Gazeteci Seyit Evran’ı anan DFG, ‘Seyit Evran’ın anısı, kalemiyle ve fotoğraf makinesiyle kayıt altına aldığı hakikatlerde ve Kürt halkının mücadelesinde yaşamaya devam edecektir’ dedi
Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), Kuzey ve Doğu Suriye’de 54 yaşında tedavi gördüğü hastanede 22 Eylül 2023’te yaşamını yitiren gazeteci Seyit Evran’ın (Seyit Mahmut Seyit Evran) ölüm yıl dönümüne dair yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, Seyit Evran’ın yaşamını Kürt halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesini, Kürdistan’da yaşananları ve halkların gerçekliğini dünyaya aktarmaya adadığına dikkat çekildi.
Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:
“Kalemi ve fotoğraf makinesiyle Kürdistan’ın dört bir yanında yaşananları kayıt altına alan Seyit Seyit Evran, gazeteciliği yalnızca bir meslek olarak değil, halkların hakikatini görünür kılmanın ve tarihe tanıklık etmenin bir aracı olarak gördü. Seyit Seyit Evran, gazeteciliğiyle yalnızca bugüne değil, gelecek kuşaklara da önemli bir tanıklık ve belge mirası bıraktı. Savaş alanlarında çektiği fotoğraflar, kaleme aldığı haberler ve yaptığı değerlendirmeler, Kürt halkının yakın tarihine ilişkin önemli bir hafıza oluşturdu.
Onun anısını yaşatmak, bıraktığı gazetecilik mirasına sahip çıkmak ve hakikati savunmaya devam etmek bizler için bir sorumluluktur. Seyit Seyit Evran’ın anısı, kalemiyle ve fotoğraf makinesiyle kayıt altına aldığı hakikatlerde ve Kürt halkının mücadelesinde yaşamaya devam edecektir.”
Seyit Evran hakkında
Amed’in Hênê (Hani) ilçesinde 1969 yılında dünyaya gelen Seyit Evran, çok küçük yaşta 12 Eylül askeri darbesine şahit oldu ve darbe döneminde yaşanan insanlık dışı uygulamalara tanıklık etti. 12 Eylül sonrası kendisini her zaman “mücadele ve başkaldıran tarafta” olarak konumlandıran Seyit Evran, üniversiteyi kazandıktan sonra aktif bir mücadeleye atıldı. Çukurova Üniversitesi’nde okumaya başlayan Seyit Evran, Türkiye’de ilk kadın Genel Yayın Yönetmenliği yapan Gurbetelli Ersöz ile tanıştı. Bu tanışıklık Seyit Evran için bir dönüm noktası oldu.
Seyit Evran, Kürdistan’da çatışmaların yoğunlaştığı, köy yakmalar ve boşaltmaların yaşandığı, faili meçhul cinayetlerin yoğun olduğu bir dönemde ise mesleğe başladı. 1994 yılında Özgür Ülke Gazetesi’nde “gerçeklerden taviz vermemek” için bedel ödemeyi göze aldı, tüm ezilen halkların sesi olmaya başladı. Seyit Evran’nın Özgür Ülke Yazı İşleri Sorumlusu olduğu dönemde gazetenin, 3 Aralık 1994’ta İstanbul’daki merkezi ile Ankara ve Amed’deki ofisleri bombalandı. Ersin Yıldız’ın yaşamını yitirdiği ve 23 gazete çalışanının yaralandığı patlamada, Seyit Evran şans eseri yara almadan kurtuldu.
Yaşanan saldırı karşısında yılmayan Seyit Evran, sonraki süreçlerde Kürdistan dağlarında yaşananları kamuoyuyla paylaşmaya başladı. Seyit Evran, 1995 yılında yönünü verdiği Kürdistan dağlarında yaşananları şöyle anlatıyordu: “Dağın Kürtleri, Kürtlerin dağında her insanın birden fazla hikayesi var. Tek bir hikaye onları anlatamaz, yetmez. Bazen insan birkaç saniyeye hayat sığdırıyor. Bazen bir arkadaşını uzun yıllardan sonra görebiliyorsun. Çünkü savaş koşullarında yaşıyoruz.”

Rojava Devrimi
Seyit Evran, PKK’lilerin yaşamlarına dair birçok derleme ve makale kaleme alarak, anılarını “Hayatın Kıyısına Yolculuk” kitabında derledi. Ermenistan ve Rusya’da da gazetecilik yapan Seyit Evran, 2012 yılında Kuzey ve Doğu Suriye’ye geçti ve buradaki gelişmeleri anı anına takip etti. Rojava Devrimi’ni tüm dünyaya duyurmak için yoğun bir çaba harcadı. Birçok kez ölümle burun buruna gelen Seyit Evran, Kuzey ve Doğu Suriye’de Basın Akademileri’nde dersler de verdi.
Federe Kürdistan
Seyit Evran, 2017 yılında Federe Kürdistan Bölgesi’ne geçerek mesleki yaşamını burada devam ettirdi. Seyit Evran, 4 yıl sonra yeniden Kuzey ve Doğu Suriye’ye geçti. Bu sırada kalp rahatsızlığıyla mücadele eden Seyit Evran, 2 defa kalp ameliyatı oldu. Tüm zorluklara rağmen son nefesine kadar hakikat mücadelesinden vazgeçmeyen Seyit Evran, “Her geldiğinde hüzünlenirim” dediği Eylül ayının 22’sinde yaşamını yitirdi.
Evran’ın son mesajı
Seyit Evran, ardından şu mesajı bıraktı:
“Yaşamın her anına anlam yüklemek büyük mücadeleleri gerektiriyor. Ben de bu anlam için büyük mücadeleler verdim. Kürt’tüm ve halkımın da özgür olması gerekirdi. Bunun için son nefesime kadar kalemimi ve kameramı kullandım, sözümü söyledim. Şimdi bakıyorum da kaç nesil değişti? Bildiğim her gün çoğaldık… Mezarda da olsak bu halkın özgürlüğü için üzerimize düşeni yaparız felsefesini ilke edinenlerin geleneğinden geliyoruz. Onun için var olduk ve yaşadık.
‘Devraldığım bayrağı Önder Apo’yla sürdürdüm’
Dedem, Şeyh Sait’le birlikte yürürken bu mücadeleyi başlattı. Ben dedemin torunuyum, devraldığım bayrağı Önder APO ve PKK ile sürdürdüm. Amed’ten Garzan’a, Efrîn’den Qamışlo’ya, Zap’tan Silemanî’ye, Urmiye’den Mahabad’a her yerde oldum. Şimdi bir yanım Bakur, bir yanım Rojava, bir yanım Başûr, bir yanım Rojhilat oldu. Tümüyle Kürdistan oldum. Artık ardımda milyonlar var ve bu geleneği devam ettirecek…
Yapacak çok şey vardı daha, ama zaman bu kadarmış. Hoşça ve sevgimle kalın!”
HABER MERKEZİ









