• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
4 Haziran 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Ekoloji

Kontrolsüz HES ve GES projeleriyle Dicle ve Fırat havzaları yok ediliyor

4 Haziran 2026 Perşembe - 10:02
Kategori: Ekoloji, Manşet

HES ve GES projeleri nedeniyle yok oluş tehlikesi altında olan Dicle ve Fırat havzaları hakkında konuşan ekolojist Hüseyin Akıl, ‘Enerji ihtiyacı ile ekolojik koruma arasında denge kurmak mümkündür. Bunun için kısa vadeli ekonomik hedeflerden çok uzun vadeli ekolojik sürdürülebilirliği esas alan bir planlama anlayışına ihtiyaç var’ dedi

Dicle ve Fırat havzaları ile Zap Vadisi’nden Aras Havzasını kapsayan bölgede Hidroelektrik Santral (HES) ve Güneş Enerji Santrali (GES) projeleri hız kesmeden sürerken, havzanın geleceği yok olma ile karşı karşıya. Havzada 169 HES ve 75 GES projesi faaliyette bulunurken, 43 HES projesi lisans-ön lisans, 77 HES projesi planlama aşamasında. GES’lerde ise 20 proje ön lisans, 26 proje yapım sürecinde.

Dicle ve Fırat havzalarında yaşanan dönüşüm, HES ve GES’in bölge ekolojisi üzerindeki etkilerine dair ekolojist Hüseyin Akıl değerlendirmelerde bulundu. Son yıllarda havza genelinde artan HES, baraj, GES, maden ve diğer enerji projelerinin bu bütüncül ekosistem üzerinde ciddi baskı yarattığını belirten Hüseyin Akıl, “Dicle ve Fırat havzaları Mezopotamya’nın yaşam damarlarıdır. Bu iki nehir ve onları besleyen yüzlerce dere, çay ve sulak alan yalnızca su taşıyan sistemler değil; aynı zamanda binlerce canlı türünün yaşam alanı, milyonlarca insanın geçim kaynağı ve binlerce yıllık kültürel mirasın taşıyıcısıdır. Ancak son yıllarda havza genelinde artan HES, baraj, GES, maden ve diğer enerji projeleri, bu bütüncül yapıyı ciddi biçimde tehdit ediyor. Soruna yalnızca tek tek projeler üzerinden bakmak yeterli değildir. Çünkü her yeni proje, zaten baskı altında olan ekosisteme ek bir yük getiriyor. Bir nehir üzerinde yapılan bir barajın etkisi sadece o noktada kalmıyor; nehrin aşağı havzalarına, yeraltı sularına, sulak alanlara ve biyolojik çeşitliliğe kadar uzanıyor. Bu nedenle bugün karşı karşıya olduğumuz en büyük sorunlardan biri kümülatif etkilerin yeterince dikkate alınmamasıdır” dedi.

‘Ekolojik çöküşleri daha görünür hale getirebilir’ 

Hüseyin Akıl

Bölgede enerji üretimi ve “güvenlik” politikaları kapsamında inşa edilen barajların nehirlerin doğal akışını kesintiye uğrattığını belirten Hüseyin Akıl, “Bölgede enerji üretimi ya da güvenlik gerekçesiyle inşa edilen barajların ortak sonucu, nehirlerin doğal akışının kesintiye uğraması ve ekolojik bağlantıların parçalanmasıdır. Birçok vadide doğal yaşam alanları sular altında kalmış, bazı bölgelerde yaban hayvanlarının göç yolları değişmiş, bazı alanlarda ise ekosistemlerin doğal işleyişi geri döndürülmesi zor şekilde bozulmuştur. Havza ölçeğinde en büyük risk; Dicle ve Fırat’ın doğal karakterini kaybetmesi, biyolojik çeşitliliğin azalması, kuraklık riskinin artması ve iklim krizine karşı bölgenin direncinin zayıflamasıdır. Ekosistemler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, bu projelerin toplam etkisi gelecekte su krizlerini, habitat kayıplarını ve ekolojik çöküşleri daha görünür hale getirebilir. Bugün birçok nehirde doğal akış rejiminin bozulduğunu açıkça gözlemleyebiliyoruz. Nehirler artık mevsimsel döngülerine göre değil, enerji üretiminin ihtiyaçlarına göre akıyor. Bu durum yalnızca su miktarını değil, suyun sıcaklığını, taşıdığı mineralleri ve ekosistem içindeki işlevlerini de değiştiriyor” diye belirtti.

Endemik türler risk altında

Nehirlerde meydana gelen değişimlerin su ekosistemleri üzerinde ciddi sonuçlar yarattığını kaydeden Hüseyin Akıl, balık türleri, omurgasız canlılar ve suya bağımlı birçok türün yaşam alanlarının tehdit altında olduğunu söyleyerek, “Özellikle yalnızca belirli havzalarda yaşayan endemik türler açısından risk çok daha büyük. Yaşam alanları daralan veya parçalanan türlerin bazıları yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor” diye konuştu.

‘Enerji üretimi ile gıda karşı karşıya geliyor’

Özellikle kuraklık baskısının arttığı bölgelerde tarım topraklarının korunmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Hüseyin Akıl, “Son yıllarda bazı GES projelerinin verimli tarım alanları, meralar ve doğal habitatlar üzerinde planlandığını görüyoruz. Bu durum enerji üretimi ile gıda üretimini karşı karşıya getirebiliyor. Özellikle kuraklık baskısının arttığı bölgelerde tarım topraklarının korunması hayati önem taşıyor. Bir bölgede su kaynaklarının azalması ya da kontrol altına alınması, doğrudan o bölgede yaşayan insanların yaşamını etkiler. Tarımla uğraşan çiftçiler, hayvancılıkla geçinen köylüler ve kırsal topluluklar bu değişimlerden ilk etkilenen kesimlerdir” diye kaydetti.

Hüseyin Akıl, bazı bölgelerde mera alanlarının daralmasının da hayvancılık faaliyetlerini olumsuz etkilediğini belirterek, “Suya erişimin zorlaşması üretim maliyetlerini artırırken, verim kayıplarına da neden olabiliyor. Bazı bölgelerde mera alanlarının azalması hayvancılığı olumsuz etkiliyor. Bunun sonucunda kırsaldan kentlere göç hızlanabiliyor ve yerel ekonomik yapı zayıflayabiliyor. Doğanın tahrip edilmesi yalnızca çevresel bir mesele değildir. Aynı zamanda yaşam hakkı, geçim hakkı ve doğal kaynaklara adil erişim meselesidir. Bu nedenle ekolojik mücadele ile sosyal adalet mücadelesi birbirinden ayrı düşünülemez” dedi.

‘Her proje toplam etkisiyle değerlendirilmeli’

Havza bazlı çevresel değerlendirmelerin zorunlu hale getirilmesi gerektiğini vurgulayan Hüseyin Akıl, projelerin yalnızca ekonomik getirileri üzerinden değil, ekolojik maliyetleriyle birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti. Hüseyin Akıl, “Enerji ihtiyacı ile ekolojik koruma arasında denge kurmak mümkündür. Ancak bunun için kısa vadeli ekonomik hedeflerden çok uzun vadeli ekolojik sürdürülebilirliği esas alan bir planlama anlayışına ihtiyaç vardır. Öncelikle havza bazlı çevresel değerlendirmeler yapılmalı ve projeler yalnızca ekonomik getirileri üzerinden değil, ekolojik maliyetleriyle birlikte ele alınmalıdır. Her proje ayrı ayrı değil, havza üzerindeki toplam etkisiyle değerlendirilmelidir” ifadelerini kullandı.

Dicle ve Fırat’ın yalnızca iki nehirden ibaret olmadığını ifade eden Hüseyin Akıl, bu havzaların Mezopotamya’nın hafızası niteliğinde olduğunu belirtti. Hüseyin Akıl, şunları kaydetti:

“Doğal koruma alanları, sulak alanlar, ormanlar ve yüksek biyolojik çeşitliliğe sahip bölgeler enerji yatırımlarına kapatılmalıdır. Enerji verimliliğine yatırım yapılmalı, tüketimi azaltan politikalar geliştirilmelidir. Ayrıca yerel ölçekte, doğayla uyumlu ve katılımcı enerji modelleri desteklenmelidir. Dicle ve Fırat yalnızca iki nehir değildir; Mezopotamya’nın hafızasıdır. Bu havzaların korunması sadece çevre meselesi değil, aynı zamanda kültürel mirasın, biyolojik çeşitliliğin ve gelecek kuşakların yaşam hakkının korunması anlamına gelmektedir.”

Haber: Zeynep Durgut \ MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Amed’de ‘güvenlik’ gerekçesiyle kamera ve fotokapan uygulaması sürüyor

Sonraki Haber

Halep Valiliği’ne hibe edilen 5 otobüs ‘devlet sırrı’ymış

Sonraki Haber

Halep Valiliği'ne hibe edilen 5 otobüs 'devlet sırrı'ymış

SON HABERLER

Çeteler, devrimcilerin kurduğu Küçük Armutlu’yu kuşatmış durumda

Yazar: Yeni Yaşam
4 Haziran 2026

Süresiz nafaka düzenlemesi iptal edildi

Yazar: Yeni Yaşam
4 Haziran 2026

TÜİK’e göre Nisan ayında işsizlik geriledi

Yazar: Yeni Yaşam
4 Haziran 2026

60 kişilik geçici işçi alımına 850 kişi başvurdu

Yazar: Yeni Yaşam
4 Haziran 2026

Akın Birdal: Demokratik bir gelecek için bir araya geleceğiz

Yazar: Yeni Yaşam
4 Haziran 2026

18 kişi hakkında uyuşturucu soruşturması

Yazar: Yeni Yaşam
4 Haziran 2026

Somali’de kriz derinleşiyor: Başkentte çatışmalar var

Yazar: Yeni Yaşam
4 Haziran 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır