• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
16 Haziran 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Manşet

Bakırhan: Meclis kapanmadan çerçeve yasa kesinlikle çıkmalıdır

16 Haziran 2026 Salı - 14:38
Kategori: Manşet, Politika

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, ‘Çağrımız açık ve nettir. Meclis kapanmadan çerçeve yasa kesinlikle çıkarılmalıdır. Oyalanmadan, yokuşa sürülmeden yeni belirsizlikler yaratılmasın. Bu adımlar artık atılmalıdır’ dedi 

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin haftalık Meclis grup toplantısında güncel gelişmeleri değerlendirdi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütü binasına dönük 17 Haziran 2021 tarihinde gerçekleştirilen silahlı saldırıda yaşamını yitiren Deniz Poyraz’ı anarak konuşmasına başlayan Tuncer Bakırhan, sadece katilin yargılanmasını değil arkadaki güçlerin açığa çıkartılarak yargılanması çağrısı yaptı.

Tuncer Bakırhan ayrıca 30 yıllık tutsaklığın ardından tahliye olan ve grup toplantısına katılan Necati Keklik ile cezaevlerinde bulunan siyasi tutsakları selamladı. Muharrem Orucu’nun başladığını ifade eden Tuncer Bakırhan, “Muharrem Kerbela’dan bugüne kadar zulme karşı direnenlerin hakikati savunanların mazlumdan yana olanların bir simgesi olarak günümüze kadar geldi. Bundan sonra da öyle olacak” dedi.

ABD-İsrail anlaşması  

İran ve ABD – İsrail arasında yaşanan savaşta gelinen aşamaya dikkat çeken Tuncer Bakırhan, çatışmalı sürecin ardından bir anlaşmaya varıldığını belirtti. Tuncer Bakırhan, “Umarım bu çatışmasızlık ortamı kalıcı olur. Ortadoğu’da huzur ne büyük güçlerin vesayetinde ne de içerideki otoriterlikte değildir. Huzur, istikrar, refah ancak o topraklarda yaşayan halkların ve inançların özgürce yaşamış olduğu bir zeminle mümkündür” dedi.

‘Sorunlar tüm toplumu kuşattı’

Türkiye’nin yaşadığı krizlere dikkat çeken Tuncer Bakırhan, Türkiye’nin yaşadığı krizlerin sadece bugünün krizleri olmadığını, yüzyıllardır biriken krizler olduğunu belirtti.

Tuncer Bakırhan, şöyle devam etti:

“Bu ülkenin sorunları yüzyıllardır katman katman birikti. Ertelendi ve yeri geldi bastırıldı. Yeri geldi yok sayıldı. Üstü örtülen her mesele gün geldi daha ağır bir fatura olarak topluma geri döndü. İnkar ederek, yok sayarak, bastırarak sorunlar ortadan kalkmıyor. Sorunlar derinden büyüdü, çürüttü ve bütün toplumu neredeyse kuşattı. Bizler yıllardır bu ülkede aynı filmi farklı aktörlerle izliyoruz. Muktedir olan kendi hukukunu kuruyor, kendi ötekisini yaratıyor. Artık zaman krizlerin değil adaletin, eşitliğin ve barışın zamanıdır diyoruz.

Hukukun olmadığı düzeni kabul etmiyoruz 

Bugün Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik ‘mutlak butlan’ kararıyla karşı karşıyayız. Bugün muhatap Cumhuriyet Halk Partisi olabilir ama refleks tanıdıktır. Bu kararı bir partinin iç meselesi olarak hiçbir zaman okumadık. Bu karar siyasi çoğulculuğa, tahammülsüzlüğün yeni bir halkasıdır. Dün bu halkaya Kürtler kayyımla, bugün de ana muhalefet yargı müdahalesiyle dahil edildi. Yarın bu halkaya kimin dahil edileceği belli değil. Biz o gün de söyledik: Hukuku sopaya çevirmeyin. Biz bu düzene itiraz ediyoruz. Hukukun olmadığı, adaletin olmadığı, muhalife ve Kürd’e, Alevi’ye, Roman’a farklı işlediği bir hukuku kabul etmiyoruz ve etmeyeceğiz. 

Türkiye’nin 3 siyaseti: Korku, erteleme ve tekrar

Türkiye’nin son yüz yıllık hikayesine baktığımızda ilginç bir manzarayla karşılaşıyoruz. Dünya ve ülke değişiyor, iktidarlar değişiyor fakat birçok temel zorunluk olduğu yerde duruyor. Bu nedenle Türkiye’nin son 100 yılı aynı istasyonlara dönüp duran bir treni andırıyor. Vagonlar değişiyor, yolcular değişiyor, zaman değişiyor fakat siyaset aynı duraklarda bekleyip duruyor. Peki, bu tablonun nasıl bir mantığı vardır: Türkiye’yi bu hale getiren üç tarzı siyaset var. Bunlar korku siyaseti, erteleme siyaseti ve tekrar siyasetidir.  

Bu üç tarzın ve siyasetin toplumsal bedeli çok ağır oldu. Korku toplumu daralttı. Erteleme sorunları büyüttü. Tekrar ise çözümsüzlüğü kalıcılaştırdı. Bakın hukukun çekildiği yerde çeteler büyüyor. Siyasetin sustuğu yerde mafya konuşuyor. Adaletin işlemediği yerde tefeciler düzen kuruyor. Ülkemizin her sokağı, her kenti, her caddesi böyle değil mi arkadaşlar? Ne yazık ki kentler mafyalara, çetelere, tefecilere teslim olmuş. Toplum dehşet bir girdap içerisinde. Biz bu faturayı ödemek istemiyoruz. Açık söylüyoruz: Bu faturayı yaratanlar bu faturanın sonuçlarına katlanmalı ve bu faturayı ödemelidirler diyoruz.

Öğretmenlerin taleplerini destekliyoruz  

Ekonomiye bakalım; sofrada ekmek küçülüyor. Ücret ayın ortasını görmeden eriyor. Gençler çalışsa da bir gelecek kuramıyorlar. İşte yanı başımızda Ankara’da dün Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ile mülakat mağdurları öğretmenler süresiz açlık grevindeydiler. Onlara karşı bir gözaltı ve saldırı dalgası da oldu. Ne diyor Özel Öğretmenler Sendikası ile mülakat mağduru öğretmenler; özel sektörde çalışan öğretmenler için taban maaş uygulaması, güvenceli çalışma koşulları ve mülakat nedeniyle ataması yapılmayan öğretmenlerin haklarının teslim edilmesini talep ediyorlar. Biz bu talepleri destekliyoruz ve bu direnişlerinden dolayı da kendilerini selamlıyoruz.

Kurucu demokratik siyaseti destekliyoruz 

Peki, bu karanlık tablo bir kader midir; hayır. Biz kader demiyoruz, demedik. Çaresizlik de demiyoruz. Böyle gelmiş böyle gider de demiyoruz. Çünkü bizim DEM Parti’nin genel mücadele paradigmasına uygun değil. Korkuyu ertelemeye ve tekrara karşı kurucu demokratik siyaseti savunuyoruz. Savunmaya devam edeceğiz. Bu ülkenin çıkış yolu var. O yolun adı güçlü demokrasi, bağımsız hukuk, eşit yurttaşlık, emeğin hakkı ve toplumsal barıştır. Ancak çıkışı böyle sağlayabiliriz. DEM Parti olarak şimdi ortaya bir öneri seti ve programı koyacağız.

Demokratik Cumhuriyet

Birincisi Türkiye gerçek bir çoğulculuğa ve demokratik bir düzene ihtiyaç duyuyor. Bu ihtiyacın adı Demokratik Cumhuriyet’tir. Demokratik Cumhuriyet yalnızca bir yönetim modeli değildir. Bir ortak yaşam sözleşmesidir. Zemini eşit yurttaşlık, çatısı Demokratik Cumhuriyet, ortak adı da Türkiyelik’tir.

Türkiye’nin en acil ihtiyacı hukuktur 

İkincisi, Türkiye’nin en acil ihtiyacı hukuktur. Yargının tek pusulası adalet olmalıdır. Hakim kürsüsünde kararı veren hukuk mu olacak? Güçlü olan mı olacak? İşte demokrasinin sınavı aslında burada başlıyor. Yargı adil ve bağımsız olmalı. Temel özgürlükler güvence altına alınmalı. Kuvvetler ayrılığı gerçek anlamda işletilmelidir. Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik butlan kararında, Kürt siyasetçilerine yönelik davalarda, işte en başta Kobanê Kumpas davasında, gazetecilere, sendikacılara, gençlere yönelik baskılarda aynı hukuk krizinin farklı yüzlerini görüyoruz. Bu kriz çözülmeden ne demokrasi güçlenir ne de toplum rahat nefes alır.

 İktisadi adalet

Üçüncüsü bugün her evin temel ihtiyacı iktisadi adalettir. Ekonomi, eşitlik ve adalet temelinde yeniden kurulmalıdır. Bir ülkede gök denenler yükselirken çocuklar yatağa aç giriyorsa orada refah değil derin bir haksızlık ve eşitsizlik vardır. Sendika hakkı, grev hakkı, toplu sözleşme hakkı anayasal bir haktır. Bu haklar kâğıtta değil, hayatta güvence altına alınmalıdır. İşte, Demokratik Cumhuriyet’ ulaştıkça hak yerini bulacak. Hukuk güçlü olacak, eşitlik ve adalet gelecektir. Bunu sağlamak için kendimize güveniliyoruz.

Kürt meselesinin demokratik çözümü  

Bütün bu çözüm başlıklarının kilidi nedir? Kürt meselesinin demokratik çözümüdür. Bunu açıkça söyleyelim. Kürt meselesi çözülmeden, Türkiye’nin demokrasisi de, ekonomisi de, dış politikası da kalıcı istikrara kavuşamaz. Çünkü bu mesele yalnızca Kürtlerin meselesi değildir. Bu mesele Cumhuriyetin demokrasi ile tamamlanma meselesidir.

Böyle bir dönemde Kürt meselesini çözümsüz bırakmak Türkiye’yi tarihsel bir riskin eşiğinde bekletmektir. İç barışını kuramamış kendi yurttaşıyla kavgalı bir devlet dışarıdan esen her rüzgarda savrulur. Yaklaşık 2 yıldır süren bu sürecin artık somut hukuki ve demokratik zemine kavuşması gerekiyor. Bunun yolu çerçeve yasadır. Kürt meselesini çatışma zemininden çatışma zemininden çıkarıp siyaset ve hukuk zeminine taşıyacak bir çerçeve yasa artık ertelenemez.

Yerel demokrasi ve özgür yurttaş yasası  

Biz dört temel düzenlemeyi Türkiye’de zorunlu görüyoruz. Kalıcı çözüm için çerçeve yasa demokratik bütünleşme ilkelerini güvence altına alacak demokratik toplum yasası, yerel demokrasiyi, sivil toplumu ve siyasal katılımı güçlendirecek genişletilmiş yerel demokrasi yasası ve özgür yurttaş yasası. Bu adımlar biz taviz değildir. Bunlar eşit yurttaşlığın gereği gereğidir. Demokratik bir ülkede olması gereken adımlardır. Kimliklerin ve inançların Anayasal güvenceye alınması birlikteliğimizi zayıflatmaz. Aksine sağlamlaştırır. Yerel yönetimlerin güçlenmesi devleti küçültmez. Demokrasiyi büyütür. Merkezin yükünü azaltır. Kürtlerin kazanması Türklerin kaybetmesi değildir. Alevilerin, Romanların kazanması Sünnilerin ve diğer halkların kaybetmesi değildir. İşçinin kazanması ülkenin kaybetmesi değildir. Bir halkın Hakkı başka bir halkın kaybı değil ve böyle okunmamalıdır.

Meclis kapanmadan çerçeve yasa çıkmalı 

Bu nedenle çağrımız açık ve nettir. Meclis kapanmadan çerçeve yasa kesinlikle çıkarılmalıdır. Oyalanmadan, yokuşa sürülmeden yeni belirsizlikler yaratılmasın. Bu adımlar artık atılmalıdır. Çünkü barış geciktikçe güvensizlik büyüyor. İşte sağdan bunu görüyoruz. Hukuk geciktikçe umut azalıyor. Demokrasi geciktikçe toplum yoruluyor. Biz bu Meclis’te bu iradenin sesi olmaya devam edeceğiz. Bu Meclis, önümüzdeki günlerde çerçeve yasayı çıkararak tarih yazmalıdır. İkinci yüzyıla güçlü bir damga vurmalıdır. Hepimizin ortak ihtiyacı hukuka dayalı bir düzen, işleyen bir demokrasi, onurlu bir yaşam ve kalıcı bir barıştır.”

ANKARA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Cizîr’de çocuğa tecavüz davası: Faile 30 yıl hapis cezası

SON HABERLER

Bakırhan: Meclis kapanmadan çerçeve yasa kesinlikle çıkmalıdır

Yazar: Yeni Yaşam
16 Haziran 2026

Cizîr’de çocuğa tecavüz davası: Faile 30 yıl hapis cezası

Yazar: Yeni Yaşam
16 Haziran 2026

İran eylemlere katılan 2 kişiyi idam etti

Yazar: Yeni Yaşam
16 Haziran 2026

İmralı Heyeti’nden Meclis Başkanı’yla görüşme sonrası açıklama

Yazar: Yeni Yaşam
16 Haziran 2026

DBP Şirnex’te sahaya indi: Barışın sözünü halklarla kuruyoruz

Yazar: Yeni Yaşam
16 Haziran 2026

‘Özgürlük Mitingleri’nin programı belli oldu

Yazar: Yeni Yaşam
16 Haziran 2026

Öğretmenlerin açlık grevi 2’nci gününde

Yazar: Yeni Yaşam
16 Haziran 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır