• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
30 Haziran 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

Ontolojik sıvılaşma ve aydın yabancılaşması

29 Haziran 2026 Pazartesi - 23:00
Kategori: Editörün Seçtikleri, Forum

Kendi içimizden çıkan, barışa ve çözüme dair iyi niyetli bir adım atmaya çalışan insanları hemen ‘saf olmakla’ suçlayıp yalnızlaştırmak ve linçlemek, aslında periferik gerçeklikleri görmezden gelmeyi kolaylaştıran yapay bir kalkandan ibarettir

Yağmur Kahveci

Evet bir de gidilemeyen yollar var. Ne bildiğim mahalleye ne de yeni bir sokağa gitmek isterim. Bazen ne hissettiğimizi aradan çok zaman sonra anlamak gibi. Belki de zamanla kurulan ilişkilerin biçim değiştirmesi gibi. Eskiden saatlerce süren sohbetlerin dostluğun ölçüsü olduğuna inanırdım. Sabahlara kadar olan sohbetler, saatlerce süren yürüyüşler, bitmeyen çaylar. Karşımızdakinin ne söyleyeceğini tahmin etmeye başladığımız an, konunun keşif olmaktan çıkması ve artık zihnimizde cümleleri tamamlamaya başlarken kendimizi bulduğumuz haller. Hatta bazen nasılsın sorusunun bile gerçek bir merak olmaktan çıkıp nezaket gereği söylenen bir sözcüğe dönüşmesi, sıradanlaşması.  Ve bazen de sohbetin ne kadar temas ettiği, anlamsızlaşması.

Bazen insan kendi doğrusunu o kadar büyütür, hayatı sadece kendi oturduğu sırça köşkten ibaret sanır ki, etrafına ördüğü o kibirli duvarların içinde yavaş yavaş donduğunu fark etmez. Bizim entelektüel dünyamızın, ülkenin en can yakıcı gerçeklerine, özellikle de Kürt meselesine ve barış arayışlarına bakışında ne yazık ki tam olarak bu donma yaşanıyor. Kendini tamamen rasyonel, modern ve korunaklı bir alana sabitleyip toplumsal diyalog ihtimallerini “Beni heyecanlandırmadı” ya da “Yine bir oyun oynanıyor” diyerek bir çırpıda küçümseyen o alaycı tavır, aslında zihinsel bir felç halidir. James Joyce’un meşhur Ölüler öyküsündeki Gabriel karakteri de tam böyle biriydi; her şeyi bildiğini sanan, unvanlarının arkasına saklanan katı bir entelektüel. Onun otel odasında yaşadığı o sarsıcı yüzleşme öncesindeki donmuş hali, bugünün mesafeli elitizminin güncel bir izdüşümüdür. Oysa hayatın gerçek yükünü omuzlayan, merkezin uzağındaki insanların barış çabasını ve sesini yukarıdan bir dille hafife almak, sadece kendi sırça köşklerimizde geçici bir konfor yaratır. Statükonun bu katı duvarlarını esnetmenin yolu ise ontolojik sıvılaşma dediğimiz, insanın kendi içindeki o dogmatik kabukları kırıp hayatın devingen ve geçişken nehrine uyum sağlayabilmesidir.

Kendi içimizden çıkan, barışa ve çözüme dair iyi niyetli bir adım atmaya çalışan insanları hemen “saf olmakla” suçlayıp yalnızlaştırmak ve linçlemek, aslında periferik gerçeklikleri görmezden gelmeyi kolaylaştıran yapay bir kalkandan ibarettir. Merkezin korunaklı konforundan dışarıya, hayatın asıl sınandığı çeperlere bakamayan aydın yabancılaşması, toplumsal bütünü algılamaktan aciz kalır. Burada yapılması gereken yapıcı eleştiri şudur: Gerçek bir uyanış ve aydınlanma, barışı küçümsemek yerine onun dönüştürücü ve birleştirici gücüne odaklanmayı, o çevreyle birlikte dönüşebilmeyi gerektirir.

Joyce’un öyküsünün finalinde Gabriel, otel odasında karısının geçmişindeki derin bir trajediyi öğrenir. Yıllardır evli olduğu kadının iç dünyasında, kendisinin asla dokunamadığı koca bir evren olduğunu anlar. Hemen ardından aynaya baktığında, zihnindeki o hatasız, her şeyi bilen aydın imgesi esner ve yerini kendi kibriyle yüzleşen daha yalın bir insana bırakır. İşte ötekini zayıf ya da muhtaç gören elitist akıl için de böylesi bir toplumsal epifani imkânı her zaman vardır. Bu epifani, sadece anlık bir fark ediş değildir; zihni körleştiren her türlü dogmanın çatlaması ve hayatın saklı duran o yalın, insani gerçeğinin kendiliğinden yüzeye çıkmasıdır. Barış arayan bir insanın talebinde ya da geçmişin kırgınlıklarında saklı duran o insani derinliği fark etmek, zihnin eski kabuklarını kırar. İnsanın kendini ve düşüncesini yeniden yaratmasının, toplumsal hafızayla birlikte yeniden doğmasının önünü açar.

Bu yüzleşme gerçekleştiğinde, o güne kadar sığınılan tüm teorik kalıplar ve mesafeli diller yerini esnek bir akışkanlığa bırakır. Bu akış, zamanın ve hafızanın sıvılaşması, dönüşümün bir nehir metaforu gibi akmasıdır. Zamanın sıvılaşması, geçmişi bitmiş bir dosya gibi rafa kaldıran yabancılaşmaya karşı hakikatin bugünle buluşmasıdır. Yüzyıllık reddedişin ve yapısal incinmelerin tüm tortularını bugünün somut gerçekliğine, tam da durduğumuz odaya ve kurulan masaya eşzamanlı bir ağırlıkla taşır. Doğrusal zaman yanılsaması esner. Kolektif hafıza ile egemen aklın kibri aynı nehrin akışında karşılaştığında, statükoyu korumak için örülen o yapay zaman barikatları yumuşayarak çözülür. Geçmiş artık uzakta bir anı değildir; şimdiyi dönüştüren, adaleti ve değişimi hemen şimdi talep eden devingen bir nehre dönüşmüştür.

Tabii bu esneme ve uyanış, sadece masanın bir tarafına ait bir sorumluluk değil. Hayatın ve mücadelenin tam kalbinde yer alan bir Kürt için de sırtında taşınan geçmişin o devasa, haklı ama sarsıcı ağırlığıyla yürümeye devam etmek kolay değil. Kuşaklar boyu biriken yaralar, kayıplar ve hayal kırıklıkları, kişinin sırtında her an aşağıya çeken ağır bir duygusal bagaja dönüşebiliyor. İşte tam burada, o içsel uyanışa, zihni hafifleten bir epifani ihtimaline tutunma arzusu öne çıkıyor. Çünkü o haklı kırgınlıkların ördüğü o katılık esneyip bu bagajın ağırlığı nehrin akışına bırakılmadıkça, geleceğe doğru rahat bir adım atmak zorlaşıyor. Barış, bir tarafın kibrini eritirken, diğer tarafın da sırtındaki o ağır hafıza yükünü nehrin akışına bırakılabilme cesaretini zorunlu kılıyor.

Kalıpların esnemesi, tıpkı öykünün kahramanı gibi insanın bencil kibrinden arınmasını sağlar. Bugün barış arayışlarını küçümsemek, toplumu durağanlaştıran ve çözümsüzlüğü besleyen bir yaklaşımdır. Joyce’un uzattığı o sıvılaşma aynası, bugün bu topraklardaki tüm katı maskelerin esnemesi ve yapıcı bir değişime açılması için kıymetli bir davettir. Kendi kibrinden arınan her zihin, hayatın ve yeniliğin o muazzam akışkan nehrine kendini bırakabilir. Yapay hiyerarşilerin esnediği, sınırların katılığı kaybettiği o ontolojik sıvılaşmaya adım attığımızda, geçmişin hayaletlerinden kurtulmak da mümkün olur. Toplum, bu alaycı ve mesafeli elitizmin ağırlıklarından, yapısal yüklerinden arındığı ölçüde ortak bir geleceğe doğru daha sağlıklı adımlarla ilerleyebilir. Kendimizi eski kalıpların içinden söküp çıkararak daha sahici yarınlara omuz omuza yürümek, ancak hayatın ve toplumsal hafızanın bu kaçınılmaz debisine ayak uydurabilmekle mümkündür.

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Fanon: Öfkeyi hatırlamak

Sonraki Haber

Kendisini yöneten bir mahalle: Prosfygika Komünü

Sonraki Haber

Kendisini yöneten bir mahalle: Prosfygika Komünü

SON HABERLER

Venezuela’da depremlerde can kaybı bin 719’a yükseldi

Yazar: Yeni Yaşam
29 Haziran 2026

Hukukun beklentileri: Cinsiyetleşmeyenler ve orantısız fedakârlıklar

Yazar: Yeni Yaşam
29 Haziran 2026

Carlo Suzzi, nam-ı diğer 43!

Yazar: Yeni Yaşam
29 Haziran 2026

Aracı da rotayı da değiştirme zamanı…

Yazar: Yeni Yaşam
29 Haziran 2026

Sahte Kürtlüğün dijital korucuları

Yazar: Yeni Yaşam
29 Haziran 2026

Kendisini yöneten bir mahalle: Prosfygika Komünü

Yazar: Yeni Yaşam
29 Haziran 2026

Ontolojik sıvılaşma ve aydın yabancılaşması

Yazar: Yeni Yaşam
29 Haziran 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır