• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
29 Eylül 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Kadın

Arya’ya Ne Oldu İnisiyatifi: Mücadelemizle gerçek adaleti sağlayacağız

29 Eylül 2026 Salı - 00:00
Kategori: Kadın, Manşet

Arya’ya Ne Oldu İnisiyatifi ile Ankara’da düzenlenecek forumu ve mücadeleyi konuştuk:

  • Arya’nın trans kimliğinin reddedilmesi, yurtta yaşadığı psikolojik ve fiziksel şiddet, tehditler, özel alan ihlalleri ve bu durum karşısında kurumların tutumu; bunların hepsi soruşturmanın bir parçası olmalı. Ama bugün geldiğimiz noktada, Arya’yı intihara sürükleyen koşulların bütüncül bir şekilde araştırıldığını göremiyoruz
  • Bir kimliğe dönük ‘ailem güvende’ başlığıyla gerçekleştirilen operasyonların, bir kimliği yok sayma, toplum dışına itme, cezalandırma ve sonunda da yok etme gayesi taşıdığı tüm açıklığıyla anlatılmalı. Bunun ardından birleşik bir muhalefetin ve birleşik bir mücadele hattının yaratımı; temeli daha sağlam bir nitelik taşıyabilecektir
  • Mücadelemiz sonucunda açığa çıkarılan ve çıkarılacak gerçekliklere göz yummadan failleri gerçek bir biçimde yargılamak bir seçenek değil zorunluluktur. Bu nedenle de gerçek adalete doğru giden yolda biz mücadele edenlerin mücadelesi her şeyi belirlemektedir: mücadele toplumsallaşarak devlet tarafından görünmez kılınamayan bir hâl almaktadır

Duygu Kıt

Arya’ya Ne Oldu İnisiyatifi, Ankara’daki TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Yurdu’nda 13 Nisan 2026’da intihara sürüklenerek yaşamını yitiren trans öğrenci Arya için adaleti sağlamak amacıyla kurulmuştu. İnisiyatif, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamayla Ankara Pride ve Ankara Kadın Platformu ile birlikte Ankara’da “Sistematik Transfobiye Karşı: Yas, Adalet ve Mücadele” Forumu yapacaklarını duyurdu.

Forumun detaylarını, amacını ve son dönemde “Ailem Güvende” başlığıyla gerçekleştirilen gözaltı ve tutuklamaların taşıdığı siyasi anlamı Arya’ya Ne Oldu İnisiyatifi ile konuştuk. Sorularımıza Arya’ya Ne Oldu İnisiyatifi, bireysel değil, kurumsal olarak cevapladı.

  • Arya’nın intihara sürüklenişinin üzerinden beş ay geçti. Hukuki süreç şu anda hangi aşamada, bugüne kadar soruşturmada hangi adımlar atıldı, aydınlatılmayan noktalar neler?

Arya 13 Nisan’da TOBB ETÜ yurdunda intihara sürüklenip katledilmişti. Üzerinden 5 aydan fazla zaman geçmesine rağmen dosyada hâlâ kayda değer bir gelişme yok maalesef. Bu da tabii ki soruşturma üzerine yeterince düşülmediğini düşündürtüyor bize direkt. Dosyada hala ifadesi olmayanlar var. Bilirkişi raporu da hazırlanmış değil hala, bu yüzden telefon ve bilgisayarın açılmasıyla ilgili son durum ne, artık bilmiyoruz. Dosyada kamera kayıtları da yok mesela. Bunlar hep soru işareti. Arya’nın faillerinin başında gelen Semiha Akın’la ilgili de bir araştırma söz konusu değil. Çiftlik Karakolu’ndan raporların gelmesi gerekiyor daha fazla bilgiye erişebilmemiz için ama hazırlanmış durumda değil.  Telefon ve bilgisayarın açılmasının son derece önem arz ettiğini, hatta buradan soruşturmaya yön verebilecek nitelikte şeyler çıkabileceğini söylemiştik. Arya’nın işaret ettiği failler olduğunu biliyoruz, bununla ilgili delil sayılabilecek bulguların telefon ve bilgisayarından çıkmasını bekliyoruz. Bu zamana kadar dosyayla ilgili bilgileri inisiyatifimizle dayanışan avukatlar sayesinde almıştık. Aynı avukatlarla beraber dosyaya dahil olmak için çabalarımızı da sürdürüyoruz. Dosyaya dahil olabildiğimizde hem bilgileri almamız kolaylaşmış olacak hem de etkin bir soruşturma yürütülmesi için baskıyı daha kolay kurabileceğiz. Ama bizim vereceğimiz asıl mücadele sokaklardan geçiyor. “Arya’ya ne oldu?” sorusunu herkese sordurmak, Arya için adalet mücadelesini toplumsallaştırmak için kampüslerden sokaklara her yerde mücadeleyi sürdüreceğiz. Hakkında bir dosya bile açılmamış tüm katledilen translar için bu mücadeleyi sorumluluk biliyoruz.

  • Arya’nın maruz kaldığı sistematik transfobi ve baskıların yeterince araştırıldığını düşünüyor musunuz? 

Arya’nın maruz kaldığı sistematik transfobi ve baskıların yeterince araştırıldığını düşünmüyoruz. Maruz kaldığı sistematik transfobiyi sadece birkaç kişinin zorbalığı olarak görmek, yaşananları tam anlamıyla kavrayamamak demektir. Arya’nın intihara sürüklenişi ailesinden, yurttan, kampüsten ve devletin LGBTİ+lara yönelik politikalarından bağımsız değil. Arya’nın trans kimliğinin reddedilmesi, yurtta yaşadığı psikolojik ve fiziksel şiddet, tehditler, özel alan ihlalleri ve bu durum karşısında kurumların tutumu; bunların hepsi soruşturmanın bir parçası olmalı. Ama bugün geldiğimiz noktada, Arya’yı intihara sürükleyen koşulların bütüncül bir şekilde araştırıldığını göremiyoruz. Sanki ortada yalnızca bir intihar varmış gibi davranılıyor. Oysa biz en başından beri söylüyoruz: Arya intihara sürüklenerek katledildi. Transfobiyi yalnızca bireysel nefret söylemlerine veya birkaç kişinin uyguladığı şiddete indirgemek mümkün değil. Bir trans öğrencinin kendi okulunda, kaldığı yurtta güvende olamaması; kimliği nedeniyle baskıya, tehditlere ve yalnızlaştırmaya maruz bırakılması; bu süreçte kurumların sorumluluk almaması, hatta bazen bu şiddetin parçası haline gelmesi sistematik transfobinin ta kendisidir. Bizim için burada sorulması gereken bir diğer soru da şu: Arya’nın yaşadıkları karşısında kimler sorumluluk aldı, kimler sessiz kaldı, kimler bu şiddetin sürmesine göz yumdu? Bu soruların cevaplanmadan,  faillerin ve sorumluların açığa çıkarılması mümkün değil. Arya’nın yaşadıkları, bu coğrafyada transların ailede, okulda, yurtta ve sokakta nasıl sistematik bir şiddetle kuşatıldığını gösteriyor. Bu yüzden Arya için adalet mücadelesini bütün transların yaşam hakkı mücadelesinden ayrı görmüyoruz. Arya’ya ne olduğunu sormaya, bu sistematik şiddeti görünür kılmaya ve sorumlulardan hesap sormaya devam edeceğiz.

  • Ankara’da düzenleyeceğiniz forumun amacı nedir ve Arya için yürütülen adalet mücadelesi açısından nasıl bir önem taşıyor?

Arya’ya Ne Oldu İnisiyatifi olarak bizler transların maruz bırakıldığı psikolojik ve fiziksel şiddetin, transfobinin; trans intiharlarının ve cinayetlerinin münferit değil, sistematik olduğunu savunuyoruz. Düzenleyeceğimiz forumun ve Arya için yürüttüğümüz adalet mücadelesinin yalnızca Arya için değil; katledilen, intihara sürüklenen ve hayata tutunmaya çalışan tüm translar için olduğunu unutmamamız gerekiyor. Düzenleyeceğimiz forum hem bu yönden önem taşımakta hem de transfobinin devlet aygıtları aracılığıyla nasıl körüklendiğini, transların hayatın içinde sistematik olarak ne yollarla, nasıl yalnızlaştırıldığını ve yasın, Arya’nın, katledilen, intihara sürüklenen transların yasını tutabilmenin politikliğini anlamlandırabilmemiz açısından büyük bir önem taşıyor. Bunlar belki birçoğumuzun düşündüğü şeyler fakat intihara sürüklenerek katledilen sıra arkadaşımız Arya için bir araya gelmemizin ve bu konuları o eksende konuşmamızın kendisi de politik. Bu durumun kendisinin bir fark yaratacağını; Arya için yürüttüğümüz adalet mücadelesini büyütmesi ve toplumsallaştırması, transları ölüme sürükleyen fobik devlet politikalarını teşhir etmesi açısından önemli bir nitelik barındırdığını düşünüyoruz.

  • Forumda transfobinin kurumsallaşması, sistematik intiharlar ve bunlara karşı ortak mücadele zeminleri konuşulacak. Buradan nasıl bir ortak mücadele hattı çıkması gerekiyor?

Nefrete, şiddete, ayrımcılığa maruz kalarak katledilen transların, sadece öznelerinin değil, toplumun tüm kesimlerinin meselesi olduğuna inanıyoruz. Devletin, en başta kadın ve LGBTİ+ların yaşamlarını hedef alan yoksulluk, yalnızlaştırma gibi baskı ve şiddet aygıtları, bugün sahip olduğumuz tüm mücadele hatlarına doğrultulmuş durumda. Gittikçe şiddetlenerek artan transfobik politikalara, hak ihlallerine karşı ortak bir mücadele hattında birleşebilmek artık bizler için bir tercih meselesi değil, olası tüm hak ihlallerine karşı kurmak zorunda olduğumuz bir cephe. Forum boyunca transfobinin kurumsallaşması, sistematik intiharlar ve yalnızlaştırma gibi meseleleri ele alırken, bizzat mücadele ettiğimiz tüm bu şiddet araçlarını görünür kılmayı ve birbirinden ayrı görünen mücadeleleri ortaklaştıracak zeminleri tartışmayı amaçlıyoruz. Ancak birlikte ve örgütlü bir mücadeleyle bu şiddet politikalarına karşı güçlü bir hat kurabiliriz.

  • Son dönemde LGBTİ+lara yönelik gerçekleştirilen gözaltı ve tutuklama saldırılarını Türkiye’de derinleşen sistematik transfobi bağlamında nasıl değerlendiriyorsunuz?

12 Eylül 2026 günü LGBTİ+ topluluk, inisiyatif, dernek ve kişilere ait sosyal medya hesapları hakkında erişim engeli kararı getirilmesinin ardından 12 Eylül’ü 13 Eylül’e bağlayan gece, 5 ilde 5 ayrı dosya üzerinden gerçekleştirilen operasyonlara tanık olduk. Bu operasyonun adı, daha en başından neyin neden yapıldığına dair çok net bir tablo çiziyordu: Ailem Güvende. 12 Eylül’ün üzerinden geçen 46 yılda saldırı, işkence, yok sayma ve korku iklimi yaratma pratiklerinin yalnızca biçiminin değiştiğini, niteliğinden hiçbir şey kaybetmediğini bir kez daha gördük. LGBTİ+lara yönelik gerçekleşen bu gözaltı ve tutuklama saldırıları; örgütlü mücadele, dernekleşme, bir araya gelme, söz kurma, çalışma ve LGBTİ+ kimliğiyle var olma hakkının her birine yönelik gerçekleşiyor. Bu saldırılara uydurulan kılıflar ise biz lubunyaları toplumdan, birleşik mücadeleden ve yaşamın kendisinden alıkoymak adına özenle seçiliyor: Fuhuşa yer temini, müstehcenlik, dernekler kanununa muhalefet…  Seks işçiliği, devletin dayatması ve zorunda bırakması sonucu yapılan bir iş değilmişçesine yine devletin kendisi tarafından “fuhuş” adıyla suç niteliğine büründürülüyor. Müstehcenlik; cinsiyet kimliğimizin, beden bütünlüğümüzün, görünüş ve yaşayışımızın sorgulanarak cezai yaptırıma tabi tutulması anlamına geliyor.  Dernekler kanununa muhalefet; yılda en az 2 kere devletin ilgili birimleri tarafından taraflarına denetime gelinen ilgili LGBTİ+ derneklerini salt LGBTİ+ların varlık, kimlik, eşit ve adil bir yaşam mücadelesini omuzladığı ve görünür kıldığı zeminler olması anlamına geliyor. Ve tüm bu ev baskınları, gözaltılar, tutuklamalar, tecrit politikaları, işkence ve transfobi; birer yıldırma, cezalandırma ve ajanlaştırma uygulamaları olarak dün olduğu gibi bugün de karşımızda beliriyor.  Gerçekleştirilen bu gözaltı ve tutuklama saldırıları, devletin LGBTİ+ düşmanı politika ve pratiklerini sergilemek ve toplumsal bağlamda gündem etmekle beraber, yalnızca somut saldırı pratikleri ardından ortaya koyulan eylemsellikler, bu saldırılara karşı birleşik mücadele hattı oluşturmak için yeterli değil. Bu saldırıların LGBTİ+ların en başta yaşam hakkına nasıl ket vurduğunu toplumun her bir kesimine göstermek temel bir görev niteliği taşımakta. Bunun ardından ise, yöneltilen “suçlama”ların gerçeklikle arasındaki keskin tezatlığı gösterebilmek gerekiyor. Bir kimliğe dönük “ailem güvende” başlığıyla gerçekleştirilen operasyonların, bir kimliği yok sayma, toplum dışına itme, cezalandırma ve sonunda da yok etme gayesi taşıdığı tüm açıklığıyla anlatılmalı. Bunun ardından birleşik bir muhalefetin ve birleşik bir mücadele hattının yaratımı; temeli daha sağlam bir nitelik taşıyabilecektir. Devletin özellikle son 10 yıldır sistematik bir biçimde artırdığı LGBTİ+ düşmanı politikaların bugün geldiği noktada, gerek hapishanelerde gerek sokaklarda sürdürdüğü transfobi, bu operasyonlarda da translara yönelik uygulanan “cadı avları”yla kendini göstermektedir. Trans kimliğinin gözaltılarda, hapishanelerde yok sayılmaya çalışılıp bir karşı silah olarak kullanılması; kimliğe ve bedene yönlenmiş işkence ve baskı pratiklerinin en temelini oluşturmakta. Fakat bilinmelidir ki, bu baskı ve işkence pratikleriyle ilk defa karşılaşmadığımız gibi ilk defa da mücadele etmiyoruz. Mücadele büyüklerimizin, arkadaşlarımızın öykülerinde geniş bir yer kaplayan bu pratikler, bizlere bunlarla nasıl başa çıkacağımızı, nasıl direngenliğimizi koruyacağımızı öğretti. Hepimiz birbirimizin bedeni ve kimliği için savaşacak, birbirimizi ne içerde ne dışarda yalnız bırakacağız.

  • Arya’dan sonra benzer olayların yaşanmaması için somut olarak hangi adımların atılmasını elzem görüyorsunuz?

Var olan bu patriyarkal kapitalist sistem içerisinde ucuz iş gücü olarak sömürülen, emeği görülmeyen, ikili cinsiyet sistemi içerisine sıkıştırılmaya çalışılıp sosyo-ekonomik sömürüyle seks işçiliğine zorlananların son bulmayacağı açık bir gerçek. Bizler, eşit-özgür-sınıfsız ve sınırsız bir yaşamı inşa etmek için mücadele derken bir yandan da verilmeyen hesapların ve sağlanmayan adaletlerin peşindeyiz. “Kutsal aile” söylemleriyle erkek şiddetinin daha da aklandığı, sırtının sıvazlandığı, LGBTİ+ düşmanı söylem ve pratiklerin güçlendiği, çocuk istismarının had safhaya ulaştığı somut bir gerçekken bunların karşısında yılmadan mücadele edeceğini bildirenler gözaltı ve tutuklama saldırılarıyla mücadeleden düşürülmeye çalışılıyor. Arya ve katledilen nice transın, lubunyanın ve kadının hesabını sormak, fail erkeklerin sırtını sıvazlayanlara, fail erkeklere, fail ailelere karşın gerçek adaletin sağlanması için mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz. Burada devletin yapması gereken çok açıktır: kendi besleyip büyüttüğü, yetiştirdiği, sırtını sıvazladığı faillerin ve çetelerin hesabını vermek. Mücadelemiz sonucunda açığa çıkarılan ve çıkarılacak gerçekliklere göz yummadan failleri gerçek bir biçimde yargılamak bir seçenek değil zorunluluktur. Bu nedenle de gerçek adalete doğru giden yolda biz mücadele edenlerin mücadelesi her şeyi belirlemektedir: mücadele toplumsallaşarak devlet tarafından görünmez kılınamayan bir hâl almaktadır.  Mücadele tarihimizde de olduğu gibi bir adım geri atmadan gerçek adaleti sağlama yolunda ilerlemeye devam edeceğiz. Arya’nın ve katledilen her bir transın hesabını soracağız. Mücadelemizle gerçek adaleti er ya da geç sağlayacağız.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Turizm Emek-Sen: Ladonia Otelleri’nde yüzlerce işçinin maaşı ödenmedi

Sonraki Haber

14 maddede faşizm: Umberto Eco

Sonraki Haber

14 maddede faşizm: Umberto Eco

SON HABERLER

Yeni dönem siyaseti ve riskler

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

Sorun doğru teşhis edilsin

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

14 maddede faşizm: Umberto Eco

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

Arya’ya Ne Oldu İnisiyatifi: Mücadelemizle gerçek adaleti sağlayacağız

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

Turizm Emek-Sen: Ladonia Otelleri’nde yüzlerce işçinin maaşı ödenmedi

Yazar: Yeni Yaşam
28 Eylül 2026

Deniz Göktaş cezaevinden çıktı

Yazar: Yeni Yaşam
28 Eylül 2026

Macaristan Parlamentosu, Başbakan Magyar’ın dokunulmazlığını kaldırdı

Yazar: Yeni Yaşam
28 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır