İnsanlık tarihinde en büyük suçlardan biri ırkçılıktır. Bu suç günümüzde de işlenmektedir. İktidarlar kendi çıkarları doğrultusunda el altından da olsa faydalanmayı ve o kişileri kullanmaktan hiç çekinmemişlerdir. Irkçılık adına kullanılan kişiler devletin kirli işlerini de yapmışlardır. Bu kirli işleri yapanları ‘’kahraman’’ gibi göstererek topluma tanıtmakla övünmüşlerdir. İsim vermeye gerek yok biraz tarih araştırılması her kesim için faydalı olacaktır. En son Amedspor-Trabzonspor maçı öncesi ve sonrasında yaşananlara bakılırsa ırkçılık yapan insanların toplumu ne kadar gerdiğine şahit olduk. Otobüs içinde Kürt insanına hakaret eden kişiyi gözaltına aldı kolluk güçleri doğru da yaptı ama günün sonunda alacağı ceza nedir orası belli değil. O otobüsteki yolcular da sessiz kaldıkları için sorgulanmalıdır. Meclis’teki partiler kendi içindeki suç işleyenleri açığa çıkartmalıdır. Özellikle de DEM parti milletvekilleri bu suçu işleyeneler hakkında dava açmalı ve davayı sonuna kadar takip etmelidir. Maçtan sonra statta yapılan hasar da kamu malına zarar verme olarak değerlendirmeli ve cezası verilmelidir. Amedspor’a en ufak ceza vermekten çekinmeyenler bakalım Trabzonspor hakkında nasıl bir ceza verecek. Geçmiş sezonlarda Amedspor’un başına gelenleri çok iyi hatırlıyoruz. Zorlu bir sezon bekliyor Amedspor’u. Daha büyük olaylar yaşanmadan TFF önlem almalıdır. Irkçılık insanlık suçudur ve topluma ‘terörü’ yaymaktadır. Bu suçu önlemek için yetkililerin duyarlı olmasını istiyoruz.
Melih Gökçek, Binali Yıldırım ve Ahmet Davutoğlu için önemli gelişmeler gündemden düşmüyor. AKP içinde Erdoğan kendisinden sonra AKP’nin başına geçmesini istediği oğlu Bilal için düğmeye bastığı ve bu üç ismin de hedef olduğu belirtiliyor. Melih Gökçek hakkında yüze yakın dosya savcılıkta duruyor. Şu günlerde Gökçek ailesinin mal varlığı da mercek altına alınmış durumda. Melih Gökçek ve oğullarının bu serveti nasıl elde ettikleri konusundaki haberlerin sonucu merakla bekleniyor. Davutoğlu partisini neden kapattı sorusunun cevabı halen belirsiz. Partisini kurduğu zaman başına neler geldiğine tanık olmuştuk. İstanbul Şehir Üniversitesi’ne Erdoğan tarafından kayyum atanmıştı. Aynı şekilde Binali Yıldırım ve ailesi hakkındaki yorumlar da saray rejimi tarafından böyle değerlendiriliyor. AKP kurucu kadrosundakilerin Erdoğan karşıtı bir tutum içine girdiklerinde başlarına neler geleceğini gösteren bir tablo var karşımızda. Bilal Erdoğan için hazırlanan bu tezgâha bakalım kimler boyun eğecek veya eğmeyenlerin başına neler gelecek önümüzdeki günlerde şahit olacağız. Seçim takvimi yaklaştıkça daha çok kılıçlar çekilecek gibi duruyor. Bakalım şantaj dosyaları ne zaman raflardan inecek.
Suriye’deki Kürt halkının durumu üzerinden yorumlar yaparken dikkatli olmak gerekir. Kırıp dökerek yapılan yorumların bütün Kürt halkında olumsuz tesir yaptığını göz ardı etmemek gerekir. SDG Suriye hükümetiyle değil Türkiye ile masada oturuyor. Silahların susması ve masada oturulması önemli bir gelişmedir. Masada alınan kararlar Kürtler açısından yeterli midir, değildir ama olumlu bir başlangıçtır. Ortadoğu’da artık Suriye’deki istikrar söz konusu olduğu açıkça belli oluyor. Esad dönemini düşünürsek ve bugün gelinen duruma bakarsak Kürtlerin ne kadar etkili olduğuna şahit oluruz. Ayrıca İsrail’in Suriye’ye saldırılarını da dikkatle izlemek gerekir. Bu saldırılarda ABD’nin tutumu nasıl olacak çok önem arz ediyor. ABD, Türkiye ile İsrail’in yakın savaş temaslarında nasıl bir rol oynayacak. Kürtler bu durumda nasıl bir siyasi gelişim içinde olacak ve savaş durumunda taraf olacaklar mı? ABD basınında SDG’nin entegrasyon adına yapılan girişimlerin çok aceleye getirildiği konusunda Trump’a eleştiriler var. Bu acelecilik tehlikeli bir duruma yol açabilir. Basın ayrıca SDG’nin ABD için Suriye’de en güçlü ittifak ortağı olduğunu da belirtiyorlar. Savaşsız bir Suriye’de barışın ve özgürlüğün tesisi komşu ülkelere de yansıyacaktır.









