Ortadoğu jeopolitiğinde Kürtlerin çok önemli olduğunu söyleyen yazar Faik Bulut, Türkiye’deki süreçle bölgede devam eden sürecin birbirine bağlı olduğunu belirtti
İstanbul’da gerçekleştirilen “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı”, Kürt sorununun çözümünün yanı sıra demokratikleşme, yeniden inşa gibi tartışmalara ev sahipliği yaptı. Yazar ve Ortadoğu Uzmanı Faik Bulut, konferansta açığa çıkan tablo, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde izlenmesi gereken yol ile Kürtlerin Ortadoğu denklemindeki karşılığı üzerine değerlendirmelerde bulundu.
Hiçbir barış süreci, müzakere ve görüşmenin arkasında toplumsal, siyasi ve uluslararası güç olmaksızın başarıya ulaşamayacağına belirten Faik Bulut, devreye giren kavramın “barışın toplumsallaşması” olduğunu belirtti. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde barışın tabana, topluma daha iyi anlatılarak bir baskı grubu oluşturmanın önemli olduğunu dile getiren Bulut, “Türkiye Cumhuriyeti tarihinden biliyoruz ki çok dipten gelen dalgalar baskı oluşturmuyor. Barış sürecinde halkın yüzde 70-80’i barış sürecini destekliyorsa bu tamam demektir ve gerisi teknik bir meseledir. Bu baskı ya da destek, icabında kararsız tarafları yani iktidarı, savaştan çıkarı olanları, bu işi istemeyenleri dolaylı olarak sıkıştırmış olacak ya da kamuoyu önünde bunlar deşifre edilmiş olacak” diye belirtti.
‘Barış istiyoruz, sesi yükseldi mi Erdoğan kâle almak zorunda kalır’
Faik Bulut, “Devlet Bahçeli, devletin maslahatına göre konuşuyor dikkat ederseniz, bu norm devlettir. ‘Ahmetler çıksın’, ‘mutlak butlan kötüdür’ diyor mesela, bu norm devlettir. Devlet İmralı’daki konuşmalar sürecinde bir sürü vaatte bulunmuştu. Norm devlet bunları yerine getirmekle görevli. Bir de tedbir devlet diye bir şey vardır. Tedbir devlet devamlı ihtiyatlıdır, temkinlidir, tereddütlüdür. Ne yapacağını bilmiyor, bekliyor bazen bu meseleyi zamana yayıp sönümlendirmek, gündem olmaktan çıkarmak hatta aşındırmak, sulandırmak gibi bir şeyi vardır. Bu da AKP iktidarının şu anki politikasıdır. AKP iktidarına önemli bir direncin olduğunu biliyoruz. Her şey gelip Erdoğan’da bitiyorsa, Erdoğan da teşekkürün dışında herhangi bir şey söylemiyorsa, norm devletin vaatlerini yerine getiremiyorsa burada bir problem ya da art niyet var demektir. Erdoğan günlük anket yapar, biliyoruz. Bu, günlük ankette barışın lehinde bir şey varsa kendine, iktidarına yarayacaksa, mevcut durumuna, ilerideki politikasına bunu asgari temelde de olsa yapar ve yerine getirir. Yok bakar aleyhte ise anketlerde bunu sönümlendirmeye çalışır. Peki mütereddit devleti kim yönlendirebilir? Toplumsal taban. ‘Barış istiyoruz’ sesi yükseldi mi en azından Erdoğan kâle almak zorunda kalır” diye kaydetti.
‘Kürtlersiz bir Ortadoğu ne demektir bunu anlatabilirsek oyunu bozarız’
Sürecin uluslararası diplomasisinde de anlatılması gerektiğini vurgulayan Faik Bulut, Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Genel Komutanı Mazlum Ebdî ve heyetinin ziyaret ve diplomatik temaslarını hatırlattı. Ebdî’nin Münih Konferansı’na katılmasının aynı zamanda Kürtlerin kurumsallaşmamış ortak diplomasisinin ön işareti olduğunu söyleyen Faik Bulut, ABD Başkanı Donald Trump ve Irak Özel Başkanlık Temsilcisi Tom Barrack’ın Ortadoğu’da Kürtlere yönelik politikasını da eleştirdi.
ABD için merkezi devletlerin esas olduğunu belirten ve Tom Barrack’ın “Şam halısı” benzetmesini anımsatan Faik Bulut, “Ortadoğu jeopolitiğinde Kürtlerin önemi nedir, Kürtler olmasa ne olur, Kürtlersiz bir Ortadoğu ne demektir bunu anlatabilirsek Trump’ın da Barrack’ın da oyununu bozmuş olacağız. Bu aynı zamanda AKP’nin çok güvendiği ‘dostum Trump’ arasındaki ilişkilerin zayıflamasına yol açacak” dedi.
‘Kürtlerin vazgeçilmezi statüdür’
Kürtler arasındaki ulusal birliğin önemli olduğunun altını çizen Faik Bulut, “Kürtlerin önce kendi aralarında entegre olmaları lazım” dedi. Kürtlerin kurumsal ortak bir diplomasisinin, hukukunun ve Kürdistan ekonomisinin olması gerektiğini söyleyen Faik Bulut, ulusal birliğin ancak böyle sağlanabileceğini ifade etti.
Cumhuriyetin demokratik dönüşümünün kısa dönemde olmayacağını ve bunun için uygun zeminlerin olması gerektiğini belirten Faik Bulut, “Kürtlerin vazgeçilmezi bir statüdür” dedi. Faik Bulut, Türkiye’deki süreçle bölgede devam eden sürecin birbirine bağlı olduğuna vurgu yaparak, “Buradaki başarı Rojava’ya yansıyacaktır, Rojava’daki kazanımlar burayı etkileyecektir. Rojava’da imzalanan entegrasyonda örneğin YPJ orduya katılmak istiyor. Cihatçı Colani ‘benim inancıma göre kadınlarla erkekler orduda olmaz’ diyor. Hangi dinamik önce olursa o diğerini tetikleyecek. Başur’daki kazanım da bizim kazanımımız, mesela bütçede tahsisat, mesela Kerkük meselesi, petrolden hisse hala tartışmalıdır. O yüzden tek tek olmaz, sırtımızı birbirimize verirsek o zaman çok önemli bir konumda oluruz” ifadelerini kullandı.
Haber: Necla Demir Arvas \ MA









