• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
23 Ağustos 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Eski Bakan Ziya Halis: Abdullah Öcalan’ın statüsü düzeltilmeli

23 Ağustos 2026 Pazar - 10:23
Kategori: Güncel, Manşet

Eski Bakan Ziya Halis, sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için Abdullah Öcalan’ın koşullarının kolaylaştırılması ve statüsünün düzeltilmesi gerektiğini söyledi

Yaklaşık iki yıldır devam eden tartışmaların ardından, Kürt meselesinin çözümüne yönelik yürütülen Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında hazırlanan çerçeve yasa Meclis’te kabul edilerek, Resmi Gazete’de yayınlandı ve yürürlüğe girdi. Yasanın yetersizliğine dönük eleştiriler yapılırken, ilk adım olması açısından önemli olduğu vurgusu yapılıyor. Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ziya Halis, çerçeve yasaya dair konuştu.

“Süreci, Barış ve Demokratik Toplum Süreci olarak adlandırıyorum ve bunu tercih ediyorum” diyen Ziya Halis, tanımlamanın Kürt sorununun demokratik çözümü ile ilgili yapılması daha doğru olacağını belirterek, “Bunu ‘Terörsüz Türkiye’ projesi olarak adlandırılanların biraz meseleyi doğru analiz etmediklerini, doğru saptamadıklarını anlıyorum. Kürt meselesi çok tarihi, kadim bir mesele. Özellikle Cumhuriyet döneminde, Koçgiri, Şeyh Said, Dêrsim ve sonrasında Abdullah Öcalan’ın ve arkadaşlarının başlattığı PKK Hareketi var. Süleyman Demirel, 28 Kürt isyanının olduğunu söyledi. Benim de parlamentoda olduğum dönemde Demirel, İnönü ile birlikte Diyarbakır gezisinde Kürt realitesini kabul ettiğini söylemişti. O dönemde Kürt sorununun demokratik çözümü konusunda bir milletvekili olarak bunun mücadelesini verdim. Hatta parlamento içinde siyasi partilerden birer ikişer milletvekilinin bir araya gelerek çeşitli toplantılar yaptık. Bu sorunun çözümünün nasıl olabileceğini tartıştık. Ben CHP çatısı altında milletvekilliğimi sürdürüyordum. Kürt siyasal hareketinden o zaman Ahmet Türk, Orhan Doğanlar HEP adı ile örgütlenmişlerdi. Onlar da bizim toplantılarımıza davet edildi, katıldılar.

Çok emek sarf edildi

Dolayısıyla bu konuda çok emek sarf edildi ve biz bununla ilgili çok önemli bir deklarasyon yayınladık. Bu deklarasyonumuzu Cumhurbaşkanı Demirel’e, siyasi parti liderlerine, başbakana, onların hepsine ulaştırdık. Bu konu, bizim bu yaptığımız çalışmayı o zaman değerli bulduklarını söylediler ama arkası gelmedi ne yazık ki. Daha sonra bir genel af düşüncesi vardı bizim. Onu gündemde tutuyorduk. Hatta bu konuda olumlu bazı veriler de ortaya çıkmıştı. Fakat o zaman sanıyorum bu Elazığ-Bingöl yolunda bir çatışmada 33 erin öldürülmüş olması meseleyi askıya aldı. 93’te yaşanmıştı bu olay ve o tarihte PKK ateşkes ilan etmişti. Abdullah Öcalan ve kimi kesimler bu olayı ateşkes sürecini baltalamaya dönük bir provokasyon olarak nitelendirdi. Bu provokasyonları, çatışmaların sona ermesini istemeyen kesimlerin de yaptığını düşünüyorum” diye konuştu.

‘Daha çok umutlandım’

“Bahçeli’nin başlattığı, ön ayak olduğu ama toplumun ve siyasi birçok muhalefet partilerinin de buna destek olduğunu, bu konuda üzerine düşeni yapmaya çalıştığını görebildiğimde daha çok umutlandım ve sevindim” diyen Halis,  “Yani Kürt meselesinin çözülmesine belki birinci adım diye kabul edilebilir ama bunun nereye evirileceği, bundan sonraki sürecin nasıl gelişeceği de son derece önemli” diye belirtti.

‘Abdullah Öcalan’ın statüsü düzeltilmeli’

Çerçeve yasa dair konuşan Ziya Halis, “Bu yasanın çıkması, Kürt sorununun çözüldüğü anlamına gelmiyor. Silahların bırakılmasından umutluyum. Öcalan’ın burada ciddi bir görevi daha var. Çünkü Öcalan, PKK’nin kendisini feshetmesini sağlayan kişidir. Ben birçok kez PKK’nin silah bırakması gerektiğini söyledim ancak benim sözümle kimse bunu yapmadı, yapamaz da. Ancak PKK’nin kurucusunun bunda etkili olduğu anlaşılıyor. Öcalan bunu da ispat etti. Dolayısıyla bunun da hızlıca, daha sağ salim yürümesi ve sonuca varması için Abdullah Öcalan’ın da statüsünün ciddi bir şekilde düzeltilmesi gerekir. Abdullah Öcalan’ın koşullarının kolaylaştırılması gerekir. Bahçeli’nin ‘umut hakkı’ tanıyacağız sözünün birçok insanın doğru olduğunu düşündüğü kanısındayım. Dolayısıyla bu işin bir an önce sonuca gitmesi için katalizör görevi gören Öcalan’ın da elinin rahat bırakılması gerekir. Bu, yasanın ruhuna uygun olarak icra edilmesi, sonuçlandırılması gerekiyor. Gerisi Türkiye’deki demokrasi savunucularının, hukuku savunanlarının, insan haklarını savunanların, kimlik ve kendi inançlarıyla insanların yaşamasına saygı duyanların yapacağı demokratik mücadeledir. Ve bu adım bu mücadelenin verilebilmesi için önemli bir basamaktır” dedi.

‘Bu yasayı dejenere etmeyelim’

Sorunun demokratik yoldan çözülmesinin gerçekleştirilmesi için büyük bir fayda sağlayacağını belirten Ziya Halis, “Ama yeter ki bu yasayı dejenere etmeyelim. Bu yasayı doğru bir şekilde uygulayalım. Bu yapılırsa ben şahsen umutluyum. Ama kaygılarımız olacaktır. Tabi süreç çok çetrefilli çok engebeli bir süreç olarak önümüzde duruyor. Geçmişi de öyleydi. Geleceği de üç aşağı beş yukarı böyle olacak. Yani gerçekten siyasi iktidarın, demokratik liderlerin ve toplumun bu mücadeleyi iyi yürütmesi, iyi anlaması, korkulardan arınarak bu sürece müdahale etmesi çok anlamlı olur. Kendisine oy toplamak veya kaybetmek korkusu ile hareket etmemelidir. Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun böyle bir meselesi var. Bunu silahsız ve demokratik yoldan çözeceğiz diyen siyasal liderlerin kesinlikle önderlik etmesi gerekir diye düşünüyorum” diye konuştu.

‘Demokratik Cumhuriyete erişmek önemli’

Ziya Halis devamında şunları dedi: “Genel anlamda Kürt sorununun çözümüne dönük adımların atılmasının yanında, Türkiye’nin demokratikleşmesi, demokratik bir cumhuriyete erişmesi son derece önemli. Yani hukukun üstünlüğü sağlanmalı, bağımsız ve tarafsız bir hukuk düzeninin oluşması gerekir. Demokratik bir seçim yasası, siyasi partiler yasasının oluşturulması, AİHM ve AYM kararlarının uygulanması kanaatindeyim. Bunların hepsi Türkiye’nin demokratik hayatına ciddi katkılar getirir. Ve Türkiye o zaman nefes alır. Meselenin önemli tarafları olarak bunları da ifade etmemiz lazım. Bir taraftan Kürt meselesinin çözümü bir yandan yürüsün, belli noktalara getirilsin ama Türkiye’nin demokratikleşmesine dönük adımlarda atılsın. Bunun yapılmamış olması ciddi bir eksikliktir.”

 Tansu Çiller dönemi

Tansu Çiller döneminde bakanlık yapan Ziya Halis o döneme dair şöyle konuştu: “O yıllar, Kürt meselesi ile ilgili en karanlık yıl. Aynı kabinede çalıştığım Tansu Çiller ile Kürt meselesi ve diğer birçok konuda hiç anlaşamadık. Ben Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’ydım. Tansu Çiller grev erteleme konusunda beni ‘grev kararnamesini niye imzalamıyorsun’ diye tehdit etti. Tansu Çiller, böyle bir başbakandı. Ülkenin yönetiminden çok haberdar değildi. Ülke nasıl bir ülke ve nasıl yönetilir haberdar değildi. Güvenlik meselelerini yani bu ülkenin onun tabiriyle ‘terör’ meselesini tamamen askerlere bırakmıştı. Mehmet Ağar ve Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş’e. Kürt sorunu konusunda onun bakış açısı kendi alacağı oylarla paralel olan bir meseleydi.  Yani oy alırsam, sıcak bakarım gibi düşünüyordu. Ama ondan sonraki 2000’li yıllarda Kürt sorunu konusunda, demokratik çözüm konusunda bir takım adımlar atılmak istendi fakat sonuç alınamadı.

Şimdi bu süreçle ilgili çerçeve yasanın çıkarılması bile o döneme göre ileri bir adım, ileri bir meseledir. Yani öyle tarif edebilirim. Bu adımın da yeterli olmayacağını düşünenlerdenim. 90’larda çok ciddi katliamlar, köy boşaltmaları ve yargısız infazlar gerçekleştirildi. Ama bu dönemde de bu mesele çok ağırdan alındı. Şu anda da temkinli konuşuyorum ancak eğer bu yasanın gereği yapılırsa, gerçekten Avrupa’daki insanlar Türkiye’ye dönerlerse, dağdaki gerillalar Türkiye’ye dönerse ve cezaevlerinde haksız yere yatan insanlar çıkarsa, çok önemli ve değerli olacaktır.”

CHP’nin süreç tutumu

CHP’nin sürece karşısındaki tutumuna dair konuşan Ziya Halis, “Cumhuriyet Halk Partisi’nden 2001 yılında istifa ettim. Bunun altını çizmek istiyorum. Ama muhalefetin bu konudaki tutumunu dikkatle izliyorum. Öncelikle İYİ Parti’nin, Zafer Partisi’nin ve Anahtar Partisi’nin bu konudaki duruşu, insan hakları ve demokrasi açısından endişe verici. Bu duruş, bir şartlanmışlığın ifadesi. Kürt sorununun çözülmesini istemeyen bir yerde duruyorlar. Oysa Kürt sorununun çözüldüğü zaman Türkiye daha güçlü bir ülke olacak. Demokrasi, hukuk daha güçlü olacak. Yine ekonomik olarak çok daha büyük bir ülke olacak Türkiye. Yani eğer vatanseverlikse, milletseverlikse buna böyle bakılması gerektiğini düşünüyorum. O bakımdan o arkadaşların bunu bir siyasi rant meselesi olarak gördüklerini düşünüyorum” dedi.

Demokratik Anayasa ihtiyaç var

Demokratik bir anayasanın yapılmasına ihtiyaç olduğunu belirten Ziya Halis, “Mevcut anayasa askeri bir anayasadır ve sivil bir anayasa yapılmalı. Ama bu anayasa yapılırken demokratik muhteva değil de; demokratların, sosyal demokratların, özgürlükçü insanların arzu etmediği şeyler bu anayasanın muhtevasına girerse bence kimse istemez. Yani bu anayasanın olmasını çok da arzu etmez. AKP bir anayasa yapmayı istiyor, böyle bir tartışma var. Tabii Cumhur İttifakı dolayısıyla Bahçeli de bunu istiyor. Şimdi burada kilit parti olan DEM Parti’nin ne yapacağı önemli. DEM Parti, anayasa yapılmasına karşı çıkmayabilir ama ben DEM Parti’nin demokratik bir anayasadan vazgeçmeyeceğini düşünüyorum. DEM Parti’nin anti demokratik bir anayasa imza vereceğini düşünmüyorum. Ama gerçekten demokratik bir anayasa olacaksa ve bu şahıslara indirgenmeyecekse yapılabilir. Buna ana muhalefet partisinin de katılması tercih edilir. Ama bu konuda direnci varsa çok da kolay görülmüyor açıkçası” diye konuştu.

Haber: Diren Yurtsever / MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

IBAN üzerinden yatırım dolandırıcılığı

Sonraki Haber

Yanlış baraj politikaları Pîrsus Ovası’nı bataklığa dönüştürdü

Sonraki Haber

Yanlış baraj politikaları Pîrsus Ovası'nı bataklığa dönüştürdü

SON HABERLER

Suriye Dışişleri Bakanı: İsrail’le temaslarımızı kestik

Yazar: Yeni Yaşam
23 Ağustos 2026

Amed Koşuyolu’nda taziye 3’üncü gününde

Yazar: Yeni Yaşam
23 Ağustos 2026

İki kentte trafik kazası: 5 ölü, 5 yaralı

Yazar: Yeni Yaşam
23 Ağustos 2026

Denizli’de kayıp çocuk için arama çalışması başlatıldı

Yazar: Yeni Yaşam
23 Ağustos 2026

İran rejimi Macid Adine’yi idam etti

Yazar: Yeni Yaşam
23 Ağustos 2026

Yanlış baraj politikaları Pîrsus Ovası’nı bataklığa dönüştürdü

Yazar: Yeni Yaşam
23 Ağustos 2026

Eski Bakan Ziya Halis: Abdullah Öcalan’ın statüsü düzeltilmeli

Yazar: Yeni Yaşam
23 Ağustos 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır