• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
18 Eylül 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

1001 İmzacı Gürkan Çakıroğlu: Tıkanıkları aşmanın yolu Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünden geçiyor

18 Eylül 2026 Cuma - 09:43
Kategori: Güncel, Manşet

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış için 1001 İmza’ deklarasyonu imzacısı hukukçu Gürkan Çakıroğlu, Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün süreç açısından büyük önem taşıdığını belirterek, ‘Mevcut tıkanıklığı aşmanın yolu, Öcalan’ın özgürlüğünden geçiyor’ dedi

İstanbul’da 12 Eylül günü açıklanan deklarasyonla “Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza” kampanyası kamuoyuna duyuruldu. Kampanyaya akademisyen, sanatçı, gazeteci, işçi ve gençlerin de aralarında bulunduğu farklı kesimler destek verdi.

Deklarasyonun imzacılarından hukukçu Gürkan Çakıroğlu, kampanyaya dair konuştu. Gürkan Çakıroğlu, “Sürecin siyaseten daha da sağlamlaşabilmesi adına karınca kararınca bir destekti. Ben de barış ve kardeşlik adına imza attım. Barış dediğiniz şey hukuka dair bir meseledir. ‘Umut hakkı’nı çatısına alan bir sürecin zemini hukuk devleti olmak zorundadır. Şu anda barış için bir mücadele söz konusu. Bu gerçekleştiği takdirde sonraki aşamada ve bununla eş zamanlı olarak hukuk devletine yönelik adımların da atılması gerekiyor. Hukuk olmadan barışamazsınız. Öncelikli olarak barış zemininin kurulması gerekiyor. Ardından diğer aşamalara geçeceğiz. Hukuk devleti bu işin nihai menzilidir” dedi.

‘Türkiye polis devleti oldu’

Türkiye’nin uzun zamandır hukuk devleti olmadığını vurgulayan Gürkan Çakıroğlu, bunun yalnızca Cumhurbaşkanı Erdoğan dönemiyle sınırlı olmadığını ifade ederek, “Cumhuriyet 1923’te ilan edildi ama yüzyıllık süreçte Türkiye hiçbir zaman gerçek anlamda hukuk devleti olmadı. Zaman zaman kanun devleti olabildik ama genel itibarıyla Türkiye maalesef bir polis devleti oldu. Her zaman yeni bir şey inşa etmekle başlanmayabilir. Bazen mevcut kötü veya kötürüm durumu azaltarak da başka bir şeyin inşasına başlayabiliriz. Biz şu anda mevcut çok kötü durumu ve vaziyeti öncelikle nötralize etmeye çalışıyoruz. Bu tamamlandıktan sonra yeni bir şey inşa etmek adına başka bir iklime geçebiliriz” diye belirtti.

‘Öcalan’a Türkiye’nin ihtiyacı var’

“Umut hakkı”nın hukuki bir durum olduğunu belirten Gürkan Çakıroğlu, Abdullah Öcalan’ın mevcut konumu, özgürlüğü ve imkânlarının genişletilmesinin Türkiye açısından da gerekli olduğunu vurguladı. Gürkan Çakıroğlu, “Öcalan’a Türkiye’nin ihtiyacı var. Şu an ihtiyacı olduğu için zaten böyle bir sürecin içerisindeyiz. Öcalan kendisini inkâr etmeden, 30, 40 yıllık söylemlerini inkâr etmeden bu sürecin içerisinde. Onun en büyük artısı o. 1925’te inşa edilen Kemalist rejimin yavaşça tasfiyesi ve yeni bir rejimin eşiğindeyken bunun nasıl olacağına dair çok ciddi doğum sancıları yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

’30 yıllık tutsakların varlığı büyük önem arz ediyor’

30 yıllık tutsakların bilgi ve birikim açısından önemli olduğunu belirten Gürkan Çakıroğlu, “Kürt siyasal hareketi bir şeyler yapabilecekse ve Demokratik Cumhuriyet Hareketi yola çıkabilecekse bu arkadaşların varlığı büyük önem arz ediyor” dedi.

 ‘Türkiye yüzyılı hayalimiz var’

Türk ve Kürt kimliklerinin karşı karşıya getirilmemesi gerektiğini belirten Gürkan Çakıroğlu, “Ben hep söylüyorum ama benim arkadaşım, kardeşim, yoldaşım ‘Ne mutlu Kürdüm diyene’ diyebilir. Ben Kürtlükten çok şey öğrendim. Kürtlüğün asabiyetinden, direnişinden, direncinden, kendi olabilme derdinden, mücadeledeki adanmışlığından çok şey öğrendim. Her bir değerimizi müstakil olarak kendi içerisinde kabul edip telif ve terkip üzerine bir siyaset kurabilirsek bizim gerçekten bir Türkiye yüzyılı hayalimiz var. Bu gerçekleşebilir” diye belirtti.

‘Mevcut tıkanıklığı aşmanın yolu Öcalan’ın özgürlüğünden geçiyor’

Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün süreç açısından büyük önem taşıdığını belirten Gürkan Çakıroğlu, “Çünkü mevcut tıkanıklığı aşmanın yolu, Öcalan’ın özgürlüğünden ve bu meseleye dair çok daha rahat hareket edebilmesinden geçiyor. Devlet Bahçeli ve Tayyip Erdoğan’ın bu sürece dair teori üretebilecek bir fikriyatta olmadığını düşünüyorum. Devlet Bahçeli’nin arkasındaki bir kanat onu ikna etmiş. Devlet Bahçeli de buna ikna olmuş ve sürece sahip çıkıyor. Ancak MHP kadroları çok yetersiz. Bu meseleye yeterince kafa yormamışlar. Yalnızca ‘vur, kır, parçala’ anlayışıyla hareket etmişler” ifadelerini kullandı.

Gürkan Çakıroğlu, Abdullah Öcalan’ın düşüncelerinin yeterince tartışılmadığını savunarak, ekledi:

“Öcalan’a özgürlük sloganları atan insanların bir kısmı Öcalan’ı okumamış. Öcalan’a özgürlük sloganı atıyorlar. Özgürlüğü için slogan attıkları kişinin ne söylediğine, kafasında ne olduğuna dair pek bir fikirleri yok. Bu olmaz. Önemli olan bu düşünceyi içselleştirmek ve anlamaktır. Nasıl Atatürk’ü anlamadan Atatürkçü geçinenler varsa, burada da benzer bir durum söz konusu. Atatürk’ün Yunan bayrağının çiğnenmesine karşı çıkmasını veya Anzak annelerine yönelik mektubunu anlamayan bir kitle var. Atatürk, ölümle burun buruna geldiği bir savaşın ardından kendisini öldürmek isteyen insanların annelerine acı ve taziye içeren bir mesaj veriyor. Bugün Atatürkçü olduğunu söyleyen bazı insanlar, gerillaya yönelik taziye çadırlarına tepki gösteriyor. İnsanların hiç içinde bulunmadıkları, konfor alanlarından çıkmadan, sıcak evlerinde izleyerek büyüdükleri bir savaşa ve bu savaşın sonuçlarına dair çok sert hükümler vermesi doğru değil. Bunun bir benzeri burada da var. Ancak bu kadar yoğun bir mücadelenin içerisinden geçtikten sonra hâlâ anlayamamak veya anlamak için çaba sarf etmemek ve sağ partilerdeki sığ tartışmaların buraya da sirayet etmesi hayal kırıklığıdır.

Oysa Öcalan bugüne ve geçmişe dair çok fazla şey söylemiş. Örneğin İsrail üzerinden yapılmak istenen ve son 30, 40 yılda yaşadığımız birçok gelişmeyi Öcalan 1990’ların başında ifade etmiş. Bu anlamda ne söylendiğine dair yeterince tartışma yok.”

‘Kürtlerin de olduğu bir ulus istiyorsak bu Demokratik Ulus ile mümkün’

Milliyetçi kesimlere yönelik uzun süre mücadele ettiğini belirten Gürkan Çakıroğlu, “Samimiyetlerine inanarak ömrümün uzunca bir bölümünü onlarla geçirdim. Ancak gördüm ki samimi değiller. Her şeyin farkındalar. Bilinçli bir kötülük ve örgütlü bir riyakârlık söz konusudur. Böyle insanları ikna etmeye çalışmanın bir faydası yok. Bilinçli kötülük ve örgütlü riyakârlık varsa bu küçük azınlığı ve siyasi eliti ikna etme veya onlarda iyi niyet arama aşamasını geride bırakmamız gerekiyor. Millete konuşmamız gerekiyor. Hep bir ulus olmaktan bahsediyorlar. Halklardan ulus yaratmak mümkün. Eğer içerisinde Kürtlerin de olduğu bir ulus istiyorsak ve tek ulus olmak istiyorsak, bu ancak Demokratik Ulus ile mümkün olur, ulus devletle değil” diye belirtti.

‘Eğer ulus devlet istemek ‘teröristlikse’ bütün dünya ‘terörist’ demektir’

Türk olduğunu ve anadili Türkçe ile okuduğunu söyleyen Gürkan Çakıroğlu, “Kürt neden bir yerde Farsça, bir yerde Arapça, bir yerde Türkçe öğrenerek büyümek zorunda? Madem ulus devleti yok, o zaman Kürtler buna itiraz ettiğinde neden ‘terörist’ ilan ediliyor? Eğer ulus devlet istemek ‘teröristlikse’ bütün dünya ‘terörist’ demektir. Türkler, Araplar ve Farslar kendi dillerinde eğitim alabilirken Kürtler neden alamıyor? Çok basit bir soru soruyorum. Eğer ‘Zor oyunu bozar, bu iş ancak silahla çözülür, güçlü olan ötekini bastırır’ diyorsanız, o zaman karşı taraf isyan ettiğinde neden ‘terör’ diyorsunuz? Ortada çok basit bir çelişki var. Dünyanın birçok halkı bir şekilde kendi dilinde eğitim alabiliyor veya rızaya dayalı olarak başka bir eğitim sistemini kabul etmiş durumda. Bir yerden bir yere göç etmişsinizdir. Göçtüğünüz yere entegre olmak istersiniz. Yeri gelir asimile olmaya razı gelirsiniz veya zaman sizi buna götürür. Hikâyeniz böyledir. Bu sizin hikâyenizin diğer hikâyelerden daha az kutsal olduğu anlamına gelmez. Ancak böyle gelişmiştir. Kürtler ise binlerce yıldır bu coğrafyadalar. Osmanlı ve Selçuklularla kurdukları bağ da hep bunun üzerinden olmuştur. Bu bağa halel getiren onlar değil. Siz gelip kendinizi dayatıyor, tekleştiriyor; onların kültürünü ve dilini yok etmeye çalışıyorsunuz. Daha yüzyıl önce ‘Kürtçe yok’ denildi, 12 Eylül’de ‘Kürt yok’ denildi. Ahmet Kaya’nın başına gelenler daha çeyrek asır önce yaşandı. Son 10 yılda da çok sayıda meseleye tanıklık ettik. Böyle olmaz. Bunun üzerine bir şey inşa edemeyiz” ifadelerini kullandı.

Toplumsal çatışmaların gelecek nesilleri etkilediğini belirten Gürkan Çakıroğlu, “Kendi aramızda çatışarak ve çekişerek nesilleri kaybediyoruz. Gelecek nesilleri kaybetmemek, devleti kaybetmemek ve bölgenin bir ateş çemberine dönüştüğü bu dönemde toplumsal birlik ve beraberliği korumak adına bu süreç Türkiye için son şanstır” dedi.

‘Bu hareket, 2030’larda yaşanacak köklü bir değişim ve dönüşümün lokomotifi olabilir’

Demokratik Cumhuriyet Hareketi’nin Kürtlerle sınırlı olmayan bir siyaset yürütmesi gerektiğini belirten Gürkan Çakıroğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Dediğim gibi, mümkün mertebe telif ve terkip üzerine bir siyaset yürütülmesi gerekiyor. Kürt siyasal hareketinin lokomotifi olduğu ancak Kürtlerle sınırlı olmayan bir Demokratik Cumhuriyet Hareketi ve bunun dönüşeceği Demokratik Cumhuriyet Partisi, Türkiye için bir umut olabilir. Bu hareket, 2030’larda yaşanacak köklü bir değişim ve dönüşümün lokomotifi olabilir. Geçmişte Demokrat Parti (DP) ve AK Parti gibi partilerin geniş toplum kesimlerinin teveccühünü kazanması gibi… Böyle bir parti de geniş kitlelerin desteğini alabilir. Ancak bunun için bir mahallenin veya bir kesimin amigoluğundan çıkıp topyekûn toplumun sesi olabilecek bir noktaya gelmesi gerekiyor. Kürtçeyi ve ana dilde eğitim hakkını konuşuyoruz. Bunu devlet veya devletin bürokratik kanadıyla pazarlık ederek elde edemeyiz. Milletle beraber bunu gerçekleştirmemiz gerekiyor. Emin olun, Türkler buna rıza gösterebilir. Bunu samimi bir şekilde anlatırsanız karşı çıkacak kesim çok küçük olacaktır.”

Haber: Helin Özgün \ MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Avukat Işık: Abdullah Öcalan kadar cesur olmalısınız

Sonraki Haber

Nurettin Demirtaş: Önder Apo baş müzakereci olarak bu süreci yürütüyor

Sonraki Haber

Nurettin Demirtaş: Önder Apo baş müzakereci olarak bu süreci yürütüyor

SON HABERLER

Sermaye piyasaları soruşturması: 4 kişi tutuklandı, 246 hesaba erişim engeli

Yazar: Yeni Yaşam
18 Eylül 2026

‘Nafaka hakkına süre sınırlaması kadınları ev içi şiddete hapsediyor’

Yazar: Yeni Yaşam
18 Eylül 2026

Rojava Üniversitesi: Müfredatı çevirmeye ve akademik strateji sunmaya hazırız

Yazar: Yeni Yaşam
18 Eylül 2026

Nijerya’da 37 madenci gözaltında öldü: Yetkililer ‘salgın’, tanıklar ‘havasızlık’ dedi

Yazar: Yeni Yaşam
18 Eylül 2026

Barış Vakfı Başkanı Tahmaz: Türkiye’nin bir yol temizliğine ihtiyacı var

Yazar: Yeni Yaşam
18 Eylül 2026

Güllerle anmalara katıldı, şehitleri andı, fotoları güllerle süsledi: Şehitlerimize minnettarım

Yazar: Yeni Yaşam
18 Eylül 2026

Marmara Cezaevi’nde süresiz açlık grevi: En temel haklar gasp ediliyor

Yazar: Yeni Yaşam
18 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır