Türkiye’de demokratik siyaset alanı boşluğu arttığı gibi bu ihtiyacı karşılayacak bir siyasi hareket ihtiyacı da artmıştır. Türkiye’de tüm demokrasi güçlerinin bir demokrasi ittifakında buluşması önemlidir
Dr. Hayri Hazargöl
Türkiye’de siyasetin toplum işleriyle uğraşmak olmadığı bir daha görüldü. Zaten demokratik olmadan doğru siyaset de yapılamaz. Öte yandan siyaset sadece parlamento ve bakanlar kurulu olarak anlaşılmaktadır. Siyaset, toplum işleri iken, topluma sadece 4 yılda bir gidip oy vereceksin, deniliyor. Böylece toplum kendi işleri hakkında dışarda tutuluyor. Siyaset anlayışı böyle olduğu gibi demokrasi anlayışı da yanlış. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Türkiye’de demokrasi lüks, lafazanlık ve demagoji gibi anlaşılmış, demektedir. Böylece Türkiye’de siyaset gerçek anlamda siyaset olamıyor. Demokrasi de toplumu aldatma işi olarak görülmüş!
Türkiye’de ağır sorunların kaynağı bu siyaset ve demokrasi anlayışıdır. Siyaset ve demokrasiye böyle yaklaşım da Kürt sorununun varlığı ve çözümsüzlüğünden kaynaklanıyor. Kürt sorunu çözülmeden de Türkiye’de mevcut siyaset ve demokrasi anlayışı değişmez, sorunlar da çözümsüz kalır. CHP’ye yönelik yapılanlar da egemen siyaset ve demokrasi anlayışının sonucudur. Dolayısıyla bu tür durumlarla karşılaşmamak için Kürt sorununun çözümünü esas alan demokratikleşme adımlarının atılması gerekir. Bu açıdan Kürt Halk Önderi’nin yürüttüğü barış ve demokratik toplum süreci aynı zamanda CHP’nin başına getirilenin kökünü kurutmak içindir. Kürt Halk Önderi’nin yürüttüğü çabalar böyle anlaşılmadan doğru demokrasi ve özgür demokratik siyaset mücadelesi de verilemez.
Kürt Halk Önderi 2013-2014 yılında Türkiye’deki yanlış siyaset ve demokrasi anlayışını kıracak HDK ve HDP projesini Türkiye’nin demokrasi güçlerinin önüne koydu. Sosyalistlerin, sol demokratların ve demokratik İslam anlayışında olanların oluşturacağı bu yapılar Türkiye siyasetinde yeni bir dönem başlatacaktı. Nitekim HDK-HDP projesi bir heyecan yarattı. 7 Haziran 2015 seçimlerinde %14 civarında oyla 80 milletvekili çıkarıldı. Eskiden HEP-DEP geleneğinden gelen partiler en fazla 35 milletvekili çıkarırken, iki kattan fazla vekil seçildi. Çünkü Türkiye’deki sol demokrasi güçleri de bu parti içinde yer aldı. Bu seçim sistemi ile %1-2 oy artışı ilk %5-6’nın çıkaracağı sayıdan daha fazla milletvekili çıkmasını sağlıyordu. Soruna sadece seçim mantığıyla bakıldığında bile %1-2’lik oyun ne kadar önemli olduğu görülür. Nitekim %2’lik bir oy düşüşü milletvekili sayısını 20 kadar düşürdü.
Bunları şunun için belirtiyoruz; oy oranı şu kadar, bu kadar denilmeden yapılacak ittifakların önemini görmek gerekir. Kaldı ki HDP, ittifak bileşenlerin yarattığı oy ve milletvekili artışından öte Kürt sorununun demokratik siyasal çözümü için olmazsa olmazdı. Kürt sorununun demokratik siyasal çözümü olacaksa bu ittifakı gerçekleştirmek, DEM Parti’yi HDP’den daha geniş yelpazede yapılandırmak şarttır.
Türkiye’de demokratik siyaset alanı boşluğu arttığı gibi bu ihtiyacı karşılayacak bir siyasi hareket ihtiyacı da artmıştır. Türkiye’de tüm demokrasi güçlerinin bir demokrasi ittifakında buluşması önemlidir. Tek bir parti çatısı altında olmasa bile demokrasi isteyen siyasi partiler, ortak mücadele içine girebilirler. Ancak bunun için tutarlı bir demokratikleşme öncülüğü yapacak oluşuma ihtiyaç vardır. Bunu HDP gibi bir oluşum daha da geniş yelpazede bileşene sahip olarak karşılayabilir.
Kürt Halk Önderi HDP’yi bir Kürt partisi gibi görmedi. Kürtlerin, Türklerin, Alevilerin, Müslüman demokratların, tüm demokrasi güçlerinin siyasi eğilimlerinin partisi olarak öngördü. Ama bir Kürt partisi değildir. Böyle bir partiyi Kürt partisi haline getirmek demokratik siyasal mücadele stratejisini boşa çıkarmaktır. Bunun Kürtlere faydası değil, zararı olur. DEM Parti’ye Kürt partisi derseniz, demokratik siyasal mücadele ve demokratik siyasi çözüm stratejisini boşa çıkarırsınız. Stratejiye göre politika ve taktikler belirlenir. Bu konuları bundan sonra da irdeleyeceğiz.
Şu anda Türkiye’deki siyasi durum özellikle tüm demokrasi güçlerine sorumluluk yüklüyor. Demokratikleşme en fazla da Kürtler için gerekliyse, o zaman Kürt demokratik siyasi güçlerinin her türlü koşulda daha fazla yoğunlaşması gerekir. Demokratik Bölgeler Partisi esas olarak Kürtlerin partisi durumundadır. Ancak DEM Parti ya da benzer bir oluşum kendisini bir demokrasi ittifakı, demokratik bileşenler partisi olarak görmezse kendi ortaya koyduğu stratejiyi daha baştan boşa çıkarmış olur. Bir amacı olan stratejiye göre hareket eden bir parti olmaktan çıkar; bazılarını milletvekili ya da belediye başkanı yapan bir araç haline gelir. Kürtlere yapılacak en büyük kötülük de bu olur.








