Kürtler 15 yıldır içerisinde bulundukları savunma pozisyonundan inşa pozisyonuna geçerek, demokratik siyasetlerini devlet ve hükümet kurumları içerisinde de sürdürmeye ve bunu anayasal haklara kavuşmak için de mevcut pozisyonları kabul etti
Doğan Cihan
5 Ocak tarihinde Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerinde başlayan çatışmaların ardından, 29 Ocak tarihinde Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Genel Komutanı Mazlum Ebdî ile Suriye Geçiş Dönemi Hükümeti Başkanı Ahmed el Şara arasında 14 maddeden oluşan bir anlaşma imzalandı. İmzalandığı tarih nedeniyle “29 Ocak Anlaşması” olarak adlandırılan mutabakatın 2 Şubat’ta yürürlüğe girmesi kararlaştırıldı.
Bu çerçevede, anlaşmanın pratikte yaklaşık sekiz aydır yürürlükte olduğu bir dönemde, tarafların karşılıklı olarak attığı adımlar ve son aşamaya ilişkin yürütülen görüşmelerle birlikte, “29 Ocak Anlaşması’nda sona mı yaklaşılıyor?” sorusu daha da sık sorulmaya başlandı.
Bu soruya yanıt ararken, anlaşmanın maddelerinin yanı sıra sahada yaşanan gelişmelere de bakmak gerekiyor. Bu yazıda, anlaşmanın öngördüğü adımların ne ölçüde hayata geçirildiğini, tarafların bugüne kadar attığı adımları ve sahadaki gelişmelerin anlaşmanın geleceği açısından ne anlam ifade ettiğini, sahadaki tanıklıklarım üzerinden ele alacağım.
Son adımlar
29 Ocak Anlaşması’nın sona yaklaşmasıyla birlikte de öne çıkan iki temel konu var. Birincisi 25 Ağustos’ta DSG Genel Komutanı Mazlum Ebdî, Suriye Başkanlık Sarayı’nda DSG ve Özerk Yönetimin misyonunu tamamladığını duyurdu.
İkincisi ise Mazlum Ebdî Suriye Cumhurbaşkanlığı Danışmanı olarak atanırken, Suriye’de Kürt işlerinden sorumlu oldu. Diğer önemli gelişme ise her ne kadar yeterli bulunmasa da olumlu karşılanan Kürtçe dilinin Suriye müfredatına dahil edilerek, ilk kez Suriye’de ulusal ve eğitim dili statüsüne kavuşması oldu. Öte yandan ise İlham Ehmed’in pozisyonuna ilişkin ise önümüzdeki günlerde bir kararnamenin yayınlanması bekleniyor. İlham Ehmed’in Dışişleri Bakan Yardımcılığı ya da Suriye Parlamentosu milletvekili olarak atanıp, Suriye Parlamento Başkan Yardımcılığına getirilip, ya Anayasa Komisyonu ya da Dışişler Komisyonu’na katılması tartışılıyor. Önümüzdeki günlerde bu konunun netleşeceği ifade ediliyor.
Kararnamelerin nasıl pratikleşeceği merak konusu olurken, yine 29 Ocak Anlaşması’nda çözüm bekleyen başlıklarda adımların atılması da bölgenin temel gündemi olmayı sürdürüyor.
Birinci aşama
Sekiz aylık süre zarfında 29 Ocak Anlaşması’nda eşik aştıran adımlar ve öne çıkan temel başlıklar; Demokratik Suriye Güçleri (DSG), Suriye Savunma Bakanlığı’na şuana kadar 4 tugay şeklinde yeniden yapılandırılarak, bağlandı. Dêrik, Qamişlo, Hesekê ve Kobanê tugayı olmak üzere 4 tugay oluşturuldu. Her bir tugay yaklaşık 1300 kişiden oluşurken, tugayın asker ve komuta yapısının tamamı DSG’den oluşuyor. Her tugay Suriye Savunma Bakanlığına bağlı Şam kırsalındaki Nexep eğitim merkezinde 20 günlük eğitimini tamamlayıp, bölgelerinde belirlenen üslerde görevlerine başladılar.
DSG kaynakları, dört tugay olarak 5200 asker ve komutanlarının Savunma Bakanlığı’na bağlandığını fakat bu dört tugayın sayısından fazla bir gücün de bakanlığa bağlanmak için görüşmelerin sürdüğünü ifade ediyor. Bu konu taraflar arasında tartışılan temel bir başlık. Tartışmalarda öne çıkan ise bu güçlerin sınır muhafızları, gümrük muhafızları ya da zamanla yeni oluşturulacak tugaylara dahil edilmesi yönünde. Henüz tartışmalarda üzerine uzlaşı sağlanabilmiş değil. Fakat toplantılar olumlu bir şekilde devam ediyor. Öte yandan bu güçler, resmi tugayların yanında kendi üs bölgelerinde bekletiliyor.
29 Ocak Anlaşması’nda bulunmayan fakat tarafların uzlaştığı Efrîn tugayının oluşturulması için çalışmalar yapılıyor. Efrînli göçmenlerin kente dönmesinin ardından gündeme gelen Efrîn tugayı için Efrînliler başvuracak. Bu başvuruların ardından üyeleri ve komuta kademesi ile tugayın nerede ve nasıl konumlanacağı belirlenecek. Bu temelde çalışmalarda belli bir düzeyde ilerleme sağlandığı da gelen bilgiler arasında.
YPJ’nin durumu
Askeri düzenleme başlığında çözülemeyen ve sekiz aylık süreç boyunca kriz olarak devam eden temel meselelerden biri de YPJ’nin Suriye Geçiş Dönemi Hükümeti tarafından askeri düzenlemeler kapsamında değerlendirilmemesi oldu. Hükümet, Suriye yasalarına göre orduda kadınların görev alamayacağını ifade ederek, YPJ’yi askeri düzenleme temelinde görüşmeye dahil etmedi. YPJ ise bu konuda ısrarcı davranarak, orduda yer alınması gerektiğini belirtti. Anlaşmada sona yaklaşırken, YPJ’nin İçişleri Bakanlığı’na bağlı anti-terör birimleri olarak bağlanması gündemde. Bu çerçevede 25 Ağustos’ta YPJ Genel Komutanlık Üyesi Newroz Ahmed ile DSG Genel Komutanı Mazlum Ebdî ve Suriye Geçiş Dönem Hükümeti Başkanı Ahmed el Şara bir görüşme gerçekleştirdi. Bu görüşmenin sonucunda YPJ’nin İçişleri Bakanlığı’na bağlı özel ve anti-terör birimleri olarak bağlanması kararlaştırıldı. 26 Ağustos’ta ise YPJ Genel Komutanlık Üyeleri Newroz Ahmed, Sozdar Heci, Ayed Xalsa ve YPJ Basın Sözcüsü Ruken Cemal, İçişleri Bakanı Enes Hattab ile 1 saat 15 dakika süren bir toplantı gerçekleştirerek, YPJ’nin İçişleri Bakanlığı’na bağlanmasının koşulları, teknik detayları ve entegrasyon mekanizmasını konuştu. Sonuç olarak mekanizmanın sağlıklı çalışabilmesi için görüşmelerin süreceği ifade edilerek, karşılıklı olarak çalışmalar başlatıldı.
İç güvenlik
Kuzey ve Doğu Suriye İç Güvenlik Güçleri, Hesekê İç Güvenlik Güçleri olarak yeniden yapılandırılarak, Suriye İçişleri Bakanlığı’na bağlandı. Hesekê İç Güvenlik Güçleri üyelerinin kayıt işlemleri sürüyor. Hesekê İç Güvenlik Güçleri’nin 12 bin ila 14 bin gibi bir sayı olması için çalışmalar sürdürülüyor. Bölgenin ihtiyacı belirlenip, bu kapsamda çalışmalar yapılacak.
24 Ağustos’ta Şam’da başlayan görüşmeler kapsamında, güvenlik konusu İçişleri Bakanlığı yetkilileri ile Hesekê Valiliği güvenlik yetkilileri arasında yapılan toplantılarda ele alındı. Toplantılar sonucunda, Halep, Şehba ve Efrîn İç Güvenlik Güçleri’nin İçişleri Bakanlığı’na entegrasyonu görüşüldü. İlk etapta İçişleri Bakanlığı bünyesinde 500 iç güvenlik gücünün entegre edilmesine karar verildi. Söz konusu 500 güvenlik gücünün dışarıdan görevlendirilmesi yerine, gönderilecekleri bölgelerin nüfusuna kayıtlı kişilerden oluşturulması gerekiyor. Kararı değerlendiren İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Nureddi el-Baba, söz konusu kararın bölgenin ihtiyaçları temelinde alındığını ve idari bir karar olduğunu ifade etti.
Atamalar
DSG Komuta Konsey Üyesi Sipan Hemo, Suriye Savunma Bakan Yardımcı olarak Doğu Bölgesi Komutanlığına atandı. DSG Komuta Konseyi Üyesi Çiya Kobanê 60. Tümen Komutanı Yardımcılığı’na ardında ise Suriye Ordusunun İkinci Kolordusu’nun Komutan Yardımcılığı’na (60., 62., 76. ve 80. Tümenleri bünyesinde barındırıyor) atandı. Cizre Bölgesi İç Güvenlik Güçleri Komutanı Siyabend Efrîn, Hesekê Güvenlik Müdür Yardımcısı olarak atandı.
İkinci Aşama
Bu başlık anlaşma kapsamında Özerk Yönetim kurumlarının Suriye devlet kurumlarına bağlanmasını öngörüyordu. Bu başlıkta da her ne kadar krizlerin ve tıkanmaların yaşandığı kamuoyuna yansımış olsa da ciddi anlamda önemli adımlar atıldı. Öncelikle anlaşma kapsamında bölgenin siyasi ve yönetim anlamında sınırları belirlendi. Hesekê Valiliğine Özerk Yönetimin önerisiyle Nureddin Ahmed atandı. Nureddin Ahmed’in Valiliğe getirilmesiyle birlikte Cizre bölgesi Hesekê Muhafazası olarak yeniden yapılandırılarak, idari entegrasyon çalışmaları Vali Ahmed’in onay ve yürütmesiyle başladı. Bu kapsamda Özerk Yönetim Daireleri, Hesekê Muhafazası Müdürlükleri olarak yeniden yapılandırılarak, müdür atamaları ve özerk yönetim çalışanlarının devlet kadrosuna dahil edilmesi çalışmaları başlatıldı. Bu çalışmalar kapsamında ilgili Bakanlıklar ve Müdürlükler ile Özerk Yönetimin ilgili daireleri arasında her çalışma ve hizmet alanı ile ilgili ayrı ayrı çalışma komiteleri kurularak karşılıklı çalışmalar yürütülüyor. Bu çalışmalar sonucu 9 müdürlüğün idari entegrasyonu tamamlandı. Diğer kalan müdürlüklerin çalışmaları son aşamada devam ediyor. Hesekê Valiliği bünyesinde 24 müdürlük bulunuyor. Mazlum Ebdî’nin 20 Ağustos’ta Qamişlo’da yaptığı açıklama ile Özerk Yönetim çalışmalarını tamamen durdurup, bölgenin hizmet ve çalışmaları ilgili müdürlükler ve bakanlıklar tarafından yürütülüyor. Hesekê Valiliği’ne bağlı Bölge Müdürlerinin ataması yapıldı. Bu kapsamda Qamişlo, Derik, Çil Ağa ve Serêkaniyê bölge müdürleri atandı. Bu atamalar ile Qamişlo bölgesine Cihan Hessam’ın atanmasıyla Suriye tarihinde ilk defa bir kadının bölge müdürü olması da kayıtlara geçmiş oldu.
Üçüncü aşama
Rimêlan Petrol ve Gaz Tesisleri, Suriye Petrol Müdürlüğü’ne devredildi. Suriye Enerji Bakanlığı, Amerikan Petrol Şirketi HKN Energy ile bölgede petrol ve gaz çıkartılması için anlaşmaya vardı. Anlaşma kapsamında bölgede çıkartılacak kaynağın, %60’ı HKN Energy Şirketi’ne kalan %40’ının Suriye’ye olduğu bildirildi.
Dördüncü aşama
Taraflar arasında Kara Sınır Kapıları Genel Müdürlüğü’nden bir ekibin Sêmalka ve Nusaybin sınır kapılarına gönderilmesi, sivil personelin resmi olarak görevlendirilip, sınır kapılarının derhal faaliyete geçirilmesi noktasında uzlaşıya varıldı. Bu uzlaşı sonucunda Sêmalka Sınır Kapısı’nda ortak bir görüş çerçevesinde yönetim oluşturuldu ve çalışma yapısı devam ettirilerek, kapı faaliyetlerini sürdürüyor. Til Koçer Sınır Kapısı ise hükümet uzlaşı dışına çıkarak, yönetim ataması gerçekleştirerek, 13 yılın ardından kapıyı tekrar faaliyete açtı.
Sınır kapıları
Anlaşma gereği bölgedeki sınır kapıları, Irak ile Suriye arasındaki Til Koçer-Rabia Sınır Kapısı, Kürdistan Yönetimi ile Suriye arasındaki Sêmalka Sınır Kapısı ve Türkiye ile Suriye arasındaki Nusaybin-Qamişlo sınır kapıları, Suriye Sınır Kapıları Gümrükler Genel Müdürlüğü’ne bağlandı. Til Koçer ile Sêmalka sınır kapılarına yeni yönetimin ataması gerçekleştirildi ve kapılar yeniden aktif hale getirildi. Nusaybin-Qamişlo Sınır Kapısı için ise Suriye ile Türkiye arasında bir anlaşmaya varıldı ve kapının 2026’nın sonunda açılacağı açıklandı.
Rojava sınır kapıları
Rojava’da, Türkiye ve Irak sınırlarına açılan toplam 9 sınır kapısı ve geçiş noktası bulunmaktadır. Batıdan doğuya doğru sıralandığında Efrîn, Kobanê, Girê Spî, Serêkaniyê ve Dirbêsiyê hattında Türkiye’ye açılan çeşitli geçiş noktaları yer alırken, Qamişlo’da da Türkiye sınırına açılan sınır kapısı bulunmaktadır. Bölgenin doğusunda ise Dêrik çevresinde Sêmalka Sınır Kapısı üzerinden Irak Kürdistan Bölgesi’ne, Til Koçer’deki Til Koçer–Rabia Sınır Kapısı üzerinden de Irak’a geçiş sağlanmaktadır.
Qamişlo Havalimanı
Qamişlo Havalimanı’na yönetim ataması gerçekleştirilirken, havalimanının yeniden uçuşlara açılması için onarım ve yenileme çalışmaları sürüyor. Qamişlo Uluslararası Havalimanı’ndaki çalışmaların yaklaşık yüzde 80’i tamamlanmış durumda. Altyapı, hazırlık süreçleri, güvenlik ve operasyonel işleyişe yönelik temel sistemlerin kurulumu büyük ölçüde tamamlanırken, kalan teknik eksiklikler üzerinde çalışmalar devam ediyor. Teknik hazırlıkların tamamlanmasının ardından havalimanının uluslararası standartlara uygunluğunu teyit etmek amacıyla gerekli test ve değerlendirmelerin yapılması ve deneme uçuşlarına başlanması planlanıyor. Henüz kesin bir uçuş veya açılış tarihi açıklanmazken, bu tarihin teknik hazırlıkların performans sonuçlarına göre belirleneceği belirtiliyor. Havalimanının yeniden faaliyete geçmesi, teknik ve güvenlik hazırlıklarının yanı sıra havayolu şirketleriyle yürütülen ticari ve hukuki süreçlerin tamamlanmasına ve gerekli resmi izinlerin alınmasına bağlı olacak. Açılışın ardından ilk aşamada Hesekê ve çevresindeki nüfusun ihtiyaçlarını karşılayacak seferlere öncelik verilmesi, daha sonra ise pazar talebi ve ekonomik koşullara göre uçuş ağının kademeli olarak genişletilmesi hedefleniyor. Qamişlo ve Deyrezor havalimanlarının da bölgedeki genel havalimanı ağı kapsamında birlikte değerlendirildiği, ilerleyen dönemde her iki havalimanının kargo taşımacılığı ve lojistik hizmetlerinde de rol üstlenebileceği ifade ediliyor. Öte yandan, bazı havayolu şirketleriyle görüşmelerin sürdüğü, ancak ticari ve hukuki süreçler ile resmi ruhsatlar tamamlanmadan şirket isimlerinin açıklanmayacağı bildiriliyor.
Bağlayıcı hükümler
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi tarafından verilen tüm ilk, orta, lise ve üniversite diplomaları ile meslek yüksekokulu belgelerinin denklik ve resmî onayının sağlanması. Bu noktada Eğitim Bakanlığı bir kararname yayınlayarak, Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetim Eğitim ve Öğrenim Dairesi tarafından verilen tüm diploma ve sertifikaların kabul edilmesini onayladı. Tüm yerel, kültürel ve sivil toplum kuruluşları ile medya kurumlarının ilgili bakanlıkların mevzuatına uygun şekilde ruhsatlandırılması noktasında da bir madde bulunuyor. Bu madde kapsamında daha önce Özerk Yönetim Basın ve Enformasyon Dairesi, Hesekê Basın Müdürlüğü olarak yeniden yapılandırılarak, Suriye Enformasyon Bakanlığı’na bağlandı. Bölgede bulunan tüm kurumlar Hesekê Basın Müdürlüğü üzerinden Enformasyon Bakanlığı’na başvurarak, Suriye’de resmi olarak çalışmalarını sürdürecek. Bu nokta henüz olumsuz bir durum söz konusu veya herhangi bir kurumun başvurusunun reddedilmesi kayıtlara geçmedi. Eğitim Bakanlığı ile birlikte Kürt toplumunun eğitim sürecinin ele alınması ve eğitsel özgünlüklerin gözetilmesi maddesi sekiz aylık süre zarfında gerek siyasette gerek toplumda gerekse de basında en çok konuşan başlık oldu. Siyaset ve toplum bunu kırmızı çizgi olarak ifade etti. Sekiz aylık süreç içerisinde bölgede Kürtçe’nin resmi dil olması ve eğitim müfredatı mekanizmasına dahil edilerek Kürtçe eğitimin geliştirilmesi talebiyle yüzlerce protesto eylemlerinden tutun kampanyalara kadar etkinlik izledik, tanıklık ettik.
Bu madde çerçevesinde Suriye Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Mazlum Ebdî ile İlham Ehmed ve Suriye Geçici Dönem Hükümeti Başkanı Ahmed el Şara ile Dışişleri Bakanı Esad Şeybani arasında üç önemli görüşme gerçekleşti. Ve bu üç görüşmenin ilk görüşme başlığı Kürtçe’nin resmi dil ve eğitim müfredat mekanizmasına dahil edilmesi talebiydi. İlk görüşme 16 Nisan, ikinci görüşme 4 Ağustos ve son görüşme ise 25 Ağustos’ta gerçekleşti. 25 Ağustos’ta ise Kürtçe dili için nihai olmasa da mevcut sonuca ulaşıldı.
Kürtçe’nin durumu
Suriye Geçiş Hükümeti Eğitim Bakanlığı, Kürtçe’nin kamu ve özel okullarda okutulmasına ilişkin 493 sayılı kararı yayımladı. Kararla, Kürt nüfusun önemli bir bölümünü oluşturduğu bölgelerde Kürtçe’nin eğitim sistemine dahil edilmesi ve Kürtçe eğitimin uygulanması için gerekli idari mekanizmaların oluşturulması öngörülüyor. Karara göre Kürtçe, Arapça ve İngilizcenin yanında haftada üç ders olarak okutulacak. Buna ek olarak haftada bir ders “etkinlik” kapsamında Kürtçe’ye ayrılacak. Böylece Kürtçe, haftada toplam dört ders olarak müfredata girmiş olacak. Kürtçe, tüm eğitim kademelerinde onaylanmış müfredatın bir parçası olarak kabul edilecek. Geçiş sürecinde ise öğrenciler, uygulamanın ilk eğitim yılında sosyal bilimler, tarih, coğrafya ve felsefe derslerini onaylanmış müfredat çerçevesinde Arapça veya Kürtçe alma seçeneğine sahip olacak.
Karar nasıl uygulanacak?
- 1. sınıftan 6. sınıfa kadar: Kürtçenin, Kürtlerin çoğunlukta veya önemli bir nüfus oluşturduğu bölgelerde Arapça ve İngilizcenin yanında haftada üç ders okutulması planlanıyor. Buna ek olarak haftada bir Kürtçe etkinlik dersi yapılacak. Böylece öğrenciler haftada toplam dört saat Kürtçe ders ve etkinlik görecek.
- Ortaokul ve lise: Tarih, coğrafya, felsefe, edebiyat ve diğer sözel derslerde öğrencilerin Kürtçe eğitim alma seçeneği bulunacak. Bu derslerin Kürtçe okutulabilmesi için mevcut onaylı müfredatın Kürtçeye çevrilmesi öngörülüyor.
- Müfredat: 2026-2027 eğitim-öğretim yılında özerk yönetim tarafından kullanılan mevcut müfredat uygulanmaya devam edecek. Eğitim dili de mevcut uygulamada olduğu gibi Kürtçe olacak. Suriye Eğitim Bakanlığı’nın kararıyla esas olarak Kürtçenin bu eğitim sistemindeki statüsü ve merkezi eğitim yapısıyla bağlantısı düzenlenmiş olacak.
- Ders materyalleri: Genel müfredatın Kürtçeye çevrilmesi ve Kürtçe dersleri için gerekli materyallerin hazırlanması sağlanacak.
- Öğretmenler: Kürtçe derslerini verecek öğretmenler mevcut kadrolar arasından veya dışarıdan temin edilebilecek. Öğretmen adaylarının Kürtçe yeterliliği yazılı ve sözlü sınavlarla değerlendirilecek.
Bu çerçevede kararname, sahada mevcut Kürtçe eğitim sisteminin tamamen değiştirilmesinden ziyade, Kürtçe’nin resmi eğitim düzenlemesi kapsamında tanınmasını, ders saatlerinin belirlenmesini ve mevcut müfredatın Kürtçe’ye uyarlanması için idari ve hukuki zeminin oluşturulmasını öngörüyor.
Yayımlanan kararla birlikte, bölgede 2012 yılında Halep’te evlerde başlayan Kürtçe eğitim sürecinin ardından, 2013 eğitim-öğretim yılında Efrîn’in Derqoliyê köyünde Kürtçe eğitime geçildi. 2014 yılında Özerk Yönetim’in kurumsallaşmasıyla birlikte Kürtçe eğitim dili haline geldi. Böylece Kürtçe, yaklaşık 12 yıldır bölgede birinci sınıftan üniversiteye kadar eğitimin temel dili olarak kullanılıyor.
Bu nedenle yayımlanan kararname, bölgede mevcut eğitim sistemini ve yaklaşık 12 yıldır devam eden Kürtçe eğitim uygulamasını karşılamadığı gerekçesiyle tamamen yetersiz olarak değerlendiriliyor. Bölge halkı, kararname ile mevcut eğitim sisteminde bir gerileme olduğunu düşünürken, bir dilin diğer dil karşısında eğitim saatlerinin azaltılması olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade ediyor. Öte yandan, 1946 yılında kurulan Suriye devletinin tarihinden günümüze bakıldığında, kararname Kürtçe konusunda atılan ilk resmi adım olma özelliğini taşıyor. Bu ara dönemde, mevcut eğitim sisteminin ve eğitim dilinin anlaşılabildiği kadarıyla aynı şekilde devam etmesi bekleniyor. Kürtlerin ise Şam’da yürütülen yeni anayasa çalışmalarında Kürtçe’nin resmi dil ve eğitim dili olarak anayasal güvence altına alınması için girişimlerini sürdüreceği ifade ediliyor.
Göçmenlerin dönüşü
Suriye’deki geçiş döneminin en önemli başlıklarından biri, savaş ve çatışmalar nedeniyle yerlerinden edilen insanların kendi bölgelerine güvenli ve gönüllü bir şekilde dönmesi geliyor. Birleşmiş Milletler (BM) de Suriye’deki geçiş sürecinin başarısının temel koşullarından birinin yerinden edilen kişilerin güvenli dönüşünün sağlanması olduğunu vurguluyor. BM bu kapsamda hükümet ile görüşmelerini sürdürürken, sahada da gözlemci ve kolaylaştırıcı bir pozisyonda yerini alıyor. 29 Ocak mutabakatındaki göçmenler dosyasına ilişkin madde, Efrîn, Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahalleleri, Serêkaniyê, Girê Spî, Şehba ve Rakka’dan göç eden kişilerin kent ve köylerine geri dönebilmelerini öngörüyor.
Göçmenler dosyasında son 7 ayda yaşanan başlıca gelişmeler şöyle:
Efrîn: Binlerce aile döndü
Efrîn’e göçmenlerin güvenli dönüşü 4 Mart’ta başladı ve haziran ayında tamamlandı. Özerk Yönetim verilerine göre, Cizîrê bölgesinden organize edilen 9 kafileyle yaklaşık 11 bin aile Efrin’e geri döndü. Suriye Geçiş Hükümeti tarafından Efrîn Kent Sosyal İşler Müdürü olarak atanan İmad Nehme, Efrîn ve çevresinde yürütülen kayıt çalışmaları sonucunda Halep ve Cizîrê bölgelerinden toplam 17 bin ailenin geri döndüğünü açıkladı.
Şehba: Dönüş bekliyor
2024 yılından bu yana Efrîn ile Halep arasında bulunan Şehba’dan Cizîrê Bölgesi’ne göç eden yaklaşık 1.350 aile hâlâ yaşadıkları bölgelere dönmeyi bekliyor.
Şehba’dan göç eden ailelerin büyük bölümü Qamişlo’da bulunuyor.
Şehba’ya dönüşün önündeki güvenlik ve idari sorunları çözmek amacıyla henüz kapsamlı bir mekanizma oluşturulmuş değil.
Rakka: 2 binden fazla aile dönüş bekliyor
16 Ocak’ta, Suriye Geçiş Hükümeti’ne bağlı silahlı grupların saldırıları ve kuşatması nedeniyle 2 binden fazla aile Kobanê ve Cizîrê bölgelerine göç etmek zorunda kaldı.
Bu ailelerin büyük bölümü hâlâ Rakka’daki evlerine güvenli bir şekilde dönmeyi bekliyor.
Hesekê Valisi Nureddin Ahmed ile Rakka Valisi Abdurrahman Selama, 7 Haziran’da göçmen ailelerin dönüşünü görüşmek üzere bir araya geldi. Görüşmenin ardından dönüşü kolaylaştırmak amacıyla bir komite oluşturuldu. Ancak aradan zaman geçmesine rağmen komitenin kurulması dışında somut bir adım atılmadı.
Girê Spî: Hâlâ belirsiz
Şimdiye kadar Girê Spî’den göç edenlerin dönüşüne ilişkin kapsamlı bir çalışma açıklanmadı. Girê Spî dosyası da Rakka’ya güvenli dönüş kapsamında değerlendiriliyor. Kobanê kentinde yüzlerce Girê Spîli ailenin dönüşlerini beklediği biliniyor.
Serêkaniyê
Efrîn dosyasının tamamlanmasının ardından Serêkaniyê’ye güvenli dönüş konusu gündeme geldi. Serêkaniyê Göçmenler Komitesi çalışmalarını hızlandırarak dönmek isteyen aileleri kaydetmeye başladı. Hazırlanan listeler Suriye Geçiş Hükümeti ve Hesekê Valiliği’ne gönderildi. Serêkaniyê Göçmenler Komitesi verilerine göre, Serêkaniyê’den 14 bin aile, yaklaşık 80 bin kişi, dönüş başvurusunda bulundu. 10 Ağustos’ta 410 aileden oluşan ilk kafile Serêkaniyê ve çevresine doğru yola çıktı. Ancak kentin merkezine ulaşan bazı aileler silahlı grupların saldırılarına maruz kaldı. Göçmenler Komitesi, toplam 7 ailenin saldırıya uğradığını açıkladı. Bunun ardından Komite, dönüşlerin durdurulduğunu duyurarak güvenlik koşullarının sağlanmadığını belirtti. İlk kafilede yer alan 410 ailenin dönüş planı ağırlıklı olarak Serêkaniyê kırsalındaki köyleri kapsıyordu. Serêkaniyê Göçmenler Yöneticisi Zehra Semo’nun verdiği bilgiye göre, yaklaşık 200 aile Ehras köyüne, 30 aile ise Til Helef’e yerleştirildi. Geri kalan aileler ise Til Camûs, Esediye, Ezîziye ve Elok Su İstasyonu’nun doğusundaki köylere yerleştirildi. Komiteye göre, kırsal bölgelere yerleştirilen aileler herhangi bir sorunla karşılaşmadan yerleşimlerini tamamladı. Kentin merkezine giden az sayıdaki aile ise silahlı grupların saldırısının ardından Hesekê’ye geri döndü.
Hangi adımlar atılmalı?
Serêkaniyê Göçmenler Komitesi Yöneticisi Zehra Semo, kent merkezindeki güvenlik sorunlarının çözülmesi gerektiğini ve Suriye Geçiş Hükümeti’nin bu konuda sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirtti. Semo, ikinci kafilenin yola çıkabilmesi için Geçiş Hükümeti’nin güvenliği sağlaması ve güvenli koşulları garanti altına alması gerektiğini söyledi.
Semo ayrıca, Serêkaniyê’ye ulaşımı sağlayan Til Temir-Serêkaniyê ve Dirbêsiyê-Serêkaniyê yollarındaki mayınların henüz temizlenmediğini belirtti. Komite Yöneticisi Semo’nun ikinci kafilenin yola çıkmasının önündeki engellerden biri olarak gösterdiği bir diğer konu ise kentte yaşayan yerleşik olmayan kişilerin çıkarılması. Bunun yanı sıra mülkiyet haklarının korunması, kentte yaşayan insanların güvenliğinin garanti altına alınması ve geri dönen ailelerin ev ve topraklarına erişiminin sağlanması da çözüm bekleyen sorunlar arasında bulunuyor.
Semo, Suriye Geçiş Hükümeti’nin bu konularda koordineli adımlar atması halinde dönüşlerin kısa süre içinde yeniden başlayabileceğini ifade etti.
İkinci kafile hazırlığı
Serêkaniyê Göçmenler Komitesi, ilk kafilenin ardından ikinci grubun da bölgeye dönmesi için çalışmalarını sürdürüyor. Ancak ikinci kafilenin yola çıkabilmesi için başta güvenli koşulların oluşturulması, mayınların temizlenmesi, mülkiyet haklarının güvence altına alınması ve kentin demografik ve idari durumunun düzenlenmesi olmak üzere birçok konuda somut adımlar atılması gerekiyor. Bunun yanı sıra Komite, tüm göçmenlerin geri dönebilmesi için çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdürüyor.
Halep için toplantı
Suriye’nin Halep kentinde 29 Ağustos’ta, göçmenlerin bölgeye dönüşüne ilişkin kapsamlı bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantıya Hesekê, Halep ve Deyrazor valileri ile askeri ve güvenlik yetkilileri katıldı. Toplantıda, göçmenlerin dönüşüne yönelik hazırlıklar ele alınırken, Halep Valiliği’nin Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Entegrasyon Komitesi’nin çalışmaları ve göçmenlerin dönüş dosyasındaki rolü değerlendirildi.
Görüşmede ayrıca dönüş sürecine ilişkin güvenlik, hizmet, saha ve idari hazırlıklar ele alındı.
Halep Valisi, göçmenlerin dönüş dosyasını takip etmeye devam ettiklerini belirterek, ilgili taraflarla koordinasyon içerisinde bölgedeki tüm göçmenlerin dönüşü için gerekli hazırlıkların yapılacağını ifade etti.
Çözülmeyen başlıklar
29 Ocak anlaşmasının uygulanması süresince birçok konuda anlaşmazlıklarda yaşandı. Taraflar arasında kriz haline dönen kimi başlıklar olsa da son Şam görüşmelerinde genel bir konsensüs oluştu ve birçok konuda son adımların atılması gerekliliği belirtildi. Bu noktada çözülmeyen ve atılması gereken kimi adımlar şöyle;
Yargı
Özerk Yönetim ile Hükümet arasında yargı sisteminin nasıl olacağına dair farklı görüşler vardı. Bu sekiz aylık süreçte en krizli olan konuların başında yargı sistemi geliyordu. Bu konuda Şam’da yürütülen ortak çalışmalar sonucu belli bir uzlaşı açığa çıktı. Bu kapsamda Özerk Yönetim Adalet Divanı üyeleri hakim ve savcılar Şam’da eğitimlerini tamamladı. Yakın bir zaman resmi olarak yeni yargı sistemi mekanizması devreye gireceği bekleniyor. Bu kapsamda çalışmalar sürdürülüyor.
Yerel yönetimler
Bölge şehir ve ilçelerindeki belediyelerinin yeniden yapılandırılarak, belediye başkanlarının atanması kararlaştırıldı. Yerel yönetimlerle ilgili Hesekê Valiliği ile Yerel Yönetimler Bakanlığı arasında karşılıklı komiteler kurarak, çalışmalar yapıldı. Bu çalışmalar kapsamında belediyelerin nasıl yapılandırılacağı? Belediye başkanlarının nasıl bir mekanizma ve neye göre seçilmesi gerekliliği üzerine tartışmalar yapıldı. Bu tartışmalar belli bir sonuç açığa çıkartı. Bu kapsamda yakında bir kararname ile yerel yönetimlerde yeni dönem başlayacak. Aldığım bilgilere göre, belediyelerin yerel dinamikler esas alarak yapılandırıldığı ve kadın kotasına dikkat edileceği vurgulandı. Son olarak, 29 Ocak Anlaşması’nda öngörülen idari entegrasyonun belirli bir uygulama aşamasına geçmesiyle birlikte Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi, fiili ve resmi olarak imza ve mühürlerini geri çekti. Bölgede hükümete bağlı müdürlükler, tüm hizmet ve çalışma kurumlarının sorumluluğunu üstlenerek faaliyetlerini yürütüyor. Bu süreçte kentlerdeki idari yapı sadeleştirilirken, Özerk Yönetim’in mevcut yapısı fiilen sona ermiş durumda. Bununla birlikte, Hesekê Valiliği bünyesinde oluşturulan yeni idari yapı üzerinden, ilgili genel müdürlük ve bakanlıklara bağlı olarak bölgenin özgün koşulları ve ihtiyaçları gözetilerek çalışmaların sürdürülmesi planlanıyor.
Kararnameler
Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Genel Komutanı Mazlum Ebdî, Suriye Cumhurbaşkanı tarafından yayımlanan 164 sayılı resmi kararnameyle Cumhurbaşkanlığı Danışmanı olarak atandı. Ebdî’nin Suriye Cumhurbaşkanlığı Danışmanı pozisyonunda Suriye Kürt İşlerinden Sorumlu Danışman olarak görev yapacağı belirtilirken, Ebdî’nin pozisyonunun özellikle önümüzdeki dönemde yeni anayasa yapımında Kürt haklarının anayasal olarak tanınmasında büyük bir rol ve katkı sunacağı ifade ediliyor.
İlham Ehmed’in durumu
Özerk Yönetim Dış İşler Dairesi Eşbaşkanı İlham Ehmed’e ilişkin ise kararnamenin yayınlanması bekleniyor. Kararname için önümüzdeki günler işaret edilirken, İlham Ehmed’in Suriye Halk Meclisi’ne atanıp, parlamentoda bulunan Dışişleri ya da Anayasa Komisyonu’nda görev alması konuşuluyor. İlham Ehmed için daha önce kulislere Dışişleri Bakanı Esad Şeybani’nin yardımcısı olacağı da yansımıştı.
Bundan sonra ne olacak?
29 Ocak Anlaşması’yla birlikte Suriye tarihinde ilk defa Kürtler siyasi ve askeri bir taraf olarak tanındı. Kürtler, oluşturdukları kurumsal yapılarla birlikte Suriye’nin geçiş dönemi olarak öne çıkan Suriye’nin ikinci inşa döneminde devlet yapısı içerisinde yapıcı bir güç olarak yer almaya karar verdi. Bu karar ile birlikte Kürtler 15 yıldır içerisinde bulundukları savunma pozisyonundan inşa pozisyonuna geçerek, demokratik siyasetlerini devlet ve hükümet kurumları içerisinde de sürdürmeye ve bunu anayasal haklara kavuşmak için de mevcut pozisyonları kabul etti. Suriye’de yeni bir dönemin kapıları Kürtlerin Şam’da mevcut hükümet ve devlet kurumlarında kendi varlıklarını koruyarak, dahil olması ve o kurumların yeniden yapılandırılmasına katılmasıyla aralandı. Suriye’nin yeniden inşası için temel bir mesele olarak ifade bulan ise yeni anayasanın yapımı oluyor. Bu temelde Kürtler, Şam’da yeni kapının aralanmasını hem kendi haklarını hem de diğer halk ve inançların haklarını 15 yıldır savundukları demokrasi temelinde anayasal ve kurumsal düzene kavuşturmanın siyasetini yapacağına vurgu yapılıyor.









