• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
11 Ağustos 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Dr. Hayri Hazargöl

Süreç İmralı kapısı açılırsa ilerler

11 Ağustos 2026 Salı - 00:00
Kategori: Dr. Hayri Hazargöl, Manşet, Yazarlar

Türkiye’de çıkarılan yasa demokratikleşme doğrultusunda bir başlangıç olacaksa bir anlam ifade eder. Bunun için de Kürt Halk Önderi’nin özgür çalışır ve yaşar koşullarda rolünü oynaması gerekir. Ancak Rêber Apo’nun rol almasıyla ve süreci yönetir konumda olmasıyla bu yasa bir başlangıç olabilir

Dr. Hayri Hazargöl

Aylardır çıkması beklenen yasa çıktı. Yasa beklentileri karşılayan bir yasa olmadı. Genel olarak bir başlangıç olarak değerlendirildi. Kürt Halk Önderi, bin adım bir adımla başlar, dedi. Dolayısıyla bu yasa ne demokratikleşmeyi ne de Kürt sorununun çözümünü sağlayan bir yasadır. Sadece atılması gereken adımların başlangıcıdır. Önemli olan bu başlangıçla adımları süreklileştirerek menzile ulaşmaktır. Kürt Halk Önderi, bin kilometrelik yürüyüş bir adımla başlar, diyerek bundan sonraki mücadele ve çabalarla sonuca ulaşılabilir demiştir.

Türkiye’de dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen bir inkârcılık vardır. Milyonlarca Kürt fiziki katliam ve kültürel soykırımla Türkleştirilmek istenmiştir. 100 yıldır Kürdistan’ı Türk uluslaşmasının yayılma alanı haline getirme politikaları ve uygulamaları yürütülmüştür. Kürt Özgürlük Hareketi daha 1978 yılındaki manifestosunda bu gerçeği net biçimde ortaya koymuştur.

Türk devleti bu politikayı yüz yıldır çok boyutlu ve kapsamlı yürütmüştür. Sadece Türkiye siyaseti değil, toplum da Kürt varlığını inkâr eder biçimde şekillendirilmiştir. Öyle ki en ağır suç ben Kürdüm, demek olmuştur. Siyasal alan ve kamusal alanda Kürt varlığından söz etmek kimsenin aklına gelmeyecek hale getirilmiştir. Türkiye’de böyle bir şey söylenemez! Kürtlüğün akla getirilmesi bile kabul edilemez. Ahmet Kaya yeni yapacağı kasette Kürtçe şarkı okuyacağını söylediği zaman salonda bulunanların gösterdiği tepki ve yüz ifadesi hâlâ gözlerimizin önündedir. Sanki dünyanın en ağır suçu işlenmiş gibi Ahmet Kaya’ya saldırılmıştır. Ahmet Kaya bu durumu hiç beklemediğinden şok olmuştur. Bu şok Ahmet Kaya’ya bilinç atlatmıştır.

Devlet Bahçeli, Kürt Halk Önderi’ne çağrı yapana kadar siyasal alan da toplumsal alan da kültürel alan da bu doğrultuda şekillendirilmiştir. Türkiye’de her alan öyle bir zihniyetle şekillendirilmiştir ki, Kürt sorunundan ve çözümünden dolaylı söz etmek bile normal görülmemiştir. Özal’ın öldürüldüğü dönemdeki zihniyet yok diyenler olabilir. Ancak 1993 yılından bugüne özel savaş şovenizmi ve Kürt karşıtlığını o kadar körüklemiştir ki, devlet ve siyasal alandaki gerici zihniyet topluma da zerk edilmiştir. Özellikle 2015 yılından sonra yürütülen özel savaş sadece siyasi alanı değil, toplumsal alanı da kirletmiştir. Türk devleti Kürtleri ezeyim derken Türkiye toplumunun kimyasını bozmuş ve kirletmiştir. Rêber Apo’nun 27 Şubat 2025 günü yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı temelinde geliştirmek istediği süreç en fazla da yaratılan bu engelle karşılaşmaktadır.

Rêber Apo’nun süreci kuyumcu titizliğinde yürütmesi Türkiye’de yaratılan bu siyasi ve toplumsal iklimle de bağlantılıdır. Hem büyük bir irade hem de sabırla bu süreci demokratikleşme doğrultusunda ilerletmeye çalışmaktadır. Bu yönüyle de Türkiye siyasetini ve toplumunu kendi gerçeği üzerinden eğitmektedir. Çünkü Türkiye’de entelektüel akıl da siyasi akıl da Türkiye toplumu, tarihsel toplumsal gerçeği ve siyasi diyalektiğine ters bir yönde çalışmaktadır. Rêber Apo bu aklı da doğru yola ve sağduyuya çekme çabası göstermektedir. Tarihteki Türk-Kürt ilişkilerine değinmesi ve bunu tarihsel gerçeklere dayandırması bu nedenledir. Bu Kürt-Türk ilişkilerine vurgu diğer halklara karşıt anlayış ve yaklaşımı ifade etmemektedir. Zaten tarihsel toplumsal gerçeklikte de böyle bir anlayış, yaklaşım ve pratik yoktur. Halklara ve inançlara yönelik karşıtlık ve kötülükler batı modernitesinin milliyetçilik fitnesi ve ulus devlet anlayışının sonucu ortaya çıkmıştır.

Rêber Apo bu yanlış felsefe ve zihniyeti de düzeltmek istemektedir. Zaten Türkiye’de Kürt sorununun çözümü gerçekleşmeden de bu olumsuzluklar aşılamaz; Türkiye tarihsel toplumsal gerçekliğe, doğal toplumsal ve siyasal duruma gelemez. Türkiye’de şu anda birçok şey yanılgı ve çarpıtma içindedir. Ancak bu toplumsal ve siyasal mühendisliğin sonuna gelinmiştir.

Türkiye’de çıkarılan yasa demokratikleşme doğrultusunda bir başlangıç olacaksa bir anlam ifade eder. Bunun için de Kürt Halk Önderi’nin özgür çalışır ve yaşar koşullarda rolünü oynaması gerekir. Ancak Rêber Apo’nun rol almasıyla ve süreci yönetir konumda olmasıyla bu yasa bir başlangıç olabilir. Yoksa bir yasa çıkardık, şunlar yapılacaktır denilerek hiçbir gelişme sağlanamaz. Özcesi bu yasa tek taraflı dayatmalarla pratikleştirilemez.

Hareket Yönetimi bu nedenle Kürt Halk Önderi’nin barış ve siyasallaşma koordinatörü olarak rolünü oynaması ve süreci ilerletecek demokratikleşme yasalarının çıkarılmasına vurgu yapmıştır. Hareket Yönetimi’nin açıklaması bundan sonra yapılması gerekenleri ortaya koymuştur.

Barış ve Demokratik Toplum süreci öncelikle demokratikleşme mücadelesi yürütülerek başarıya ulaştırılabilir. Bu açıdan bundan sonra da her konuda demokratikleşmeye vurgu yapmak ve bunun mücadelesini vermek gerekir. Türkiye’de demokratikleşme istemi her bakımdan güçlüdür. Demokratikleşme isteyen çevrelerle bu mücadeleyi ortak yürütmek önemlidir. Temel görev budur.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Munzur’u özgür görecek son nesil miyiz?

SON HABERLER

Süreç İmralı kapısı açılırsa ilerler

Yazar: Yeni Yaşam
11 Ağustos 2026

Munzur’u özgür görecek son nesil miyiz?

Yazar: Yeni Yaşam
11 Ağustos 2026

Kök salmadan dal verilmez

Yazar: Yeni Yaşam
11 Ağustos 2026

Hakikat arayışı ve John Berger

Yazar: Yeni Yaşam
11 Ağustos 2026

Sêwreg’te bir kadın yanmış araçta ölü bulundu

Yazar: Yeni Yaşam
10 Ağustos 2026

‘Çerçeve yasa’ kanun teklifi Meclis’ten geçti: 468 kabul, 88 ret

Yazar: Yeni Yaşam
10 Ağustos 2026

İmamoğlu’ndan çerçeve yasa açıklaması: Özgür Özel’in aldığı kararı destekliyorum

Yazar: Yeni Yaşam
10 Ağustos 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır