Türkiye’nin ‘umut hakkı’nı uygulamakla yükümlü olduğunu belirten HDP eski Milletvekili Feleknas Uca, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin ‘umut hakkı’nın hayata geçirilmesi noktasında artık bir karar vermesi gerektiğini vurguladı
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünü talep etmek amacıyla uluslararası alanda yürütülen kampanya ve çalışmalar devam ediyor. Uzun yıllardır süren bu çalışmalar, son dönemde yalnızca siyasi bir talep olmanın ötesine geçerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2014 yılında ortaya koyduğu “umut hakkı” ilkesinin uygulanması ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin bu doğrultuda gerekli adımları atması çağrısı etrafında yoğunlaşmış durumda.
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Abdullah Öcalan’la ilişkin “umut hakkı” konusunu ele alması yönünde çağrılar yapılırken, komitenin atacağı bir adımın Kürt sorununun demokratik çözümü için devam eden sürecin geleceği açısından hayati önem taşıdığına dikkat çekiliyor.
HDP eski Milletvekili Feleknas Uca, konuya ilişkin ANF’ye değerlendirmelerde bulundu.
‘Türkiye umut hakkını hayata geçirmekle yükümlü’
Türkiye ‘umut hakkı’nı hayata geçirmekle yükümlü olduğunu ifade eden Feleknas Uca, “Türkiye, Avrupa Konseyi üyesidir ve insan hakları alanı da dahil olmak üzere çeşitli uluslararası sözleşmelere imza atmıştır. Bunlara İşkencenin Önlenmesi Komitesi (CPT) ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları da dahildir. Ancak Türkiye bu kararları bugüne kadar uygulamamıştır. Bu durum, Türkiye’nin hukuk devleti ilkeleri konusundaki ciddi eksikliklerini açıkça ortaya koymaktadır” dedi.
Kürt sorunun demokratik çözümü noktasında tarihsel bir dönemin yaşandığını işaret eden Feleknas Uca, bu sürecin başarısı için Abdullah Öcalan’ın özgür yaşar ve çalışır koşularının hayata geçirilmesinin elzem olduğunu kaydetti.
‘AB sadece izleyecek mi parçası mı olacak?’
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin ‘umut hakkı’nın hayata geçirilmesi noktasında artık bir karar vermesi gerektiğini vurgulayan Feleknas Uca, şöyle konuştu:
“AB ve kurumları artık bir karar vermek zorundalar. Her zamanki gibi sadece Türkiye’nin bazı adımlar atmasını beklemekle mi yetinecekler, yoksa barış sürecine gerçekten aktif biçimde destek mi verecekler?
Bugüne kadar yaptıkları açıklamalarda her zaman barış sürecini desteklediklerini ifade ettiler. Ancak asıl soru, bunu ne ölçüde desteklemek istedikleridir. Sadece izlemekle mi yetinecekler, yoksa sürecin aktif bir parçası mı olacaklar? Artık vermeleri gereken karar tam da budur. Benim için bu konu büyük önem taşımaktadır.
Çünkü yıllarca Avrupa Konseyi’nde Türkiye’yi temsil eden bir üye olarak yürüttüğüm bütün siyasi çalışmalar boyunca tecrit uygulamasının sona erdirilmesi, cezaevi koşullarının düzeltilmesi ve Kürt sorununun ancak siyasi yollarla çözülebileceği yönünde sürekli çağrılarda bulundum.
Ayrıca Sayın Abdullah Öcalan’ın bu sürecin en önemli aktörlerinden biri olduğunu ve serbest bırakılması gerektiğini her zaman dile getirdim. AB ve kurumlarını, Sayın Öcalan ile yürütülen barış sürecini desteklemeye ve barışın sesini daha da yükseltmeye çağırıyoruz. Umut hakkı yalnızca Sayın Öcalan için değil, Türkiye’deki tüm siyasi tutuklular için derhal hayata geçirilmeli.”
HABER MERKEZİ









