Êzidîlerin özsavunmasız bırakılamayacağını belirten fermanın tanıkları, ‘Merkez hükümet de Kürdistan Hükümeti de Şengal’in statüsünü tanımalı. Kendi özgücümüzün arkasındayız’ dedi
Irak’ın Musul vilayetine bağlı Şengal’de yaşayan Êzidîlere yönelik 3 Ağustos 2014 tarihinde gerçekleşen tarihe “74’üncü Ferman” olarak geçen DAİŞ katliamının üzerinden 12 yıl geçti. Kimi kaynaklar 3 bine yakının kişinin hayatını kaybettiğini belirtse de bu sayının çok daha fazla olduğu tahmin ediliyor. Katliam sırasında binlerce kadın ve çocuğu esir alındı, çoğu kişi katledildi ve cenazeleri toplu mezarlarda bulundu. Bazı kadınlar ve kız çocukları köle pazarlarında satıldı. Aradan 12 yıl geçmesine rağmen halen birçok Êzidînin akıbeti bilinmiyor.
Katliamda yakın ailesinden 8 kişi kaybeden, katliamın tanıklarından sanatçı Berces Xelef ile Sinûn ilçesinde ailesinden onlarca kişi kaybeden esnaf Cizo Mirad, katliam ve sonrasında yaşananları anlattı.
‘DAİŞ Kürdistan bayrağını indirerek kendi bayrağını astı’
Katliamın her yıl dönümünde Êzidîlerin acılarının yenilendiği, kabuk tutmayan yaralarının yeniden kanadığını belirten Berces Xelef, “Kentte herkesin bir hikayesi var, bu hikayeler acı ve göz yaşı ile dolu. 12 yıl önceki komşularımdan hiçbiri kalmadı. DAİŞ’in geldiği haberini bize gelen bir telefon ile aldık. Telefon eden kişi ‘kıyamet üzerinize doğru geliyor, kendinizi kurtarın’ dedi. Bizim aracımız yoktu. Bir komşumuzda vardı ve bize birlikte kenti terk etme teklifi yaptı. Ancak biz ilk başta kenti terk etmeye yanaşmadık. Kadın ve çocukların katledildiği haberleri gelince korkmaya başladık. DAİŞ geldi ve sokağımızda birçok kişiyi gözaltına aldı nereye götürüldüklerini hala bilmiyoruz. DAİŞ Kürdistan bayrağını indirerek kendi bayrağını astı. Katliamda birçok kişi katledildi, çok kişi yaralandı. Hala kemikleri bulunmayanlar var” ifadelerini kullandı.
‘Şam şeker olsa da yurt daha tatlıdır’
Farklı tarihlerde Êzidîlerin onlarca ferman ile karşı karşıya bırakıldığını hatırlatan Berces Xelef, devamında şunları söyledi; “Birçok ferman oldu ama hiçbirini gözlerimiz ile görmedik. Bunu gözlerimizle gördük. Bu ferman diğer fermanlardan farklıydı. Bu katliam göz göre göre geldi. Burada bulunan güvenlik güçleri bir şey yok dediler ve bir anda arkalarında bir şey bırakmadan kaçtılar. Halkı tek başına bıraktılar. DAİŞ’în gelmesi ile kentten ayrıldık ve Şengal Dağı’na sığındık. Gelîye Girever’de şimdi yaşamını yitirmiş olan Elîkê Rakan sayesinde birçok kişi susuzluktan kurtuldu. Bir traktörü vardı ve depo takmıştı. Geliyê Girever yokuşunun ortasında bu traktörü durdurmuş ve dağa çıkanlara su veriyordu. Elîkê Rakan ‘ben sağ olduğum sürece susuzluktan ölmeyeceksiniz’ dedi. Öyle de oldu birçok kişi onun sayesinde kurtuldu. YPG’nin açtığı koridor ile Rojava’ya geçtik. Herkes kapısını bi ze açtı. Her şeyiyle bize yardımcı oldular. Oradan uzun bir süre kaldıktan sonra yollar açılınca önce Silêmaniyeye gittik. Orada bir süre çalıştık ancak ‘Şam şeker olsa da yurt daha tatlıdır’ diyerek 2016’da Şengal’e döndük.”
‘Êzidîler 74’üncü ferman ile büyük acılar yaşadılar’
Kentte döndükten sonra birçok zorlukla yeniden bir yaşam inşa ettiklerini belirten Berces Xelef, “Êzidîler 74’üncü ferman ile büyük acılar yaşadılar. Şu an birçok Êzidî yakınlarına ait bir mezar sahibi değil. Daha birçok kişinin kemikleri kayıp. Büyün dünya bunu biliyor. Katliam esnasında gözlerini kapattılar şimdi de daha gözlerini açmış değiller. Êzidîlerin uğradığı soykırım, jenosit başka kimsenin başına gelmedi. Bizim evden 8 kişi gözaltına alındı. Babam, ablam ile iki çocuğu, yengem ile 3 kızı, toplu mezara gömüldü. Hala kemiklerimiz belli değil. Toplu mezarlar var hala açılmış değiller. Bunu Xweda kabul etmez. Êzidîlerin kemiklerini yabani hayvanlar yedi, sellerde sürüklendiler. Xweda hakkımızı kimsenin yanında bırakmasın” diye konuştu.
Cizo Mirad katliamı anlattı
Şengal’in Sinûn ilçesinde katliamdan önce esnaf olan katliamın tanıklarından Cizo Mirad, katliamda yakında ailesinden onlarca kişiyi kaybettiğini kaydetti. DAİŞ’in kente saldırması ile merkezi hükümet ile Kürdistan hükümetine bağlı güvenlik güçlerinin kendilerini terk ettiğini belirten Cizo Mirad, “DAİŞ geldiğinde pêşmergeler sivillerden önce kaçtılar. Siviller ellerinde bir şey olmadan ne yapabilir? Hırsız eve girdikten sonra ev sahibinin uyanması bir şey ifade etmez. Hırsız eve girmeden önce gerekli önlemlerin alınması gerek. Bizim de durumumuz bundan ibaretti. Şengal Dağı’na sığınanalar yanlarına bir şey almadan gittiler. Devamında dünyanın dört bir yanına dağıldılar. Pêşmergelerin kaçması ne kadar hakikat ise Kürdistan halkının bizlere sahip çıkması da hakikatti. Gittiğimiz her yerde bize iyi davrandılar ve evlerini bize açtılar. Çocuklarının boğazından eksiltip bize verdiler. Bu dayanışma bizi ayakta tuttu” dedi.
‘Êzidîler özsavunmasız bırakılamaz’
Federe Kurdistan Bölgesinin farklı kentlerinden bulunan kamplarda 6 yıl boyunca çadırlarda kaldığını belirten Cizo Mirad, “2020’de haber almadığımı yakınlarımızdan bir haber alırım umuduyla Şengal’e döndüm. Ancak evimizin tamamen yıkıldığını gördük. Yıkık dökük evlerde kaldık. Dayanışma ile yeniden Şengal’i inşa ettik. Bu süreçte ne merkez hükümet ne de Kürdistan hükümetinin bir sahiplenmesini görmedik. Merkez hükümet de Kürdistan Hükümeti de Şengal’in statüsünü tanımalı. Anlaşmalar ile başka oyunlar ile Êzidîler özsavunmasız bırakılamaz. Bunu kabul etmiyoruz. Kendi öz gücümüzün arkasındayız. Merkezi hükümet Şengal üzerinden oyunlar yapacağına kendi döneminde kaçırılan ve hala mezar yerleri belli olmayan binlerce Êzidînin mezar yerlerini belirlesin. Bu katliamı yapanları yargılasınlar” şeklinde konuştu.
Kaynak: MA









