Bu açıdan her canlının birbirine bağlı olduğu doğa gerçeğiyle baktığımızda kapitalist modernitenin açgözlülüğünün ekolojik sorunların ortaya çıkmasına sebep olduğunu görüyoruz. Ekolojiye başkaldıran kapitalist barbarlık insanlığı adeta kıyamete götürmektedir
*Bager Sayak
Her oluş ve varoluşun, her canlının atomaltı parçacığının evrendeki ve doğadaki amacı özgürlüktür. Özgürlük evrensel kavrayışı içeriyor. Özgürlüğün de bir tarihinin bu anlamda olduğunu bilmek gerekir. Evrenin yapısı, oluş ve varoluş amacı aynı zamanda özgürlük arayışı ve tarihidir. Evrenin maddesel yapısı özgürlüğün kendisidir. Evrende her şeyin bir amacının olduğu gibi evrenin kendisinin de amacı vardır. Bir şeyin hakikati onun doğasıdır. Bu var olma amacını bir çiçekte de görmek mümkündür. Schopenhauer şöyle der: “Çiçek yanıt verdi: Seni aptal! Görülmek için mi açtığımı sanıyorsun? Kendi zevkim için açılıyorum, başkaları için değil. Çünkü hoşuma gidiyor. Aldığım zevk var olmaktan ve açmaktan ibaret.” Bu, özgürlüğün en yalın hâlidir!
Atomaltı parçacıkları da canlı bir doğa-dünya olarak ele aldığımızda her birinin enerjinin bütünü ve yaşamın kaynağı olarak karşımıza çıktığını görüyoruz. Bu kendi içinde de özgür bir enerjinin akışını içeriyor. Bir hareketlilik içinde yaşamaktadır. Evren, özgürlük arayan, hiç uyumayan bir yaşam kaynağıdır. Evrenin amacı özgürlük nosyonunu ortaya çıkarmıştır. Burada evrenin amacı aynı zamanda tüm canlılara da bir amaç (özgürlük) yüklemektedir. Evren, birinci doğa, ikinci doğa; hepsi de bu amaç etrafında olur ve varoluşunu gerçekleştirir. Evren canlıdır ve sürekli hareket halindedir. Hareketli olması, bu enerjisi her şeye bir oluş vermektedir. Oluş ise enerjinin şekil almış hâlidir. Aldığı bu şekli düzenli yürüten, yöneten şey bu şeyin oluşudur. Çünkü evrenin amacı doğrultusunda her şey hareket hâlinde olduğu için sürekli şekil alır. Aldığı bu şekiller sonucunda ve evrenin amacı doğrultusunda süren hareketlilik, oluşu varoluşa evriltiyor. Sırf bu iki olguya baktığımızda evrimsel sürecin ne harika ve mükemmel bir şey olduğunu görebiliyoruz. Aslında evrenin hikâyesi bizim hikâyemizdir; bizim hikâyemiz de evrene geri dönüşün hikâyesidir!
Bu açıdan her canlının birbirine bağlı olduğu doğa gerçeğiyle baktığımızda kapitalist modernitenin açgözlülüğünün ekolojik sorunların ortaya çıkmasına sebep olduğunu görüyoruz. Ekolojiye başkaldıran kapitalist barbarlık insanlığı adeta kıyamete götürmektedir. Çıkarcılık ve açgözlülük uğruna çevrenin-doğanın tahribatı, ormanların katledilip yok edilmesi, su kaynaklarının kurutulması, suyun özgür akışının önüne beton setler çekilmesi, toprağın verimsizleştirilmesi, canlı çeşitlerinin-türlerin yok edilmesi, kentleşme, termik santralleşme, HES, GES, JES’leşme; yine fosil yakıtlarla çalıştırılan termik santraller, nükleer reaktörler, haddinden fazla araba üretimi, doğaya zarar veren yakıcı ve geri dönüşümü olmayan maddeler ve kahrolası başka şeylerin hepsi de ağır toplumsal sorunlar meydana getirmiştir. Ekonomik kâr hırsı yüzünden tüm tarihi ve kültürel miraslar, hafıza mekânları ve coğrafi güzellikler yok ediliyor.
Coğrafya hafızadır! Tarihsel, siyasal ve kültürel hafızadır. Son zamanlarda coğrafyamıza dayatılan çeşitli rant projeleri doğrudan bu hafızamızı hedef almaktadır. Bugün Newala Qesaba ismi geçtiğinde her Kürdün hafızasında canlanan bir tarih vardır. Oraların imara açılması kabul edilemez, edilmemeli. Aynı şekilde atalarımızın kabirlerinin bulunduğu Gimgim’daki (Varto) kutsal ziyaret alanlarının JES projeleri ile Amerikan şirketlerine peşkeş çekilmesini halkımız kabul etmeyecektir. Aynı şekilde son zamanlarda en çok bu çarpık projelerle yüklenilen yerlerin başında Çewlîg’in (Bingöl) geldiğini görebiliyoruz. Çewlîg’e bu kadar yüklenmenin, doğamızı bu kadar istismara maruz bırakmanın sebebi nedir? Barış sadece toplumla yapılmaz. Barış coğrafyayla, doğayla da yapılmalıdır. Çewlîg’in tamamı adeta sarılmış gibi. Peri Vadisi’nden tutalım Qergebazarı Kox’larına kadar. Qirtuzi tarafından tutalım Gonig’e kadar her yerde doğamız bir saldırı altındadır. Biz inanıyoruz ki Kanîreş ve Gimgim halkımız Amerikan şirketi olan İgnis iblisine geçit vermeyecektir. Dayanışma duygularımızla direnişlerine selam!
*Sincan 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi









