ETUCE Başkanı John MacGabhann, Kürt halkı açısından güveni inşa edecek en güçlü göstergelerden birinin Kürtçe’nin açıkça tanınması olduğunu ifade etti
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) 25 Ağustos’ta “Eşitlik ve Özgürlük İçin” şiarıyla Ankara’da 6’ncı Demokratik Eğitim Kurultayı düzenledi. 25-29 Ağustos arası sürecek olan kurultaya katılan isimlerden Avrupa Eğitim Sendikaları Komitesi (ETUCE) Başkanı John MacGabhann, anadilde eğitim hakkına dair değerlendirmelerde bulundu.
John MacGabhann, anadilde eğitimin temel bir insan hakkı olduğunu, Kürtçe’nin tanınmasının ve Kürtçe eğitim hakkının güven inşası açısından önemli olduğunu söyledi. İrlanda’daki çok dilli eğitim deneyimine değinen John MacGabhann, farklı dillerde eğitim verilmesinin toplumsal bir zenginlik oluşturduğunu, Kürtçe’nin resmi dil olarak tanınmasının barış sürecine katkı sağlayacağını dile getirdi. John MacGabhann, şu sözleri dile getirdi:
“Her bireyin kendisini tam olarak ifade edebilmesi ve sahip olduğu potansiyele ulaşabilmesi için anadilde eğitim kesinlikle gereklidir. Daha da önemlisi, anadilde eğitim temel bir insan hakkıdır. Kendi ülkem olan İrlanda’dan örnek verebilirim. İngilizce dilini ana dilim olarak konuşuyorum ancak tamamen farklı bir dil olan İrlandacayı da biliyorum. Eğitimimin tamamını İngilizce veya İrlandaca alma imkânına sahiptim. Hangi dilde eğitim alacağım, benim ve ailemin tercihine bağlıydı. Sizin ülkenizdeki mevcut durum açısından bakıldığında da, Kürtçe ve diğer dillerde eğitim verilmesi temel bir gereklilik. Çok dillilik işe yarayan bir yöntem. Örneğin İrlanda’da hem İrlandaca hem İngilizce konuşan kişilerde bu iki dil arasında herhangi bir çatışma yaşanmıyor. Aksine, bu durum bir zenginlik yaratıyor. Her iki dil de diğerinin eşit koşullarda var olmasından faydalanıyor.”
Çok dilli toplumlarda farklı diller birbirini tamamlıyor
John MacGabhann, anadilde eğitim hakkının ideolojik ya da etik bir tartışmanın ötesinde değerlendirilmesi gerektiğini şöyle ifade etti:
“En iyi sonuç veren yöntem, kesinlikle öğrenciye anadilinde eğitim verilmesi. Her şeyden önce bu, kişinin ailesine, toplumuna ve kültürüne duyulan temel saygının da bir göstergesi. Bir çocuğu, okul saatleri boyunca onu destekleyen her şeyden neden ayıralım? Bu hem mantıksız hem de işe yaramayan bir yöntem. Dolayısıyla ideolojik ve etik açıdan bakıldığında, kişinin anadilinde eğitim alması temel bir insan hakkı.”
John MacGabhann, Avrupa ülkelerinde azınlık dillerine ilişkin farklı yaklaşımlar bulunduğunu da belirtti:
“Avrupa ülkelerinde bu konuda oldukça farklı deneyimler var. Bu deneyimlerin bir kısmı, azınlıkların yalnızca sessiz kalması gerektiğini savunan aşırı sağ ideolojilerden fazlasıyla etkileniyor. Kültürel çeşitliliğe değer veren ülkelerde ise farklı dillerin taşıdığı değer otomatik olarak kabul ediliyor. Bu diller birbiriyle rekabet eden değil, birbirlerini tamamlayan ve zenginleştirici bir kültürel çoğulculuğun parçası olarak görülüyor.”
Azınlık dillerine karşı yaratılan korku, hatalı bir ideolojinin ürünü
John MacGabhann, farklı dilleri konuşan insan veya topluluklar arasında iletişim kurmanın sanıldığı kadar zor olmadığını, insanların kısa süre içerisinde birbirlerinin dillerini anlamaya başladığını söyledi. John MacGabhann, şunları belirtti:
“Birçok durumda iktidar partilerinin ya da toplumdaki çoğunluğu oluşturan dil gruplarının, azınlık dillerinden ve kültürlerinden korkmaları gerektiğine inandırıldığını görüyoruz. Bunun ortaya çıkmasında genellikle hatalı siyasi ideolojilerin yarattığı korku etkili oluyor. Kendi dillerini konuşan iki çocuğu bir araya getirin, onlara bir hafta verin; kısa süre içinde neredeyse hiç durmadan, hiçbir iletişim engeli yaşamadan birbirleriyle iletişim kurmaya başlayacaklar. Bu iletişim sırasında her iki dilde de unsurlar kullanılacak ve dilin karşılıklı anlaşılması da hızlı bir şekilde gelişecektir.”
‘İhtiyaç, güveni inşa edecek göstergelerdir’
Sürece dair yapılması gerekenlere işaret eden John MacGabhann, devamla şunları söyledi:
“Barış, yalnızca şiddetin ortadan kalkması demek değil. Kuzey İrlanda’da 25 yılı aşkın süredir devam eden bir barış sürecimiz var. Burada en önemli kelime barış değil, süreç. Barışa doğru ilerleyen bir süreç. Baskılanmış insanların ihtiyacı güveni inşa edecek göstergelerdir. Örneğin Kürt halkı açısından güveni inşa edecek en güçlü göstergelerden biri, Kürtçe’nin, Kürt kültürünün ve bunların Türkiye toplumuna yaptığı büyük katkının açıkça tanınması olacaktır. Hükümetin Kürtçe’nin kullanımını aktif bir şekilde desteklemesi, Kürtçe’nin ve ayrıca diğer azınlık dillerinin bulunduğu yerlerde bu dillerin kullanımına yönelik yasal düzenlemeler yapması gerekiyor. Böylece barış sürecine dâhil olan herkes kendi dilinde bu sürece katılabilir. Toplumlardaki insanlar da bu süreci kendi dillerinde anlayabilir. Bunun yapılması, uzun sürecek olan bu süreç için iyi bir başlangıç olur.”
Kaynak: MA









