• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
27 Ağustos 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Tarihsel öz ile var olan, tecrit ile yok olmaz – Zilan Kaya

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
11 Şubat 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Ortadoğu’nun kalbinde yok sayılmaya karşı diriliş ve haksızlığa karşı direniş gibi kutsal değerlerin etrafında binlerce yıldır mücadele veren bir halk olan Kürtler ve Kürtlerin yaşadığı coğrafya olan Mezopotamya….

İnsanlığı var eden toplumsallığı geliştiren kutsal kitaplara cenneti tasfir eden bir coğrafyadır Kürdistan. Tarihin izini sürenler bu coğrafyaya yüksek ve ihtişamlı dağları ile ana tanrıçaların mekanı, bereketin ve sembolü kutsalın “kut”u yetiştiği ovaları ile insanlığı binlerce yıl bolluk ve bereketle besleyen insanlığın beşiği Mezopotamya dediler.

Coğrafyasının güzelliğinden, tanrıçalarının gizeminden bilinmez hep aşklara, şiirlere, destanlara konu olurken aynı zamanda en amansız savaşların da mekanı oldu bu topraklar. Sonradan hep inkar edilse de bu topraklarda yaşayan halklar tarihin gizlerinde eşitlik, özgürlük ve adalet ile anıldılar, dengbejlerin sözlerinde geçmişten günümüze akarken, Agitlerin direnişiyle hep var olmaya çalıştılar. Hep ama hep direndiler, hiç boyun eğmediler. Medlerle kök olup tarih sahnesine çıktılar. Kökleri üzerinde insanlığa felsefesiyle sevgiyi, iyiliği öğreten sayısız filozofa ilham olan Zerduşt’u, Dehak’ın zulmüne karşı direnen Demirci Kawa’yı bağrında büyüttüler. Evet, onlar Kürttü. Bizler Kürdüz. Bugün milyonlara ulaşan nüfusu köklü zengin bir geleneğe, kültürel birikime sahip komünal özünden vazgeçmeyen inadına direnen kadim bir halkız. Her ne kadar istilacılarca yok sayılıp inkâr edilsek de, toprağına sımsıkı bağlı olan köklerimiz üzerinden yeşererek hep direnişle var olmayı bildik. Çünkü bizi halk yapan zengin köklü bir kültürümüz, bu kültürden beslenen kahraman önderlerimiz vardı.

‘Hiçbir şey yoktan var olmaz, var olan yok olmazdı’ derdi Sayın Öcalan.

O, milyonlarca insanın (Kürt, Arap, Süryani vb halkların) ‘önderimdir, siyasi irademdir’ dediği bir halk önderi. Bitti denilen anda insanlığa ait değerleri tarihin derinliklerinden çıkartıp kendi özüyle buluşturup kimliğinde yeniden birleştiren bilge insan. Özünü egemenlerce yok sayılan tarihin gizlerinden, halkının direnişçi komünal özünden alarak; bu özden beslenen felsefesini insana ait değerlerin bir bir yok edilmeye çalışıldığı bu karanlık sistemde, insanlığa bir ışık olarak armağan eden bir filozof, bir lider. Kendi tarihsel toplumsal değerlerinden milyonlara umut olan, bu kadar köklü bir geleneğe, zengin bir birikime sahip bir öz yok sayılarak yok ettirebilinir mi? Elbette ki hayır. Var olan yok olmazdı. Hele ki bu var oluş bir halkın yeniden dirilişine neden olmuş, tarih buna tanıklık eden binlerce Agid’in kahramanlıkları ile yazılmışsa hiçbir şey yok olmazdı.

Peki, tarihin en derin, en hukuksuz, en insanlık dışı uygulaması olan tecrit bu gerçeği değiştirebilir mi? Var olanı yok sayabilir mi? Elbette ki hayır.

Tecrit tarih boyunca egemenlerce uygulanan bireyi zayıf kılmanın, köleleştirmenin en vahşi yöntemidir. İnsan toplumsal bir varlık olup içinde yaşadığı toplumda geliştirdiği ilişkilerle var olup gücünü kendi toplumsallığından alır. Dolayısıyla tecrit özgür insanı, ilişkilerinden, toplumsallığından kopararak zayıflatıp özünden kopararak insanlığını öldürmektir. Kendi varlığını başkalarının yok olması üzerinden tutmaya çalışan sayısız iktidar, sayısız diktatör bu vb. yöntemleri vahşice uygulayarak kendilerinin ömürlerini uzatmaya çalıştılarsa da tarihin çöp sepetine atılmaktan kurtulamadılar. Fakat tarihten dersler çıkarılmamış olacak ki, bu gün 21 yy.’da, uzay çağında bu tür geri yöntemlerle sonuç almayı uman insanlık düşmanı bireyler ve iktidarlar var.
Sayın Öcalan salt bir birey değildir, aynı zamanda siyasi bir kimlik, bir düşünce insanıdır. Felsefesinin özünü halkların komünal özünden direnişçi geleneğinden alarak kendisini zaman ve mekân olgusunda aşmış bir bilgedir. Onun felsefesi yaşamı kadın-erkek, canlı- cansız, insan-evren, madde-enerji, doğa-toplum vb. olgular etrafında var olanı yeniden tanımlayarak günümüz dünyasında ideolojik-bir kimlik kazandırdı. Dolayısıyla onun felsefesinde insanlık, insanlıkta da onu felsefesi yaşıyor. Bundandır ki yirmi yılı aşkın süredir tecrit uygulanmasına rağmen fiziki olarak halkından koparılsa da düşünsel ve felsefik olarak insanlığa ulaşmasını engelleyemediler.

Bugün zindanlarda Sayın Öcalan’ın felsefesiyle beslenen binlerce tutsağın ve dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşayan Kürtlerin başlattığı açlık grevi eylemleri, her gün tecridin kaldırılması için destek veren dünyaca tanınmış aydın, yazar ve siyasetçinin derhal tecrit kaldırılsın açıklamaları, felsefesinin sınırları aşıp milyonlara ulaştığının en somut göstergesidir. İnsan iradesini teslim almak isteyen, tecridin kaldırılmasına dönük kitleselleşen eylemlerde irade beyan eden eylemcilerin kararlı duruşları, direnişle tecridin amaca kilitlenen bir iradenin karşısında nasıl yerle bir olacağını tarih karşısında göstereceklerdir.

Bugün devletin elindeki en büyük silah olan tecrit, yarın halkların direnişiyle kendisine doğrulacaktır. Kendisine güvenilmeyen bin bir baskı ve zorla ayakta kalmaya çalışan, yoksulluk ve yoksunluk politikalarıyla kendi halkını köleleştiren bir sistem, eninde sonunda halkı tarafından tecrit edilip yok olmaya mahkûmdur. O nedenledir ki sözümüz; kendisini bu devran bitmez zanneden zamane ucubelerine. Gaflet uykusundan uyanmanın zamanı geldi de geçti bile. Öyle saray oyunlarıyla varlığınızı ve zamanınızı biraz daha uzatabilirsiniz ancak ve ancak bu halk tarafından tecrit edilmekten kurtulamayacaksınız. Tarih göstermiştir ki özünü bu halkın değerlerinden alanlar tecridi anlamsız kılıp halkların gönlünde taht kurarken, varlığını halkların yok olması üzerinden yaşatmaya çalışanlar halkların tecridinden kurtulamayacak, eninde sonunda zamanın sonsuzluğunda yok olacaklar.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Meta cangılında komünleşmek

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ağustos 2026

Yeni Yaşam gazetesinde, neredeyse nesli tükenecek tam donanımlı ve hayatı ile düşüncesi birbiriyle uyumlu, kendisini bir akademisyen olarak kapitalizmin “düşünce...

Söylenebilirliğin ve yapılabilirliğin sınırları

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ağustos 2026

Eylül ayında yapılacak üç eyalet parlamentosu seçimleriyle Almanya’nın “süper seçim yılı” sona erecek. Saksonya-Anhalt, Mecklenburg-Vorpommern ve Berlin’de yapılacak olan seçimler,...

Müzakere ve mücadele

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ağustos 2026

“Süreç”, Öcalan’ın İmralı Adası’ndan dünyaya duyurduğu, 27 Şubat deklarasyonuyla açıldı. Elbette, bunun evvelinde bildiğimiz, şeffafça gözlerimizin önünde cereyan etmiş en...

Entelektüel tartışması, barış ve Öcalan meselesine dair…

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ağustos 2026

Türkiye’nin entelektüel hayatında tuhaf bir Öcalan paradoksu bulunuyor. Devlet onun etkisini hesaba katıyor. Belirleyiciliği kabul ediliyor. Fakat aynı insanın düşüncelerini...

Sosyal ekonomi

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ağustos 2026

Kapitalizm bize ekonominin yalnızca kâr etmek için var olduğunu anlatır. Bir işletmenin başarısı, ne kadar çok insanın hayatını iyileştirdiğiyle değil,...

Azadî Parkı’nda bir şiir çınarı Şêrko Bêkes

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ağustos 2026

Yaz mevsimi sanki göç mevsimidir şairlerde. Modern Kürtçe şiiri omuzlayan şairlerden Şêrko Bêkes’i de böyle bir Ağustos sıcağında yitirmiştik. O...

Sonraki Haber

Pera Film’de ‘Zaman Dilimleri’

SON HABERLER

Seyda Şimşek 30 yılın ardından tahliye edildi

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ağustos 2026

Meta cangılında komünleşmek

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ağustos 2026

Söylenebilirliğin ve yapılabilirliğin sınırları

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ağustos 2026

Anne beni toprağıma göm!

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ağustos 2026

Müzakere ve mücadele

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ağustos 2026

‘Baldırı çıplakların’ serveti

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ağustos 2026

Suriye’de Kürtçe temel ders olarak okutulacak

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ağustos 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır