• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
27 Haziran 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Ender İmrek

İktidarın ‘Terörsüz Türkiye’ yasası!

27 Haziran 2026 Cumartesi - 00:00
Kategori: Ender İmrek, Yazarlar

Türkiye siyasetinin en köklü ve en yakıcı meselelerinden biri olan Kürt sorunu, son dönemde yeni bir aşamaya evrildi. Ancak iktidar, sorunu hâlâ “terör” ekseninde tanımlamaya ve çözümü silahların teslimi, örgütün dağılması ve güvenlik birimlerinin kontrolü üzerinden kurgulamaya devam ediyor. “Terörsüz Türkiye” ifadesiyle sunulan yaklaşım, Kürt sorununun demokratik, barışçı ve kalıcı çözümüne dair herhangi bir gelişme içermiyor.

İktidar cenahından bugüne kadar yapılan hiçbir açıklama ve yaklaşımda Kürt sorununun silahlı boyutunun ötesine geçen, toplumsal barışı ve demokratikleşmeyi hedefleyen bir perspektif nerdeyse bulunmuyor. Kürt siyasi hareketinin fesih, silahlı yönteme son verdiğini açıkladığı süreden bugüne kadar siyasi bir rol üstlenmesine olanak yaratan hiçbir mekanizma öngörülmedi. AKP cenahından yapılan açıklamalara ve yazılıp konuşulanlara bakılırsa hazırlanan paket de tamamen güvenlik birimlerinin takdirine, denetimine ve kontrolüne bırakılmış durumda.

Güvenlikçi mantıkla sınırlandırılmış yasa paketi

İktidarın son dönemde sergilediği genel tutum bu paketi daha da anlamlı kılıyor. Hukuksuzluğun derinleştiği, muhalefet üzerindeki baskı ve parçalama politikalarının genişlediği bir dönemde, Kürt hareketini etkisiz kılma, Kürtler arasında ayrışma yaratma ve “örgüt uymadı” söylemiyle kamuoyunu yönlendirme hesapları ön planda görünüyor. Bu yaklaşım, iktidarın kendi geleceğini garanti altına alma çabasının bir parçası olarak okunuyor. Ne Kürt siyasal hareketi için ne de Türkiye toplumu için barış, huzur, demokratikleşme ve kalıcı çözüm öngörülüyor.

Oysa Kürt hareketinin son dönemde attığı adımlar, Türkiye ile 45 yıldır süren silahlı mücadelenin sona erdirilmesi yönünde önemli bir irade ortaya koydu. Buna karşılık iktidarın hâlâ “örgütün teslimi” ve “silahların bırakılması” gibi dar bir güvenlik paradigmasıyla hareket etmesi, sürecin yeni gelişmelerle ilerlemesini engellemiş oldu. Her tıkanma aşaması Öcalan ve Kürt hareketinin çabalarıyla açılsa da büyük güvensizliğin olduğu sır değil. AİHM ve AYM kararlarının bile yok sayıldığı, kayyımların sürdüğü ortamda toplumun büyük bölümünde oluşan güvensizlik ortamı, iktidarın oyalayıcı tutumuna karşı giderek daha yüksek sesle dile getiriliyor. Bu baskı, iktidarı yasal bir düzenleme yapmaya mecbur bıraksa da hazırlanan çerçevenin niteliği kaygıları muhafaza ediyor.

Silahlı boyutun sonlandırılması ve demokratik çözüm

Eğer taslak açıklanan çerçeve ve yazılanlara uygun haliyle Meclis’e gelirse, Kürt hareketi, Kürt halkı ve geniş toplum kesimleri açısından kaygılar daha da artacak. Elbette çatışmanın silahlı boyutunu sonlandırmaya yönelik herhangi bir yasal adım kendi başına değerli görülebilir. Ancak 45 yılı aşkın bir çatışma sürecinin ardından, çözümün yalnızca teyit tespit, infaz indirimi, denetimli serbestlik ve bireysel dönüş düzenlemeleriyle sınırlı kalması, sorunun temel dinamiklerini çözmekten uzak kalacaktır. Oysa demokratik çözüm, silahların susmasının ötesinde, Kürtlerin ulusal demokratik haklarının değerlendiren, eşit yurttaşlık haklarını güvence altına alan, siyasi temsil mekanizmalarını güçlendiren ve toplumsal uzlaşmayı inşa eden adımları zorunlu kılar.

Ancak iktidar cenahından yapılan açıklamalara ve basında yazılıp konuşulanlardan hareketle söyleyecek olursak, hazırlanan pakette bu yönde hiçbir emare bulunmuyor. Aksine, sürecin MGK üzerinden yürütülmesi, siyasi faaliyet yasağı, üçüncü ülke formülleri ve “örgüt mensubu havuzu” gibi kavramlar, meseleyi hâlâ güvenlik ve istihbarat ekseninde ele aldığını gösteriyor. Bu yaklaşım, barış sürecini değil, örgütün durumuna odaklanmış görünüyor. Ancak Kürt toplumunun siyasal iradesini muhatap almayan, onu pasif bir nesne olarak gören anlayış, kalıcı bir çözüme kapı aralamaktan çok yeni gerilimlerin tohumlarını eker.

İktidar geleceğine odaklanarak Kürt sorununu çözebilir mi?

Erdoğan iktidarının Türkiye’nin geleceğini, Kürt sorununun demokratik çözümünü ve ülkenin demokratikleşmesini bir yana bırakıp hukuksuzluğu derinleştirdiği, muhalefeti baskı altına aldığı ve parçalama hesabında ısrar ettiği, bir savaş örgütü olan NATO Zirvesi için işçi ve emekçilerin ekmeğinden kesilen paraların su gibi akıtıldığı, Trump’ın karşılanması için tüm anti demokratik mekanizmaların harekete geçirildiği, sol ve sosyalistlere yönelik adeta bir cadı avının başlatıldığı bir dönemde, bu yasal paketin de aynı mantığın uzantısı olduğu görülüyor. Amacın barış ve demokratik çözümden ziyade, Kürt hareketini etkisizleştirmek, iç tartışmaları körükleme ve “biz çözüm istedik, karşı taraf uymadı” algısı yaratma olduğu anlaşılıyor.

Bu strateji, iktidarın kısa vadeli siyasi çıkarlarını koruyabilir; ancak Türkiye’nin uzun vadeli istikrarı, demokratikleşmesi ve Kürt sorunu gibi köklü bir meselenin çözümü açısından ilerleme sağlamaz.

Gerçek bir çözüm için iktidarın güvenlikçi paradigmadan çıkması, hukuki ve siyasi reformları cesurca hayata geçirmesi gerekiyor. Aksi takdirde, temmuzda Meclis’e getirileceği konuşulan bu çerçeve, “dağ fare doğurdu” sözünü doğrulamakla kalmayacak; aynı zamanda Kürt sorununun barışçıl çözümüne dair umutları da bir kez daha erteleyecektir. Ancak toplumun barış talebi hâlâ güçlü ve bu talebin görmezden gelinmesi kimseyi ileri taşımayacaktır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Aşure kazanında yükselen barış çağrısı

Sonraki Haber

‘Ben bir halk türküleri anlatıcısıyım’

Sonraki Haber

'Ben bir halk türküleri anlatıcısıyım'

SON HABERLER

Gözaltında tecavüz: İşkence sistematik

Yazar: Yeni Yaşam
27 Haziran 2026

‘Ben bir halk türküleri anlatıcısıyım’

Yazar: Yeni Yaşam
27 Haziran 2026

İktidarın ‘Terörsüz Türkiye’ yasası!

Yazar: Yeni Yaşam
27 Haziran 2026

Aşure kazanında yükselen barış çağrısı

Yazar: Yeni Yaşam
27 Haziran 2026

NATO Zirvesi’nin akla getirdikleri

Yazar: Yeni Yaşam
27 Haziran 2026

Çanakkale’de termik santrallerle kuşatıldı

Yazar: Yeni Yaşam
27 Haziran 2026

Enerji güvenliği ve barış meselesine dair

Yazar: Yeni Yaşam
27 Haziran 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır