• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
20 Haziran 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Prof. Dr. Şükrü Aslan: Değişim için net politik irade ortaya koyulmalı

20 Haziran 2026 Cumartesi - 09:36
Kategori: Güncel, Manşet

Türkiye’nin çoğulcu sosyolojik dokusuna uygun bir siyasal ve toplumsal yapı kurmak için yasaklayan, engelleyen yasal düzenlemelerden başlamak gerektiğini belirten Prof. Dr. Şükrü Aslan, ‘Bu düzenlemelerin değişmesi gerektiğine dair net bir politik irade ortaya koyarsanız işin geri kalanı sadece teknik bir çalışmaya kalır’ dedi

Geçtiğimiz hafta düzenlenen Cumhuriyetin Demokratik dönüşüm Konferansı katılımcıları arasında olan ve kent, etnisite, isyan ve modernleşme üzerine uzun yıllardır çalışmalar yürüten Prof. Dr. Şükrü Aslan, Yeni Özgür Politika’ya çok kimlikli dokuyu, Türkiye’de demokratikleşme tartışmalarını, “bölünme” korkusunu, çözüm önerilerini anlattı. Şükrü Aslan, barışın yolunun “devletten topluma” değil, “toplumdan devlete” uzanan özgürlükçü bir anlayıştan geçtiğini söyledi.

“Herhangi bir kentin hikayesini konuştuğumuzda genellikle kentin bu kimliklerinden bahsetmiyoruz, oysa kent, tam da bu kimliklerin kentidir. Örneğin, Hakkari’yi bir Kürt şehri olduğunu kabul etmeden nasıl konuşabiliriz?” diye soran Şükrü Aslan, Edirne’yi Pomaklardan ve Romanlardan bahsetmeden; İzmir’i Yahudilerden söz etmeden; Sivas ve Elazığ’ı Ermenisiz veya İstanbul’u Rumlar olmadan anlatılamayacağını belirtti. Şükrü Aslan, Türkiye’de sosyoloji, antropoloji ve siyaset bilimi gibi sosyal bilimler bu tartışmayı merkezine alarak kapsamlı ve derinlikli çalışmalar yapması gerektiğini ve her şeyi bu temel paradigmaları merkeze alan yeni bir tartışma ekseninde gerçekleştirmek gerektiğini vurguladı.

‘Dil ve inanç özgürlüğü demokratikleşmeyi getirir’

Demokratikleşmenin toplumun tüm kesimlerinin kendilerini özgürce ifade edebilmesiyle ilişkili olduğuna işaret eden Şükrü Aslan, “Dilsel özgürlüğün demokratikleşmeyi, demokratikleşmenin de dilsel özgürlüğü sağlayacağını düşünüyorum. Aynı durum inanç özgürlüğü için de geçerli. Demokrasi, ancak böyle bir imkan sağlandığında gerçek anlamda var olabilir. Herhangi bir belediye meclisinin demokratik bir usulle işlemesi için, sınırları içerisinde yaşayan tüm kimliklerin kendilerini özgürce ifade edebildikleri ve yaşayabildikleri bir ortamın olup olmadığına bakmak gerekir. Eğer bu ortam mevcutsa orada gerçek bir demokrasiden söz edilebilir. Bu kimliklerden herhangi biri bile kendi kimliğinden bahsetmeden ortak çalışmalara katılmak durumunda kalıyorsa bunun gerçek bir demokrasi olmadığını ya da en azından ‘tam bir demokrasi’ olmadığını düşünüyorum” diye belirtti.

‘Değişim için net bir politik irade ortaya koymak gerek’

“Eğer Türkiye’nin çoğulcu sosyolojik dokusuna uygun bir siyasal ve toplumsal yapı kurmak istiyorsanız öncelikle o çoğul dokuyu yasaklayan, engelleyen veya yok etmeye çalışan ne kadar yasal düzenleme varsa oradan başlamanız gerekiyor” diyen Şükrü Aslan, bu doğrultuda dil yasalarına, iskan yasalarına, yer isimlerini değiştiren politikalarına ve tek tipleştirmeyi esas alan tüm yasal düzenlemelere bakmak gerektiğini söyledi. Şükrü Aslan, “Eğer bu düzenlemelerin değişmesi gerektiğine dair net bir politik irade ortaya koyarsanız işin geri kalanı sadece teknik bir çalışmaya kalır” diye ekledi.

‘Devlet gelenekten kopmakta zorlanıyor ve tereddüt ediyor’

Çözümün 100 yıldır yapılamamasına dair değerlendirmede bulunan Şükrü Aslan, “Şöyle düşünün: 1927’de nüfusunun sadece üçte birinin ‘ana dilim Türkçe’dir’ dediği bir Diyarbakır’dan zoraki bir ‘Türk şehri’ yaratmak; bu amaçla oradaki Kürt nüfusu yerinden çıkarıp göndermek ve yerlerine Türk nüfusu yerleştirmek tamamen siyasi bir karardı. Bu durum, Cumhuriyet’in o ‘tuhaf’ dediğimiz kurucu geleneğinden tam olarak kopamamasından kaynaklanıyor. Devlet bu gelenekten kopmakta zorlanıyor ve tereddüt ediyor. Bu yapıyı korumaya yönelik dinamikler var ve bazı toplumsal kesimler ya da siyasi partiler, bu dinamiklerin bozulmasının yeni gerilimler yaratabileceği endişesini taşıyor. Türkiye, bu zorlukları aşmak ve yoluna barışla devam etmek durumundadır. Bunun yolu da tüm kimlikleri kapsayan bir özgürlük alanını inşa etmekten geçer” dedi.

‘Türkiye bölünür mü, paranoyasıyla bir refleks geliştiriliyor’

Barış konusunda bir mutabakat sağlandıktan sonra, hafızanın yeniden kuruluşu ve yüzleşmenin çok geniş bir etki alanı olacağını belirten Şükrü Aslan, “Bu süreç, belki de on yıllara yayılacak yeni ve kapsamlı çalışmaları gerektirecektir. Hafızanın her yeni inşası, kurulan barışı biraz daha kökleştirecektir. Barışı kurmak kolaydır, ancak kökleşmesi ve topluma tam anlamıyla yerleşmesi onlarca yıl alabilir. Yaratılan dilsel ve etnik tahribat çok büyüktür. Bugün Kürtçe konuşulması konusunda bir engel kalmamış gibi görünse de ana dilde eğitim veya resmi dil gibi noktalarda ‘Türkiye bölünür mü’ paranoyasıyla bir refleks geliştiriliyor. Oysa bu kaygıların gerçeklikte bir karşılığı yoktur. Bence bu paranoyaların tamamı, mevcut rejimi koruma kaygısının ürettiği korkulardır; ne toplumsal ne de siyasal alanda bir karşılığı bulunur. Bu durum bir balon gibidir, üzerine kararlılıkla gidildiğinde çabucak sönüp gideceğini düşünüyorum. Türkiye’nin her kesimi barışa ihtiyaç duyuyor ve bu yönde adımlar bekliyor. Toplumun her kesiminde barışa yönelik çok büyük bir beklenti var” vurgusunu yaptı.

Şükrü Aslan, süreçteki belirsizlik halinin hem umudu hem de kaygıyı bir arada barındırdığını söyleyerek her şeye rağmen barışa sahip çıkmak gerektiğinin altını çizdi.

HABER MERKEZİ

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Deniz Poyraz dosyası için AYM’ye başvuru

Sonraki Haber

Ayla Akat Ata: Ayşe Gökkan şahsında kadın mücadelesi kriminalize ediliyor

Sonraki Haber

Ayla Akat Ata: Ayşe Gökkan şahsında kadın mücadelesi kriminalize ediliyor

SON HABERLER

Suriye Eğitim Bakanlığı’ndan önemli karar: Özerk Yönetim diplomaları tanındı

Yazar: Yeni Yaşam
20 Haziran 2026

Abdullah Öcalan: Demokratik İslam perspektifi demokratik ulus anlayışına önemli katkılar sunabilir

Yazar: Yeni Yaşam
20 Haziran 2026

Seferihisar Belediyesi ‘rüşvet’ soruşturması: 5 tutuklama

Yazar: Yeni Yaşam
20 Haziran 2026

İsrail ateşkese rağmen Lübnan’a saldırdı: 5 ölü

Yazar: Yeni Yaşam
20 Haziran 2026

Sarya Ertaş dengbêjlik mirasını genç kuşaklara taşıyor

Yazar: Yeni Yaşam
20 Haziran 2026

Qoser’de yangın: 1 çocuk yaşamını yitirdi

Yazar: Yeni Yaşam
20 Haziran 2026

Soma katliamı davası: Madencilerin aileleri davaya katılabilecek

Yazar: Yeni Yaşam
20 Haziran 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır