• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
8 Eylül 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Dönüş için ciddi bir hareketlilik göreceğiz

8 Eylül 2026 Salı - 23:00
Kategori: Güncel, Manşet, Söyleşi

Gazeteci Cahit Mervan ile Kürt diasporasının süreci nasıl okuduğunu, dönüş ihtimalini ve soru işaretlerini konuştuk:

  • Diaspora Kürtleri sürece temkinli yaklaşım gösterdi. Bu yaklaşım Türk hükümetine duyulan güvensizlikten kaynaklanıyor… Şimdi daha rasyonel bakılıyor… Belki acayip gelecek ama diaspora Kürtleri ülkedeki insanlarımızdan daha ‘muhafazakar’
  • Artık Kürt sorununun diyalog, müzakere ile çözülmesi fikriyatı daha anlaşılır bir hal aldı. Sayın Öcalan’ın ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin tarihsel değişim ve dönüşüm için attığı adımlar bence bu dönemde daha çok anlaşılmaya başlandı
  • Gerçek manada Kürt ulusalcısı bu süreci desteklemeli. Tüm Kürt çevrelerinin yeni bir konsensüse ihtiyacı var… Türk ulusalcılarının süreç karşıtlığı ‘imtiyazlarını’ kaybetme korkusundan kaynaklanıyor. Gülenciler de sürece saldırı içinde

Hüseyin Kalkan

Cahit Mervan, 90’lardan beri, Özgür Basın’da, Kürt medyasında yer alan bir gazeteci. Med TV ile başlayan Mervan’ın mesaisi, Roj TV, Stêrk TV, oradan Medya Haber TV ile devam ediyor. Kürt diasporasının nabzını en iyi tutan isimlerden biri. Avrupa’nın birkaç ülkesinde yaygın ilişkilere sahip bir gazeteci. Bundan dolayı Kürt diasporasının nabzını tutmak için Mervan’ın kapısını çaldık. Sürecin diasporaya yansımalarını ve olası dönüşleri konuştuk.

  • Süreç diaspora Kürtlerinde nasıl karşılandı?

Diasporada yaşayan Kürt toplumu süreci olumlu karşılamakla birlikte “tedirgin”, daha çok da temkinli bir yaklaşım gösterdi. Bu temkinli yaklaşım Türk hükümetine duyulan derin güvensizlikten kaynaklanıyor. Haksız da sayılmazlar. Son 10 yılda yaşanan ağır savaş ister istemez diaspora Kürtlerini de etkiledi. Bu nedenle ilk başta sürece ilişkin çok fazla soru vardı. Diaspora Kürtleri deyim yerindeyse “sarsıntı” geçirdi. En çok sorulan iki soru vardı: Kürtler bu süreçle birlikte ne elde edecek ve Kürtlere karşı ağır bir savaş yürütmüş bu hükümete güvenilir mi?

Tabi bu temkinli hatta “tedirgin” yaklaşımın belirleyici değil ama önemli bir nedeni ise sürecin hak ettiği gibi kitlelere izah edilememesi de rol oynadı. Bu güvensizlik hali özellikle 6 Ocak’ta Halep’te başlayan ve daha sonra Rojava’ya karşı topyekun saldırı günlerinde zirve yaptı.

Rojava’ya saldırı günlerinde Kürt diasporası milyonları harekete geçiren kesintisiz eylemlerle birlikte kendine güvenini tekrardan tazeledi. Sürecin birden fazla nedeni ve dinamiğini görmeye, anlamaya başladı. Bu bence süreç için önemli bir sınavdı. Rojava’daki soykırım saldırısının durdurulması ve nihayetinde 23 günlük o ağır savaş koşullarından ortak bir mutabakatın çıkması, silahların susması bütün Kürtlerde olduğu gibi diaspora Kürtlerinde de daha “rasyonel” bir yerden meseleye bakmalarına yol açtı.

Artık Kürt sorununun diyalog, müzakere ile çözülmesi fikriyatı daha anlaşılır bir hal aldı. Sayın Öcalan’ın ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin 21. yüzyılın ilk çeyreği sona ererken tarihsel değişim ve dönüşüm için attığı adımlar bence bu dönemde daha çok anlaşılmaya başlandı.

Elbette yılların alışkanlıkları, söylemi, var olma tarzını hemen değiştirmek sanıldığı kadar kolay değil. Kaldı ki belki acayip gelecek ama diaspora Kürtleri ülkedeki insanlarımızdan daha “muhafazakar” bir yerde duruyor. Yani söylemde daha katı ve daha radikaller. Bunda yaşadıkları ülkelerin “özgürlük ortamının” etkisi var diye düşünüyorum. Yani kendileri Kürt ve Kürdistanlı kimlikle hayatın içinde “var” oluyorlar. Dahası yaşadıkları ülkelerde benzeri sorunların nasıl çözüldüğüne de şahitler. Mesele Belçika, İsviçre, Birleşik Krallık veya Federal Almanya gibi. Yaşadıkları ülkelerde birden farklı ulus özerk, federal veya kanton sistemine göre pekala o devletin siyasi sınırları değişmeden yaşayabiliyor. Bu diaspora Kürtlerini çözüm modelleri için daha “radikal” talepler istemlerine de yol açıyor. Bunu bir suçlama olarak söylemiyorum. Bir gerçeklik olarak söylüyorum.

  • Kürt aydınları sürece nasıl bakıyor?

Toplamda bir “Kürt aydını” kategorize etmek ne kadar doğru bilemiyorum. Ben şahsen toptancı bir yaklaşımdan çok bu alanın da çok “çeşitli” olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle süreç ilanından sonra tepkiler de hayli “renkliydi.” Bu tür “kırılma” veya “devrimsel çıkış” anlarında birkaç küme tepki oluşuyor: Birinci küme toptan ret ediyor. Onlara göre Öcalan ve Özgürlük Hareketi ne yaparsa yapsın yanlıştır. Bu kümenin en önemli özelliği karşıtlık üzerinden süreci okumak, “çok bilmek” ve her zaman “haklı çıkmak” modu hakim. İkinci küme ise hiçbir süzgece tabi tutmadan süreci olumlayanlar. Üçüncü küme ise süreci olumlu bulan ancak meseleyi tartışan, konuşan ve anlamaya çalışanlar oluşturuyor. Ben üçüncü grubun daha sağlıklı ve katkı sunduğu kanısındayım. Diasporadaki Kürt aydınlarında egemen olan buydu: Yani bu süreç nasıl, niçin başladı, hangi iç ve bölgesel dinamikler sonucu ortaya çıktı, Kürtler bu süreçle birlikte nasıl bir politik hat izleyecekler, olası çözüm için hangi fırsatları ortaya çıkarıyor ve riskler neler…

Tabi bu soruları çoğaltabiliriz. Ancak benim gözlemlediğim kadarıyla Kürt aydınlarının ekseri çoğunluğu bu sürecin Kürtler için orta-uzun vadede stratejik kazanımlara yol açacağı noktasında hemfikir olmalarıydı. Bu nedenle sosyal medyadaki bazı marjinal grupların, Öcalan ve Kürt Hareketi’ne karşı sürekli bir karşıtlık yapan kişilerin “bir kaşık suda kopardıkları fırtına” dışında baskın düşünce bu.

  • Bazı ulusalcı çevreden gelen eleştiriler var. Orada insanları nasıl etkiliyor?

Türk ulusalcılarının süreç karşıtlığı meseleye daha özgürlükçü bir yerden olmadığı için Kürt toplumu üzerinde bir etkisinin olduğunu düşünmüyorum. Hatta bu karşıtlığın biraz üzerini kazdığınızda Kürt düşmanlığı çıkar. Kürtler ulusalcıların bu karşı duruşlarının aslında cumhuriyetin kuruluşu ile elde ettikleri “imtiyazı” kaybetme korkusundan kaynaklandığını, Kürtlerle eşitlenmenin yarattığı sendrom olduğunu biliyorlar. Bir şey daha; aslında aynı çevreler 2013-2015 çözüm sürecinde de Kürtleri AKP ve Erdoğan ile gizli ittifak yapmakla suçlamıştı. Hatta bu kesimlerin etkisi altındaki liberal bazı aydınlar “Kürtler özerkliğe karşı demokrasiyi sattılar” diyorlardı. O gün de bu doğru değil, bugün de doğru değil. Bir türlü sorunun silahlı-çatışma ortamından çıkarılması, siyasi-hukuki zemine taşınması olarak göremiyorlar.

Barış sürecine “cepheden” değil ama kendini “Kürt dostu” gibi sunan Gülenciler de saldırı içinde. Geçmişte Kürtlere karşı ağır psikolojik savaş yürütenler, şimdi eski ortaklarından intikam almak için Kürt sorununu ve Kürtleri araçsallaştırmak istiyorlar. Halbuki bu grup geçmişte Kürtlere karşı işledikleri suçlardan dolayı tek bir özeleştiri yapmadı. Doğrusu bu grubun Kürtlerden yanaymış gibi yapıp sürece saldırmasını en az ulusalcılar kadar tehlikeli görüyorum. Çünkü Gülencilerin Kürtler konusundaki sicilleri hayli karanlık. Örneğin Oslo görüşmelerinin sızdırılması, Roboski Katliamı’nda attıkları manşetler, Paris cinayetindeki rolleri buna örnek gösterilebilir.

  • Bazı Kürtlerin sürece aşırı tepki göstermesini nasıl yorumluyorsun?

Ben şahsen iyi niyetli olduğu sürece en sert eleştiri ve tepkinin dahi dinlenmesinden yanayım. Tabi ki eleştiri bu dönemin en güçlü “silahı” olmalı. Bir halkın kaderinden bahsediyorsak eğer kırıp-dökmeden, dağıtmadan, düşmanlık yapmadan herkes özgürce görüşlerini dile getirmeli. Ancak bazılarının yaptığı bu değil. Eleştiri adı altında bir karalama kampanyası yürütülüyor. Yıkıcı bir faaliyet. Halbuki PKK değişiyor, dönüşüyorsa aslında karşıtlarına da alan açmış oluyor. İkincisi diasporada kendilerini Kürt milliyetçisi olarak adlandıran kesimlerin 21. yüzyılın ilk çeyreği biterken halen rasyonel bir bakış açılarının olmamasına hayret ediyorum. Halbuki gerçek manada Kürt ulusalcısı bu süreci desteklemeli. Katkı sunarak sürecin Kürtler lehine sonuç vermesini sağlaması için çaba göstermeli. Bu alanda kısmen bir eksiklik, Özgürlük Hareketi ile bu çevreler arasında bir iletişimsizlik halinin de bunda payının olduğunu düşünüyorum. Madem ki yeniden bir yapılanma gündemde diaspora bunun için ciddi bir polit-bölge olarak ele alınabilinir. Bunca büyük direniş ve mücadele pratiğinden sonra irili-ufaklı tüm Kürt çevrelerinin, kanaat önderlerinin, aydınların bir araya gelip-koşulsuz-konuşma zamanı gelmedi mi? Geçmişte az da olsa bu yapıldı. Ama şimdi yeni bir konsensüse ihtiyaç var.

  • Dönmek isteyen var mı?

Tabi ki bütün politik sürgünler “dönmek” istiyor. Ancak bu dönüş herkes için aynı anlamı ifade etmiyor. Bu biraz da ne zaman, hangi koşullarda sürgün olduğunuzla alakalı. Bu zaman aralığı ve “yerleşmiş olma” hali dönüş üzerinde bir basınç oluşturuyor.

  • Dönmek isteyenler en çok hangi kesimden?

Gözlemlediğim kadarıyla daha çok son yıllarda sürgün olan siyasilerde daha büyük bir heyecan var. Ancak “Çerçeve Yasa”nın pratikte nasıl uygulanacağı, kimleri nasıl kapsayacağı bu “dönüş” meselesinde heyecanı aşağı çeken bir şey. Yani bu netleştiğinde dönüş için ciddi bir hareketlilik göreceğiz.

  • 90’lı yıllarda Avrupa’ya sığınan on binlerce Kürt var. Onların ilk kuşağı var, orda yetişenleri var. Onlar nasıl yaklaşıyor, sürece, geri dönmeye?

Ateşten sadece canlarını kurtardıkları için Avrupa’ya sığınan yüz binlerce Kürt geldiği gibi kalmadı. Doğal olarak 30 yıl içinde sosyal-kültürel değişiklik yaşadı. Aslında Kürtlerin Avrupa’ya göçü çok eskilere dayanıyor. 60’lı yıllarda işçi göçü, 70 ve 80 yıllarda siyasi göçler ve nihayetinde 90’lı yıllarda daha çok da köyleri yakılanların göçü yaşandı. Milyonlarca insandan bahsediyoruz. Ve politikleşmiş bir kitle söz konusu. Tabi hiç kimse geldiği gibi kalmadı. İnsanlar hayatın normal akışı içinde yerleştiler. Hem kendilerini geldikleri ülkeye ait hissediyorlar, hem de buraya ait. Almanlar bunu mein Heimatland (ülkem) ve mein Zuhause (evim) diye tanımlıyorlar. İşte bu muazzam kitle hem kendi ülkesine özgürce gidip-gelmek istiyor, hem de diasporada kurduğu hayatı devam ettirmek istiyor.

Belki bir gün…

Cahit Mervan’a kendisinin dönüp dönmeyeceğini sordum. Halini ‘arafta kalma’ diye niteledi. Ve şunları söyledi: “Benimki biraz ‘arafta kalma’ hali gibi bir şey. Sürgün hayatım neredeyse bir yarım yüz yıla dayanacak. Bu nedenle ‘kesin’ dönüşten çok bu ‘arafta kalma’ halinin sonlanmasını istiyorum. Hayatımın şekillenmesinde belirleyici olan ülkeye dönmek, orada yaşamak tabi ki hepimizin arzusu. Bakalım gelecekte hayat bize daha nasıl ‘sürprizler’ sunacak.”

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

10 Ağustos yasası: Tarihsel dönemeç

Sonraki Haber

AKP silahların bırakılmasını istiyor mu?

Sonraki Haber

AKP silahların bırakılmasını istiyor mu?

SON HABERLER

Demokratik cumhuriyet en geniş ittifakla sağlanır

Yazar: Yeni Yaşam
8 Eylül 2026

Barışın etiği

Yazar: Yeni Yaşam
8 Eylül 2026

AKP silahların bırakılmasını istiyor mu?

Yazar: Yeni Yaşam
8 Eylül 2026

Dönüş için ciddi bir hareketlilik göreceğiz

Yazar: Yeni Yaşam
8 Eylül 2026

10 Ağustos yasası: Tarihsel dönemeç

Yazar: Yeni Yaşam
8 Eylül 2026

AP Türkiye Raportörü Amor’dan Üsküdar tepkisi: Demokrasiyle alay etmektir

Yazar: Yeni Yaşam
8 Eylül 2026

Putin ve Trump telefonda görüştü: Ukrayna’da çözüm için çalışmalar sürecek

Yazar: Yeni Yaşam
8 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır