Siyaset bilimci Arzu Yılmaz, Türkiye’deki sürecin özellikle Suriye ve İran eksenindeki gelişmelerle şekillendiğini belirterek, ‘Ankara, Kürtlerle stratejik bir ittifak yerine bölgesel konjonktüre göre hareket ediyor’ dedi
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nın ardından PKK’nin düzenlediği kongreyle fesih kararını açıklamasının üzerinden bir yıldan fazla zaman geçti. Aradan geçen sürede, bölgesel anlamda hem İran hem de Suriye’deki gelişmelerin başlayan süreci etkilediğini belirten siyaset bilimci Arzu Yılmaz, bu süreçte neden somut adımların atılmadığını ve AKP’nin sessizliğini değerlendirdi.
Yaşanan süreçte AKP’nin zamana yayma politikasının devam edeceğini öngördüğünü ifade eden Arzu Yılmaz, “İktidarın temel önceliği, siyasi konumunu korumak” dedi.
Rojava ve Suriye
Sürecin özellikle Suriye sahasındaki gelişmeler üzerinden şekillendiğini belirten Arzu Yılmaz, “Bunun en önemli örneği, Suriye sahasında yaşanan değişim oldu. Rojava yönetimi artık yalnızca Fırat’ın doğusunda ya da sadece Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerde özerk bir yapı olarak değil; kendi kurumlarını kısmen koruyarak Şam’a entegre edilen bir modele doğru evirildi” ifadelerini kullandı.
‘Türkiye açısından kazanım’
Bu durumun Türkiye açısından önemli bir kazanım olarak görüldüğüne dikkat çeken Arzu Yılmaz, şöyle devam etti: “Eğer bu süreci bir ‘ittifak’ çerçevesinde değerlendirecek olursak, Türkiye açısından burada önemli bir kazanım ortaya çıktı. Çünkü Türkiye yalnızca Şam’daki geçici yönetimle ilişki kurmakla kalmadı; aynı zamanda Rojava’da bir ateşkes sağlanması ve yönetimin Ankara’nın tercih ettiği biçimde entegrasyon sürecine girmesi de Türkiye açısından olumlu bir sonuç olarak görüldü. Sürecin bir diğer test alanının İran olacağını zaten başından beri biliyorduk. Hatta bu, sürecin başlamasının temel gerekçelerinden biriydi. Ancak İran sahasında henüz sonuçları değerlendirebilecek bir noktada değiliz.”
Ancak Suriye örneği üzerinden konuşulduğunda Türkiye’nin Kürtlerle ittifakı stratejik bir öncelik olarak görmediğinin ortaya çıktığını belirten Arzu Yılmaz, “Her ne kadar süreç başlarken ‘Kürtlerle ittifak’ söylemi öne çıkarılmış olsa da Türkiye’nin bunu stratejik bir öncelik olarak görmediği anlaşılıyor. Dahası, Kürtlerin kazanımlarının hedef alındığı ya da Kürtlere yönelik saldırıların yaşandığı durumlarda da Türkiye’nin ittifakın gerektirdiği biçimde Kürtlerin yanında durmadığını gördük” dedi.
‘Başûr’da yaşananlar fikir veriyor’
Güney Kürdistan ve İran Kürtleri üzerinden yaşanan gelişmelerin de dikkat çekici olduğunu belirten Arzu Yılmaz, şunları söyledi: “Henüz İran sahasında sonuçları net biçimde göremesek de Başûr, yani Irak Kürdistanı ölçeğinde yaşananlar bize Rojhilat’taki muhtemel tablo hakkında fikir veriyor. Şunu kastediyorum: İran Kürt partileri ve Irak Kürdistan yönetimi ciddi baskı ve saldırılar altındayken Türkiye, İsrail’le herhangi bir ittifak kurulmasına karşı oldukça sert uyarılar yaptı. Ancak aynı dönemde İran’ın saldırıları karşısında Kürtlerin ne yapacağı sorusuna, ittifakın ruhuna uygun şekilde Kürtlerin yanında duran bir tutum sergilemedi.
‘AKP sessiz’
Aynı şekilde Türkiye, Kürtlere yönelik saldırılar karşısında da doğrudan çatışmanın tarafı olmasa bile Kürtlerin yanında duran bir pozisyon almadı. Yine AKP kanadında da ciddi bir sessizlik var. Fethi Yıldız’dan CHP Genel Başkanı’na kadar birçok siyasi aktör olumlu mesajlar paylaşırken, AKP cephesinden ne genel başkan düzeyinde ne Cumhurbaşkanı düzeyinde ne parti yönetimi düzeyinde, hatta bölge milletvekilleri düzeyinde bile dikkat çekici bir açıklama gelmedi.”
‘Süreç neden tıkandı?’
Bu durumun sürecin tıkanmasına dair önemli bir işaret verdiğini belirten Arzu Yılmaz, “Son dönemde sıkça tartışılan ‘sürecin neden donduğu ya da tıkandığı’ sorusuna dair önemli bir fikir veriyor. Dolayısıyla geldiğimiz noktada şunu söylemek mümkün: Türkiye, Kürtlerle stratejik bir ittifak önceliğiyle hareket etmiyor. Bölgesel konjonktür Ankara’ya farklı seçenekler sundukça da özellikle AKP’nin süreci zamana yayma stratejisi izlediği izlenimi güçleniyor. Ve içinde bulunduğumuz siyasi durumlar ile faktörler de bu zamana yayma taktiğinin devam edeceğini gösteriyor” diye konuştu.
‘Türkiye tarafından sürpriz beklemiyorum’
Bu süreçte Türkiye tarafında büyük bir sürpriz beklemediğini söyleyen Arzu Yılmaz, şunları belirtti: “Burada belirleyici olacak olan, daha çok mutabakatın diğer tarafının, başta Abdullah Öcalan olmak üzere Kürt siyasi hareketinin, bu zamana yayma stratejisini ne kadar tolere edeceği olacaktır. Bu süreci İran üzerinden de örneklendirebiliriz. İran rejimi, yıllardır toplumun ciddi itirazlarına rağmen kendi politikalarını sürdürdü. Ağır ekonomik ve toplumsal maliyetlere rağmen rejim, öncelikle kendi siyasi bekasını korumayı tercih etti.
Hatta bugün belli ölçüde direnç gösterebilmiş olsa bile bunun İran toplumu açısından çok ağır bedeller ürettiğini görüyoruz. Hem insanların geleceğini ipotek altına alan hem de toplumsal barışı geciktiren bir tablo ortaya çıktı.”
‘İktidar siyasi konumunu korumak istiyor’
Bunun Türkiye açısından da benzer biçimde okunabileceğini ifade eden Arzu Yılmaz, şunları söyledi: “Otoriter rejimler, çoğu zaman toplumun uzun vadeli çıkarlarından önce kendi siyasi bekalarını önceleyen politikalar izler.
Dolayısıyla Erdoğan yönetiminin de sürecin başarısızlığa uğramasının Türkiye’ye çıkaracağı maliyetleri öncelikli olarak hesaba kattığını düşünmek bana çok gerçekçi gelmiyor. Bugün iktidarın temel önceliği, kısa vadede kendi siyasi konumunu korumak gibi görünüyor. Biraz önce de vurguladığım gibi, Trump’ın Washington’da etkili olduğu süre boyunca Ankara’nın bu avantajı kendi iktidarını tahkim edecek biçimde kullanmaya çalıştığını düşünüyorum.”
Kaynak: ANF









