• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
14 Mayıs 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Manşet

Baas rejimi döneminde Kürtçe: Yaşamın her alanında yasaklandı

14 Mayıs 2026 Perşembe - 08:53
Kategori: Manşet, Ortadoğu

Baas rejimi, 49 yıl boyunca Kürtçeyi yaşamın her alanında yasakladı. Kürtçe konuşan, yazan, üreten ve öğreten herkesi işkenceden geçirdi, tutukladı ve sürgüne gönderdi. Rejim, bir halkın kültürel ve tarihsel hafızasını ortadan kaldırmayı hedefledi

Rojava halkı, “Bê ziman jiyan nabe”, “Bila Kurdî bibe xwedî statu”, “Bijî Zimanê Kurdî”, “Zimanê me nasnameya me ye”, “Ziman xeta sor e, yên ku wê binpê bikin rewatiya xwe ji dest dide” ve “Her peyvek kurdî çîrokek e” yazılı pankartlarla günlerdir sokaklarda eylem düzenliyor.

Dêrik’ten Hesekê, Qamişlo, Kobanê, Tirbespiyê, Girkê Legê ve Amûdê’ye kadar birçok kentte Kürtçenin statüsünün tanınması için sokaklara çıkan Kürtler, aslında hem Baas rejimi hem Suriye Geçici Hükümeti hem de Türkiye’nin kimliksizleştirme politikalarına karşı mücadeleden vazgeçmediklerinin mesajını veriyor.

Baas rejiminin 1970’lerden Rojava Devrimi’ne kadar Kürtçe üzerindeki sistematik baskılarına, Türkiye’nin 2018-2019 yıllarında Efrîn, Serêkaniyê ve Girê Spî’yi Türkleştirme planlarına ve Suriye Geçici Hükümetinin Kürtçeyi yeni yapılacak anayasada güvenceye almamak için ter türlü kirli yönteme başvurmasına tanıklık eden Kürt halkı, son iki haftadır meydanlarda Kürtçenin kırmızı çizgileri olduğunu haykırıyor.

Biz de 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı vesileyle, Rojava ve Suriye’deki Kürtlerin dilleri için gördükleri sistematik baskıyı ve devrimle birlikte Kürtçenin nasıl yeniden filizlendiğini üç bölümlük dosyamızda ele alacağız.

49 yıllık kimliksizleştirme politikaları

Suriye’de 8 Mart 1963 tarihinde gerçekleştirilen askeri darbe ile iktidara gelen Baas rejimi, 2012’deki Rojava Devrimi sürecine kadar 49 yıl boyunca Kürt halkına karşı planlı bir kimliksizleştirme, toprak gaspı ve kültürel soykırım politikası yürüttü. Kürtlerin varlığını, dilini, kültürünü ve ekonomisini hedef alan bu saldırılar sıradan hak ihlalleri değildi; aksine, bir dil üzerinden bir halkın kolektif hafızasını yok etmeyi amaçlıyordu.

Rejim için “önemli ve gerçek” olan tek bir ideoloji vardı: Arap milliyetçiliği. Arap milliyetçiliğini tek ideoloji haline getirerek Kürtleri “yabancı” ilan etti, dilini yasakladı ve demografik mühendislikle coğrafyalarını parçaladı. Bunu da “Arap Kemeri” projesiyle pratikte uyguladı.

Plan, 1965 yılında tasarlandı, 1973’te fiilen başlatıldı ve 24 Haziran 1974’te Baas Bölge Komutanlığı’nın 521 sayılı kararıyla resmileşti. Hesekê bölgesinde, Suriye-Türkiye boyunca tahmini 350 kilometre uzunluğunda ve 10-15 kilometre derinliğinde bir şerit oluşturuldu. Bu şerit, Irak sınırından Dêrik’e ve Serêkaniyê’ye kadar uzanıyordu. Amaç, Rojava’yı Bakur ve Başûr’dan koparmak ve etkileşimi zayıflatmaktı. Tarım arazileri, petrol kaynakları ve su kaynaklarını sömürmek de bu planın bir parçasıydı.

140 bin Kürt sürgün edildi, 300’ü aşkın köyün tarım arazilerine el konuldu. Dahası, Reqa ve Halep’ten getirilen binlerce Arap Kürt köylerine yerleştirildi. Özellikle sosyo-ekonomik yıkım ağır ve kalıcı oldu. Kürtlerin en verimli tarım toprakları, petrol yataklarının önemli bölümü ve su kaynakları gasp edilerek halk yoksullaştırıldı.

Ekonomik eşitsizlik, işsizlik ve yoksulluğa neden olurken, söz konusu demografik değişim sosyal dokuyu parçaladı. Toprakların iadesi hâlâ Rojava halkının en temel taleplerinden biri.

Kürtçe her alanda yasaktı

Kürtlere yaşatılanlar etnik ve kültürel bir soykırımın da işaretiydi. Baas rejimi, sahada uyguladığı baskıları özellikle Kürtçe üzerinde yoğunlaştırdı. Kürtçeye yönelik baskılar toplumsal hayatın her alanında etkisini gösterdi. Eğitimde, resmi kurumlarda, medyada ve kamusal alanda Kürtçe tamamen yasaktı. Okullardaki Kürt çocukları ana dillerinde eğitim göremiyor, konuşamıyor, tarihlerini ve kültürlerini öğrenemiyordu. Kürtçe isim vermek, köy ve kasaba adlarını kullanmak, düğünlerde şarkı söylemek bile ciddi tehlikelere neden oluyordu. Her söz, her kelime adeta insan hayatını tehdit eder hale gelmişti.

Resmi dairelerde, hastanelerde, pazarlarda ve iş yerlerinde Kürtçe yoktu.

Tam bir hafızasızlaştırma hali

Kültürel alanda da tam bir hafızasızlaştırma hali vardı.  Kitap basmak, gazete çıkarmak, tiyatro oynamak yasaktı; radyo ve televizyonlarda Kürtçeye dair tek bir kelime duyulmuyordu. Kürtçe şarkı söyleyen, yazan, üreten ve öğreten her kişi rejimin temel hedefiydi. Rejim adeta Kürtçe konuşanların avına çıkmıştı.

Bugün hepimizin şarkılarını hâlâ ezbere bildiği, sesi kulaklarımızda çınlayan ve birbirinden değerli onlarca esere imza atan Mihemed Şêxo da Kürtçe şarkı söylediği için hedef alınan Kürtler’dendi. Defalarca gözaltına alındı ve işkence gördü. 1969’da Lübnan’a sürgün edildi, ardından Irak’a, oradan da İran’a geçti. Suriye’ye her döndüğünde tutuklandı.

Ay Gewrê, “Ay Lê Gulê”, “Nesrîn”, “Eman Dilo”, “Şêrînê Nû Gîhaye”, “Heps û Zîndan”, “Min Bihîstî” gibi birçok eserle Kürtlerin sesini ve direnişini dile getiren Şêxo, Baas rejiminin Kürtçe müzik yaptığı için hedef aldığı sembol isimlerinden biri oldu.

Şêxo’un yanı sıra çok sayıda aydın, yazar ve gazeteci de aynı baskılarla karşı karşıya kaldı. Şair ve yazar Cegerxwîn, yazdığı Kürtçe şiirlerle Kürt kimliğini anlatması ve siyasi duruşu nedeniyle baskı gördü. Osman Sebrî ve Nûredîn Zaza da Kürt dili ve edebiyatı çalışmalarından dolayı defalarca tutuklanan aydınlar arasında yer aldı.

Kürtçeden vazgeçmeyenler da vardı

Kürtçe yazan, kültürel hakları savunan entelektüeller ya hapsedildi ya sürgün edildi ya da susturuldu. Kürtçe eserlere el konuldu, matbaalar kapatıldı. Ancak bu yasaklar karşısında üretim de durmuyordu.

Örneğin 1985 yılında Halep’te kurulan ve Kürtçe devrimci sanata öncülük eden Koma Agirî, tiyatrodan koro ve halay ekiplerine kadar 500’e yakın kişiyle işkence, gözaltı ve tutuklamalara rağmen Kürtçe şarkı söylemekten bir an olsun vazgeçmedi. Bir yandan devrimci sanat üretirken, diğer yandan Kürtçenin yaygınlaşmasına katkıda bulunan grup, gizlice Kürtçe eğitim verdi. Halep’in yanı sıra Şam, Efrîn, Lübnan, Reqa ve Kobanî’de de sahneye çıktı.

Baas rejimi, Şîlan Kobanî, Ednan Sîmo, Bavê Cengî ve Celal Mûskê’nin de aralarında olduğu grup üyelerini gözaltına aldı, ağır işkencelerden geçirdi ve tutukladı. Ancak sanatçılar bir adım geri adım atmadı; her Newroz’da ve etkinliklerde halkla buluştu.

İş yerleri, düğünler ve taziyeler de gözaltındaydı

Kültürel alanda baskılar sürdüren rejim, hayatın her alanına müdahale etmişti. Kürt köyleri ve şehirlerinin isimleri yasaklandı, tabelalardan söküldü. Üretim ve ticaret Arapça üzerinden yürütülmek zorundaydı. Sağlıkta Kürtçe konuşan hastalar ya anlaşılmıyor ya da aşağılanıyordu. Düğünler ve cenazeler bile sürekli gözetim altında yapılıyordu. Yani kamusal alanda Kürtçe üzerindeki baskı daha da yoğundu.

Öte yandan, kamu hayatında ve resmi kurumlarda Kürtçe konuşmak veya yazışmak yasaktı. 1980’lerde Hesekê Valiliği’nin kararıyla kamusal alanda Kürtçe konuşmak yasaklandı; bu yasak düğün ve kutlamaları da kapsadı. Düğünler ve cenazeler de fiilen gözaltındaydı.

Yine, söz konusu Arap Kemeri projesi kapsamında 1962 yılında Kürtlerin bir kısmı “ecnebi” (yabancı) olarak kaydedildi, bir kısmı ise nüfus kütüğüne hiç kaydedilmeyerek “Mektum” (gizli/kayıtsız) statüsüne alındı.

Varlığı ve kimliği inkardı

Rejim, her ne kadar bu politikaları “ulusal birlik” ve “Araplaşma” gerekçesiyle savunsa da Kürtçe üzerindeki yasaklar yalnızca dilsel bir kısıtlama değildi. Kürt halkının varlığını ve kimliğini inkar politikasının temel aracıydı. Baas rejiminin 49 yıl boyunca uyguladığı baskılar tam da bu amaca hizmet etti.

Ancak bugün Rojava’da meydanlarda “Zimanê me nasnameya me ye” diye haykıran Kürt halkı, 2012 yılında Rojava Devrimi’nin başlamasıyla Kürtçe için tarihi yeniden yazdı.

Haber: Gurbet Sarya / ANF

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Ortadoğu’da ‘gizli’ diplomasi krizi: İran’dan tehdit

Sonraki Haber

Kürdistan’daki özel savaş politikaları sahaya nasıl yansıyor?

Sonraki Haber

Kürdistan’daki özel savaş politikaları sahaya nasıl yansıyor?

SON HABERLER

JES’ler Ege’den Kürdistan’a tüm ülkeyi talan ediyor

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mayıs 2026

Evli olduğu erkeğin şiddetine maruz kaldı: Kadın örgütlerine dayanışma çağrısı

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mayıs 2026

Kirmancki’ye soluk oluyorlar: Geçmişin hafızasını klamlarla koruyoruz

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mayıs 2026

Kürdistan’daki özel savaş politikaları sahaya nasıl yansıyor?

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mayıs 2026

Baas rejimi döneminde Kürtçe: Yaşamın her alanında yasaklandı

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mayıs 2026

Ortadoğu’da ‘gizli’ diplomasi krizi: İran’dan tehdit

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mayıs 2026

‘Dil varlığın evidir’

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır