Anayasa Mahkemesi’nin nafaka hakkını iptal etmesinin ardından İzmir’de feministler ve kadın örgütleri alanlara çıktı. Alsancak’tan Türkan Saylan Kültür Merkezi’ne yürüyen kadınlar, nafaka hakkının gasp edilemeyeceğini ve mücadeleden vazgeçmeyeceklerini ifade etti
İzmir’de bulunan feministler ve kadın örgütleri, Anayasa Mahkemesi’nin nafaka hakkını iptal etmesine karşı tepkilerini ortaya koymak amacıyla yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirdi. Alsancak ÖSYM önünde bir araya gelen kadınlar Türkan Saylan Kültür Merkezi’ne doğru yürüyüşe geçti. Açıklama metnini Hacer Yeşilçay ve Miray okudu.
‘Nafaka hakkına müdahale siyasal anlayışın ürünüdür’
Açıklamada nafaka hakkının hedef alınması, ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar ve çeşitli kimlikleri hedef alan nefret söylemlerinin yaygınlaştırılması aynı siyasal anlayışın ürünü olarak tanımlandı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Amaç; kadınları, LGBTİ+’ları, çocukları ve toplumsal muhalefeti daha güvencesiz, daha denetlenebilir ve daha itaatkâr hale getirmektir. Yıllardır kadınların nafaka hakkını hedef alan iktidar, bugün aynı hattı yeni yasa teklifleri ve düzenlemeler aracılığıyla sürdürmeye çalışıyor.”
‘Kadın yoksulluğu görünmez hale getirildi’
Açıklamada kamuoyuna yıllardır anlatılan “ömür boyu nafaka” anlatısının gerçeği yansıtmadığı vurgulanarak “Bugün iptal edilen düzenleme, kadınların koşulsuz ve sonsuza kadar nafaka aldığı anlamına gelmemektedir. Buna rağmen yıllardır kadınlar sanki erkeklerin sırtında yaşayan kişiler gibi gösterilmiş, kadın yoksulluğu görünmez kılınmış ve nafaka hakkı sistematik biçimde hedef haline getirilmiştir. Nafaka bir lütuf değildir. Nafaka kadınların evlilik boyunca üstlendiği görünmeyen emeğin, ekonomik kayıpların ve toplumsal eşitsizliklerin sonucu olarak ortaya çıkan bir haktır” denildi.
‘Eşitlik ve özgürlük talepleri pazarlık konusu olamaz’
Açıklamada boşanma davalarının ardından kadınların karşı karşıya kaldığı yoksulluğun tesadüfi bir sonuç olmadığı belirtilerek şu ifadelere yer verildi: “Bu yoksulluk yıllarca sömürülen bakım emeğinin, görünmez kılınan ev içi emeğin ve kadınların sistematik olarak ekonomik bağımlılığa itilmelerinin sonucudur. Aynı dönemde gündeme getirilen LGBTİ+ karşıtı düzenlemeler de kaygı vericidir. Oysa eşitlik ve özgürlük talepleri hiçbir şekilde pazarlık konusu yapılamaz.”
‘İfade özgürlüğünün kısıtlanması demokratik toplumla bağdaşmaz’
Yargı paketinde suça sürüklenen çocuklar ve dijital medya platformlarına ilişkin maddelerin de yer aldığı hatırlatılan açıklamada, “Sosyal medya ve dijital alanlara yönelik yeni kısıtlamalar, hak ihlallerinin görünür olabildiği, kadınların ve LGBTİ+’ların seslerini duyurabildiği alanları daraltma riski taşımaktadır. İfade özgürlüğünün sınırlandırılması, toplumsal muhalefetin sesinin kısılması ve kamusal tartışma alanlarının daraltılması demokratik toplumla bağdaşmaz” denildi.
‘Hayatlarımızdan ve mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz’
Açıklama şu sözlerle sona erdi: “Nafaka hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz. LGBTİ+’ların kazanılmış haklarını hedef alan politikalara sessiz kalmayacağız. Eşitlikten, özgürlükten ve adaletten vazgeçmeyeceğiz. Haklarımızdan vazgeçmiyoruz. Hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz. Birbirimizden vazgeçmiyoruz. Mücadeleden vazgeçmiyoruz.” Açıklama sloganlarla sona erdi.
Kaynak: MA









