• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
15 Haziran 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Kadın

Nadira ve Yeldana dosyaları açılmalı

15 Haziran 2026 Pazartesi - 00:00
Kategori: Kadın, Manşet

Gülistan Doku, Nadira Kadirova ve Yeldana Kaharman’a dair suçlar yıllarca ‘intihar’ kisvesiyle örtüldü. Doku’ya dair eski vali Tuncay Sonel’in deşifre olan suçları, Kadirova ve Kaharman dosyalarının yeniden açılmasını zorunlu kılmalı

Nesli Şahiner

Munzur Üniversitesi öğrencisi 21 yaşındaki Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020’de kaybedilmesinden yıllar sonra tecavüze uğradığı ve buna sessiz kalmadığı için katledildiği ortaya çıktı. Cinayetin yıllarca örtbas edilmesi ve bunun devletin valisinin, polislerinin ve kamu çalışanlarının eliyle yapılması, Kürdistan’da kadınların nasıl tehlikelerle yüz yüze olduklarını da deşifre etmiş oldu. Bu deşifre, aydınlatılmayan ve üzeri ‘intihar’ denilerek örtülen her şüpheli kadın ölümünün de anahtarı niteliğinde. Özellikle de devletin üst düzey yöneticilerinin isminin geçtiği kadın dosyaları.

Bu dosyalardan biri de Özbekistanlı 23 yaşındaki Nadira Kadirova’nın ‘intihar etti’ denilerek kapatılan dosyası. Türkiye’ye çalışmak için gelen, gelecek hayalleri olan Nadira Kadirova, dönemin AKP İstanbul Milletvekili Şirin Ünal’ın Ankara’daki villasında şüpheli olarak yaşamını yitirdi. Israrlı hukuk mücadelesine rağmen Kadirova’nın şüpheli ölümü aydınlatılmadı ve ‘takipsizlik’ kararıyla dosya kapatıldı. Nadira Kadirova’nın dosyası da Gülistan Doku dosyasında olduğu gibi uzun süre sürüncemede bırakıldı, çelişkiler giderilmedi, ortaya çıkan çok önemli deliller araştırılmadı. Çünkü şüphelerin odağındaki isim iktidarın milletvekiliydi. Üstelik asker kökenli ve güçlü ilişkileri olan bir isimdi.

Şüpheli ölümün kılıfı: İntihar

Gülistan Doku’nun yıllar sonra ortaya çıkan gerçekleri ışığında, Nadira Kadirova’nın şüpheli ölümünün ayrıntılarını hatırlamakta yarar var.

Şirin Ünal’ın yatalak eşinin yatılı bakıcısı olarak iki yıldır çalışan Nadira Kadirova, Ünal’ın evinde ve onun silahıyla 23 Eylül 2019’da şüpheli olarak yaşamını yitirdi. Ankara Emniyet Müdürlüğü, henüz ön otopsi raporu dahi çıkmadan Kadirova’nın Şirin Ünal’ın silahıyla ‘intihar’ ettiğini açıkladı. Ama bu intihar iddiası hiçbir şekilde kanıtlanamadı.

O dönem bilgisine başvurduğumuz adli tıp uzmanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı gazetemize, “Emniyetin böyle bir açıklama yapması uygun değil çünkü otopsiyi yapan hekimler bunun intihar olup olmadığını değerlendirebilir ancak. Bunu da ölen kişinin el sürüntüleri, vücudunda başka yaralanmalar olup olmadığı, herhangi bir ilaç kullanımının olup olmadığı gibi bir takım değerlendirmeleri yaparak karar verebilirler. Bunların hepsinin çıkması da zaman alır. Yani bir ay ile üç ay arası bir zaman alır kanıtların tümünün sonuçlanması. O yüzden emniyetin intihar demesi hiçbir anlam ifade etmiyor, hekimler bu değerlendirmeyi yapmadan.”

Skandal olay yeri videosu

Onlarca çelişkiye rağmen Nadira Kadirova’nın şüpheli ölümünün ardından açılan soruşturma dosyası, 2020’nin ilk aylarında takipsizlik kararı verilerek kapatıldı. Geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz Kadirova ailesinin avukatı Prof. Dr. İlyas Doğan, o dönem 30’u aşkın kadın avukatı da dahil ettiği bir dilekçeyle takipsizlik kararına itiraz etti. Fakat sonuç değişmedi ve şüpheli ölüm Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşındı. AYM’nin kararı beklenirken, Nadira Kadirova’nın hayatını kaybetmesinin ardından olay yeri inceleme ekibinin görüntüleri çıktı ortaya. Basına da yansıyan bu görüntüler, yargının gidermediği şüpheleri daha da arttırdı. “Odasında kapıyı kilitledikten sonra silahla kendini vurdu, intihar etti” denilen Kadirova’nın odası, olay yeri inceleme ekibinin çektiği kadarıyla adeta bir savaş alanı görüntüsüne sahipti. Kadirova’nın yatağı darmadağın, elbiseler, ayakkabılar yerlerde, eşyalar ters dönmüş, odanın birçok yerinde kan izleri vardı.

Deliller hep dosyadaymış

Bu görüntüler Kadirova’nın ölümünün neden şüpheli olduğunun da en büyük kanıtlarını yansıtıyordu aslında. Olay yeri inceleme ekibinin görüntülerini, Kadirova ailesinin avukatı Prof. Dr. İlyas Doğan o dönem gazetemize şöyle değerlendirmişti: “Görüntülerde kurşunun saplandığı yer ile Nadira’nın düştüğü yer farklı, böyle bir çelişki var. Ayrıca Nadira zaten kalbine ateş etmiş. Kalbine ateş edilen kişi nasıl ayakta kalabilir, dolaşabilir. Farklı 3 ayrı yerde kan birikintisi var odada. Bunların hepsinin aydınlatılması gerekiyor ama ne yazık ki soruşturma makamı bunların üzerinde durmamış.”

Kanında ‘tecavüz hapı’ çıktı

Dosyada görmezden gelinen, üzeri kapatılan bir başka ayrıntı da Nadira Kadirova’nın kanında bulunan bir ilaçtı. ‘Tecavüz hapı’ olarak da adlandırılan bu ilacın Kadirova’nın bedeninde neden bulunduğu da karanlıkta bırakılan noktalardan biri oldu.

Ayrıca Nadira Kadirova dosyasında, önemli bulgulardan biri de Kadirova’nın anal sürüntüsünde prostat sıvısı (PSA) bulunmasıydı. Bu durum, Kadirova’ya ölümünden hemen önce cinsel temas olduğuna işaret ediyor. Fakat bu önemli konu da Adli Tıp Kurumu’nun ‘PSA’da erkek DNA’sı tespit edemedik’ ifadesiyle bir kenara atıldı.

Tüm bunların yanı sıra Nadira Kadirova ile birlikte evde çalışan kadının ve arkadaşının söylediklerinin hiç dikkate alınmaması oldu. Çünkü Nadira Kadirova, ölmeden önce arkadaşına telefonda cinsel tacize uğradığını söylüyor. Şöyle diyor: “Şirin Ünal odama geldi, arkamdan sarıldı, bağırdım.” Kadirova’nın arkadaşı tanıklığında bunları detaylı olarak anlatıyor. Buna rağmen savcılık cinsel tacizle ilgili harekete geçmedi. Nihayetinde AYM de 15 Haziran 2023’te, Nadira Kadirova’ya dair başvuruya ‘yaşam hakkının ihlal edilmediği’ yönünde karar verdi.

Asker kökenli bir vekil

Öte yandan Nadira Kadirova’yı çalışanı olarak tanımlayan Ünal’ın hem özel çalışma odasında hem de Meclis’teki makam odasında Nadira’yla çekildiği fotoğraflar ortaya çıkması da önemli bir detaydı ama araştırılmadı.

Ünal’ın Kadirova’nın ölümünün ardından dalga geçer gibi, “Biz onu gönderemeden kendisini gönderdi. Allah rahmet eylesin” demesi de dikkat çekmişti. Asker kökenli olan Şirin Ünal, 2004 yılında tümgeneralliğe terfi eden bir isim. 2011 genel seçimlerinde AKP’den İstanbul milletvekili seçildi. 2015 ve 2018 yıllarındaki seçimlerde de aynı göreve seçildi. Ünal, Nadira Kadirova’nın şüpheli ölümünden ise sonra pek ortalarda görünmedi.

İktidarın koruduğu isimler

Şirin Ünal’a dair bu bilgilerin Nadira Kadirova’nın şüpheli ölümünün neden aydınlatılmadığına dair büyük önemi var. Ünal’ın nüfuzunun çok geniş olması ve korunması bu tabloda çok daha anlaşılır bir hale geliyor. Dêrsim’de emniyet müdürlerini, polisleri ve kamu çalışanlarını oğlunun işlediği suçları örtmek için seferber eden dönemin Valisi Tuncay Sonel’i düşünürsek, Şirin Ünal’ın gücünün neler yapabileceğini düşünmek hiç de zor olmaz.

Tecavüz ve şüpheli ölüm

Bir diğer şüpheli kadın ölümü de Elazığ’da 28 Mart 2019 evinde şüpheli şekilde ölü olarak bulunan 21 yaşındaki Yeldana Kaharman. Kazakistanlıydı ve Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi 2. sınıf öğrencisiydi Kaharman. Aynı zamanda Elazığ’da yayın yapan Kanal 23 Televizyonu’nda program sunuculuğu yapıyordu. Basına yansıyan bilgilere göre olay 2020 yılında Elazığ’da yaşandı. İddiaya göre; “Kaharman AKP Elazığ Milletvekili Tolga Ağar tarafından röportaj bahanesiyle Dêrsim’in Pertek ilçesine çağrıldı. Ardından da Ağar’ın tecavüzüne uğradı. Kaharman tecavüzün ardından kaçarak Pertek Jandarma Karakolu’na sığındı. Kaharman karakoldayken Mehmet Ağar arandı ve Mehmet Ağar bir helikopter göndererek oğlu Tolga Ağar’ı bölgeden çıkardı. Kaharman da evine gönderildi. Bir gün sonra ise Kaharman evinde ölü olarak bulundu.”

Kaharman’ın ‘intihar’ ettiği iddia edildi ama bu iddia asla yargı eliyle ispatlanmadı.

İlk olarak bu haberi gündeme getiren gazeteci Sedat Sur, sonrasında Türkiye’yi terk etmek durumunda kaldı. Hemen arkasından ise Yeldana Kaharman’ın şüpheli ölümüne dair haberlere erişim engeli getirildi.

Peker cinayeti işaret etti

Bir süre sonra Kaharman’ın şüpheli ölümü, organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in YouTube’da yayınladığı iddialarla yeniden gündeme oturdu. Peker, AKP Milletvekili Tolga Ağar’ı işaret ederek, “Bir gün kızcağız jandarmaya gidip ‘bana tecavüz edildi’ diyor. Kız şikâyet ediyor, daha sonra helikopterle gelip bu kardeşi babası (Mehmet Ağar) aldırıyor. Kız ertesi gün ölü bulunuyor. Ne kadar enteresan ve ne kadar acı değil mi? Kendi kızımız için dünyaları yakarız dedik ama orada bir garip öldü ve herkes biliyor. Kimse ağzını açmıyor. E derin devletin başı. Adam ne istiyorsa o oluyor. Şimdi daha da derin oldu” ifadelerini kullandı.

Resmi ‘yalanlama’

Kaharman’ın şüpheli ölümünün aslında bir cinayet olduğu iddiası bir zamanlar iktidarla iç içe olan Sedat Peker tarafından dile getirilince, muhalif basına kulağını tıkayan yetkililer bir açıklama yapmak zorunda kaldı. İddiaların odağındaki AKP’li Tolga Ağar’ın da olayı yalanlayan açıklamasının ardından Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı şöyle dedi: “Y.K.’nın (Yeldana Kaharman) asıya bağlı gelişen asfiksi sebebiyle vefat ettiği, müteveffayı intihara azmettiren, teşvik eden, intihar kararını kuvvetlendiren veya intiharına herhangi bir şekilde yardım eden kimsenin bulunmadığı tespit edilerek 16/10/2019 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmıştır.”

‘Öldürüldükten sonra asıldı’

Bu gelişmelerin ardından bu kez Kaharman’ın şüpheli ölümünü gazeteci Baransel Ağca, araştırmaya başladı. Bu araştırma kamuoyundan gizlenen birçok bilginin de ortaya çıkmasına neden oldu. Ağca, Yeldana Kaharman’ın kamuoyundan gizlenen Malatya Adli Tıp Başkanlığı tarafından hazırlanan otopsi ve toksikoloji raporuna ulaşarak yayınladı. “Yeldana Kaharman’ın şüpheli ölümüne dair 2 yıldır bulunamayan otopsi raporuna ve toksikoloji sonucuna ulaştım” diyen gazeteci Ağca, “Tahmin ettiğimin çok ötesinde çelişkiler var” ifadelerini kullandı. Ağca’nın kamuoyu ile paylaştığı otopsi raporundaki ayrıntılar “Kaharman’ın öldürüldükten sonra asıldığı şüphesine” işaret ediyordu.

Otopsi doktoru şaibeli

Yanı sıra yine gazeteci Ağca’nın açıkladığı çok önemli bir ayrıntı daha çıktı ortaya. O da şu: Yeldana Kaharman’ın otopsisini yapan Doktor Selma Düzer hakkında, Dêrsim Hozat’ta gerçekleşen Murat Oktay Can isimli askerin şüpheli ölümünde “otopside suç delillerini gizlemek” şüphesiyle 2009 yılında soruşturma açılmıştı. Bu önemli bilgi de Kaharman’ın öldürüldüğü, intihar süsü verildiği için çelişkilerle dolu otopsi raporuyla üstünün kapatıldığı savını güçlendirdi. Bütün bu gelişmelerin ardından hakkında iki soruşturma açılan gazeteci Baransel Ağca da ülkeyi terk etmek zorunda kaldı… Otopside imzası olan Selma Düzer’in şikayetiyle, Baransel Ağca hakkında dava açıldı fakat dava takipsizlikle sonuçlandı.

‘Tanımıyorum’ dedi ama

Öte yandan Kaharman’ın şüpheli ölümünün ardından Twitter’daki hesabından Yeldana’nın ismini vererek üzüntüsünü belirten ve aileye başsağlığı mesajı paylaşan Tolga Ağar, Sedat Peker’in ifşalarından sonra yaptığı açıklamada, “Adı geçen gazeteciyi tanımam etmem” dedi. Mehmet Ağar ise Yeldana Kaharman olayıyla ilgili iddialara doğrudan cevap vermekten hep kaçındı.

‘Derin devletin başı’

 Sedat Peker’in ‘derin devletin başı’ dediği Mehmet Ağar hakkındaki bilgiler, onun gücünü ve bağlantılarını ortaya koyuyor. Ağar, 1990’larda Kürdistan ve diğer şehirlerde işlenen bazı faili meçhul siyasi cinayetler ve işkencelerden sorumlu tutuluyor. O dönemin Emniyet Müdürü ve İçişleri Bakanı olan Ağar, bu suçlamalar kapsamında “cürüm işlemek için silahlı örgüt kurmak veya yönetmek” suçlarından yargılandı ama elle tutulur bir sonuç alınamadı.

Susurluk Çetesi Yöneticiliği: Mehmet Ağar’ın, 1996’daki Susurluk kazasının ardından başlatılan soruşturmalarda, devlet imkanlarını yasa dışı çıkarlar ve örtülü operasyonlar için kullanan bir suç örgütünün lideri olduğu iddia edildi.

Yalıkavak Marina: Organize suç örgütü lideri Sedat Peker, Bodrum’daki Yalıkavak Marina’ya “çöküldüğü” ve marinanın yönetim kurulunda yer alan Mehmet Ağar’ın mafya gruplarına koruma sağladığını söyledi. Ağar bu iddiaları reddetti. 16 Ekim 2020 tarihinde sosyal medyada Bodrum’daki Yalıkavak Marina’dan paylaşılan bir fotoğraf karesinde; Ağar, Korkut Eken, organize suç örgütü liderliğinden hüküm giymiş ve hapisten kısa süre önce çıkmış olan Alaattin Çakıcı ile eski Özel Kuvvetler Komutanı ve eski MHP Milletvekili Engin Alan vardı. 31 Mart 2019’daki yerel seçimler öncesi, İstanbul Yenikapı’da düzenlenen Cumhur İttifakı’nın mitingine Mehmet Ağar da katıldı.

Suçları örten ‘vatan, devlet, bayrak’

 Mehmet Ağar, AKP’ye yaklaşırken, oğlu Tolga Ağar da siyasete girdi. Sitesindeki bilgilere göre 2014 yılında partiye üye olan Tolga Ağar, 2018 Haziran seçimlerinde ise AKP Elazığ Milletvekili seçildi. Tolga Ağar’ın 2019’daki, “Cumhurbaşkanı denince bize, acayip, çok korkunç bir şey, Allah gibi geliyor” sözleri kamuoyunda çok konuşuldu. Tolga Ağar, Twitter hesabından attığı bir tweetinde de, “Biz vatan, devlet, bayrak, namus ve şeref için ölmeyi göze alanların torunlarıyız, çocuklarıyız” demişti.

Mehmet Ağar’ın da oğlu Tolga Ağar’ın da dilinden düşürmediği ‘vatan, devlet, bayrak’ nidalarına, mafya-siyaset-devlet-sermaye ilişkisiyle suçlananlar da başvuruyor, kadınları katleden, çocuklara tecavüz eden failler de…

Dolayısıyla Gülistan Doku dosyasındaki gelişmeler, Nadira Kadirova ve Yeldana Kaharman için de yürütülmeli. Adalet Bakanı, Kadirova ve Kaharman dosyalarını da ‘ucu kime dokunursa dokunsun’ diyerek yeniden açmalı ve bu şüpheli ölümleri de aydınlatmalı.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Hatimoğulları’dan Maden işçilerine destek: Emeğin onuru korkuyla teslim alınamaz

Sonraki Haber

Toplumsal hareketin genişletilmesi ve yeni bir başlangıç ihtiyacı

Sonraki Haber

Toplumsal hareketin genişletilmesi ve yeni bir başlangıç ihtiyacı

SON HABERLER

Çimlerin utandığı gün: ‘Gijon Rezaleti’

Yazar: Yeni Yaşam
15 Haziran 2026

Barışa sadakat, Cumhuriyet’e cesaret

Yazar: Yeni Yaşam
15 Haziran 2026

Yüzümüz Kürdistan’a ve Kürtçe’ye dönük

Yazar: Yeni Yaşam
15 Haziran 2026

Toplumsal hareketin genişletilmesi ve yeni bir başlangıç ihtiyacı

Yazar: Yeni Yaşam
15 Haziran 2026

Nadira ve Yeldana dosyaları açılmalı

Yazar: Yeni Yaşam
15 Haziran 2026

Hatimoğulları’dan Maden işçilerine destek: Emeğin onuru korkuyla teslim alınamaz

Yazar: Yeni Yaşam
14 Haziran 2026

ABD’de uçak kazası: 12 kişi hayatını kaybetti

Yazar: Yeni Yaşam
14 Haziran 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır