• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
23 Mayıs 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Özgür Müftüoğlu

Toplum ‘aktif özne’ olmadan ‘toplumsal barış’ sağlanabilir mi?

23 Mayıs 2026 Cumartesi - 00:00
Kategori: Özgür Müftüoğlu, Yazarlar

“Toplumsal barış” adından da anlaşılacağı gibi toplum içerisinde ayrıştırılmış, birbirine düşmanlaştırılmış kesimlerin arasında husumetin ortadan kalkmasını ifade eder. Dolayısıyla toplum, barışın öznesidir ve onun içinde yer almadığı bir “toplumsal barış”tan söz etmek elbette mümkün değildir.

Yaklaşık 20 ay önce başlayan Cumhur İttifakı’nın “Terörsüz Türkiye”, Kürt siyasi hareketi ile demokratik kamuoyunun “Barış ve Demokratik Toplum” olarak adlandırdığı süreçte iktidar tarafının somut adımlar atmaması, toplumun geniş kesimlerinde Kürt sorununun çözümü konusunda -zaten var olan- inançsızlık ve kaygıyı daha da arttırdı. Geride bıraktığımız hafta önce Bahçeli ve Erdoğan yaptıkları açıklamalarla hukuki altyapıyı oluşturmaya ilişkin sürecin hızlanacağı mesajları verse de kaygılar ortadan kalkmış değil.

Hangi adla anılırsa anılsın, silahların ebediyen susacağı ve düşmanlıkların ortadan kaldırılacağı bir sürecin yaşama geçebilmesi, kaçınılmaz olarak tarafların üzerinde uzlaşacakları bir hukuki zemine ihtiyaç duyar. Ancak “pozitif barış” olarak da ifade edilen bu barış -ya da uzlaşı- hukukunun hangi şartlarda inşa edileceği son derece önemlidir.

“Pozitif barışı” tesis edecek bir hukuku inşa edebilmek için olmazsa olmaz iki koşuldan söz edilebilir:

Birincisi, 100 yılı aşkın süredir -bir devlet politikası olarak- topluma zerk edilmiş olan düşmanlıkları, ayrımcılığı ve korkuyu besleyen önyargıları ortadan kaldırarak toplumun barışı içselleştirmesinin önündeki duygusal bariyeri kaldırmaktır. Bunun için devleti yönetenlerin düşmanlaştırıcı dilden vazgeçmesi; anadilin kamusal alanda bir hak olarak kullanılabilmesi başta olmak üzere siyasal ve kültürel haklar konusunda ayrımcı uygulamaların ve baskıların son bulması gerekir.

İkincisi ise toplumun tüm kesimlerinin kendini ifade edebildiği bir demokratik ortamın oluşturulmasıdır. Demokrasinin olmazsa olmaz koşulu, basın özgürlüğünün, akademik özgürlüklerin ve örgütlenme özgürlüğünün kayıtsız şartsız sağlanmasının yanı sıra yargı bağımsızlığı ve demokratik bir seçim sistemiyle oluşan, halkın her kesiminin temsil edildiği bir siyasal mekanizmanın varlığıdır.

Ana muhalefet partisi CHP yönetiminin bir mahkemenin verdiği “mutlak butlan” kararıyla görevden uzaklaştırılması, muhalif belediyelerin kayyumla yönetiliyor olması ve seçilmiş siyasetçilerin tutsak edilmesi gibi halk iradesinin hiçe sayıldığı uygulamalar, demokrasiden çok uzakta olunduğunu göstermek için yeterlidir. Ancak Türkiye’nin demokrasiyle arasındaki mesafe bununla sınırlı değildir. Halen onlarca gazeteci tutukludur ve keyfi kararlarla basın kuruluşlarına el konulabilmektedir. Sadece barış istediğini ifade ettiği için yüzlerce akademisyen yıllardır hukuksuz biçimde üniversitelerden uzaklaştırılmış durumdadır. Sendikal ve siyasal hak ve özgürlüklerin kullanılması engellenmekte; emeğini, doğasını, yaşam alanlarını savunmak isteyenler şiddetle bastırılmakta, gözaltına alınıp tutuklanmaktadır. Tamamen siyasallaşmış olan yargı, saray rejiminin bekası için siyaseti ve toplumsal düzeni dizayn eden bir zor aygıtına dönüşmüştür. Anti-demokratik seçim sistemiyle belirlenen yasama organı (parlamento) sarayın müdahaleleriyle yürütmenin (sarayın) mutlak tahakkümü altında alınmak istenmektedir.

Kısacası siyasi iktidar, ne barışın toplumsallaşması ne de demokrasinin tesis edilmesi konusunda herhangi bir adım atmadığı gibi demokrasinin kırıntılarını dahi ortadan kaldırıp, otoriterliği mutlaklaştırma arzusundadır. Bu şartlarda kalıcı ve sürekli barış ortamına temel oluşturacak bir hukuku inşa etmenin mümkün olamayacağı aşikârdır.

Peki “pozitif barış” için gereken hukuki altyapıyı inşa edecek koşulların oluşmaması barıştan vazgeçmeyi mi gerektirir?

Bugün maalesef pek çok kesim iktidarın tavrı nedeniyle barıştan umudunu keserek köşesine çekilmekte ya da sürece tamamen karşı bir tutum takınmaktadır. Oysa unutmamak gerekir ki hukuk normları toplumsal güç ilişkilerinin sonucunda ortaya çıkar. Toplumun mücadeleden geri durması egemenlerin toplumsal uzlaşıya gerek duymadan, kendi hukukunu dayatmasının yolunu açar. Barış hukuku için de durum böyledir.

Yazımızın başlığındaki soruya dönersek; toplumun barışı içselleştirmek için çaba harcamadığı ve “aktif özne” olarak rol almadığı bir süreçte gerçek anlamda barışa ulaşmak mümkün olmayacaktır. “Pozitif barış” için gereken koşullar sadece süreci yürüten aktörlerin -özellikle de egemenliği elinde bulunduran iktidarın- inisiyatifine bırakılamaz. Barışın toplumsallaşması ve demokratikleşme, ancak ve ancak toplumu “aktif özne” haline getirecek örgütlü bir mücadeleyle sağlanabilir. Dolayısıyla “pozitif barış”ın zeminini oluşturmayı iktidardan beklemek yerine toplumsal mücadeleyi üstlenecek demokratik örgütlenmeleri bir an önce harekete geçirmek gerekir!

 

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Yargı eliyle darbe

SON HABERLER

Toplum ‘aktif özne’ olmadan ‘toplumsal barış’ sağlanabilir mi?

Yazar: Yeni Yaşam
23 Mayıs 2026

Yargı eliyle darbe

Yazar: Yeni Yaşam
23 Mayıs 2026

Toplumsal kodların gerilimini aşmak; Barış ve toplumsal özgürlük hedefi

Yazar: Yeni Yaşam
23 Mayıs 2026

JES’ler çevre sürgünü yaratır

Yazar: Yeni Yaşam
23 Mayıs 2026

Gazeteci Ali Barış Kurt tahliye edildi

Yazar: Yeni Yaşam
22 Mayıs 2026

İmralı Heyeti 24 Mayıs’ta Abdullah Öcalan ile görüşecek

Yazar: Yeni Yaşam
22 Mayıs 2026

Gülistan Doku soruşturması: Umut Altaş ABD’de gözaltına alındı

Yazar: Yeni Yaşam
22 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır