Avrupa Parlamentosu Sol Grup Milletvekili Pernando Barrena, Bask coğrafyasının dil, eğitim, özerklik ve silahsızlanma sonrası siyasi tablosunu değerlendirdi
İspanya’da “adı konulmamış federalizm” siyasetinin en dinamik sahnesi olan Bask Bölgesi’nde, Franco diktatörlüğünün baskılarına karşı yürütülen toplumsal mücadele bugün özerk kurumlar üzerinden varlığını sürdürüyor. EH Bildu adına Avrupa Parlamentosu (AP) Sol Grup Milletvekilliği yapan ve geçmişte siyasi yasaklar, tutuklamalar ile ağır işkencelere maruz kalan Pernando Barrena, Yeni Özgür Politika‘dan Devriş Çimen’e yaptığı açıklamalarda Bask ülkesinin dünden bugüne uzanan özerklik ve barış deneyimini aktardı.
‘Ikastola okulları ebeveyn kooperatifi olarak kurumsallaştı’

Franco diktatörlüğünün karanlık yıllarında Bask dilinin yasaklanmasına karşı geliştirilen sivil eğitim modeline ve dayanışma ağlarına değinen Pernando Barrena, Ikastola okullarının doğuşunu ve bugünkü gücünü şu sözlerle dile getirdi:
“1960’lı yıllarda bazı ebeveynler, çocuklarının Baskça eğitim alabilmesi için önce evlerde, dairelerde bir araya gelerek kendi imkanlarıyla eğitimi örgütlemeye başladı. 1975’te diktatörlüğün sonuna gelinirken de Bask okulları, ebeveyn kooperatifleri biçiminde kurumsallaştı. Bu dayanışmacı ruh bugün hâlâ yaşamaya devam ediyor. Ikastola Hareketi bugün de güçlü ve dinamik bir yapı olarak tüm Bask coğrafyasında yaklaşık 50 bin öğrenciyi bir araya getiriyor.”
‘ETA ulusal ve toplumsal kurtuluş fikirlerinin yayılmasını sağladı’
1968’den itibaren bağımsızlık amacıyla yürütülen silahlı mücadelenin tarihsel ve toplumsal arka planını aktaran Pernando Barrena, küresel sömürgecilik karşıtı hareketlerin etkisine dikkat çekti:
“ETA, 1960’ların başında, dünyadaki sömürgecilikten kurtuluş dalgasının etkisi altında ortaya çıktı; özellikle Cezayir ve Vietnam kurtuluş mücadeleleri bu süreçte belirleyici oldu. Franco diktatörlüğü döneminde faaliyet yürüten ETA, Bask toplumunda ulusal ve toplumsal kurtuluş fikirlerinin yayılmasına önemli katkı sundu. Zamanla bu fikirler geniş kesimlerde karşılık buldu ve çeşitli siyasal partiler etrafında örgütlü bir siyasi zemine dönüştü.”
‘1978 Anayasası diktatörlükle gerçek bir kopuş sağlayamadı’
Franco’nun ölümünün ardından başlayan “Demokrasiye Geçiş” sürecini ve 1978 Anayasası’nı eleştiren Pernando Barrena, kurulan sistemin antidemokratik sınırlarını şu ifadelerle açıkladı:
“İspanya’da demokrasiye geçiş süreci ve özellikle 1978 Anayasası, bazı temel özgürlükleri ve sözde hukuk devleti esasına dayalı bir siyasi sistemi beraberinde getirdi. Ancak bu yapının ciddi eksiklikleri vardı. Her şeyden önce diktatörlükle gerçek bir kopuş yaşanmadı; Franco rejiminin kadroları ve devlet anlayışı iktidar mekanizmalarında varlığını sürdürdü. İkinci olarak, Bask halkına kendi geleceğini belirleme hakkı tanınmadı. Üçüncü olarak ise Bask ülkesinin toprak bütünlüğü parçalandı; bölge Bask Özerk Yönetimi ve Navarra Foral Topluluğu olarak iki ayrı yapıya bölündü. Bu durum hem Madrid yönetimiyle gerilimleri artırdı hem de Bask toplumu içinde ciddi görüş ayrılıklarına yol açtı.”
‘Kendi vergisini toplayan mali yapı özerkliğin anahtarıdır’
Bask Özerk Bölgesi ile Navarra Foral Topluluğu’nun İspanya’daki diğer özerk yönetimlerden ayrılan özgün hukuksal ve mali yapısına işaret eden Pernando Barrena, vergi toplama yetkisinin özerkliğe kazandırdığı gücü şöyle aktardı:
“Hem Bask Özerk Bölgesi hem de Navarra geniş bir özerklik alanına sahip. Ordu, yargı, kraliyet kurumu, dış temsilcilikler ve para politikası gibi merkezi devlete bırakılan alanlar dışında, yaşamın büyük bölümüne ilişkin kararları kendileri alabiliyor. Ancak asıl belirleyici unsur mali yapı. Çünkü İspanya’daki diğer özerk bölgelerden farklı olarak vergi toplama yetkisine sahipler. Vergiler doğrudan bu kurumlar tarafından toplanıyor, ardından önceden belirlenmiş bir formüle göre Madrid’e pay aktarılıyor. Bu durum Bask kurumlarına hem güçlü bir mali kapasite hem de diğer özerk yönetimlere kıyasla daha etkin bir işleyiş sağlıyor.”
‘Gençlerin dörtte üçü Baskça konuşuyor ancak yargı hâlâ İspanyol kontrolünde’
Dilin toplumsal yaşamdaki karşılığı, gençlerin katılımı, özerk polis gücü Ertzaintza ve vicdani red mücadelesine dair veriler aktaran Pernando Barrena, kamusal alandaki dengeyi şu değerlendirmelerle özetledi:
“Bugün Bask nüfusunun yaklaşık üçte biri Baskça konuşuyor. 30 yaş altındaki gençlerin ise yaklaşık dörtte üçü dili akıcı biçimde kullanabiliyor. Bask eğitim sistemi, dilin yeniden canlanmasında merkezi bir rol oynuyor. Ancak İspanyolca ve Fransızcanın yoğun baskısı nedeniyle en büyük sorunlardan biri, Baskçanın günlük hayatta kullanımını güçlendirmek. Yargı alanında ise Baskçanın varlığı hâlâ büyük ölçüde sembolik düzeyde; çünkü yargı yetkisi tamamen İspanyol devletinin elinde bulunuyor.”
Ertzaintza kolluk gücündeki aşırı sağ yapılanma tehlikesine ve gençlerin askeri itaatsizlik eylemlerine de değinen Pernando Barrena, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ertzaintza, Bask özerk yönetimine bağlı bir polis gücü ve personeli kamuya açık liyakat esaslı sınavlarla seçiliyor. Bu yapı, Bask hükümeti ile İspanyol devleti arasında yapılan hukuki anlaşmalar çerçevesinde faaliyet yürütüyor. Ancak bugün kurumun karşı karşıya olduğu en ciddi sorunlardan biri, aşırı sağ unsurların yapı içindeki etkisi ve sızmaları olarak görülüyor. Öte yandan genç Baskların İspanyol ordusuna katılımı oldukça sınırlı. Zorunlu askerlik uygulaması İspanya’da 1990’larda kaldırıldı. Bu süreçte Bask gençlerinin yürüttüğü kitlesel boykot ve itaatsizlik kampanyaları belirleyici oldu.”
‘ETA’nın silahsızlanması EH Bildu’yu kilit aktör haline getirdi’
ETA’nın silahlı mücadeleye son verme kararının bağımsızlık yanlısı siyasi kanat üzerindeki etkilerini ve Madrid parlamentosu üzerindeki belirleyiciliğini aktaran Pernando Barrena, yeni dönemin imkanlarını şu sözlerle açıkladı:
“Silahlı mücadelenin sona erdirilmesi kararı ETA tarafından tek taraflı olarak alındı; bu süreç herhangi bir karşılıklı anlaşmaya dayanmıyordu. Ancak bu karar, Bask ülkesinde bağımsızlık yanlısı siyasetin önünü önemli ölçüde açtı. Toplumun geniş kesimleri barış sürecini ve alınan kararları olumlu karşıladı. Bu yeni dönemde EH Bildu ülke genelinde en güçlü siyasi aktörlerden biri haline gelirken, İspanya parlamentosundaki en etkili Bask partisi konumuna da yükseldi. Parlamento aritmetiği nedeniyle Madrid hükümeti çoğunluğu sağlayabilmek için EH Bildu’nun desteğine ihtiyaç duyuyor. Bu durum da Bask halkının taleplerini siyasal alanda daha güçlü biçimde gündeme taşımanın yeni imkanlarını yaratıyor.”
HABER MERKEZİ








