri göz yumuyor’

Türkiye’de resmi uyuşturucu kullanım oranının yüzde 3,1 olduğunu belirten Temel, şunlara dikkat çekti: “Bağımsız saha çalışmaları, Kürdistan kentlerinde bu oranın yüzde 7 ile yüzde 11,6 arasında (ortalama 2-4 kat fazla) olduğunu gösteriyor. Bazı ilçelerde ise çevresinde uyuşturucu kullanan olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 48’e kadar çıkıyor.

Tabii tüm bunları çeşitli gerekçelere bağlayan kullanıcılar da var. 35 yaş altı gençler; işsizlik ve ekonomik kriz nedeniyle büyük bir boşluğa düştüklerini, bu durumun onları bağımlılık sarmalına ittiğini belirtiyor. Sokaktaki temel iddianın ise asayiş güçlerinin uyuşturucu trafiğine ‘göz yumduğu’ yönünde olduğunu söyleyebiliriz. Siyaset yapıcıların ve demokratik kurumların, sağlıklı bir alana kanalize edilemeyen gençlik enerjisine karşı acil refleks geliştirmesi gerekiyor.”

‘Çürüme değiş, sistematik tahribat’

Toplum Bilimci Mustafa Altıntop da toplumda yaşayan bu durumun “çürüme” olarak değil, “sistematik tahribat” olarak tanımlanması gerektiğini söyledi. Altıntop, bu durumun 15 Temmuz sonrası KHK’lar, kayyımlar ve akademinin tasfiyesiyle başlayan baskı dalgasının bir sonucu olduğunu belirterek, “Özellikle gençler arasında popülerleşen çetecilik faaliyetlerini mafyatik grupların ve şatafat illüzyonu olarak kavramlaştırmak lazım. Mafyatik gruplar, gelecek kaygısı yaşayan gençlere “şatafatlı hayat” illüzyonu sunarak onları toplumsal bağlarından koparıyor. Gençler bu çetelere katılmak için suç işlemeye elverişli hale getiriliyor” ifadelerini kullandı.

‘Toplumu konsolide etmek gerekiyor’

Maruz kalınan yoğun baskı ve afetlerdeki (deprem, pandemi) ihmallerin de halkta bir öfke biriktirdiğine dikkat çeken Altıntop, şunları belirtti: “Bu öfkenin de birbirimize karşı tahammülsüzlük olarak tezahür ettiğini görüyoruz. Genel olarak toplumdaki bu tahribatın çözümü için, Amedspor’un başarısı gibi halkı konsolide eden ve kenetlenme yaratan örneklerin önemine bakmak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü zor zamanlar güçlü insanlar yaratır. Tüm bunlara rağmen toplum, liyakat esasına göre çalışan yapılarda ısrarcı olmalıdır.”

Kürdistan’daki özel savaş politikaları kapsamında hazırladığımız sekiz dizilik dosyamızın son bölümünde görüş bildiren hukukçular, sosyologlar ve siyasetçiler; Kürdistan’da uyuşturucudan yargıdaki cezasızlığa, fuhuş ağlarından ekolojik yıkıma kadar uzanan tüm bu tabloyu tek bir merkezden yönetilen, çok katmanlı bir “özel savaş” olarak tanımlıyor.

Bu karanlık dizaynın karşısındaki en büyük direnç odağı ise mahalle mahalle, sokak sokak örülen toplumsal örgütlülük ve kadın mücadelesi olarak öne çıkıyor.

Haber: Rüstem Sincer / ANF

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Baas rejimi döneminde Kürtçe: Yaşamın her alanında yasaklandı

Sonraki Haber

Kirmancki’ye soluk oluyorlar: Geçmişin hafızasını klamlarla koruyoruz

Sonraki Haber

Kirmancki’ye soluk oluyorlar: Geçmişin hafızasını klamlarla koruyoruz

SON HABERLER

Gazetemiz çalışanı Reyhan Hacıoğlu’na 4 yıl 2 ay ceza

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mayıs 2026

PAJK: Önder Apo’nun konumu ve statüsü yasallaşmalı

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mayıs 2026

Gever’de 2 yıl süren kaldırım sorunu

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mayıs 2026

‘Barış İçin Sende Bir Adım At’ yürüyüşlerine katılım çağrısı

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mayıs 2026

Arhavi’de maden ve HES’e tepki: Endemik bitkiler yok ediliyor

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mayıs 2026

KNK’den Kürt Dil Bayramı mesajı: Yasaklar kaldırılsın, Kürtçe korunup güçlensin

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mayıs 2026

Tepebaşı Belediyesi’ne ‘yolsuzluk’ operasyonu: 20 gözaltı

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır