• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
18 Mayıs 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Ekoloji

Munzur’da ‘yol çalışması’ adıyla tahribat

18 Mayıs 2026 Pazartesi - 23:00
Kategori: Ekoloji, Manşet

Munzur Vadisi Milli Parkı’nda yol genişletme çalışmaları kapsamında yapılan kaya kırımı, dinamit patlatmaları, ağır iş makineleriyle yürütülen müdahaleler ve nehir yatağına dökülen hafriyat tepki çekti

Duygu Kıt

Hala geçerli olan 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu doğrudan yol genişletme ve benzeri çalışmaları yasaklamasa da, doğal yapıyı bozacak müdahaleleri sınırlandırıyor. Özellikle Milli Parklar Kanunu’nun 14. maddesinde “Tabii ve ekolojik denge ve tabii ekosistem değeri bozulamaz, yaban hayatı tahrip edilemez, bu sahaların özelliklerinin kaybolmasına veya değiştirilmesine sebep olan veya olabilecek her türlü müdahaleler ile toprak, su ve hava kirlenmesi ve benzeri çevre sorunları yaratacak iş ve işlemler yapılamaz” şeklinde yer alan hükümler yasaklanan faaliyetler olarak belirtiliyor. Ancak ‘kamu yararı’, ‘altyapı ihtiyacı’, ‘ulaşım güvenliği’ gerekçeleriyle özel izinler üzerinden bu tür çalışmalar yapılabilmekte. Tıpkı şu anda Türkiye’nin en zengin milli parkları arasında yer alan, 1971 yılında “milli park” ilan edilen Dêrsim Munzur Vadisi Milli Parkı’nda günlerdir devam eden çalışmalar gibi.

Genişletme bahanesi

Yoğun yağış alan kış mevsiminin ardından Munzur Vadisi’nde son haftalarda birden fazla kez su taşkını meydana geldi. Munzur Vadisi’nde meydana gelen taşkınlar sebebiyle asfalt bozulurken, vadi yolu Tunceli Valiliği ve Ovacık Kaymakamlığı’nın yaptığı duyurular ile toplamda 21 Nisan tarihinden itibaren 3 defa 8 gün süreyle araç trafiğine kapatıldı. “Tunceli-Ovacık İl yolunun 32. kilometresinde yürütülen genişletme çalışmaları kapsamında üç kontrollü çalışma” yapıldığının bilgisi verilirken, yolun açılmasının ardından patlatma sonucu meydana gelen hafriyatın nehir yatağına döküldüğü görüldü. 2 bin 500’ü aşkın endemik bitki türünün saptandığı Munzur Havzası aynı zamanda koruma altında olan birçok yaban hayvanına ev sahipliği yapıyor. Türkiye’nin taraf olduğu BERN Sözleşmesi’ne göre koruma altındaki türler ve biyolojik çeşitliliği ile araç ve insan baskısına kapatılması ve korunma statüsünü artırılması talep edilen Munzur Vadisi’nde çalışmalar ile ortaya çıkan görüntü tepki çekti.

Yaşamın tahribatı

Munzur Koruma Kurulu aktivisti Yusuf Demirçivi, Munzur Vadisi Milli Parkı sınırları içerisinde, Ovacık-Dêrsim hattında sürdürülen yol genişletme çalışmalarının yalnızca bir ulaşım projesi değil; bölgenin ekolojik bütünlüğüne yönelik ağır bir müdahale olduğuna dikkat çekti. Çalışmaya tepki gösteren Demirçivi, şunları söyledi:

“Munzur Vadisi yalnızca bir doğa alanı değil; aynı zamanda inanç, hafıza ve yaşam alanıdır. Milli park statüsüne rağmen yapılan bu müdahaleler, koruma anlayışının nasıl yok sayıldığını açıkça göstermektedir. Yol adı altında sürdürülen bu politikalar, doğayı korumaktan değil, onu parçalayıp sermayeye açmaktan beslenmektedir. Munzur Suyu’nun yatağına dökülen hafriyat, doğal akışı bozarken, endemik bitki örtüsünü ve hassas ekosistemi geri dönülmesi zor bir yıkımla karşı karşıya bırakmaktadır. Çalışmalar sırasında kullanılan dinamit patlatmaları ise yalnızca kayaları değil, bölgenin binlerce yıllık doğal dengesini de parçalamaktadır. Patlamaların yarattığı sarsıntılar; dağ keçileri, boz ayılar, vaşaklar, yırtıcı kuşlar ve Munzur coğrafyasında yaşayan birçok canlı türünün yaşam alanlarını doğrudan tehdit etmektedir. Göç yolları bozulmakta, üreme alanları zarar görmekte, yaban hayatı büyük bir baskı altına alınmaktadır.”

Geleceğin tahribatı

“Bugün Munzur’un yatağına dökülen hafriyat yalnızca taş ve toprak değildir. Hukukun, koruma bilincinin ve ekolojik sorumluluğun da üzeri örtülmektedir.” diye devam eden Demirçivi, “Oysa gerçek ihtiyaç; doğayı parçalayarak genişleyen yollar değil, yaşam alanlarını koruyan politikalar üretmektir. Çünkü Munzur sustuğunda, yalnızca bir nehir değil; bir halkın belleği, inancı ve geleceği de zarar görecektir. Munzur’un suyuna, dağlarına, ormanlarına ve yaban yaşamına sahip çıkmak; yalnızca bölge halkının değil, yaşamı savunan herkesin ortak sorumluluğudur. Çünkü Munzur’da tahrip edilen yalnızca bir vadi değil, geleceğin kendisidir” dedi.

Ulaşım hakkı mı?

Munzur Çevre Derneği’nden Yusuf Topçu, birinci derece sit alanı statüsüne sahip olan vadide yürütülen çalışmaların, bölgenin hassas ekosistemine zarar verdiği belirtti. Topçu, şunları söyledi:

“Sürdürülen çalışmalar kapsamında çıkarılan hafriyatın Munzur Nehri’ne döküldü. Bu durum, nehirde yaşayan balık türleri başta olmak üzere sucul yaşam üzerinde ciddi riskler yaratacak. Hafriyat dökümü nedeniyle nehir yatağının daraldığı, karların erimesiyle birlikte artan su debisinin taşkın riskini büyüttüğü ve bunun da doğrudan yol güvenliğini tehdit edebileceği açık. Karayolları İl Müdürlüğü’nden edinilen bilgilere göre, bölgede yaklaşık üç buçuk ton dinamit kullanılacağı belirtildi. Ancak uzmanlara göre bu tür patlatmalar, yalnızca hedeflenen kayaları değil, çevredeki jeolojik yapıyı da etkileyerek yeni riskler doğurabilir.”

‘Doğa önceliği şart’

Dersimlilerin ulaşımın iyileştirilmesine karşı olmadığını ancak çalışmaların doğaya zarar vermeden yapılmasını talep ettiklerini aktaran Topçu: “Munzur Vadisi yalnızca doğal bir alan değil; aynı zamanda kültürel ve görsel değerleriyle de öne çıkıyor. Bu tür müdahalelerin vadinin bütünlüğünü ve estetik yapısını bozabileceği ifade ediliyor. Nitekim dünyada benzer coğrafyalarda doğa dostu ulaşım projeleri hayata geçirilmiş durumda. Munzur Vadisi’nde de benzer şekilde, bilimsel ve ekolojik hassasiyet gözetilerek alternatif çözümler üretilebilir. Yol güvenliğini sağlamak ve ulaşımı kolaylaştırmak elbette kamusal bir sorumluluktur; ancak bu sorumluluğun, geri dönüşü olmayan doğa tahribatları yaratmadan yerine getirilmesi mümkündür. Beklentimiz net: Hem güvenli ulaşım hem de korunmuş bir doğa. Bu iki talep, doğru planlama ve şeffaf bir süreçle birlikte hayata geçirilebilir. Munzur gibi eşsiz bir doğal mirasın korunması ise yalnızca yerel değil, evrensel bir sorumluluktur” şeklinde konuştu.

Barodan tepki

Dêrsim Barosu Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada ise milli park içerisinde yürütülen çalışmalar sırasında ortaya çıkan hafriyatın gelişigüzel biçimde ağaçlık alanlara, nehre ve nehir çevresine döküldüğünün yerinde tespit edildiği belirtilerek, “Yıllardır özgürce yaşayan ağaçların kökleri taş ve moloz yığınlarıyla boğulmuştur. Sadece birkaç ağaç değil, Munzur ekosisteminde yaşayan tüm canlıların yaşam alanları yok edilmektedir” denildi. Açıklamada, doğayı korumak yerine rant ve kolaycılık anlayışıyla hareket edildiği belirtilerek, “Kayaların düşmesini önlemek için çelik ağ sistemleri kurulabilir, virajlarda yaban hayatını koruyacak güvenlik bariyerleri yapılabilir, ağır tonajlı araçların geçişi yasaklanabilirdi. Ancak tercih edilen yöntem doğayı yok etmek olmuştur” ifadeleri kullanıldı. Baro, sorumlular hakkında gerekli hukuki süreçlerin işletilmesi için girişimlerde bulunacaklarını söyledi.

Vadinin tamamı korunmalı

Koruma statüsü düşürülen Munzur Gözeleri’nin geçtiğimiz günlerde tekrardan 1. Derece Doğal Sit Alanı olarak kabul edilmesine dair açıklama yapan TMMOB Bölge İl Koordinasyon Kurulları, kararın tüm Munzur Vadisi için alınması gerektiğini söylemiş, karara ilişkin açıklama yapan TMMOB Dêrsim İl Koordinasyon Kurulu (İKK) Sekreteri Uğur Beycan, “Munzur Gözeleri, Munzur’u besleyen havzalar ve Mercan Dağları ile bir bütün olarak ele alınmalıdır. Dolayısıyla Munzur Gözleri hakkında verilen koruma kararının çapının genişletilmesi gerekiyor” demişti.

2024 yılında ise yine Munzur Vadisi’nde yer alan Halvori Gözeleri’nde yapılan tesise tepki gösteren çevreciler ve yurttaşlar koruma statüsünün yetmediğini belirterek bu bölgelerin inşaat ve insan faaliyetinden korunmasının yolunun, koruma statüsünün niteliğinin değiştirilip ‘kesin korunacak hassas alan’ olarak ilan edilmesini istemişti.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Dünyada sürekli savaş hali ve yeniden sömürgeleştirme

Sonraki Haber

Colemêrg’de kayyım heyelanı

Sonraki Haber

Colemêrg'de kayyım heyelanı

SON HABERLER

Merkezefendi Belediyesi soruşturmasında 11 tutuklama

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mayıs 2026

Colemêrg’de kayyım heyelanı

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mayıs 2026

Munzur’da ‘yol çalışması’ adıyla tahribat

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mayıs 2026

Dünyada sürekli savaş hali ve yeniden sömürgeleştirme

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mayıs 2026

Tayyip Erdoğan’ın büyük kaybetme oyunu mu?

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mayıs 2026

Suriye’de entegrasyon mu? Sinsi bir ilhak mı?

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mayıs 2026

Güncel bir tehlike olarak İbrahim Kaypakkaya

Yazar: Yeni Yaşam
18 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır