Hukukçu Eşber Yağmurdereli, demokratik cumhuriyetin sadece siyasi bir slogan veya teori değil, toplumda bizzat hayata geçirilmesi gereken hayati bir yaşam biçimi olduğunu söyledi
Türkiye’nin son 80 yıllık siyasi tarihine ve hak mücadelelerine tanıklık eden Eşber Yağmurdereli, Mezopotamya Ajansı‘dan Helin Özgün ile yaptığı söyleşide demokratik cumhuriyetin inşası için sosyolojik ve siyasal zeminin oluştuğunu belirtti.
En büyük engel demokratik devrimin tamamlanmamasıydı
Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde feodalizmin tam anlamıyla tasfiye edilemediğini belirten Yağmurdereli, kadınların ve toplumun tüm kesimlerinin eşit yurttaşlar olarak süreçte yer almamasının tarihsel bir eksiklik yarattığını ifade etti. Türkiye’de yaşanan tüm acıların ve hak mücadelelerinin bu eksikliği tamamlamak üzere biçimlendiğini söyleyen Eşber Yağmurdereli, şöyle konuştu:
“Cumhuriyet ile demokrasiyi yan yana getirmek elbette kulağa hoş gelen bir ifade olabilir ancak hayati bir meseledir. Platonik bir düşünce değil, ulaşılması gereken bir hedeftir. Demokratik cumhuriyet bir şiar değildir. Demokratik cumhuriyet bir yaşam biçimidir ve gerçekleştirilmesi gerekir”
Kürt gerçekliğiyle üniversitede tanıştım
Gençlik yıllarında 1968 kuşağının ve küresel devrim dalgasının etkisiyle mücadeleye katıldığını belirten Eşber Yağmurdereli, Kürt halkının varlığı ve haklarıyla hukuk fakültesindeki öğrencilik yıllarında karşılaştığını dile getirdi. Yıllarca sadece Kürt halkının dilini ve temel haklarını savunduğu için yargılandığını hatırlatan Yağmurdereli, Kürt Özgürlük Hareketi’nin sıfır noktasından başlayarak toplumsal ve siyasal denklemde kurucu bir aktör düzeyine eriştiğini vurguladı.
Süreç bir güç ve denge meseledir
Geçmişteki çözüm denemelerinin neden başarısız olduğuna da değinen Eşber Yağmurdereli, siyasette temel unsurun güç ve denge olduğunu söyledi. Haklı olan ve demokrasiden yana olan halkların mücadelesi güç kazandıkça dengelerin değiştiğini belirten Yağmurdereli, mevcut sürecin durdurulamaz bir tarihsel akışa dönüştüğünü savundu.
Eski zamanın kavramlarıyla yeni süreç yürütülemez
Sürecin kalıcı bir barışa dönüşebilmesi için dilin değişmesi gerektiğinin altını çizen Eşber Yağmurdereli, iktidarın ve kamuoyunun geçmiş çatışmalı dönemin söylemlerini terk etmesi gerektiğini vurguladı:
“Mevlana’nın da ifade ettiği gibi ‘eski zaman geçti’, eski zamanın kavramları da geçti. Artık yeni bir dile ihtiyacımız var. Bu dil de demokrasinin dilidir. Süreci artık geçmişin kalıplarıyla değil, özgürlük ve demokrasinin kavramlarıyla açıklamak zorundayız.”
Meclis’ten geçen çerçeve yasanın bir geçiş dönemi adımı olduğunu belirten Eşber Yağmurdereli, eksikliklerine rağmen tarihsel sürecin ilerliyor olmasının belirleyici olduğunu ve demokratikleşme yönündeki adımların kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini belirtti.
HABER MERKEZİ









