• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
23 Ağustos 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Veysi Sarısözen

Vesveseyle yola çıkan kazaya uğrar

23 Ağustos 2026 Pazar - 00:00
Kategori: Veysi Sarısözen, Yazarlar

Bir arkadaşım müzakere sürecinin önünde beliren tehlikeleri anlatmamın müzakereye olan güveni sarsabileceğini söyleyince durakladım. Böyle bir sonuç gerçekten de doğabilirdi. Belirttiğim tehlikeler “demek ki sürece güvenilmez” algısına yol açabilirdi.

Aklıma yıllar önce çok vesveseli bir arkadaşımla yaptığım yolculuk geldi. Arabayı arkadaşım sürüyordu. Derken karşımızı adamın biri çıktı, bizi durdurdu: “İleride çok ciddi heyelan tehlikesi var, bir kilometre sonra bölgeyi dikkatle geçin” diye arkadaşımı uyardı. Uyarıyı alır almaz, vesveseli arkadaşım daracık yolda geri vitese yapıştı ve arabanın yönünü geri dönüşe çevirdi. İtirazlarıma aldırmadan, sanki yan tarafımızdaki dağdan her an kayalar fırlayacakmış gibi, o daracık virajlı yolda arabayı öyle bir hızla sürdü ki, sonunda yoldan çıktık, bir kayaya çarparak durduk. Ucuz atlatmıştık.

Ama hem menzile varamamıştık, hem de kazaya uğramıştık.

Bu hadiseyi hatırlayınca “tehlike uyarısının” çözümün geleceğinden ‘’kuşkuya yol açsa da, yolda ihtiyatla yürüme sonucu vereceğine olan inancım tekrar yerine geldi. Heyelan bölgesinde kaya üstümüze düşseydi fena olurdu ama ihtiyatla yolu aşsaydık, hem menzile ulaşırdık, hem de kazaya uğramazdık.’’

Müzakere süreci ihtiyatlı yürümeyi ama “vesveseye kapılmadan” asla “geriye ricat etmemeyi” gerektiren “bin kilometrelik” bir yoldur. İşin fenası daha önce “geçilmemiş” bir yoldur. Çorumlular mıydı, neydi, hani diyorlar ya “ayu çıkabülür.”

Çıkıyor da. 18 Ağustos’ta İsrail savaş uçakları, Türkiye’nin devralmak için Şara’yla anlaştığı Türkiye sınırına 70 km mesafedeki Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’nı bombaladı ve Türkiye’ye sert bir ihtarda bulundu. “Suriye, Kıbrıs ve Akdeniz benden sorulur, sen Mekke Anlaşması gereği Irak-İran ve Kafkasya’da NATO’ya hizmet et” ihtarıydı bu ihtar.

Müzakere sürecinin her hangi bir kilometresinde Türkiye kamyonu İsrail tankına toslayabilir “uyarısı”, sanıyorum faydalı olabilir. Nitekim Öcalan’dan Bahçeli’ye kadar herkes “acele edelim” derken boşuna konuşmuyor. Kıbrıs’ta bir kıpırdanma, dananın kuyruğunu koparabilir diyen Duran Kalkan’ın öngörüsünü bir kere daha hatırlatayım.

İsrail’le tokuşmamız nispeten uzak bir ihtimal olsa bile, Mekke Anlaşması’yla birlikte, Suudi Arabistan’a İran, geçenlerde açıkladığı gibi, kara kuvvetleriyle bir müdahalede bulunduğu gün kendimizi Irak ve İran’la savaşta bulabilir ve İslam aleminde “Sünni-Şii” mezhep kavgasının bataklığına yuvarlanabiliriz. Bunun içeride Alevi Türkmen ve Alevi Kürtler bakımından yaratacağı sonuçları varın siz düşünün.

Demek ki, arabayı geri çevirmeyeceğiz, menzile “Ayu çıkmadan” önce varmaya çalışacağız.

Daha önce bir tahmin olarak, NATO Zirvesi’nde Rusya’yı ve Çin Halk Cumhuriyeti’ni “düşman ilan eden” anlaşmaya Erdoğan’ın attığı imzayı yorumlarken, umulmadık bir zamanda Rusya-Ukrayna savaşına bulaşabiliriz demiştim. Avrupa Rusya’ya karşı silahlanıyor ve Ukrayna’ya “Avrupa NATO’su” bağlamında bir orduyla yardım etmeye hazırlanıyor. “Ne alaka?” demeyelim. Türkiye Avrupa Birliği’ne üyelikten vazgeçmiş olmakla birlikte bu Avrupa Ordusu’na katılmak üzeredir. Soru şu: Hangi Avrupa devletinin gençleri Ukrayna’nın yardımına silah elde etmek, ölmek üzere koşar? Elbette “kahraman Türk ordusunun Mehmetçikleri.” Bu satırları yazarken Karar Gazetesi yazarı Av. Çalıkuşu’nun makalesinden alarm zillerinin çalmasını gerektirecek olan şu haberi okudum:

“ABD Dışişleri Bakanlığı, bu ayın başlarında Kongre’ye, Türkiye’nin stoklarındaki silahların Ukrayna’ya yeniden ihraç edilmesine izin vermeye hazır olduğunu bildirdi.

Paketin, 70 adet M39 ATACMS taktik balistik füze, 12 adet M270 çok namlulu roketatar sistemi, misket bombası, harp başlığı taşıyan 2 bin 500’den fazla M26 roketi ve 47 bin adet 203 mm misket bombalı topçu mühimmatı içerdiği bildiriliyor.”

Çalıkuşu bu karar üzerine Rusya’nın ne dediğini de yazmış:

“Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, Türkiye’den Ukrayna’ya transferi planlanan ABD yapımı silahlara ilişkin konuştu… Ve böyle bir adımın ‘Pandora’nın Kutusu’nu açacağını’, ikili ilişkilere zarar vereceğini söyledi.”

“Pandora’nın Kutusu’nda” 15 Temmuz darbesinden, Türk-DAİŞ ilişkilerine, Rusya uçağının düşürülmesinden yolsuzluk-kaçakçılık dosyasına kadar neler ve neler var. Açıldığı gün biz de gözümüzü Ukrayna düzlüklerinde Alyoşalarla savaşın içinde açarız.

“Türk devleti ile Öcalan arasında müzakereleri” güya gelecek seçimde kimin kiminle seçim ittifakı yapacağı gibi uygunsuz ve beş para etmez bir “plana” bağlayan ulusalcı yazar makulesine “Bre aymazlar vatanınız ateş çemberi içinde” diye bağırasım geliyor. Erdoğan’a “savaş diliyle” bağırıp da, durduğum yerde “barış diliyle konuşanlarla” başımı derde sokmamak için “Muhterem yahut Sayın, belki de Haşmetpenahi Hazretleri” diye hitap edip, “seçim hesaplarını bırak müzakere sürecinde aceleye bak” deyip geçeceğim.

Öcalan’ı yerden yere vurmaya kalkan Kürt kardeşlerime ve kimi sosyalist tavarişlere gelince, onlara dostça, “bilin ki bu defa böyle bir savaş ne Kürdistan’da bağımsızlık güneşini doğurur, ne de böyle bir savaş ‘devrimin şafağını’ haber verir” demekle yetineceğim.

Üçüncü Dünya Savaşı’nın içindeyiz ve bu savaşta harap olmamak için Türkler Kürtlerin, Kürtler de Türklerin elini tutmak gibi, zor ve dişlerin sıkılmasını gerektiren bir dönemden geçiyor. 60 milyonluk Kürdistan’la Türkiye Cumhuriyeti arasında bu müzakere sonucunda ittifak gerçekleştiği gün ne İsrail ne de NATO yolumuzun üstüne taş koyabilecektir, hiç kimse “Ayu çıkabülür” tabelasıyla bizi korkutamayacaktır.

İçimizdeki NATO’culara rağmen…

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

20 yıllık bir doğa mücadelesi: Deştin

Sonraki Haber

‘Biz tünelin ucundaki ışığı gördük…’

Sonraki Haber

‘Biz tünelin ucundaki ışığı gördük…’

SON HABERLER

Yeni dönem ve görevler

Yazar: Yeni Yaşam
23 Ağustos 2026

‘Biz tünelin ucundaki ışığı gördük…’

Yazar: Yeni Yaşam
23 Ağustos 2026

Vesveseyle yola çıkan kazaya uğrar

Yazar: Yeni Yaşam
23 Ağustos 2026

20 yıllık bir doğa mücadelesi: Deştin

Yazar: Yeni Yaşam
23 Ağustos 2026

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
23 Ağustos 2026

Klasik siyaset ve toplumsal politika

Yazar: Yeni Yaşam
23 Ağustos 2026

Êlih’te iki şüpheli kadın ölümü

Yazar: Yeni Yaşam
22 Ağustos 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır