Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları, verilen iki yıllık mücadelenin raporunu paylaştı. Dosya avukatının mesajında soruşturmanın ‘intihar’ ihtimali üzerinden yürütüldüğü, ‘maddi hakikatin bugüne kadar etkin ve bütüncül bir şekilde araştırılmadığı’ paylaşıldı
Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları, Rojin Kabaiş’in kaybedilişinin 2’nci yılına girerken verdikleri mücadelenin raporunu sundu. Divriği Kültür Derneği’nde gerçekleştirilen basın toplantısında salona “Rojin Kabaiş için gerçek adaleti sağlayacak, şüpheli kadın ölümlerini aydınlatacağız” yazılı pankart asıldı. Raporu komisyon adına Hivda Selen sundu, Aslı Demir ise dosya avukatı Abdurrahman Karabulut’un gönderdiği mesajı okudu.
Hivda Selen, komisyonun raporu oluşturma süreciyle ilgili değerlendirmelerini aktardı:
“Rojin Kabaiş dosyasında yeni detaylar ortaya çıktı. Bu detayların bugün açığa çıkması bir sorun, ancak telefonun yurtdışına gitmesi gibi bir sürecin de işlenmesi, aynı işlemi görebilecekken bunun yapılması ayrıca sorun. Biz bunu delil karartma olarak görüyoruz. Biz bunu hem toplumsal hafıza hem kadınların hafızasında yer edinmesi için raporlamak istedik. Haliyle biz bunları unutmadığımızı, hiçbir şeyin unutulmayacağını, silinmeyeceğini somutlaştırdık, raporlaştırdık, herkesle paylaşma ihtiyacı duyduk.”
‘Etkin bir soruşturma yürütülmedi’
Rojin Kabaiş’in avukatı Abdurrahman Karabulut’un gönderdiği mesajda şunlar yer aldı:
“Soruşturmanın ilk bir yılı içerisinde, özellikle soruşturmanın intihar ihtimali üzerinden yürütülmesi nedeniyle etkisiz bir soruşturma yürütüldüğünü belirtmek gerekir. Elde edilen deliller de bu çerçevede değerlendirildiği için soruşturmanın etkinliği ciddi biçimde zedelenmiştir. Bunun en önemli somut örneklerinden biri, dosyanın sekiz ay boyunca Van Barosu’ndan gizlenmiş olmasıdır. Bu süre boyunca Van Barosu’na herhangi bir gelişme aktarılmamış, bilgi veya belge verilmemiştir. Bu anlamda Van Barosu’nun, dolayısıyla avukat meslektaşlarımızın soruşturmaya katkı sunması engellenmiş; meslektaşlarımız dosyadaki gelişmeler karşısında kayıtsız bırakılmak zorunda bırakılmıştır.
İkinci önemli husus, Adli Tıp Kurumu raporunda tespit edilen iki farklı erkeğe ait DNA bulgusunun dokuz ay sonra açıklanmış olmasıdır. Bu DNA bulgularının varlığı bilinmesine rağmen dokuz ay boyunca açıklanmamıştır. Dahası, söz konusu iki farklı erkeğe ait DNA’nın Rojin’in vücudunun neresinde bulunduğuna ilişkin açıklama ancak bir yıl sonra yapılmıştır. Bu gecikmeler, soruşturmanın etkisiz yürütülmesine neden olmuş; soruşturmanın intihar algısı üzerinden ilerlemesine ve dolayısıyla delillerin kararmasına dolaylı olarak sebebiyet vermiştir.
26 Haziran tarihli bilirkişi raporunda şüpheli olarak bildirdiğimiz kişiler zaten dosya kapsamında mevcuttur. Buna rağmen bu kişilerle ilgili herhangi bir ifade alma işlemi yapılmamış, HTS ve Baz kayıtları incelenmemiş, DNA örnekleri alınmamıştır. Bu durum, soruşturma kapsamında bazı kişilerin korunduğu yönünde ciddi bir algı yaratmaktadır. Bunun yanı sıra, elimize ulaşan tüm veriler ve özellikle Adli Tıp Kurumu’nun Roküronyum maddesine ilişkin farklı bir şüphe ortaya koyan rapor hazırlamış olması da son derece ciddi bir sorundur. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, maddi hakikatin bugüne kadar etkin ve bütüncül bir şekilde araştırılmadığı açıkça görülmektedir.”
İSTANBUL









