PKK’nin silah yakma törenine katılan Cizîr TSO Başkanı Ömer Faruk Yıldırım, ‘Habur Sınır Kapısı’ndan sonra bizim amacımız Derîk’ten bir sınır kapısının açılması. Şehrimizden Rojava bölgesinde bir sınır kapısı açılması gerek. Acilen hiçbir bahanenin arkasına sığınmadan Nusaybin Sınır Kapısı’nın açılmasını istiyoruz’ dedi
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihinde yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısının üzerinden bir yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen Meclis’teki hukuki düzenlemeler konusundaki sessizlik sürüyor.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısının ardından Federe Kürdistan Bölgesi’nin Silemanî kentinin kırsalındaki Casena Mağarası yakınlarında KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bese Hozat öncülüğündeki 30 kişilik grup gerçekleşen silah yakma törene katılan Cizîr Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ömer Faruk Yıldırım, aradan geçen zamanda yaşananları, Silopiya ve Nisêbîn sınır kapılarının durumu ile Cizîr’de yaşanan ekonomik duruma dair değerlendirmelerde bulundu.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin başarıya ulaşmasından sermayenin de olumlu etkileneceğini belirten Ömer Faruk Yıldırım, “Onlarca yıldır acı eken bir şehrin evladı olarak bu barış sürecinin başarıya ulaşması, tabii ki çok anlamlı. Ama ticaret odasının başkanı ve bir tüccar olarak barış ve kardeşlik projesinin hayata geçirilmesi demek; sermayenin güvenli limanlara tekrar geri gelmesi demektir. Bu acıların bir daha yaşanmaması demek. Bu Türkiye Cumhuriyeti devletinin artık önceliklerinin de güvenlikten ticarete doğru kaymış olması demek olacak. Ülkenin gerek dış, gerekse iç politikası artık savaşla meşgul olmayacak. Ticaretle meşgul olacak. Bu ülkenin hem dış ticaretine, iç ticaretine olan etki de ülkenin sanayisine, istihdamına katkı olacak. Ama atılan adımları yavaş bulduğumuzu özellikle söylemek istiyorum” diye belirtti.
‘Kanuni ve zaruri adımların atılmasını bekliyoruz’
Silahlı mücadeleyi sonlandırma kararı veren PKK tarafından atılması gereken bütün adımların atıldığını hatırlatan Ömer Faruk Yıldırım, “Örgüt tarafından atılması gereken bütün adımlar atıldı. Silahlar yakıldı. Biz o silahların yakılmasına da şahitlik ettik. O tarihi ana şahitlik ettik, ondan sonraki fesih sürecine de tanıklık ettik. Artık hukuk sistemi içerisinde Anayasal bütün gereksinimlerin yerine getirilmesi ve insanlarımızın artık böyle bir şeyle meşgul olmaması için gerekli bütün kanuni ve zaruri adımların atılmasını bekliyoruz. Bu sürecin başarıya ulaşması demek aslında Türkiye’nin tamamının ekonomisinin, istihdamının ve refah seviyesinin artması demektir. Dolayısıyla aslında bizi ilgilendirdiği kadar Çorum’u da ilgilendiriyor. Bizi ilgilendirdiği kadar Bursa’yı da ilgilendiriyor. Bizi ilgilendirdiği kadar İstanbul’u da ilgilendiriyor. Edirne’yi de ilgilendiriyor” ifadelerini kullandı.
‘Barışın gerçekleşmesi; Çorumlu, Edirneli kardeşimizin de refahı demek’
Sivil Toplum Örgütleri’nin (STÖ) süreçteki rolüne değinen Ömer Faruk Yıldırım, ticaret ve sanayi odalarının sürecin başarıya ulaşması için daha gayret içinde olması gerektiğini söyledi. Süreçte barış dilinin önemine vurgu yapan Ömer Faruk Yıldırım, “Barışı, barış diliyle istersek o zaman barış gerçekleşecek. Barışın gerçekleşmesi demek; bizlerin refahı kadar bir Çorumlu, Edirneli kardeşimizin de refahı demek. Sürecin başarıya ulaşması ülke iktisadı açısından çok önemlidir. Herkesin bu süreci sonuna kadar desteklemesi, sahiplenmesi gerek. Bu sahiplenmenin oluşturacağı cesaretle ancak bu süreç başarıya ulaşacak” dedi.
‘Nisêbîn-Qamişlo Sınır Kapısı’nın açılmasını bekliyoruz’
Mêrdîn’in Nisêbîn ilçesi ile Rojava’nın Qamişlo kenti arasından yer alan ve 14 yıldır kapalı olan sınır kapısının ekonomiye etkilerine dikkati çeken Ömer Faruk Yıldırım, “Habur Sınır Kapısı’ndan sonra bizim amacımız Derîk’ten bir sınır kapısının açılması. Şehrimizden Rojava bölgesinde bir sınır kapısı açılması gerek. Acilen hiçbir bahanenin arkasına sığınmadan Nusaybin Sınır Kapısı’nın açılmasını istiyoruz. Nusaybin Sınır Kapısı’nın açılması demek aslında hem Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile hem de Irak’la olan ticaretimizde en küçükten büyüğe olan sorunlarda bir lokomotif görevi görecek. Nusaybin Sınır Kapısı’nın açılmaması için hiçbir bahanenin olmaması gerektiğine inanıyoruz. Oradaki kardeşlerimize, oradaki soydaşlarımıza açılan bir kapının diğer şu anda halihazırda Suriye ile Türkiye arasında açık olan sınır kapısından hiçbir farkı yok. Artık bahanelerin arkasına sığınılıp o kapının kapalı bırakılmasını kabul edilemez” diye belirtti.
‘İstihdamın ve diğer döngülerin tamamıyla zora sokulması anlamını taşıyor’
Silopiya’da bulunan Habur Sınır Kapısı’nın önemine değinen Ömer Faruk Yıldırım, “Sadece Cizre’yi veyahut da Botan bölgesi ile alakalı bir kapı değil. Meksika-Amerika arasında yer alan El Paso Sınır Kapısı’ndan sonra en yüksek işlem hacmine sahip kara hudut sınır kapısı. Bu kapıda çalışan şoförlerimizin zor durumda kalması, ülke ihracatımızın zora girmesi demektir. Şoförlerle ilgili oluşacak bir maliyet artışı, nakliyeci esnafımızın da maliyetlerinin yükselmesi anlamını taşıyor. Bu da kiraların yükselmesi anlamını taşımaktadır. Kiraların yükselmesi demek ihracatçımızın bölge ülkelerine rekabet ettikleri ülkelere rekabet güçlerinin zayıflaması demek. İhracatta oluşacak bir maliyet artışı, otomatik olarak ihraç ettiğimiz ürünlerinde zamlanması demektir. Bu da arz-talep dengesini eksi yönde etkileyeceğinden dolayı ihracata olan talebin azalmasına neden olacak. İhracata olan talebin azalması Türkiye’de istihdamın ve diğer döngülerin tamamıyla zora sokulması anlamını taşıyor. Bir domino etkisi yaratıyor” ifadelerini kullandı.
‘Cari açığı hatırı sayılır bir şekilde etkiliyor’
İpek Yolu’nun Şirnex kent sınırında kalan kısmında belirgin yapı bozukluğu sorunu olduğunu belirten Ömer Faruk Yıldırım, “Bu sorun onlarca yıldır var. Sürekli dile getiriyoruz; her ne hikmetse sadece Şırnak il sınırlarına girdiğinizde İpek Yolu’nda sorunlar var. Bu sorunlar aslında bir maliyet artışı demektir. Çünkü orada yaklaşık 28 bin araç sürekli hareket halinde. Günde 4 bin aracın hareket halinde olduğu bir yolun bozuk olması, çukurlu olması araçlara çok büyük bir zarar veriyor. Bu araçlara verilen zarar, araçların servise gitmesi demek. Servisteki parçaların tamamının ithalat kapsamında yurda girdiğini düşündüğümüzde ülkemizdeki cari açığı hatırı sayılır bir şekilde etkilediğini de belirtmek gerek” dedi.
Esnaf ve sanayide karşı karşıya kalınan sorunlara dikkat çeken Ömer Faruk Yıldırım, şöyle devam etti:
“Faiz oranlarının bu kadar yüksek olması hem esnafımızı hem tüccarımızı çok büyük zorluklarla karşı karşıya bırakmakta. Finansmana erişimle ilgili sorunlarımız sadece bankaların uyguladığı yüksek faiz değil, ipotek sorunu. Bankalara vermemiz gereken ipotekleri bankaların değerlendirmesi veyahut da bankaların buradaki ekspert firmalarının uyguladığı politika bizi çok etkiliyor. Çünkü milyonluk arazilerimiz veyahut da gayrimenkullerimiz söz konusu ekspert firmaları tarafından çok basit rakamlarla fiyatlandırılmakta. Bankalarda lisanslı ekspert firmalarının rakamlarını ve gözettikleri rakamları dikkate alıyor. Faizin yüksekliğinden ziyade finansmana erişimdeki en büyük engellerimizden bir tanesi de gayrimenkullerimizin değerinde değerlendirilmemesi.
‘Sanayi Mektebi ile ilgili çalışmalara başlıyoruz’
Gençler işsizlikten dolayı Cizîr’den göç ediyor. Gençlerimizi Habur Sınır Kapısı gibi büyük bir tehlike arz eden bir çukurun içine kendi ellerimizde ittik. Biz bunun farkında olduğumuz için Cizre Ticaret ve Sanayi Odası olarak Cizre’de bir Sanayi Mektebi kuruluşuyla ilgili son iki yıldır bir çalışma içindeyiz. Amacımız ara eleman dediğimiz ama bizim bunu ana eleman olarak nitelendirdiğimiz bir eleman yetiştirmek. Bununla ilgili sanayi mektebimizde çalışmalara başlıyoruz. Haziran ayı gibi ilk öğrencilerimizde almış olacağız. Gençlerimizin vasıflı eleman sıfatını alması için uğraşıyoruz ve uğraşmaya devam edeceğiz. Sanayi mektebimizin en önemli gayreti de bu olacak. Haziran ayı içerisinde halkımıza, gençlerimize kapılarımızı açmış olacağız. İlk etapta dört branşta seçeceğimiz öğrencilerimizi orada yetiştirmeye başlayacağız. Tamamıyla ücretsiz ve gençlerimizin beceri, bilgi ve birikimlerini doğru yönde kanalize ederek onları hem sanayi kuruluşlarımızla hem de iş insanlarımızla entegre etmeye çalışacağız.”
Haber: Emrullah Acar \ MA









