‘Ailem Güvende’ soruşturmasına ilişkin İHD İstanbul Şubesi’nde düzenlenen basın toplantısında, gözaltı ve tutukluluk süreçlerinde işkence, kötü muamele ve ağır tecrit uygulamalarının kayda geçirilmediği belirtildi. Açıklamada, ‘İşkence ve kötü muamelenin görünmez hâle gelmesine yol açabilecek her uygulamanın karşısındayız’ denildi
Çok sayıda feminist, LGBTİ+ ve hak örgütü, “Ailem Güvende” soruşturmasına dair İHD dernek binasında basın toplantısı düzenledi. Açıklamayı Trans Onur Haftası gönüllüsü Arin okudu.
LGBTİ+ örgütleri başta olmaka üzere çok sayıda dernek ve işletmeye yapılan baskınlara dair konuşan Arin, operasyonun bilançocunu açıkladı. Arin, “Resmi verilere göre 162 kişi, 9 dernek ve 13 işletme hakkında adli işlem gerçekleştirildi. Bilgisine ulaşabildiğimiz en az 83 kişi hakkında tutuklama kararı verildi. Bugün İstanbul’da kaç transın sırf açık kimlikli olduğu için ‘asayiş’ ve ‘fuhuş’ bahanesiyle gözaltına alındığını, tutuklandığını dahi bilmiyoruz. Yıllardır nefret politikalarının hedefi olan LGBTİ+’lara, bugün devletin tüm imkânları kullanılarak saldırılıyor” ifadelerini kullandı.
İşkence ve kötü muamele
LGBTİ+ların mücadelelerinin kriminalize edildiğini dile getiren Arin şunları dile getirdi:
“Emniyette alınan ifadelerde arkadaşlarımızın maruz kaldıkları işkence ve kötü muameleye ilişkin beyanlarının tutanağa geçirilmesine direnildi. Avukatların ısrarı sonucu işkence beyanları ifade tutanaklarına geçirildi. Tutuklulukları devam eden arkadaşlarımız kötü muamele, ağır tecrit koşulları ve işkenceye varan uygulamalarla karşı karşıya bırakılıyor. Yetersiz kapasiteye sahip koğuşlarda tutuluyor, bazı arkadaşlarımız yerde yatmak zorunda bırakılıyor.
Bir arkadaşımızın kolu polislerin işkencesi sonucunda yerinden çıktı. Bir trans kadın arkadaşımız ise parmak izi işlemi sırasında polis tarafından ‘Parmağını kırıp yine parmak izini alırım, savcının talimatı bu yönde’ denilerek tehdit edildi. Bahçelievler ve Eyüpsultan Devlet Hastaneleri’nde bazı arkadaşlarımız, maruz kaldıkları şiddete ilişkin beyanlarının ve tıbbi bulgularının yeterince kayda geçirilmediğini aktarıyor. Hekimlerin görevi, gözaltındaki kişilerin sağlık durumunu değerlendirmek ve tıbbi bulguları mesleki bağımsızlık ve özenle kayıt altına almaktır. İşkence ve kötü muamelenin görünmez hâle gelmesine yol açabilecek her uygulamanın karşısındayız.”
‘Ailem güvende değil’
Ardından söz alan LGBTİ+ annesi Emine Köygüllü, “Bir annenin çocuğunun yaşam hakkını, özgürlüğünü ve kimliğini savunmasının suç haline getirildiğini kabul etmiyorum. Bize ‘Ailem Güvende’ diyorlar. Oysa çocuklarımızın yaşam hakkını savunduğumuzda biz güvende değiliz” dedi.
Keskin: İnsana ait her şeyi savunuyoruz
İHD Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Eren Keskin ise şöyle konuştu:
“Türkiye’de 3 kimlik var: Sünni, Müslüman ve Erkek. Devlet bunların sorgulanmasını istemiyor. Çünkü bunları inşa ettiği resmi ideoloji yalan üzerine kurulmuş. O nedenle bu yapıyı sorgulayan bütün hareketleri düşman ilan ediyor. Bu hareketlerin başında LGBTİ, kadın hareketleri, Kürt hareketi geliyor. ‘Normal’ olanı iktidarlar belirler. Biz sizin ‘normal’ diye dayattıklarınızı kabul etmiyoruz. İnsana ait her şeyi savunuyoruz. Bu mücadelenin sonuna kadar arkasındayız.”
Kaynak: MA








