Türkiye genelinde 500 bin dekar doğal alan maden şirketlerine verilecek. Kürt coğrafyasında 10 ilde ise 158 bin dekar doğal alan 2 Eylül’le 9 Eylül arasında şirketlere ihale edilecek
K. Bülent Ongun
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG), Türkiye genelinde 52 ilde bulunan 117 maden sahası için ihale sürecini başlattı. Resmi Gazete’de yayımlanan ilana göre, ihale listesinde bulunan toplam 10 Kürt ilinde 158 bin 231,8 dekar doğal alan lV. grup maden sahası olarak maden şirketlerine vermek için ihale açıldı. Diğer yandan ll-A, ll-B ve ll-C maden sahası için toplamı ise 450 bin dekar ölçekte doğal alanı kapsıyor. İhaleler 2 Eylül-7 Eylül tarihleri içinde gerçekleştirilecek. İhaleler kapalı teklif ve açık artırma usulüyle gerçekleştirilecek. İhaleye katılacak şirketlerin, belirlenen taban ihale bedelinin en az yüzde 20’si tutarında teminat vermesi gerekiyor. Taban ihale bedelinin altında teklif veren şirketler ise açık artırmaya katılamayacak. İhaleyi kazanan şirketler, gerekli işlemleri bir yıl içinde tamamlaması gerekiyor.
158 bin 231,4 dekar
Amed’in Pasûr (Kulp) ilçesinde lV. grup madenler için 19 bin 116,4 dekar (dönüm) doğal alan şirketler için ihaleye çıkarken, diğer Kürt illerindeki lV. grup alanlar ise şöyle: Meletî’nin Çirmik (Yeşilyurt) ilçesinde 16 bin 1 81 dekar, Hekîmxan 4 bin 848,4 dekar; Mêrdîn’in Dêrik ilçesi 4 bin 934 dekar; Dêrsim Pilemûriye (Pülümür) 18 bin 503 dekar; Wan Erdîş bin 281 dekar, Tûşba 2 bin 301,3 dekar; Şirnex Qileban (Uludere) 8 bin 515,4 dekar; Sewaz Dîvrîgî 8 bin 944,1 + 2 bin 307,8 dekar; Erzîrom Oltî 19 bin 951,3 + 19 bin 999,2 dekar; Dîlok (Antep) Îslahiye 4 bin 418,8 dekar; Mereş Andırın 1803,2 dekar, Göksun 20 bin dekar, Bazarcîx 4 bin 107,2 + 5 bin 533,2 dekar olurken, toplam lV. grup madenler için 10 Kürt ilinde 158 bin 231,4 dekar doğal alan yok oluşa sürüklenecek.
Yüzde 3,5 devlet hakkı için!
Türkiye’de özellikle 2002 sonrası madencilik faaliyetleri için her yıl giderek artan oranda doğal yaşam sermaye çıkarları uğruna yer bir edilirken, Türkiye coğrafyasının tamamına yayılan yağma ile büyük bir ekolojik yıkım her geçen gün genişlemekte. Kürt coğrafyasında ise son yıllarda girilmedik ne bir dağ ne de mera ve tarım arazisi bırakılmazken, her yer maden ve enerji şirketlerince sömürülerek adeta yok edilmekte. Türkiye’nin dört bir yanında milyonlarca hektar doğal yaşam madenlere açılırken, Kürt coğrafyasında maden şirketlerine ihale edilen 2 milyon dönüme yakın doğal alan son birkaç yılda yüzde 3,5’luk devlet hakkı uğruna yok oluşa bağlandı.
2025 sonu 410 bin ruhsat
Geçtiğimiz yıl çıkarılan yasa ve yönetmeliklerle şirketlere maden ruhsat süreçleri kolaylaştırıldı. Her yıl yeniden yapılan kolaylaştırmalar sonucu 2025 yılında maden ruhsatlandırma sayısı 410 bine yükseldi. İktidar tarafından açıklanan 2025-2027 tarihlerini içeren Orta Vadeli Program’da (OVP) maden şirketlerine büyük bir özgürlük sağlayan ‘kamu yararı’ ve ‘tek durak’ uygulaması ile şirketlerin doğal yaşam katliamları ‘kamu yararı’ olarak sisteme sokulurken, bu kavramın şirket yararı ürettiği ise açık bir gerçek. Kamuya yani halk ait olan zeytinlikler, tarım arazileri, ormanlar ve meraların şirketlere devredilmesini kamu yararı ile üretme gayreti ise devam ediyor.
Madencilere 344 milyar kaynak
Hiçbir biçimde kamu yararı oluşturmayan madenler için şirketlere her türden desteği sağlayan iktidar, 2026 yılı bütçesinde devletin istisna ve muafiyetlerle şirketlerden almaktan vazgeçtiği vergi tutarının yaklaşık 82,5 milyar dolar olması çok yönlü bir sömürü düzeneğinin varlığını ortaya koyuyor. Diğer yandan 2026 yılı Kamu yatırım programında ödenek tutarı en yüksek olanlar içinde yüzde 18 ile yer alan madencilik sektöründeki sermaye, pastanın en büyüğünü alıyor. Kamu yatırım programına göre, 2026 yılında madencilik sektörü için ayrılan ‘kaynağın’ 195.6 milyar lirası dış kredi olmak üzere toplam 344.7 milyar liraya ulaşacak olması ise yıl başında başlayan ihalelerin artarak devam edeceğini gösteriyor.
Devlet payı bile masraf sayıldı
Yüzde 3,5’luk devlet payını dahi ödemek istemeyen maden şirketleri ile devlet arasında bir ortak yol bulundu. 2025 yılına ilişkin olarak 2026 yılı Nisan ayı sonuna kadar tahakkuk ettirilen ve Haziran ayı sonuna kadar ödenmesi gereken maden devlet hakkı payı, 2025 hesap döneminde kurumlar vergisi matrahının içinde gider olarak yazılmasını Danıştay kararıyla sağlandı. Maden şirketleri bu yolla ödemeleri gereken yüzde 3,5 tutarını daha ödemeden önce masraf hanesinde gösterip vergiden de kaçmaları sağlandı. Gelir vergisi ödemeyen maden şirketlerine doğal yaşam ve halkın malı mülkü peşkeş çekilirken, iddia edilen ve ’kamu yararı’ olarak belirlenen yüzde 3,5’luk vergide hiçbir kamu yararı yokken, bu payı bile masraf gösterip ödememenin yolu şirketlere açılmış oldu.








