Şüphesiz, sürecin bu noktaya gelmesinde Önder Apo’nun tarihi bir rolü var. Bunu dost düşman herkes görmekte, kabul etmektedir. Dolayısıyla bu yapıcı, inşacı rolün devamı, sürecin ilerlemesi için, Kürt tarafının temel şartının artık, gecikmeksizin yerine getirilmesi gerekir
Ali Sinemilli
AKP -Saray yönetimi süreçle ilgili algı oluşturmaya devam ediyor. Bilindiği üzere, önce sarayın ‘hukuk’ danışmanı konuştu ve Önder Apo’nun ‘Silahsızlanma Alt Kurulu’nda yer alacağını, bunun netleştiğini ifade etti. Sonrasında ise AKP Genel Başkan Vekili Efkan Ala bir açıklamada bulundu ve ‘Alt kurullar alanda çalışmaya başladılar. Görüşmelerini sürdürüyorlar. Şu anda sahada tespit işlemi devam ediyor. Süreç başından beri öngördüğümüz şekilde devam ediyor’ dedi. Peşi sıra gelen Numan Kurtulmuş’un açıklamasının da bunları beslediği aşikâr. Hakeza, Erdoğan tarafından yapılan ‘son düzlüğe girdik’ açıklamasını da bunlardan bağımsız görmek mümkün değil.
Onlara göre takvim işliyor. Bir sıkıntı söz konusu değil. Fakat süreçte gelinen aşama iktidarın söylediği, yansıttığı gibi değil. Burası net anlaşılıyor.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, Önder Apo çokça ifade edildiği üzere, Kürt tarafının baş müzakerecisi sıfatıyla bu süreci yönetmektedir. Kürt tarafı adına süreci koordine etmektedir. Kendisi de zaten konumunu ‘Barış ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü’ olarak tanımlamıştır. Dolayısıyla, öyle AKP’lilerin belirttiği gibi bir kurulda yer alması, burası ile sınırlı kalması söz konusu değildir. Sürecin geneline dair konuşmakta, yön vermektedir.
Diğeri Efkan Ala’nın bahsini ettiği ve sahada çalıştığı söylenen kurullar meselesidir. Bu kurullar çalışıyor mu çalışmıyor mu bilmiyoruz. Fakat Önder Apo’nun koşullarında bir değişiklik olmadan, özgür çalışmadan, Önder Apo ‘Barış ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü’ rolünü tam manasıyla yerine getirmeden bu sürecin bir neticeye varmayacağını biliyoruz. Önder Apo bu sürecin Kürt tarafı adına yegane yürütücüsü konumunda ve hâlâ İmralı adasında tecrit koşullarında tutuluyor. İki ayda bir yapılan heyet görüşmelerinin bu durumu değiştirmediği artık fazlasıyla anlaşılmaktadır.
Hiç kuşku yok ki, bu sürecin başından beri gerek Önder Apo gerekse de devleti temsilen konuşanlar bir pazarlık ya da al-ver sürecinin yaşanmadığını dile getirdiler. ‘Şu olursa bu olur’ biçiminde bir yaklaşım ortaya çıkmadı. Ama bundan Kürt tarafının hiçbir şartı yok, sürece adeta gözü kapalı katılıyor gibi bir sonuç da çıkarılamaz. Kürt tarafı baştan beri sürecin ilerlemesinin Önder Apo’nun özgür çalışıp yaşamasına bağlı olduğunu söyledi. Eğer bir şarttan söz edilecekse, şart konuşulacaksa, Kürt tarafının temel şartı bu olmuştur: Önder Apo özgür yaşayacak ve çalışacak.
Buradan doğru gidişata baktığımızda hâlâ alınması gereken çok büyük bir mesafenin olduğu görülmektedir. Sürecin üzerinden neredeyse iki yıl geçmiştir. Bu arada önemli bazı adımlar da atılmıştır. Fakat bunlar deyim yerindeyse kağıt üzerindedir, söz düzeyindedir. Fiiliyata geçen, sahada kendisini gösteren boyut çok sınırlıdır. Evet, sıcak savaş durmuştur-ki Kürdistan’ın bütünü göz önünde bulundurulduğunda bu bile tartışmalı bir konudur- fakat diğer yönleriyle atılan somut bir adım yoktur.
Önder Apo’nun yanına hâlâ bir gazeteci gidip röportaj yapamamıştır. Farklı bir heyet gidip görüşememiştir. Dışarıyla iletişim kanallarında herhangi bir değişiklik yoktur. Eskisini aşan bir gelişme söz konusu değildir. Aksine her gün çeşitli biçimlerde AKP’nin yönlendirdiği kalemşorlar, troller eliyle kendisine pervasızca saldırılar yapılmaktadır.
Bu nedenle, Akp cephesinden gelen bu tür açıklamalara oldukça temkinli yaklaşmak, arka planına bakmak gerekir. Öyle ki, bu açıklamalar yarattıkları dezenformasyon nedeniyle de çok fazla tehlikelidir.
Hatırlatmak gerekir ki, KCK YK Eşbaşkanı Cemil Bayık son yaptığı açıklamada ‘Barış süreci için bazı adımlar attık ve bunun için bir zemin oluşturduk. Bu zemini güçlendirmek ve başarıya ulaştırmak istiyoruz. Siyasetle, çabalayarak daha fazla sonuç alacağız. Eğer süreç başarıya ulaşmazsa büyük bir savaşa da hazırız’ demiştir. Hiç kuşku yok ki, Bayık’ın bu değerlendirmesi ve ardından gelen uyarı sürecin geldiği aşamayı gösterdiği kadar devlet-iktidar cephesinden yapılması gerekenleri de açıkça ifade etmektedir.
Şüphesiz, sürecin bu noktaya gelmesinde Önder Apo’nun tarihi bir rolü var. Bunu dost düşman herkes görmekte, kabul etmektedir. Dolayısıyla bu yapıcı, inşacı rolün devamı, sürecin ilerlemesi için, Kürt tarafının temel şartının artık, gecikmeksizin yerine getirilmesi gerekir. Bu şartın gerekleri yerine gelmeden ne sahada istenen sonuçların alınması mümkündür ne de sürecin ilerlemesi.








