• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
22 Mayıs 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Özgür Amed

Eski dünyanın enkazında yeni yaşam kurma tartışmaları…

22 Mayıs 2026 Cuma - 00:00
Kategori: Özgür Amed, Yazarlar

Adom Getachew’in “İmparatorluktan Sonra Dünya Kurmak” ve Aníbal Quijano’nun “İktidarın Kolonyalitesi” adlı eserleri, ‘yeni bir dünya kurmak’ fikrini sömürgecilik sonrası dönemin kurumsal, ekonomik ve bilgi krizleri üzerinden tartışan iki önemli eserdir. Bu iki metindeki yapısal ve tarihsel analizler, Sayın Öcalan’ın ulus-devlet ideolojisini reddederek öne sürdüğü “demokratik ortak vatan” ve yaşam felsefesiyle karşılaştırıldığında, tahakkümden arındırılmış yeni bir yaşamın nasıl inşa edilebileceğine dair çok boyutlu bir tartışma zemini sunuyor kanımca.

Önce Getachew ve Quijano’ya bakalım.

Adom Getachew en özet ifade ile şunu iddia ediyor. “Sömürge halkları sadece ‘biz de bağımsız devlet olalım’ demedi. Daha büyük bir şey talep ettiler: İmparatorlukların kurduğu adaletsiz dünya düzenini değiştirip yeni, eşit ve özgür bir dünya kurmak istediler.” Tam burada yazarın imparatorluk tanımına da girmek iyi olur. Getachew için imparatorluk “Dünyayı hiyerarşik kuran, bazı halkları üstün, bazı halkları geri; bazı devletleri güçlü, bazılarını bağımlı yapan sistem” demektir.

Bu açıdan Getachew, mesele bağımsızlık meselesinin de ötesindedir diyerek “hukuk ve siyasi güç dengeleri eski sömürgecilerin lehine kalırsa, gerçek özgürlük tamamlanmış olmaz” vurgusuna dikkat çekiyor. “Düşünün bağımsız devlet oldunuz ama hukukunuz, siyasetiniz, varlığınız, ekonominiz bütünen bağımlı. Bu çok tehlikelidir” diyor. Bir dünya kurmaktan kastettiği de budur.

Tezini geliştirmek için anti-kolonyalist liderlere yöneliyor ve bunları aynı zamanda dünya düzeni kurmaya çalışan siyasal düşünürler olarak okuyor. Ve şimdiye kadar üç temel mücadele hattı kurduklarından bahsediyor. Birincisi, kendi kaderini tayin hakkını Birleşmiş Milletler’de gerçek bir hak haline getirmek. İkincisi, küçük ve zayıf post-kolonyal devletlerin tek başına ezilmemesi için bölgesel federasyonlar kurmak. (Afrika federasyonu veya Batı Hint Federasyonu gibi). Üçüncüsü, yeni bir uluslararası ekonomik düzen talebi.

Kitap anti-kolonyalist “dünyakurma projesi” zamanla zayıfladı diyor. Bunun temel nedenleri olarak da yeni bağımsız devletlerin içinde beliren otoriterleşme, eşitsizlik ve demokrasi sorunları gösteriliyor. Batılı devletler de bu sorunları kullanarak “bakın, bunlar özgürlük ve eşitlik diyordu ama kendileri de sorunlu” diyerek anti-kolonyalist projenin meşruiyetini zayıflattığını iddia ediyor.

Özetle Getachew, dekolonizasyon tamamlanmış bir geçmiş değil; hâlâ süren bir dünya adaleti meselesidir diyerek, kurulacak bir dünyada/fikirde nelere dikkat edilmesi gerektiğini ifade ediyor.

Quijano’nun eseri ise “yeni bir dünya” kurmanın önündeki en büyük engelin, bizzat modernitenin yapıtaşlarında yattığını söylüyor. Quijano’ya göre, modern kapitalist dünya sistemi, Amerika’nın fethiyle başlayan ve “ırk” fikri etrafında şekillenen “iktidarın kolonyalitesi” üzerine kuruludur. İktidarın kolonyalitesi; sermaye, emek, cinsiyet ve bilginin ırksal hiyerarşiler etrafında iç içe geçtiği bir çerçevedir. Quijano’ya göre, sömürgeci idarelerin ortadan kalkması, kolonyalitenin bittiği anlamına gelmez. Nitekim Latin Amerika’da kurulan bağımsız devletler, Kızılderili, Siyah ve melez çoğunluğu dışlayarak, iktidarın kolonyalitesini kendi içlerinde yeniden üretmişler ve gerçek bir ulus-devlet dahi olamamışlardır. Bu bağlamda, kitaba önsözünde de vurgulandığı gibi, yeni bir dünya kurmak devletin hukuki-siyasal sınırlarını ele geçirmekle başarılamaz; Avrupa-merkezciliği aşan bir “dekolonyal dönüş” ve Quijano’nun ifadesiyle hayatın her alanında “iktidarın toplumsallaştırılması” zorunludur.

Bu iki eserin ortaya koyduğu “dünyakuruculuğu” ve “iktidarın kolonyalitesini aşma” tezleri, Öcalan’ın siyasi felsefesiyle derin ve yapısal paralellik taşır. Çünkü Öcalan’ın düşüncesinde yeni bir dünyanın inşası, tıpkı Quijano’da olduğu gibi, Avrupa-merkezci bir icat olan klasik ulus-devlet modelinin reddedilmesiyle başlar. Quijano, Latin Amerika’daki ulus-devletlerin ırksal homojenleştirme ve dışlama üzerine kurulduğunu, bu nedenle demokratikleşemediklerini özellikle vurgular. Öcalan da benzer bir şekilde, tek tipleştirici ve inkârcı ulus-devlet aygıtının, halklar (Türkler ve Kürtler) üzerinde bir tahakküm ve çölleştirme aracı olduğunu vurgular. Öcalan’ın ilkel milliyetçi saplantılardan uzak durarak önerdiği “demokratik cumhuriyet ve ortak vatan” kavramı, Quijano’nun işaret ettiği kolonyal hiyerarşilerden arındırılmış, farklılıkların eşit ve gönüllü birlikteliğine dayanan bir iktidarın toplumsallaştırılması projesidir.

Diğer açıdan Öcalan’ın “devrimci enternasyonalizm” ile bağdaştırdığı yurtseverlik anlayışı da tam olarak dar ulus-devlet sınırlarını aşmayı hedefler ve bu konuda Getachew’in ifade ettiği enternasyonlizm ile birleşir. Sınırların ve ateş hatlarının böldüğü bir coğrafyada, halkların ortak çıkarları etrafında demokratik konfederal yapılarla bir araya gelmesi, Getachew’in anlattığı anti-emperyalist “tahakkümsüzlük” idealinin Orta Doğu’daki felsefi karşılığıdır. Getachew’in aktardığı şekliyle, bağımsızlığın sadece “kendi bayrağını dalgalandırmak” olmadığı, uluslararası yapıyı dönüştürmesi gerektiği fikri, Öcalan’ın devlet kurmak yerine toplumu özgürleştirmeyi seçen paradigmasıyla aynı yere çıkar.

Bununla birlikte, Öcalan’ın felsefesi bu makro-politik ve ekonomik projeleri yerel, organik ve ekolojik bir yaşam pratikle harmanlaması bakımından özgündür. Getachew’in anlattığı yeni uluslararası ekonomik düzen veya bölgesel federasyonlar daha çok devletler, liderler ve makro-ekonomik kurumlar üzerinden bir “dünya kuruculuğuna” odaklanırken; Öcalan’ın felsefesinde devrim, yanı başındaki ağaca su götürmektir. Öcalan, yeni bir dünya kurmanın eski araçlarla, yani “devlet” ve “iktidar” mekanizmalarıyla yapılamayacağını kesin bir dille ifade eder. Öcalan, yeni dünyanın inşasını soyut bir ütopyaya veya uzak bir geleceğe havale etmez; inşanın an’da ve tabandan tavana doğru pratik adımlarla örülmesi gerektiğini belirtir. Bu yöntemi son derece çarpıcı bir metaforla, “Nuh’un gemisinden inmiş gibi davranarak” ile açıklıyor. Tufandan çıkmış gibi işe koyulduğunda ilk yapacağı şeyin kaba bir iktidar kavgası değil, toplumu ilmek ilmek örmek olduğunu belirtir. Yeni dünyayı kurmak, bir kez yapılıp bitecek statik bir devrim anı değildir. Bu, insanlık var oldukça devam edecek olan kesintisiz bir özgürlük eylemidir. Devrimci/lik, “an’a cevap vermek, cevap olmaktır.”

Sonuç olarak; Quijano, yeni bir dünya için zihnimizdeki Avrupa-merkezci aynayı kırmamızı ve iktidarı tüm toplumsal ilişkilerde (ırk, emek, cinsiyet) dekolonize etmemizi rica eder. Getachew, eşitlikçi bir dünya için tahakkümsüzlüğü garanti edecek ulus-ötesi dayanışmaların zorunluluğunu hatırlatır. Öcalan’ın felsefesi ise bu epistemik ve yapısal kopuşları alarak, devletin ölümcül şemalarına karşı “demokratik ulus” ve “ortak vatan” zemininde, sınırları aşan ama köklerine sıkı sıkıya bağlı ekolojik ve demokratik bir yaşamın inşası olarak sentezler. Yeni bir dünya; tepeden inme ulus-devletlerle değil, ancak yerel demokrasinin hayat bulduğu, bölgesel olarak birleştiği ve yaşamın ısrarla savunulduğu bir zeminde kurulabilir.

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Colemêrg yol için Karadeniz’e mi taşınsın?

Sonraki Haber

Ünsüzler ne olacak peki?

Sonraki Haber

Ünsüzler ne olacak peki?

SON HABERLER

Ünsüzler ne olacak peki?

Yazar: Yeni Yaşam
22 Mayıs 2026

Eski dünyanın enkazında yeni yaşam kurma tartışmaları…

Yazar: Yeni Yaşam
22 Mayıs 2026

Colemêrg yol için Karadeniz’e mi taşınsın?

Yazar: Yeni Yaşam
22 Mayıs 2026

Restleşmeler başladı

Yazar: Yeni Yaşam
22 Mayıs 2026

Suudili ACWA’ya muafiyetler

Yazar: Yeni Yaşam
22 Mayıs 2026

‘Topyekûn vatan savunması’

Yazar: Yeni Yaşam
22 Mayıs 2026

Birçok kentte CHP binaları önünde nöbet: Kararı tanımıyoruz

Yazar: Yeni Yaşam
21 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır