Yedi yıl cezaevinde kalan heykeltıraş Dilan Cudi Saruhan, son 10 yıllık üretimlerini ‘Bir İhtimal Gökyüzü’ sergisinde bir araya getirdi
2017’de Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü’nde öğrenciyken tutuklanan Dilan Cudi Saruhan, yedi yıl boyunca cezaevinde kaldı. Dilan Cudi Saruhan, cezaevinde de üretmeye devam etti; yazdı, çizdi, bulabildiği, dönüştürdüğü malzemelerle çalıştı. “Bir İhtimal Gökyüzü” sergisi sanatçının son on yılına, hayatındaki kırılmalara ve bu kırılmaların üretimlerine bıraktığı izlere bakıyor.
Dilan Cudi Saruhan ile “Bir İhtimal Gökyüzü”nü, cezaevinde üretmenin yollarını, hafıza, beden ve kimlikle kurduğu ilişkiyi ve tahliye sonrasında özgürlük kavramının onun için nasıl değiştiğine dair NûJINHA’dan Elif Akgül’e konuştu.
‘Bir gökyüzünün ihtimalini konuşabilmekten bahsediyorum’
Dilan Cudi Saruhan, “Bir İhtimal Gökyüzü” isminin uzun süredir üzerinde düşündüğü bir durumun yansıması olarak ortaya çıktığını söyledi.
Serginin yalnızca cezaevinde ürettiği işlerden oluşmadığını vurgulayan Dilan Cudi Saruhan, şunları söyledi:
“Bir İhtimal Gökyüzü sergisi benim sadece cezaevinde ürettiğim işlerden oluşmuyor. Bir 10 yıllık süreçten bahsediyor. Bu 10 yıllık süreç içerisinde ihtimal, beden, sınırlar, özgürlük kavramı, kadın olma durumu, bunların hepsi işlenmiş bir durumda. Bu da benim bu zaman içerisinde mekanla kurduğum bağla beraber ve mekan, zaman, malzeme ilişkisi içerisinde dönüşen bir evre oldu. O yüzden 10 yıllık birikimin sonucunda böyle bir sergi ortaya çıktı. Bu katman katman, üst üste böyle bir sergi çıktı ortaya.”
Malzemenin diliyle oynamak
Malzemenin mekana ve zamana göre başka anlamlar kazanabildiğini anlatan Dilan Cudi Saruhan, çalışmalarında farklı nesneleri dönüştürerek yeni formlar oluşturduğunu söyledi.
Dilan Cudi Saruhan, nesnelerin kendi işlevlerinin dışına çıkarak başka biçimlere dönüşebildiğini belirtti:
“Örneğin, tülbent aslında benim için bir tülbent olmayabilir ve üzerine nakış yaparak bir ritüele dönüştürebilirim. Ya da işte arkamdaki saç mesela, bu bir köprüye dönüşebilir benim için. Bu bir köprü aslında. Ya da mekanda bulunan şemsiyeler mesela, aslında formuyla oynadığım bir şemsiyenin ters dönerek bir örümceğe, hareketli bir örümceğe dönüşmesi, yani inorganik formun organik bir forma dönüşme hali var burada.”
Cezaevinde ürettiği nakış çalışmalarının da bu dönüşümün bir parçası olduğunu belirten Dilan Cudi Saruhan, fotoğraf çekmenin mümkün olmadığı dönemde yaşadığı mekanı farklı bir yöntemle dışarı aktarmaya çalıştığını anlattı:
“İçerideki tülbentler, üzerine nakış yaptığım atletler mesela… Onlar resim, belki de fotoğraf içeride çekemediğimiz dönemde ‘Tamam, buranın fotoğrafını ben yaparım’ deyip kendim nakış yaparak dışarıya çıkarttığım ve ‘Bizim dünyamızda böyle’ dediğim bir yerde ortaya çıkan işler oldu. O yüzden malzemenin diliyle her zaman oynamak aslında benim için bir oyun oldu.”
Cezaevinde başlayan bu üretim biçiminin tahliye sonrasında da devam ettiğini söyleyen Dilan Cudi Saruhan, yaşadığı sürecin kendisine yeni bir bakış açısı kazandırdığını ifade etti.
‘Bir sanatçı olarak bunu bir sorumluluk olarak görüyorum’
Dilan Cudi Saruhan, serginin “ihtimal” fikrinin içinde bulunulan Kürt sorununun çözümü ve demokratikleşme süreciyle de ilişkili olduğunu belirtti. Hayatta kesinliklerin bulunmadığı bir dönemde sanatçının süreci takip eden ve okuyan bir yerde durması gerektiğini söyledi.
Dilan Cudi Saruhan şöyle konuştu:
“Bir ihtimal üzerine konuşuyoruz. Sanatçı bence her zaman öngörülü olmak durumunda. Süreci takip eden, okuyan ve en azından içeriden dışarı yeniden bir pencere açıp dışarıya adapte olmaya, hayata bir şekilde alışmaya çalışan biri olarak baktığım zaman, bu serginin, bu ismin, bu sürecin buraya denk düşmesi yani benim için bir sorumluluktu aslında. Bir sanatçı olarak, bir sorumluluk olarak görüyorum bunu kendimde.”
Sergi 21 Kasıma kadar İstanbul’da Tütün Deposu’nda ziyaret edilebilir.
Dilan Cudi Saruhan hakkında
1993’te köy boşaltmaları nedeniyle Dihê’den (Eruh) İstanbul’a göç eden bir ailenin çocuğu olarak İstanbul’da doğan heykeltıraş Dilan Cudi Saruhan, çalışmalarında hafıza, kimlik, beden, özgürlük ve insan hakları temalarını ele alıyor. Yedi yıl cezaevinde kalan Saruhan, cezaevi deneyimini ve toplumsal hafızayı sanat üretimlerine taşıyor.
İSTANBUL









