Dr. Kamuran Berwari, hukuki güvence olmadan silahsızlanmanın risklerine dikkat çekerek, 4 parçada ortak savunma ve ulusal ittifak çağrısı yaptı
Ortadoğu’da dengelerin yeniden şekillendiği ve güç mücadelelerinin derinleştiği bir tarihsel eşikte ANF’ye konuşan Dr. Kamuran Berwari, Türkiye ile yürütülen tartışmalar, Kürt Özgürlük Hareketi’nin savunma pozisyonu, Pêşmerge’nin geleceği ve Rojava’daki statüye dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Kamuran Berwari, Kürtlerin bölgesel veya uluslararası güçlerin hesaplarına eklemlenmek yerine kendi öz gücüne, ortak stratejisine ve ulusal diplomasisine dayanması gerektiğini vurguladı.
Silahsızlanma için anayasal güvence şartı
Türkiye ile yürütülen süreçte silahsızlanma başlığının dar bir askeri boyuta sıkıştırılamayacağını ifade eden Kamuran Berwari, onlarca yıllık mücadelenin ürünü olan siyasi ve ulusal kazanımların hangi güvencelerle korunacağının netleşmesi gerektiğini belirtti. Resmi bir anlaşmaya varılmadan önce anayasal ve hukuki zeminin oluşturulmasının zorunlu olduğunu vurgulayan Kamuran Berwari, şu hususların altını çizdi:
“Siyasi çözüm arayışı ile Kürtlerin savunma gücünden vazgeçmesi birbirinden ayrılmalıdır. ‘Silahlı mücadeleyi bırakmak’ ile ‘silahları teslim etmek’ arasında niteliksel bir fark vardır. Mücadele yöntemleri değişebilir ancak bu durum Kürtlerin kendisini savunma imkanlarını tümüyle ortadan kaldırmamalıdır”
Gerillanın ortaya çıkış koşulları ve siyasi darbe uyarısı
Gerillanın bir sebep değil, Kürt halkının yok sayılması, inkarı ve haklarından mahrum bırakılmasının bir sonucu olarak ortaya çıktığını hatırlatan Kamuran Berwari, tarihsel ve toplumsal arka plan gözetilmeden yürütülecek bir tartışmanın eksik kalacağını söyledi. Yalnızca silahsızlanmaya odaklanan ve güvenlik mekanizmalarını ortadan kaldırmayı hedefleyen planların tehlikesine işaret eden Kamuran Berwari, bu sürecin doğru yönetilmemesi durumunda yaşanabilecek riski şöyle tarif etti:
“Planın ikinci aşaması ise Kürtleri tümden silahsızlandırdıktan sonra siyasi bir darbe vurmaktır. Bu, Kürtlerin ulusal ve siyasi mücadelelerini ve kazanımlarını kalıcılaştırmasını engellemeye dönüktür. Hukuki ve siyasi güvenceler oluşturulmadan atılacak adımlar yeni felaketlere kapı aralar.”
Ortak savunma ittifakı ve pêşmerge’nin bağımsız kurumsallaşması
Gelecekte karşılaşılabilecek askeri ve siyasi tehditlere karşı dört parça Kürdistan’ı kapsayacak bir “Ortak Savunma İttifakı” kurulması gerektiğini ifade eden Kamuran Berwari, Güney Kürdistan’daki Pêşmerge güçlerinin birleşme sürecine de değindi. Yaklaşık 35 yıldır tartışılan Pêşmerge birleşmesinin siyasi partilerden, kişilerden veya ailelerden bağımsızlaşarak kurumsallaşması gerektiğini vurgulayan Kamuran Berwari; ortak komuta, eğitim ve üniforma altında bağımsız bir savunma kurumunun inşasının ulusal idari yapıyı da güçlendireceğini belirtti.
Karayılan’ın çağrısı ve dört parçada ortak koordinasyon
Murat Karayılan’ın Uluslararası Kürt Kültür Festivali’ne gönderdiği mesajda dile getirdiği ulusal ittifak ve ortak anlaşma çağrısını son derece kıymetli bulduğunu kaydeden Kamuran Berwari, Bakur, Başur, Rojava, Rojhilat, Şengal ve Maxmur’daki gelişmelerin tek bir bölgesel denklemin parçaları olduğunu vurguladı. Sadece askeri değil; siyasi, diplomatik, kültürel ve ekonomik alanlarda da ortak bir koordinasyon mekanizmasının acilen hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.
Rojava’da kazanımların korunması ve Kürtçe’nin resmi dil statüsü
Rojava’daki özerk yönetimin ve elde edilen kazanımların korunmasının bölgesel dengeler açısından hayati önemde olduğunu kaydeden Kamuran Berwari, Mazlum Abdi’nin attığı adımların yerinde olduğunu ancak sürecin hassasiyetini koruduğunu söyledi. Çözümün sadece yönetimsel değil toplumsal ve kültürel haklarla tamamlanması gerektiğini belirten Berwari, Suriye genelinde Kürtçenin anayasal düzeyde resmi dil olması gerektiğini ifade etti:
“Biz Arapçaya karşı değiliz. Arap halkının diline, kültürüne karşı değiliz. Biz Kürtçenin sınırlandırılmasına karşıyız. Kürt halkının kendi dilini özgürce kullanması, çocuklarına öğretmesi ve yaşatması en doğal hakkıdır. Kürtçe Suriye’de resmi dil olmalıdır”
Yüzyıllık bölgesel kriz ve bölgesel aktörlerin tutumu
Sykes-Picot ve Lozan antlaşmalarıyla kurulan statükonun sarsıldığına dikkat çeken Kamuran Berwari, ABD, İngiltere, İsrail, İran veya Türkiye gibi aktörlerin kendi çıkar hesapları doğrultusunda hareket ettiğini ve hiçbir gücün Kürtlerin haklarını kendiliğinden teslim etmeyeceğini vurguladı. Kamuran Berwari, Kürt halkının ve siyasi güçlerinin dış aktörlerden medet ummak yerine kendi öz gücüne dayalı ortak bir ulusal strateji yürütmesinin tarihsel bir zorunluluk olduğunu belirterek sözlerini tamamladı.
HABER MERKEZİ









