Suudi Arabistan’ın Haşdi Şabi’ye karşı yürütülen saldırılara büyük destek verdiğini söyleyen gazeteci Özgür Avzem, ‘Suudi Arabistan, Suriye’de milliyetçi ılımlı İslam temelinde bir düzen inşa etmek istiyor’ dedi
Suriye-Irak sınırında her geçen gün tansiyon yükseliyor. Irak’ta bulunan İran destekli Haşdi Şabi güçlerine karşı HTŞ’nin konumlandırılması kamuoyunda tartışılan bir gündem olurken, Suriye ordusu askeri alarm durumu ilan etti. Suriye Savunma Bakanlığı, Suriye-Irak sınırına askeri birlikler konuşlandırarak güçlerine “C” alarm durumuna geçme talimatı verdi. Suriye-Irak sınırında gelişen gerginlik nedeniyle olası bir çatışma riskine dikkat çekiliyor.
Sınır bölgesinde karşılıklı yapılan askeri yığınaklara dikkat çeken gazeteci Özgür Avzem, “Hem Haşdi Şabi hem de Suriye Ordusu’nun Irak sınırına karşılıklı yığınaklar yapması bölgedeki gerilimi artırdı. Bu hareketliliğin arka planına biraz dikkat çekmek gerekiyor. Bu hareketliliği azmettiren ya da oradaki güçlerin karşılıklı bir şekilde mevzilenmesini, teyakkuz halinde olmasını sağlayan güçler kimdir ve ne yapılmak isteniyor konularına dikkat etmek gerekiyor” dedi.
Ocak ayında Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik HTŞ saldırılarında Suudi Arabistan’ın Türkiye’den daha aktif rol aldığını kaydeden Avzem, “Suudi Arabistan’ın temel amacı Suriye’de tekçi, merkeziyetçi ve mezhepçi bir Suriye. Dolayısıyla Suriye’de yerel demokrasinin iradesinin olması, Suudi Arabistan açısından bir tehdit olarak görülüyordu. Bunun için Kürtlerin iradesinin tanınmaması için Şara’ya maddi güç sağlayıp finansal destek sağlamıştı. Bu birliktelik çeşitli çıkarlar doğrultusunda devam ediyor. Suriye’yi birlikte yönetmek istiyorlar. Bundan kaynaklı da Şara’ya maddi finansman sağlanmış durumda” ifadelerini kullandı.
‘Ortadoğu denkleminde kendisine bir pay kapmak istiyor’
Yaşamını yitiren ABD Senatörü Lindsey Graham’ın Suudi Arabistan tehlikesini fark ettiğini, bunun için Suudi Arabistan Kralı Salman Bin Abdulaziz Âl-i Suud’u uyardığını aktaran Avzem, “Çünkü HTŞ’nin Kürtlere karşı saldırılarına ön açan askeri ve ekonomik yatırım yapan Suudi Arabistan’dı. Defalarca kez Suudi Arabistan’la görüşmeler gerçekleştirilmişti. Şimdi aynı Suudi Arabistan bu sefer Irak’taki Haşdi Şabi’ye karşı yürütülen saldırılara büyük destek veriyor. Özellikle Amerika’nın şemsiyesi altında hem doğrudan operasyonlara katılmak hem de ekonomik yatırımlar yaparak Ortadoğu denkleminde kendisine bir pay kapmak istiyor. Örneğin Suriye-Irak sınırında hem Haşdi Şabi’nin hem de Suriye ordusunun askeri yığınakları var. Özellikle bir Şii-Sünni çatışması boy verebilir. Buradaki yığılmanın arka planında yine Suudi Arabistan’ın büyük desteği var” ifadelerini kullandı.
‘Suudi Arabistan, milliyetçi ılımlı İslam temelinde bir düzen inşa etmek istiyor’
Avzem, “Suudi Arabistan askeri bir varlıktan ziyade kurumsal finansman şeklinde kendini Suriye’de var etmek istiyor. Suudi Arabistan’ın bu hedefleri İran etkisini kırmaktan daha çok Arap devletlerinin Suriye’de söz hakkını yeniden tesis etme amacı var. Şam üzerinde mutlak bir hakimiyet kurup nüfusunu biraz daha kalıcılaştırmak ve olası İran’ın geri dönüşünü bu şekilde engellemek istiyor. Bunun için kendisini seferber etmiş durumda. Suudi Arabistan, Suriye’de milliyetçi ılımlı İslam temelinde bir düzen inşa etmek istiyor” diye belirtti.
‘Türkiye, kendisini, denklemin içinde tutmak istiyor’
Suriye’de Türkiye’nin de etkisi olduğunun altını çizen Avzem, “Gelinen aşamada Suudi Arabistan’ın ekonomik araçlarla bölgede kurmak istediği etki, Türkiye’nin Suriye denklemini sadece askeri gücüyle sınırlıyor. Dengeleri bozuyor diyebilirim. Türkiye’nin en büyük stratejik müttefiklerinden olan Katar bile Suudi Arabistan çizgisinde hareket ediyor. Bu yakınlaşma durumu Türkiye’nin Suriye’deki denklemini bir hayli karmaşık hale getirdi. Çünkü şu an Suudi Arabistan tüm Arap devletlerini temsil edebilecek politik, diplomatik, askeri angajmana sahiptir. O yüzden Suudi Arabistan’ın bölgesel bağlamda politik, diplomatik vizyonu önümüzdeki günlerde de daha da görünür olabilir” dedi.
Türkiye’nin mevcut denklem içesinde kalmak istediğini belirten Avzem, “Türkiye eskisi gibi olmasa da denklem içerisinde kendisini tutmak istiyor. Ortadoğu’da söz sahibi olma çabaları ve özellikle Suriye’nin yeni bölgesel savaşların içine çekilmek istendiği bir süreçte Arap devletleri hızla devreye giriyor. Türkiye’nin ekonomik ve politik angajmanlarını Suriye ile paylaşması gerçekliğinden yola çıkarak Suriye’deki hem siyasal hem de toplumsal sorunların aslında derinleşmesini sağlayan bir durum. Bölgede konjonktürel gerçeklik değiştiğinde siyasi ve askeri boyutlarda da dengelerde de bir değişim olduğunu görebiliyoruz” diye ifade etti.
‘Şara’nın görevi her an sona erebilir’
Yaşanan değişimler karşısında Suriye Geçici Hükümeti durumunu korumaya çalıştığını kaydeden Avzem, “Colani öncülüğündeki Suriye Geçici Hükümeti de geçiciliğini korumaya çalışıyor. Katliamlar ve soykırımlar gerçekleştirmiş cihatçı bir yapılanmanın sorumlusu olan Şara’nın uluslararası güçlerin güvenliğini kazanma ve meşruiyetini onlara verdiği tavizlerle tamamlama uğraşı var. Bu da kendi iktidarını sürdürme amaçlı uğraşlarıdır. Fakat şöyle bir realite de var; küresel güçlerin Şara’ya duyduğu ihtiyaç her an bitebilir. Her an Şara’nın görevi sona erebilir. Dolayısıyla Suriye’deki mevcut duruma baktığımızda bölgedeki konjüktör, derinden değişebilecek düzeyde olduğu için bunları söylüyoruz. Nihayetinde her açıdan hazırlıklı olmayı gerektiren bir süreci de öngörmek gerekiyor” ifadelerini kullandı.
‘QSD, Suriye’nin ve Rojava Devrimi’nin geleceğini koruyacak’
HTŞ ve Haşdi Şabi’nin karşı karşıya gelmesi durumunda Suriye Geçici Hükümeti’ne entegre olan Kürt güçlerinin durumunun da merak konusu olduğunu söyleyen Avzem, “QSD, Suriye ordusuna entegre olmuş durumda. Binlerce QSD savaşçısı Suriye Savunma Bakanlığı bünyesinde dört tümen halinde örgütlendi. Yani bu askeri entegrasyon sembolik olmaktan çıkmış kurumsallaşma örgütlülüğü haline gelmiş durumda. Kendi yönetim anlayışını koruyarak demokratik teamüllere uygun bir şekilde devlet ordusu içerisinde yerini alacak. Bundan dolayı demokratik kurumsal örgütlenme modeli, sadece sınırlar üzerinde yani haritalar üzerinde gelişebilecek herhangi bir gücün saldırısına karşı değil aynı zamanda kendi demokratik işleyişini devlet içerisinde kurumsal vaziyette örgütleyebilecek bir zemin içerisinde olacak. Artık Suriye ordusu adı altında Suriye’nin ve Rojava’nın güvenliği sağlanacak. Ortak bir şekilde sınır hatlarında gelişebilecek güvenlik tehditlerine karşı tabii ki öz savunma niteliğinde yaklaşacak” dedi.
Haber: Ömer Akın\MA









