• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
19 Mayıs 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Hasan Cemal: Abdullah Öcalan’ın statüsü sağlanmalı

19 Mayıs 2026 Salı - 09:37
Kategori: Güncel, Manşet

Abdullah Öcalan’ın statüsünün şu anda eşit olmaktan uzak olduğunu ve bu statünün sağlanması gerektiğini söyleyen Hasan Cemal, ‘Türkiye’de Türk ve Kürt olarak biz demokrasiyi yerli yerine oturtursak; o zaman Kürt sorunu diye de bir şey kalmaz’ dedi

Amed’de düzenlenen Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu’na birçok kesimden aydın, yazar, akademisyen ve siyasetçi katıldı. Forumda, barışın toplumsallaşmasının gündelik yaşamdan sosyal psikolojiye, göç meselesinden hafızaya kadar birçok başlıkta atölye düzenlendi.

Foruma katılan gazeteci-yazar Hasan Cemal, Kürt sorunun çözümü ve gelinen sürece dair değerlendirmelerde bulundu. Hasan Cemal, “Bu konuda güven duyamıyorum. Dediğim gibi bu kadar yaşanan acılardan sonra güven duyamıyorum ama aynı zamanda işin ucunda barış olduğu için kapıyı aralık bıraktım. Barış olduğu işin ucunda prim verdim, inanmak da istiyorum” dedi.

Güvensizliğinin sebeplerini sıralayan Hasan Cemal, “Elbette barış istiyorum. Elbette Kürtler, bu toprakların, Diyarbakır’ın insanları barışı hak ediyor. Çünkü çok büyük acılar yaşadılar. Barış sözcüğü onlar için de sihirli… Ama barışın sağlam bir altyapıya kavuşturulması lazım. Sadece barış deyip geçemezsiniz. Barış ama hakça bir barış, barış ama kalıcı bir barış. Bunun temellerini atmak önemli. Bu hakça ve kalıcı barışın temelleri de ancak demokrasiyle, özgürlükle, hak, hukuk ve adaletle olabilir. Bu konuda henüz doğru dürüst bir adım, bir hazırlık göremiyorum. Ama olmaz da demiyorum. Umutsuzluk da yaymak istemiyorum. Fakat dediğim gibi çok fazlasıyla ihtiyatlıyım” diye belirtti.

‘Barış için acıların esiri olmamak lazım’

Abdullah Öcalan ile ilk görüşmesinin 1993’ün Nisan ayında olduğunu hatırlatan Hasan Cemal, “Onun mücadelesi bugün devletin O’nu (Abdullah Öcalan’ı kastediyor) ve Kürtleri muhatap alma noktasına getirdi. Buraya gelmek kolay olmadı. Çok büyük acılar çekildi. Ve bu bir isyandı. Öcalan’ın örgütlediği -ta 70’li yıllarda örgütlediği- isyan bunu bu noktaya getirdi. Çok acılar çekildi ama bu acılar tek taraflı da değildi. Evet, Kürt anaları dün akşam beyaz yemenleriyle buraya geldi. Çok da güzel bir konuşma yaptı. Ama Kürt anaları gibi öbür tarafta da Türk anaları da çok ağladı. Önemli olan konu acıların esiri olmamak lazım. Acıların esiri olursak barışı kurtaramayız. Barışı kurtarabilmek için acıların esiri olmamamız lazım. Eğer acılara mahkum olmazsak, acıların esiri olmazsak, acıların insanları ve toplumları olgunlaştırıcı yanından şey yaparsak barışı o zaman kalıcı kılabiliriz” diye konuştu.

‘Abdullah Öcalan’ın statüsü sağlanmalı’

Devletin, Abdullah Öcalan’ı muhatap almasının Türkiye’de Kürt realitesinin kabulü olduğunu ifade eden Hasan Cemal, “Öcalan da bunu değerlendiriyor ama benim Öcalan’ın demeçlerinden gördüğüm onun da kuşkuları var. Kafasında soru işaretleri var. Bunları dile getiriyor. Ama ‘Bu fırsatı da kaçırmayalım’ diyor. Tamamen haklı. Bunca yıl hapiste demir parmaklık arkasında yaşayan bir insanın böylesi yine bir olgunluk sergilemesi gerçekten kolay bir şey değil. Öcalan’ın durumu, statüsü şu anda eşit olmaktan çok uzaktadır. Öcalan ile 93 baharında Beka’da olduğu gibi yine yüz yüze bunları konuşabileyim. Ama henüz konuşamadık. Yani bir eşit durum yok o statünün gerçekten sağlanması lazım” diye belirtti.

‘Barışın sağlam bir temele oturtulması lazım’

Süreç kapsamında mutlaka yasal düzenlemenin yapılması gerektiğinin altını çizen Hasan Cemal, “Onca yıl dağda yaşayan gerilla geldi, silahını yaktı ve orada dedi ki; ‘silahı bırakıyorum.’ Ama buna bir yasal zemin oluşturulması lazım. Ne yapacak o insanlar? Dağdan indikleri vakit ne olacaklar? Yurt dışından geldikleri vakit ne olacaklar? Hapisten çıkacaklar, çıkacaklarsa ne yapacaklar? Bunların hepsinin inceden inceye oluşturulması lazım. Yani barışın sağlam bir temele oturtulması dediğim şey bu… Barış ancak bu söylediklerimin temeli oluşturulduğu vakit barış olur. Yoksa lafta barış olur. Sadece Kürt sorununun çözümü değil ama bir ön koşul demokrasi, özgürlük, hukuk, Kürt sorununun çözümü için geçerlidir. Bu benim için de geçerli. Demokrasinin sınırlılığı, demokrasinin yokluğu, demokratik hakların Türkiye’de ayaklar altına alınması, İmamoğlu’nun hali, Selo başkan, Osman hapiste say say bitmez, kayyımlar yani bütün bunların olmaması ancak demokrasinin Türkiye’de işletilmesiyle mümkün” diye belirtti.

Devlet içerisindeki “norm dışı” güçlere dair tartışmalar için ise Hasan Cemal, şunları söyledi:

“Elbette devletin birtakım güçleri bunu engelliyor. Ama o devlet gücü dediğimiz şeyi de hukuka tabi olmaları lazım. Hukuka tabi olabilmeleri için de siyasi iktidarın, bu ortamı sağlaması lazım. Bu siyasi iktidarın işidir. Bütün devlet güçlerini, hukuka riayet eder hale getirmek siyasi iktidarın işidir. Demokratikleşme dediğimiz, hukukun üstünlüğünün tesis edilmesi dediğimiz şeyi yapacak olan da siyasi iktidardır.  Türkiye’de Cumhuriyetin kuruluşunu önemseyen biriyim. Ama o kuruluş sürecinde yapılan hatalar en başta da Kürtler konusunda, Kürt sorunun konusunda atılan yanlış adımları da eleştiren biriyim. Cumhuriyet demokrasi ile tamamlanmadı. Demokrasiyle tamamlayamadığı için de Kürt sorununu bugün hala yaşıyoruz. Kürt sorununun çözümü için demokrasi lazım. Türkiye’de biz Türk ve Kürt olarak biz demokrasiyi yerli yerine oturtursak; o zaman Kürt sorunu diye de bir şey kalmaz. Cumhuriyet de demokratikleştirilmiş olur.”

Haber: Berivan Altan – Müjdat Can \ MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Nil Nehri’nde yolculuk: Sabra Khallaf 40 yıldır balıkçılıkla geçiniyor

Sonraki Haber

ELA sendikası temsilcileri: Abdullah Öcalan’a yönelik tutum siyasi irade eksikliğidir

Sonraki Haber

ELA sendikası temsilcileri: Abdullah Öcalan’a yönelik tutum siyasi irade eksikliğidir

SON HABERLER

İsrail saldırmıştı: Sumud Filosu Gazze’ye ilerliyor

Yazar: Yeni Yaşam
19 Mayıs 2026

Çeşme’de doğalgaz projesi için ‘acele kamulaştırma’ kararı

Yazar: Yeni Yaşam
19 Mayıs 2026

6 kişiyi katleden Metin Öztürk intihar etti

Yazar: Yeni Yaşam
19 Mayıs 2026

Wan’da 1 yılda 26 silahlı kavga 30 can kaybı

Yazar: Yeni Yaşam
19 Mayıs 2026

Ekolojist Gümüşel: Enerji bağımsızlığı ve iklim kriziyle mücadelenin diğer yüzünde yıkım var

Yazar: Yeni Yaşam
19 Mayıs 2026

İzmir’de bir kadın katledildi

Yazar: Yeni Yaşam
19 Mayıs 2026

Dersim’de baharın rengi: Kuşlar

Yazar: Yeni Yaşam
19 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır