İskenderun’da MESEM kapsamında çalıştırıldığı pastanede elektrik akımına kapılarak yaşamını yitiren 15 yaşındaki Mahir Buğra Karagön’ün ölümüne ilişkin 4 kişi hakkında dava açılırken, davanın Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesi için itiraz edildi
Hatay’ın İskenderun ilçesindeki bir pastanede MESEM kapsamında stajyer olarak çalıştırılan Mahir Buğra Karagön’ün (15), elektrik akımına kapılarak yaşamını yitirmesine ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, işyeri sahibi Sami Çelik ile Hacı Yaşarsoy, Halil Toktaş ve Kadir Altıntaş’ın “taksirle ölüme neden olma” suçundan cezalandırılması istendi.
Olayın 1 Mayıs’ta Modernevler Mahallesi’nde faaliyet gösteren pastanenin imalathane bölümünde meydana geldiği belirtilen iddianameye göre, Mahir Buğra Karagön malzeme dolabı duvara monte edildiği sırada elektrik akımına kapıldı. Hastaneye kaldırılan Mahir Buğra Karagön, yapılan tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirdi.
Daha önce de elektrik akımına kapılmış
İddianamede yer alan müşteki baba Abdullah Karagön’ün beyanına göre, Mahir Buğra Karagön olaydan yaklaşık bir ay önce de iş yerinde elektrik akımına kapıldı. İş yeri sahibi Sami Çelik de bu durumdan haberdar olurken, dolabın üzerine “elektrik kaçağı var” şeklinde bir yazı yazıldı.
Olay günü iş yeri sahibi Çelik’in elektrikçi Hacı Yaşarsoy’u kontrol amacıyla iş yerine çağırdığı belirtildi. Yaşarsoy’un dolabı sökerek kontrol ettiği, kaçak tespit edemediğini söylemesinin ardından dolabın yeniden monte edilmeye başlandığı kaydedildi. İddianamede, dolabın vidalarla sabitlenmesi sırasında Mahir Buğra Karagön’ün dolabı tuttuğu sırada bağırdığı ve çevredekilerin müdahale ederek 112 Acil Sağlık ekiplerine haber verdiği kaydedildi.
Elektrik akımına kapılma kaynaklı dolaşım durdu
31 Temmuz 2026 tarihli otopsi raporuna da yer verilen iddianamede, Mahir Buğra Karagön’ün ölümünün “vücudundan elektrik akımı geçmesine bağlı solunum ve dolaşım durması sonucu meydana geldiği” belirtildi. Bilirkişi raporunda, elektrik akımının dolabın duvara sabitlenmesi sırasında kullanılan iletken vidanın duvar içerisinden geçen faz iletkenine temas etmesi ve bunun sonucunda dolap gövdesine gerilim geçmesi nedeniyle oluştuğu tespit edildi. Savcılık değerlendirmesinde, işveren Çelik’in gerekli koruma ve denetim yükümlülüğünü yerine getirmediği, montajı gerçekleştiren Hacı Yaşarsoy’un ise yeterli teknik inceleme yapmadan işlemi sürdürdüğü belirtildi. İddianamede, Halil Toktaş ve Kadir Altıntaş’ın da iş yerinde daha önce gerçekleştirilen tadilat çalışmaları nedeniyle olayda sorumluluklarının bulunduğu bilirkişi raporları doğrultusunda değerlendirildi.
Suçlamalar reddedildi
İş yeri sahibi Çelik savunmasında, elektrik panosunun yerinin deprem sonrasında değiştirilmesi için Halil Toktaş ile anlaştığını, Halil Toktaş’ın beraberinde “Kadir Usta” olarak bilinen kişiyle elektrik panosunun yerini değiştirdiğini söyledi. Çelik, olay sonrasında iş yerinde kaçak akım koruma rölesi ve topraklama tesisatının bulunmadığını öğrendiğini ifade etti. Yaşarsoy ise olay günü iş yerine geldiğinde şartellerin açık, dolabın ise sökülmüş halde olduğunu belirterek, montaj yerlerini kontrol ettiğini ve herhangi bir kaçak tespit edemediğini savundu. Yaşarsoy, sonradan iş yerinde kaçak akım rölesinin bulunmadığını öğrendiğini söyledi. Toktaş ise savunmasında iş yerinde küçük montaj ve basit arıza giderme işleri yaptığını, söz konusu elektrik tesisatını kendisinin döşemediğini ve olay sırasında iş yerinde bulunmadığını belirterek suçlamaları reddetti. Altıntaş da pastanenin tezgahında bulunan dolaptaki LED ışıkların parçalı yanması nedeniyle yalnızca lehim işlemi yaptığını, bunun dışında herhangi bir işlem gerçekleştirmediğini savundu.
Cezalandırma talebi
Savcılık, şüphelilerin savunmalarını suçtan kurtulmaya yönelik değerlendirmekle birlikte, bilirkişi raporları ve dosyadaki diğer deliller doğrultusunda dört şüphelinin de olayda kusurlarının bulunduğu sonucuna vardı. İddianamede, Çelik, Yaşarsoy, Toktaş ve Altıntaş’ın TCK’nin 85/1, 53/6 ve 63. maddeleri kapsamında “taksirle ölüme neden olma” suçundan kusurları oranında ayrı ayrı cezalandırılmaları talep edildi.
10 Ağustos 2026 tarihinde düzenlenen iddianame, İskenderun 12. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilerek, 4 sanık hakkında “taksirle ölüme neden olma” suçundan dava açıldı. Davanın ilk duruşması 7 Ekim’de görülecek.
İtiraz edildi
Aile avukatı Mehtap Sert, MESEM öğrencisinin yaşamını yitirdiği işyerinin mühürlü olmasına rağmen kısa süre içerisinde yeniden kullanıldığına dikkat çekerek, “Bu kadar kısa sürede mühürlü işyerine kazanç amacıyla girildiyse vicdansızlık, delil karartmak amacıyla girildiyse hukuksuzluktur” dedi. Mehtap Sert, işyerinde iş güvenliği önlemlerinin alınmadığı yönünde tespitler bulunmasına rağmen davanın “taksirle yaralama/öldürme” suçu kapsamında Asliye Ceza Mahkemesi’nde açıldığını belirterek, davanın Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesi için gerekli itirazları yaptıklarını söyledi. Mehtap Sert, “Söz konusu yaşam hakkı ise yoksulun, sahipsizin çocuğunun hakkı korunmuyor; sermaye korunuyor. Nitekim 16 yaşındaki çocuğun hayatını kaybettiği işyeri 16 gün kapalı kalmıyor. Yangın sonrasında yapılan tadilatla, önceki mührün akıbeti belirsiz bir şekilde yeniden açılış yapıldı” ifadelerini kullandı.
Haber: Hamdullah Yağız Kesen\MA









