Kürt halkı artık savaş, çatışma ve ölümlerin olmasını istemiyor. Ne asker ve polis, ne de gerillanın ölmesini istiyor. Barış anneleri asker ve polis anneleri ile birlikte barışın öncüsü olalım, Türk-Kürt kardeşliğini güçlendirelim, diyor. Böyle ana ve babalar ve böyle bir halk Türkiye için bir şanstır. Böyle bir şansı yaratan da Kürt Halk Önderi’dir
Dr. Hayri Hazargöl
Çerçeve yasanın çıkmasıyla 2. aşamaya geçildi. Cumhurbaşkanı yardımcısının başında olduğu kurul, ayrıca 4 kurul oluşturulmasına karar kıldı. Bu süreçle birlikte Kürt Halk Önderi’nin aktif biçimde kurulacak kurulda rolünü oynaması beklenmektedir. Çünkü bu rol oynanmadan silahsızlanmanın gerçekleşmesi mümkün değildir. Silah taşıyanlar Önderliğimiz bu süreçte aktif rol oynamadan, Önderliğimizin Türkiye’ye sadece gidişte değil, Türkiye’de siyasal yaşama geçişimizde yol gösterici olmadan dönmeyiz, demektedirler.
Öte yandan silahsızlanma doğrudan silahlı yapıyla ilişkili yönetimi de ilgilendirmektedir. Dolayısıyla hareketin yönetimi bu süreçte rol almadan, İmralı ve devletle ilişki içinde olmadan bu sürecin sağlıklı yürütülmesi ve ilerletilmesi zordur.
Öte yandan bu Önderliğin düşüncelerinin basın ve aydınlar yoluyla Türkiye toplumuna taşırılması ve sürecin toplumsallaşması da çok önemli olmaktadır. Devlet yetkilileri açık ya da dolaylı biçimde İmralı’ya gazeteci ve aydınların gideceğini belirtmişlerdir. Özellikle 2. aşama ile birlikte bu bekleniyordu. Birçok gazeteci ve aydın İmralı’da röportaj yapmak ve görüşmek için başvurmuştur. Ancak hâlâ bu konuda istemler gerçekleşmemiştir. Bu da özellikle beklenmektedir. Bu olmadan sürece yönelik çeşitli kesimler tarafından yapılan spekülasyonlar giderilemez.
Son zamanlarda İmralı’da şu görüşmeler yapılmış, biçiminde bazı yazılar dijital medyaya düşürülmüştür. Bunları yapan dijital platformların Kürt Halk Önderi ve Kürt Özgürlük Hareketi karşıtı olması dikkat çekicidir. Nitekim bu dijital medya provokasyonundan sonra kendini Kürt olarak gösterenlerin Kürt Halk Önderi’ne ve Özgürlük Hareketi’ne yönelik bazı karalamalar içine girmeleri bu platformların neden böyle oyunlara başvurduğunu bir kez daha göstermektedir.
Ancak bu tür spekülasyon ve provokasyonlara zemin sunan AKP iktidarının Kürt Halk Önderi’nin gazeteci ve aydınlar yoluyla düşüncelerinin kamuoyuna yansıtılmasını sağlayan adımlar atmamasıdır. Bu provokasyonu yapanlar tabii ki eleştirilmeli ve mahkum edilmeli. Ama bunların bu tür provokasyonlar yapmalarına engel olacak adımlar atılması gerekir. Bu da Kürt Halk Önderi’nin düşüncelerinin kamuoyuna açıkça yansıtılmasını sağlamaktır. Bu röportaj ve görüşmelerde dile getirilenleri bazıları eleştirebilir. Bu eleştiri ya da karalama yapanlara da gerekli cevaplar verilir. Böylece bilinçli yaratılan kurgu ve çarpıtmaların önüne geçilmiş olunur.
Eğer İmralı’da gazeteci ve aydınların görüşme yapması sağlanmazsa o zaman dijital medya üzerinden yapılan provokasyonlar ve sabotajlar iktidarın istediği bir şeymiş gibi düşünülür. Çünkü bunu engellemek iktidarın elindedir. Yoksa kim sızdırdı ya da kimden sızdı tartışmalarının hiçbir anlamı kalmaz. Şunu bir daha vurgulamalıyız ki, Kürt halkı da Türkiye kamuoyu da demokrasi güçleri de İmralı’nın düşüncelerinin ne olduğunu doğrudan Kürt Halk Önderi’nin ağzından öğrenmek istemektedir.
Kürt illerinde yapılan gerilla anmaları göstermiştir ki, Kürt halkı Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni tam desteklemektedir. Evlatları olan ana ve babalar biz de bu ülkenin parçasıyız, barış ve demokrasi gelsin, diyorlar. Türk halkıyla kardeşlikten söz ediyorlar. Tabii barışın da onurlu ve adil olmasını istiyorlar. İstenen barış “barışa son veren bir barış” olmamalıdır.
Kürt halkı artık savaş, çatışma ve ölümlerin olmasını istemiyor. Ne asker ve polis, ne de gerillanın ölmesini istiyor. Barış Anneleri asker ve polis anneleri ile birlikte barışın öncüsü olalım, Türk-Kürt kardeşliğini güçlendirelim, diyor. Böyle ana ve babalar ve böyle bir halk Türkiye için bir şanstır. Böyle bir şansı yaratan da Kürt Halk Önderi’dir. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın düşüncelerini öğrenen Türk halkı kesinlikle bu Önderliğin ortaya koyduğu siyasi projeye destek olur. Ama bu düşüncelerin Türkiye halkına ulaştırılması şimdiye kadar engellendi. Umarız bundan sonra engellenmez.
1 Eylül Dünya Barış Günü’nü yaşıyoruz. Bu günlerde Kürt-Türk barışını güçlendirecek adımlar atmak Türkiye’ye çok şey kazandırır. Demokratikleşme ve Kürt sorununun demokratik çözümünü hedefleyen bir barış Türkiye tarihinin en büyük kazanımı olacaktır.
Tarih boyu Türk siyasetçiler, dolayısıyla Türk halkı ne zaman Kürtlerle ittifak ve kardeşlik yapmışlarsa kazanmışlar; ne zaman Kürtlere yönelik yanlış politika yürütmüşlerse kaybetmişlerdir. Tarihten ders almayanlar her zaman kaybederler. Bugün Kürtlerle barışı sağlayarak büyük kazanma zamanıdır.









