Özellikle de Türkiye gibi bir ülkede demokrasi güçleri en geniş yelpazede bir araya getirilmezse sonuç almak çok zordur. Bu açıdan demokratikleşme isteyen herkes demokrasi için ittifakın önemini görmeli, bu yönlü çalışmalıdır. Bu yönlü bir çalışma içinde olmadan hiçbir siyasi güç demokratikleşme iddiasında tutarlı olamaz
Dr. Hayri Hazargöl
DEM Parti olağan kongresini yaptı. Kongrede Demokratik Cumhuriyet Hareketi’nin başlatıldığı vurgulandı. Bu Demokratik Cumhuriyet Hareketi Türkiye siyasi tarihi açısından bir dönüm noktası olabilir. Kuşkusuz demokratik cumhuriyet demokratik toplumla gerçekleşir, anlam kazanır. Sadece bazı siyasi güçlerin haydi kuralım, demesiyle demokratik cumhuriyet kurulmaz. Siyasal partilerin bu yönlü irade ve kararları önemlidir. Ancak örgütlü, yani demokratik toplumu yaratma hedeflenirse siyasi güçlerin karar ve iradesi sonuç alıcı olur.
Osmanlı’nın monarşik yönetiminin yeni Türkiye’yle birlikte cumhuriyet rejimine geçmesi önemlidir. Ancak demokratikleşmenin gerçekleşmediği bir cumhuriyet gerçek bir cumhuriyet olamaz. Demokratik ortamda seçilmeyen yönetim monarşik, teokratik yönetimin sadece biçimsel değişimini ifade eder. Bu açıdan gerçek cumhuriyetçiler demokratikleşme isterler. 1920’li ve 1930’lu yıllar dünyada otoriter eğilimin arttığı yıllardır. Türkiye’de Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılmasından sonra kendini koruma refleksi öne çıkmıştır. O yıllarda egemen sınıflar korumanın otoriter rejimlerle sağlanacağına inanıyordu. Yıllar geçtikçe bir ülkeyi korumanın böyle olmayacağı anlaşılmaya başlandı. Giderek Türkiye’de demokratikleşme isteği arttı. Türkiye’de seçimle iktidara gelenlerin tümüne yakını demokratikleşmeden söz eden siyasi güçler olmuştur. Yani cumhuriyetin demokratikleşmesi söylemi her dönem destek buldu. Ne var ki, cumhuriyet bir türlü demokratikleşememiştir.
Türkiye’de demokratikleşme mücadelesi az verilmedi. Bunun için ağır bedeller ödendi. Sosyalistler başta olmak üzere tüm demokratik güçlere karşı her dönem baskılar oldu. Askeri darbeler de esas olarak demokratikleşme dinamiğine yönelik müdahaleler oluyordu. Başta Kürtler, Aleviler, emekçiler ve kadınlar olmak üzere Türkiye’deki tüm halkın çoğunluğu demokrasi istemesine rağmen neden demokratikleşme gelişemedi? Bu sorunun cevabı konusunda birçok etken ve neden ileri sürülebilir. Ancak Kürtler yararlanır diye demokratikleşmenin önünün alındığı tezi, yüz yıllık siyasi tarih göz önüne getirildiğinde güçlü bir tez olduğu görülür.
Demokrasi güçlerinin bu durumu aşamamasının temel nedeni ise bir araya gelinememesidir. Ortak bir tutum ortaya konulamamasıdır. Özellikle de Türkiye gibi bir ülkede demokrasi güçleri en geniş yelpazede bir araya getirilmezse sonuç almak çok zordur. Bu açıdan demokratikleşme isteyen herkes demokrasi için ittifakın önemini görmeli, bu yönlü çalışmalıdır. Bu yönlü bir çalışma içinde olmadan hiçbir siyasi güç demokratikleşme iddiasında tutarlı olamaz.
Bu açıdan demokratik cumhuriyeti gerçekleştirmek isteyenlerin en geniş ittifakı hedeflemesi gerekir. DEM Parti cumhuriyet hareketi başlatırken en geniş demokratik ittifakı sağlamayı taahhüt etmiştir. DEM Parti geleneği eskiden beri sosyalist güçleri en temel ittifaklarından görmüştür. Demokrasi ihtiyacı en fazla olan toplum kesimlerinden olan Aleviler de demokratik mücadelenin temel ittifakı ve bileşenlerinden olmuştur. DEM Parti geleneğinde zaten kadınlar mücadelenin temel öznesi olarak görülmüştür. Özcesi, eğer demokratik cumhuriyet yaratılacaksa hiçbir güç tek başına bunu başaramaz. Sadece 2-3 bileşen ve ittifakla da demokrasi mücadelesi başarıya ulaştırılamaz. Demokrasi ihtiyacı olan herkesi Demokratik Cumhuriyet Hareketi içine çekmek gerekir.
Hangi güç en geniş demokrasi cephesini önemsemiyor ya da demokratikleşmeyi Türkiye’nin temel siyasi programı ve mücadele hedefi olarak görmüyorsa demokratik olmayan mevcut sistem altında yaşamayı bilinçli ya da bilinçsiz kabul etmiş oluyor. Demokratikleşme cephesi yaratılırken şunun gücü ne, bunun gücü ne gibi nicelik üzerinden ifade edilen değerlendirmeler demokrasi mücadelesine sığ yaklaşmak olur. Kürt Halk Önderi demokrasi mücadelesi derken en geniş ittifaktan söz etmektedir. Kürt Halk Önderi Türkiye’nin ancak böyle demokratikleşeceğine inanmaktadır. Kürt Halk Önderi demokratik cumhuriyet ve demokratik toplum hareketi yaratmaktan söz etmektedir. Demokratik toplum da halkın demokratik temelde örgütlenmesiyle sağlanır. Bu da sadece bir kesimin ya da sınırlı bir kesimin katılmasıyla gerçekleşecek bir durum değildir.
Kürt Halk Önderi mevcut devletle demokratik siyasi çözüm ararken, bu konuda devlet yetkilileriyle tartışırken her zaman oluşacak demokratik ittifakın sürecin karakterini belirleyeceğini ifade etmektedir. Kürt Halk Önderi demokrasi ittifakı ve mücadelesiyle tüm toplumu da barış ve demokratik toplum sürecinin etkin öznesi haline getirmeyi amaçlıyor. Dolayısıyla gerçek bir demokratikleşmeyi hedefliyor. Bunun nasıl olacağını da demokrasi bilinci olan herkes bilir. Bu açıdan Kürt Halk Önderi’nin İmralı’daki çabalarını yanlış ele almak, yanlış değerlendirmek; on yıllardır yürüttüğü demokrasi mücadelesini görmemek olur. Bu Önderlik tüm demokrasi güçleri bir araya gelsin, demokratik talepler doğrultusunda mücadele etsin diyor. Kürt halkı da Kürt demokrasi güçleri de Türkiye’deki demokrasi mücadelesinde dün olduğu gibi bundan sonra da üzerine düşeni yapacaktır.








