• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
12 Temmuz 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Şimoni ve Hürmüz Diril davası: Olaya dair bilgi sahibi olan birçok kişi susturuldu

12 Temmuz 2026 Pazar - 09:22
Kategori: Güncel, Manşet

Şimoni ve Hürmüz Diril çiftinin davası hakkında konuşan avukat Rojhat Dilsiz, ‘Böyle kapsamlı bir cinayeti 80 yaşındaki bir kişinin tek başına işleyemeyeceğinin farkındayız. Apro Diril’in bağlantı içinde olduğu kişi, yapı, kurumların bulunması için sürekli taleplerde bulunduk. Olaya dair bilgi sahibi olan birçok kişi susturuldu’ dedi

Şirnex’in Elkê (Beytüşşebap) ilçesine bağlı Mehrî köyünde yaşayan Hürmüz ve Şimoni Diril çifti, 8 Ocak 2020 tarihinde kimliği belirsiz kişi ya da kişiler tarafından kaçırıldı. Çiftlerden Şimoni Diril’in cenazesi 70 gün sonra Hezil Çayı’nın kenarında bulundu. Ancak aradan 6 yıl 6 ay geçmesine rağmen Hürmüz Diril’in akıbetine dair herhangi bir gelişme yaşanmadı.

Keldani toplumundan olan Hürmüz Diril ve Şimoni Diril çifti yaşadıkları Mehrî köyünden 1989 yılında askerler tarafından zorla göç ettirildi, köyleri yakıldı. İstanbul’daki bir Keldani kilisesinde bir süre yaşayan Diril çifti, 2000’li yıllarda köylerine temelli dönüş yaptı ve yıkıntıların arasında yeni bir yaşam inşa etti. Diril çifti, 11 Ocak 2020’de köylerinde kayboldu. Bunu onlara sürpriz yapmak için İstanbul’dan gelen oğulları Remzi Diril fark etti. Hürmüz Diril kaybedildiğinde 71, Şimoni Diril ise 65 yaşındaydı. Başlatılan arama çalışmalarından 70 gün sonra Remzi Diril, annesi Şimoni Diril’in cansız bedenini evlerinin birkaç kilometre ötesinde Hezil Çayı kenarında buldu. Cenaze bulunduğunda deforme olmuş ve bazı uzuvları yoktu. Ancak arama çalışmalarında Hürmüz Diril’in yeleği ve ayakkabısından başka ize rastlanmadı.

Olayın baş şüphelisi olarak köyde yaşayan ve Diril ailesi ile akrabalık bağı olan Apro Diril ismi öne çıktı. Apro Diril, çiftin kaybolduğunu bilmesine rağmen kimseye haber vermemesi ve daha öncesinden aile ile yaşadığı husumet sonrası evlerini kurşunlamasıyla şüphelerin odağına oturdu. 23 Haziran 2021 ile 3 Şubat 2023 tarihleri arasından yedi defa tutuklan ve serbest bırakılan Apro Diril, 5 Şubat 2023 tarihinden bu yana tutuklu. Şimoni Diril’in katletmekten 21 Temmuz 2024 tarihinde Apro Diril hakkında, “Canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme” ve “Tasarlayarak öldürme” suçundan müebbet hapis cezası verildi.  Davanın diğer sanıkları Behçet Öztunç ve İsmail Yıldız hakkında ise beraat kararı verildi.

Akıbeti henüz öğrenilemeyen Hürmüz Diril’e dair Apro Diril, Behçet Öztunç ve İsmail Yıldız hakkında “kasten öldürme” suçundan 6 yıl sonra dava açıldı. Davanın 2 Temmuz 2026 tarihinde görülen üçüncü duruşmasında Diril ailesinin herhangi bir talebinin kabul edilmemesi üzerine avukatları reddi heyet talebinde bulundu. Ancak mahkeme heyeti bu talebi de reddederek açık yargılamaya devam kararı aldı. Ailenin avukatları üst mahkeme olan Şırnak 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’ne itirazda bulundu.

‘Bu genel bir cezasızlık politikası’

Davanın Gabriel Garcia Marquez’in ünlü kitabı Kırmızı Pazartesi’de işlenen cinayet ile benzer olduğunu söyleyen Diril ailesinin avukatı Rojhat Dilsiz, davanın ucunun kolluk güçlerine kadar uzandığını, sadece Apro Diril’e ceza verilerek üstünün kapatılmak istendiğini söyledi. Rojhat Dilsiz, “Herkesin bildiği, sır olmayan şeylerin mahkeme ortamında bir şekilde üstü örtülüyor. Marquez’in romanında olduğu gibi bir cinayet işleniyor, bunu herkes biliyor ama kimse sesiniz çıkarmıyor ya da çıkaramıyor. Sanıkların cinayete dair ayrıntıları bildiklerinin farkındayız ancak bir yerlerken korunduklarının da farkındayız. Amacımız bunu ortaya çıkarmak. Bunu yapmazsak benzer olayların önüne geçemeyiz. Bu ülke bir hukuk devletiyse kimsenin bir ayrıcalığı olmamalı. Birileri kendilerini mahkemeleri etkileyecek güçte görüyorsa biz o zamana bir hukuk devletinden bahsedemeyiz. Bu genel bir cezasızlık politikası. Faili kolluk olan veya kolluğa uzanan dosyaların çoğunda bu zırhı görüyoruz. Bu dosyalarda önümüze bir bariyer konuluyor” ifadelerini kullandı.

‘Birçok başvurumuz sonuçsuz kaldı’

Diril çiftinin kaybolmasına dair açılan soruşturmaya değinen Rojhilat Dilsiz, “Soruşturma ile biz bölgenin kuş uçmaz, kervan geçmez bir dağlık alan olduğunu gördük. Bu alana jandarmanın izniyle girile bilindiğini, isim yazdırılarak girilen bir bölgeden bahsediyoruz. Böyle bir alanda güpegündüz iki kişi ortadan kayboluyor ve akabinde onlara ulaşılamıyor. Benzer onlarca dosyada olduğu gibi ucu kamu görevlilerine ulaştığı zaman o soruşturma sağlıklı ilerleyemiyor. Bundan kaynaklı soruşturma aşamasında birçok başvurumuz sonuçsuz bırakıldı” dedi.

‘Olaya dair bilgi sahibi olan birçok kişi susturuldu’

Dosyada tutuklu tek sanığın 80 yaşındaki Apro Diril olduğuna dikkati çeken Rojhat Dilsiz, “Böyle kapsamlı bir cinayeti 80 yaşındaki bir kişinin tek başına işleyemeyeceğinin farkındayız. Apro Diril’in bağlantı içinde olduğu kişi, yapı, kurumların bulunması için sürekli taleplerde bulunduk. Olaya dair bilgi sahibi olan birçok kişi susturuldu. Bu süreç dönüp dolaşıp cezasızlık politikalarına dolandı. Maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla mahkemede birçok talepte bulunduk. Yaptığımız bütün talepler bir bir reddedildi. Sanıkları cezasızlık zırhı ile koruyan bir el var dosyanın üstünde. O dönem bölgede yoğun İHA ve SİHA hareketliliği söz konusu, görüntülerini talep ettik reddedildi. Baz istasyonlarından veri alınmadı. Sanıkların yaptıkları görüşmelerde karşı tarafın kim olduğuna dair tespit istedik ama kabul edilmedi. Sanıkların istihbaratçı olduğu belirlenen bir kişi ile yaptıkları görüşme var. Sanıklar ile yapılan samimi bir görüşme ve ‘sizler koruyacağız’ telkinleri var. Bütün bunlardan kaynaklı cezasızlık bariyerini aşamadık” diye konuştu.

‘Maddi gerçeği açığa çıkarmak istiyoruz’

Mahkeme heyetini reddetme gerekçesine değinen Rojhilat Dilsiz, “Başından beri bekledik, taleplerimizin bir bir reddedilmesi sonrası bizde son duruşmada mahkeme heyetini reddettik. Bizim artık o yargılamanın bir parçasının anlamı olmanın manası kalmadı. Bizim amacımız ucu nereye dokunursa dokunsun gerçek faillerin açığa çıkarılması. Bunu yapacak olan mahkeme heyetidir. Bizim taleplerimiz reddediliyorsa bizim yargılama sürecine katılmamız anlamsız kalıyor. Mahkeme heyeti bütün talepleri reddettiği için tarafsızlığını ve bağımsızlığını yitirmiştir. Bundan dolayı mahkemeyi reddettik. Bu bizim yasal hakkımız. Mahkemenin bu talebi ele alarak, yargılamayı durdurması gerekiyordu. Ancak bunu dahi yapmadı. Biz bostan korkuluğu değiliz. Maddi gerçeği açığa çıkarmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

‘Cezasızlık maalesef bir kültür haline geldi’

Son duruşmada tanık olarak dinlenen eski korucu başı Hüseyin Öztunç’un herhangi bir resmi görevi bulunmayan sanık Behçet Öztunç ile birlikte operasyonlara çıktıklarını, bu kişinin de daha önce öldürülen oğlunun intikamını alma hırsı ile operasyonlara katıldığını söylediğini hatırlatan Rojhilat Dilsiz, “Sorduğumuz sorular ile bu beyan şekillendi. Bu yasa, hukuk, prosedüre aykırı korkunç bir şey. Ancak söz konusu beyanlar tutanağa işlenmedi. Böyle önemli bir beyan neden tutanağa işlenmez? Bu büyük bir şüphe. Tuzun koktuğu bir süreci yaşıyoruz. 6 yıldır biz ciddi bir mücadele yürüterek bir seviyeye getirmek istiyoruz ama cezasızlık bariyerini aşamıyoruz. Bunu Nihat Kazanhan, Mehmet Uytun, Hacı Lokman Birlik, JİTEM davaları ve benzer onlarca davada da görüyoruz. Cezasızlık maalesef bir kültür haline geldi.  Bu bariyeri aşmak için hukukçuların hep bir mücadele içinde olması gerek” şeklinde konuştu.

Haber: Emrullah Acar \ MA

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Arjantin ve İngiltere yarı finalde

Sonraki Haber

Şêx Seîd Derneği Sekreteri: Tüm arşivler açılsın, cenazeler teslim edilsin

Sonraki Haber

Şêx Seîd Derneği Sekreteri: Tüm arşivler açılsın, cenazeler teslim edilsin

SON HABERLER

KJAR ve KNK üyesi kadınlar: Çözüm için tek çare demokratik İran

Yazar: Yeni Yaşam
12 Temmuz 2026

JES’ler, mermer, bakır ve altın arama tesisleri Geliyê Zîlan’ın ekolojik dengesini yok ediyor

Yazar: Yeni Yaşam
12 Temmuz 2026

EMEP Genel Başkanı: Çerçeve yasa ‘pişmanlık yasası’ değil, özür yasası olmalı

Yazar: Yeni Yaşam
12 Temmuz 2026

ABD’li Cumhuriyetçi Senatör Graham hayatını kaybetti

Yazar: Yeni Yaşam
12 Temmuz 2026

Şêx Seîd Derneği Sekreteri: Tüm arşivler açılsın, cenazeler teslim edilsin

Yazar: Yeni Yaşam
12 Temmuz 2026

Şimoni ve Hürmüz Diril davası: Olaya dair bilgi sahibi olan birçok kişi susturuldu

Yazar: Yeni Yaşam
12 Temmuz 2026

Arjantin ve İngiltere yarı finalde

Yazar: Yeni Yaşam
12 Temmuz 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır