• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
24 Mayıs 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Aziz Tunç

‘Umut hakkından sosyal statüye’

23 Mayıs 2026 Cumartesi - 23:00
Kategori: Aziz Tunç, Yazarlar

İki yıla yakındır sürdürülen barış ve demokratik toplum projesine dair toplumda beklentilerin yükseldiği günler yaşanmaktaydı. Halkların “Süreç durdu mu, neden yürümüyor?” diye kaygılı bekleyişlerinin yaşandığı koşullarda devlet tarafından arka arkaya açıklamalar yapıldı. Önce Bahçeli uzun bir yazı ile görüşlerini kamuoyu ile paylaştı. Aynı gün M. Uçum bir yazı yayınladı. Daha sonra AKP adına Ömer Çelik açıklama yaptı ve en son Erdoğan 43 dakikalık konuşmasının son iki dakikasında konuyla ilgili bir şeyler söyledi.

Yapılan açıklamalar, bunların toplumlara yansıması ve nasıl sonuçlara yol açacağı tartışılmaktadır.

Bu açıklamaların ayrıntılarına geçmeden önce bir noktaya değinmek gerekiyor, ki bu da, Bahçeli ile Erdoğan arasında görüş ayrılığı ve çelişkiler olduğu iddiasıdır. Bu açıklamalar üzerine aynı iddia tekrar edilmiştir.

Halbuki Erdoğan ile Bahçeli arasında hiçbir çelişki yoktur. Farklı davranıyor olmalarının nedeni sürecin karakteridir. Süreç dinamik, hızlı ve çok değişken bir özelliğe sahiptir. Böyle olması, yeni gelişmeler karşısında hızlı ve farklı tutumlar alınmasını gerektirmektedir. Erdoğan’ın ve Bahçeli’nin bu duruma uyum sağlamak için aralarında görev bölümü yaptıkları görülmektedir. Bahçeli ile Erdoğan arasında ortaya çıkan farklılıkların nedeni budur.

Bunu belirttikten sonra sürece dair yapılan açıklamalara bakılabilir. Elbette söylenenler önemlidir, anlamlıdır ve uzun uzun değerlendirilmesi gerekir. Ancak kısa bir yazıyla bunun yapılamayacağı açıktır. O nedenle yapılan açıklamaların temel özelliğine bakmak ve tarafların sürece yaklaşımlarını karşılaştırmak açıklayıcı olacaktır.

Kürt tarafı, mevcut sorunun ulusal ve demokratik haklarının kabul edilmesini de içeren bir sorun olduğunu belirtmektedir. Sorunun çözümünün demokratik bir sistemle ve adil bir barışla mümkün olacağı ifade edilmektedir.

Yetkililer tarafından yapılan bütün açıklamalarda görüldüğü gibi devlet ise bu sorunu “terör” sorunu olarak tanımlamakta, Kürt ve Kürdistan sözcüklerine kırmızı görmüş gibi yaklaşmaktadır. Böyle olduğu için devlet, çözüm yöntemi olarak silahların teslimini dayatmaktadır.

Kürt halkı ve demokratik Kürt siyaseti, sürdürülen mücadelenin özgürlük ve demokrasi mücadelesi olduğunu, o nedenle gerillanın suçlu gibi yargılanamayacağını, siyasi tutsakların serbest bırakılmasını, daha gerçekçi ve daha adil bir düzenlemenin yapılması gerektiğini önermektedir.

Yine yapılan açıklamalarda görüldüğü gibi devlet, siyasi tutsak denilmesinden bile rahatsızlık duymakta, tutsakları farklı bahanelerle içeride tutmaya devam etmektedir.

Aynı şekilde Kürt halkı ve demokratik Kürt siyaseti, Sayın Öcalan’ı baş müzakereci ve Kürt halkının önderi olarak kabul etmektedir. Bu nedenle Sayın Öcalan’ın sürecin bütün boyutlarının yürütücüsü olduğunu ilan etmektedir.

Yine bütün açıklamalarda görüldüğü gibi devlet yetkilileri, Sayın Öcalan’ın rolünü farklı değerlendirmektedirler. Bu konuda en belirgin ve en tartışmalı önerileri geliştiren Bahçeli, bir süre önce Sayın Öcalan için “Barış ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü”nü önermişti. Ancak son açıklamasında Bahçeli, Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’ın rolünü “Sosyal koordinatörlük” adlı bir statü ile sınırlandırmakta ve silahların bırakılmasına kadar sürecek şekilde bir zamanlamaya bağlamaktadır.

Halbuki bir halkın önderinin rolü ve fonksiyonu bu şekilde darlaştırılamaz.

Aynı şekilde, Kürt halkı ve demokrasi mücadelesinin özneleri, kayyum politikasının tamamen ortadan kaldırılmasını talep ederlerken, devlet bu politikayı ısrarla uygulamaktan vazgeçmemektedir. Bu anlamda DEM Partili belediye başkanlarının göreve dönmeleri sağlanmazken, CHP’li belediyelere yönelik kayyum uygulamaları artarak devam ettirilmektedir. En son CHP’ye kayyum atanarak bu uygulama daha ileri bir noktaya taşınmıştır. Bu durumda demokratik ve adil bir barış nasıl mümkün olabilir ki?

Ana dilde eğitim ve ana dile özgürlük, Kürt halkının ve demokratik Kürt siyasetinin taleplerinin başında gelmektedir. Yapılan son açıklamalarda, bırakalım bu talebin adının anılmasını, bu taleplerden söz etmek bile suç sayılmaktadır.

Bütün bunlar sürecin olumlu özelliklerinin görmezden gelinmesini gerektirmez. Aynı şekilde yine bunlar, eksikliklerin tespit edilmesine de engel olmamalıdır.

Bu yaşananlar ve devletin CHP’ye yönelik kayyum uygulaması da göstermektedir ki devlet, her ne kadar bir şeyler yapıyor görünse de gerçek anlamda demokratik bir barıştan yana değildir.

Bu durumda demokrasi ve barış, halkların ortaya koyacağı büyük bir mücadeleyle sağlanacaktır. Bütün ezilen toplumsal kesimlerin böyle bir mücadeleye yönelmeleri, böyle bir mücadelenin yolunu döşemeleri, tarihi bir sürecin başlangıcı olabilir.

Mevcut durum, içinde bulunulan koşullar, sahip olunan imkanlar, böyle bir mücadelenin mümkün olduğunu göstermektedir. Unutulmamalıdır ki karanlığın en yoğun olduğu an şafağın en yakın olduğu andır. Gerekli olan yegane ihtiyaç inanmak ve mücadeleye yönelmektir.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Kürtçe, savunma ve devletin yargısal inkâr hafızası -I

Sonraki Haber

Bern’de Rojhilat’taki idamlar protesto edildi

Sonraki Haber

Bern'de Rojhilat'taki idamlar protesto edildi

SON HABERLER

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
24 Mayıs 2026

Bern’de Rojhilat’taki idamlar protesto edildi

Yazar: Yeni Yaşam
23 Mayıs 2026

‘Umut hakkından sosyal statüye’

Yazar: Yeni Yaşam
23 Mayıs 2026

Kürtçe, savunma ve devletin yargısal inkâr hafızası -I

Yazar: Yeni Yaşam
23 Mayıs 2026

Her yerde tahliyeler erteleniyor

Yazar: Yeni Yaşam
23 Mayıs 2026

Testiyi kıran suyu elekle içmeye kalkar

Yazar: Yeni Yaşam
23 Mayıs 2026

Biyoçeşitlilik varsa yaşam var!

Yazar: Yeni Yaşam
23 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır