Üç dönemdir kayyımlarla yönetilen Colemêrg’in sorunlarını, yerine kayyım atanan Viyan Tekçe ile konuştuk:
- Üç dönemdir devam eden sorunlar arasında özellikle yol sorunu, temizlik ve su sorunu var. Kayyımların bir arıtma tesisi yapmaması ve bu suların doğrudan su hatlarına verilmesi bu ciddi bir halk sağlığı sorununa dönüştü
- Kentteki çöp sorunu da derinleşen bir sorun. Kayyım yönetimi çöpleri Durankaya bölgesine taşımaya başladı. Ancak katı atık tesisinin çökmesi sonucu kentteki çöpler toplanamadı. Günlerce çöpler sokaklarda kaldı ve şehri fareler bastı
- 2 yıl boyunca çöpleri toprağa gömdüler. Toprağın altında oluşan o metan gazı da kar ve yağmur yağışlarının etkisiyle heyelana sebep oldu. Yani buna bir heyelan demek yetmez. Yaşanacak büyük bir depremde Colemêrg’in sahipsiz kalacak
Şirin Bayık
Üç dönemdir kayyımlarla yönetilen Colemêrg’de yıllardır biriken sorunlar artık görünmez olmaktan çıktı. Su krizi, çöp sorunu, ulaşım altyapısındaki çöküş ve halk sağlığını tehdit eden ihmaller zinciri, geçtiğimiz günlerde Wan-Colemêrg yolunda meydana gelen heyelanla birlikte yeniden gündeme oturdu. Günlerce kapalı kalan yol nedeniyle kent dış dünya ile bağlantısını kaybederken, yaşananlar olası bir deprem senaryosunda ortaya çıkabilecek tabloya dair kaygıları da büyüttü.
Öte yandan Şemzînan’da ortaya çıkan ve AKP yöneticilerinin İŞKUR üzerinden seçim çalışmaları yürüttüğünü gözler önüne seren görüntüler de kentteki rant ve yönetim tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Yerine kayyım atanan Colemêrg Belediyesi Eşbaşkanı Viyan Tekçe ile kentte derinleşen sorunları, heyelanı, kayyım pratiğini ve halkın yaşadığı tabloyu konuştuk.
- Colemêrg Belediyesi Eşbaşkanı Mehmet Sıddık Akış hakkında yeniden görülen davada 19 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Bu karar ve kayyım pratiğini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Öncelikle burada AKP yönetimi, bize karşı valilik ve diğer kurumlar ile beraber bir çalışma yürüttüler. Seçim döneminde erzak paketleri, altın, çek, zarf gibi ‘yardım’larla oylarını satın almaya çalıştı. Ama Colemêrg halkı kendinden, onurundan ödün vermeyerek belediyesine sahip çıktı. Ancak seçimlerin hemen ardından belediye eşbaşkanımızın var olan bir dosyasının istinafa gönderilmesiyle 10 yıldır devam eden bir davadan ceza verildi. Tutuklandı ve hemen kayyım atandı. Bunu hiçbir zaman meşru bulmuyoruz. Bu klişe siyasi kararlara son verilmesi gerektiği ve zaten bir çözüm sürecinin konuşulduğu bir süreçteyiz. Bu süreç hala devam devam ederken, istinafın geri gönderdiği dosyadan tekrar aynı cezanın alınması halkın oylarıyla seçilmiş belediye eşbaşkanımızın hukuksuz biçimde görevden alınması meşruiyetin açık bir ihlalidir.
Düzenli olarak eşbaşkanımızı Van Cezaevi’ne ziyaretine gidiyorum. Her gidişimde de halkın selamlarını iletiyorum ve kendisi de halka selamlarını gönderir. Her gidişimde de kendisinin çok moralli ve bu iradeye sahip çıktığını görüyorum. Her zaman şunu söylüyor; “Biz hukuk dışı hiçbir şey yapmadık. Biz burada davamız için, Colemêrg halkı için, bütün Kürt halkı için olsun davamıza sonuna kadar sahip çıkacağız.” En son aldığı cezadan sonra halka şu mesajı gönderdi:
“35 yıldır yaptıklarımın arkasındayım. Yasa dışı hiçbir şey yapmadım. Yıllardır yüzlerce kez evimi, işyerimi, arabamı aradınız. Bugüne kadar hiçbir şey bulmadınız. Buna rağmen hayali, gizli tanıklar yarattınız. Eğer o gizli tanıklar hayali değilse çıkarın karşıma. Ben yürekliyim, korkmam, onurluyum, şerefliyim, başım diktir. İddia makamına göre hakkımda kaçma şüphesi varmış. Ben kaçmam, 35 yıldır bu mücadelenin içindeyim. Kaçmam, Hakkari’den çıkmam. Çünkü onurlu ve şerefli Hakkari halkı için daha yapacak çok işim var. Cezaevinde de olsam, dışarıda da olsam Kürt halkı ve onun kazanımları için verdiğim bu onurlu ve şerefli mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğim.” Biz de mücadelemizi devam ettireceğiz.
- Kentte yıllardır çözülemeyen sorunlar var. Bununla birlikte Colemêrg’de kayyım pratiği ve kentin sorunlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Üç dönemdir devam eden sorunlar arasında özellikle yol sorunu, temizlik ve su sorunu var. Bunlardan ilki olan su sorunu çok önemli. Colemêrg’in dere yataklarından suyun hiçbir arıtma tesisine bağlanmadan direkt şehrin su hatlarına bağlanması böyle bir sorunu ortaya çıkarıyor. Kayyımların her zamanki gibi bu sorunu görmezden gelip bir arıtma tesisi yapılmaması ve bu suların doğrudan su hatlarına verilmesi bu ciddi bir halk sağlığı sorununa da dönüştü. Atanmışlar gelip benmerkezci bir tavırla, ‘ben ne dersem o olur’ anlayışı ile hareket ediyor. Yani burada halkı tanımayan bir durumla karşı karşıyayız. Her sene bahar aylarında karşılaştığımız su sorununa bir türlü çözümün bulunmamasını bu kentin insanlarını düşünmeyen bir yönetim anlayışına bağlıyoruz açıkçası. Colemêrg’de hiçbir yerde olmadığı kadar zengin su kaynakları bulunuyor. Ama kayyım diyor ki, ‘Bunlar kar suları, yağmur suları yok’ diye açıklama yapıyor. Aslında buradaki su sorununu meşrulaştırmaya çalışıyor yani. Golan suyu var mesela Berçelan’da. Burada bir arıtma tesisinin kurulması şarttır. Bunun görmezden gelinmesini artık halk kabul etmiyor.
Devam eden su sorunuyla beraber devam eden yol sorunları da hala çözülmeyi bekliyor. Heyelan sebebiyle Colemêrg’e giriş çıkışlar kapıyor. Alternatif yollar ile 2 saatlik yol, 4 saate çıktı. Bunun yanı sıra mahallelerimizde asfalt sorunları da devam ediyor.
Öte yandan kentteki çöp sorunu da derinleşen bir sorun haline geldi. Çöplerin toplanmaması sebebiyle Colemêrg halkı büyük bir tepki gösterdi. Kayyım yönetimi de bu çöpleri Durankaya bölgesine taşımaya başladı. Ancak katı atık tesisinin çökmesi sonucu kentteki çöpler toplanamadı. Yani çöpleri koyacak yer bulamadılar. Günlerce çöpler sokaklarda kaldı ve şehri fareler bastı artık. Çok açık ve net bir şekilde belirteyim; normalde en ufak bir seste fareler kaçar gider ama artık o kadar normalleşti ki çöpler, o kadar çok birikti ki fareler bile çok rahatlıkla bankların üstündeki çöpleri yiyebilecek hale geldi. Şehir o kadar kötü bir hal aldı.

Tepkiler üzerine bu çöpler kentin daha üst noktalarında bir yere dökülüyor ve bu da yazın gelmesiyle şuan mevcut yağmur sularının yağmasıyla o çöpün kiri, mikropları ve zehri diğer sulara karışarak arıtma sistemi olmayan kaynaklardan yine halka verildi. Halk sağlığı ciddi bir tehlikede şuan.
- Kent gündeminde geçtiğimiz günlerde meydana gelen heyelan öne çıkıyor. 20 günlüğüne kentin can damarının tıkanmasına karşı oldukça tepkiler var. Nitekim hala yol sorunu devam ediyor. Bu felakete ve halkın bu denli mağdur bırakılmasına ilişkin neler söyleyebilirsiniz?
Geçtiğimiz günlerde heyelanın gerçekleştiği bölgede bir katı atık tesisi bulunuyor ve o çöktü. Buna ilişkin aslında şunu söylemek istiyorum; Bu katı atık tesisinin ilk projesi 2013-2015’te HDP döneminde ortaya çıktı ve Avrupa destekli bir projeydi. Ancak henüz çalışmalar başlamadan kayyım atandı. Projenin ihalesi kayyımlar ve AKP’li belediyeler ortaklığı ile başlatıldı. Oranın ihalesini tutan kişiler hep ikinci el makinelerle çalıştığı için bir yerden sonra işlevsiz hale geldi. Öte yandan eski vali ve kayyım bu katı atık tesisinin altına bir su deposu inşa etti. Aslında 2-3 yıldır orası tam olarak çöp ayrıştırma, dönüştürme işlevlerini yürütemiyor. Bunun üzerine kayyım yönetimi kentte toplanan çöpleri toprağa gömmeye başladı.
- Kentin çöplerini yol yakınında bulunan tesisin altına mı gömdüler?

Evet. Toprağa gömdüler. 2 yıl boyunca çöpleri toprağa gömdüler. Toprağın altında oluşan o metan gazı da kar ve yağmur yağışlarının etkisiyle şuan gerçekleşen heyelana sebep oldu. Yani buna bir heyelan demek yetmez. Büyük bir felaket yaşandı. Günlerce yollar kapandı. Devlet bu yolu açmaya direkt alternatif yol arayışına girmeleri gerekirken orada bir çalışma yürütmeye çalıştılar. 4-5 makineyle. DSİ olsun, belediye olsun, valilik olsun, karayolları olsun bütün kurumların çalıştığını söylediler ama görüntülerde de mevcut 3-4 tane iş makineleriyle o büyük felaketin önüne geçmeye çalışıldı. Ayrıca bu katı atık tesisi çevresinde kaymaların ve onarılmasına ilişkin meclis üyelerimiz tarafından ödenek talep edildi. Ancak bu talep reddedildi. Neredeyse bir hafta 10 gün sonra bu heyelan meydana geldi. Bu felaket öngörüldü ve çözüm için bir arayışın içine girildi. Ancak görmezden gelindi yine.
- Bir heyelanda 20 günlüğüne erişim kesiliyorsa, depremde ne olur?
Aslında burada aynı zamanda çok ciddi bir tehdit de ortaya çıkıyor. Yaşanacak büyük bir depremde ki Colemêrg deprem bölgesi ve eğer bir felaket yaşanırsa kesinlikle Colemêrg’in sahipsiz kalacak ve bu da bu heyelan ile kanıtlanmış oldu. 20 gün kentin dış dünya ile irtibatı koptu.
- Bir yandan da Wan ve Colemêrg’i birbirine bağlayacak bir alternatif yol yapımı söz konusu. Durankaya Bölgesi üzerinden bu yolun inşası konuşuluyor. Sizce bu yol Colemêrg’in şehirlerarası ulaşım sorununu çözebilir mi?
Colemêrg’de ulaşım tartışmaları, teknik gerçeklerden uzaklaştığında kamu yararı ikinci plana itilmektedir. Oysa bu mesele doğrudan halkın yaşam kalitesi ve güvenliği ile ilgilidir. Bu yüzden projeler bilimsel veriler ve mühendislik esasıyla değerlendirmelidir. Durankaya değil, Berçelan Yolu Türkiye Cumhuriyeti Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı onaylı olması ve teknik kriterleri karşılaması en uygulanabilir seçenektir. Buna karşılık dile getirilen bazı alternatifler yeterli teknik temele dayanmamakta ve kamu yararından çok farklı çıkarları akla getirmektedir. Sonuç olarak Colemêrg’in ihtiyacı tartışmalı alternatifler değil, bilimsel onaylı ve halkın gerçek ihtiyaçlarına cevap veren projelerdir.

Bu Colemêrg-Wan arası Berçelan Yolu’na ilişkin aslında 15-17 yıl önce bir proje vardı. Viyadükler ve tünellerle projelendirilmiş bir yol alternatif yol projesi vardı. Son 7-8 yıldır, AKP yönetiminin de temaslarıyla bu proje ortadan kaybettirildi ve o alternatif yol çalışmaları bir anda durduruldu. Bunun yerine Durankaya tarafından bir alternatif yol yapımı projesi devreye sokuluyor. Fakat bu kesinlikle bir rant projesi. Çünkü nihayetinde oradan geçecek yol bir buçuk saat yerine iki buçuk saat olacak. Şehirler arası yol ücreti artacak. O yüzden Berçelan Yolu en iyi seçenektir ve kesinlikle bu yolun dışında başka bir yolun yapılmaması gerektiğini de söylüyoruz. Aynı zamanda heyelanın meydana geldiği bölgedeki yolun da iyileştirilmesi gerekiyor. İlçelere ulaşım da yine bu yol üzerinden daha rahat sağlanabilir.
- Bir de ülke gündemine de giren İŞKUR görüntülerini size sormak istiyorum. Bu görüntüler Şemzînan’da çekilmiş. Bir grup AKP’linin İŞKUR’u bir araç olarak kullanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Colemêrg’deki AKP yönetiminin seçim döneminden basına sızdırılan bir görüntü bu. Bu o zaman yapılmış bir toplantı. Ama şu anda da hala aynı şekilde devam eden bir zihniyet var. Burada aslında halkın aklıyla oynayan, halkı aşağılayan, halkın iradesini satın almaya çalışan bir anlayış ortada. 10 aylık ya da 9 aylık İŞKUR alımıyla insanların oylarını isteyen, iradesini satın almak isteyen bir zihniyetin devlet tarafından görülmemesi ve buna karşın bir adımın atılmaması, bu yönetimin hala çok kolay bir şekilde burada devam ettiğini gösteriyor. Bu ne kadar zayıf ve aciz olduklarını da gösteriyor aynı zamanda. Şemzînan örneğine bakalım, Şemzînan Belediyesi’ni biz çok az oy farkıyla kaybettik. Dışarıdan taşıdıkları asker oylarıyla ve halkın İŞKUR üzerinden kandırılmasıyla belediyeyi aldılar ve nihayetinde bu video ortaya çıktı. Bu Colemêrg merkezinde de yapıldı. Çêle’de de aynı şey yapıldı. Çêle’de her aileden bir-iki kişiyi İŞKUR’a almışlar ve aileler bize ‘işte bize İŞKUR vermişler sizin çalışmalarınıza katılamayız’ diyorlar. Çünkü onları bunun üzerinden tehdit etmişler. Halkı bir yerde sindirmeye, korkutmaya ve siz bize mahkumsunuz politikası ile yönetmeye çalışıyorlar. Onlara, ‘Biz size bir şey vermezsek siz aç kalırsınız’ mantığıyla yaklaşmışlar ve Çêle halkı olsun, Şemzînan halkı olsun ya da Colemêrg halkı olsun gerçekten bu noktada çok zorlanan bir yerde. Hem halkı aç bırakan hem de halka bir lütufmuş gibi bu İŞKUR alımlarını oy karşılığı ya da AKP’ye üye olma karşılığı veren bununla birlikte halkı aşağılayan sistem yürütülüyor. Biz bunu kesinlikle kabul etmiyoruz ve bu tutumları, bu yaklaşımları, bu yapılan bu şeyleri teşhir etmeye çalışıyoruz.
- Tüm bu sıraladığınız sorunların çözümüne ilişkin sizin öneri ve pratikleriniz nelerdir?,
Artık bu anlayıştan vazgeçilmesi gerekiyor. 27 Şubat çağrısı ile birlikte Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın başlattığı bir süreç var. Bu süreç kapsamında demokratikleşme yolunda bir an önce adımlar atılmalı. Bu süreç ile bu kayyımların geri çekilmesi, seçilmişlerin göreve iade edilmesi, yerel demokrasinin yeniden tesis edilmesi ve kentin acil sorunlarına şeffaf halk odaklı çözümler üretilmesi gerekmektedir. Bu halkı gören bir yerde olmalıdır devlet. İradesini tanıyan bir yerde olmalıdır. İktidarın halkı, özelde Kürt halkının böyle el altında görmemesi gerekir. Çözüme, sürece uygun davranmaları gerekir. Buna göre artık bir an önce somut adımların atılması gerekiyor.
Genel olarak baktığımızda Colemêrg’in sorunlarını ele aldığımızda Colemêrg’in tamamen dışlandığı ortadır. Nihayetinde Colemêrg de Türkiye’nin bir şehridir. Ancak Colemêrg’in ne kadar sahipsiz olduğunu, aslında buraya gelip gidenlerin sadece rant peşinde, koltuk, makam, mevki peşinde olduğunu görebiliyoruz. Nihayetinde bir koltukta oturmakla bir koltuğu doldurmak aynı şey değildir. Geçmişten günümüze buraya atanan kayyımlar olsun, devlet yetkilileri olsun burada sadece bu koltuğunu korumaya çalışıyor. Halkı görmezden geliyor. Bu aynı zamanda göçe yol açan bir durumdur. Bir şekilde insanları yıldıran, usandıran bir evreye çıktı. Ancak bu halk hiçbir zaman kendi topraklarında yaşamaktan vazgeçmeyecektir.









