• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
8 Nisan 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Sendika derdi üstüne…-Kuvvet Lordoğlu

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
16 Şubat 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Sendika üzerine kaleme aldığım bir önceki yazımda, bir durum analizi yapmıştım. Gerçekten bir konu üzerine eleştiri yaparken, aynı zamanda olması gerekenler üzerine de birkaç kelam etmek gerekir diye düşünenlerdenim. Her şeye karşı olmak ya da sadece eleştirmek için eleştirmenin anlamsız olduğu açık.

Geçen yüzyılın sonundan itibaren başlayan sendikal hareketin Türkiye’deki seyri inişli ve çıkışlı oldu. Sadece 1960-1980 arası sendikal hareketin en parlak dönemi olarak kaldı. “Ah ne idi o eski günler…” teranesine girmeden, sendikal hareketin yaşadığı ciddi sorunlar üzerinde durmak gerekir.

Bugün gelinen noktada, özellikle sanayi istihdamının payının azaldığı, hizmetler sektörünün genişlediği dönemde, sendika üyeliğinin de giderek küçüldüğü bir döneme doğru hızla ilerliyoruz. Bu dönem içindeki acil sorunu sadece sendika üyeliğini arttırmak olarak gördüğümüz zaman, sorunu indirgemeci bir mantık ile çözmeye çalıştığımız akla gelir. Haklısınız da.

Elbette sendika üyeliğindeki azalmanın nedenleri üzerine düşünmeliyiz. Ancak bu düşünce sistematiği için sorunu doğru teşhis edebilmek durumundayız. Sendika adlı örgütlenmelerin bugün kamuoyunda sahip olduğu itibarın ve genel algının neden olumsuz bir noktaya yerleştiği üzerine düşünmek gerekir. Bu genel algı ile sınıfsal çıkar bağlantısının bulunmadığını görebiliriz.

Sarı sendikacılık olarak da bilinen adı ile sendikacılığın ihanet taşıyan yüzüne, bu topraklarda yaşayanların aşina olduklarını biliyoruz. Ama mesele de tam bu noktada bu hareketin nasıl genişleteceği, etki alanının nasıl artacağı soruları üzerinde toplanıyor. Bu kadar geniş bir konuda “reçete veya reçetelerin” bir yararı olmadığını yaklaşık 150 senelik Türkiye deneyimi bize aktarmış olmalı.

Belki küçük adımlarla ortaya koyacağımız ve tahayyüllerimizle beslenen bir çerçeve sendika hareketi için bir ileri mevzi olabilir.

Sendikaların bir birlik örgütü olduğunu ve sınıfsal çıkarların dikkate alınması gerekliliği üzerinde durmak, bu aşamada hayati gibi geliyor bana.

Açarsam, sendikaların bölünmüşlüğü ve parçalı yapısından söz ettiğim anlaşılır, öncelikle güçlü sendikacılığın toplumdaki diğer sınıflar açısından bir toplanma ve merkez olma potansiyelini barındırmakta oluşunu dikkate almak gerekiyor. Çoğunlukla her siyasi grubun “Az olsun ama benim olsun” anlayışına sahip olduğu bir ülkede, ekmek derdi olan insanların nereye yöneleceklerini bilemedikleri ve o şaşkınlık ile hiçbir yere katıl(a)madıklarını görmemiz gerekiyor. Çok sayıda ve elbette benzer işkollarında örgütlenmiş işçilerin bir araya gelemeyişlerindeki çaresizlik, maalesef öğrenilmiş bir çaresizlik bile değil.

Burada söz edilen ne pahasına olursa olsun bir beraberlikten değil, mütevazi ama bir amaç uğruna beraber olmayı hedeflemek hayali görünebilir sizlere.

Galiba bu noktada 20 iş kolu ve bunlara dahil olan 1.8 milyon civarında sendikalı işçi vardır. Bu sendikalı işçilerin üç konfederasyon ve onlara bağlı 77 sendika içinde örgütlü olduklarını biliyoruz. Bu sendikaların bir bölümünün de yüzde 1 barajını aşamadıkları için toplu pazarlık yapma gücünden de mahrum olduklarını eklersem, tablonun bölünmüşlüğü daha açık ortaya çıkacaktır. Burada acil sorunun sendikal birlik ve beraberlik olduğunu daha nasıl anlatabiliriz ki… Bu çekim gücünü yaratmadan, üye sayılarında artış beklemek ve pazarlık gücünü arttırmak da çok zor değil mi?

Özet olarak şunu yazmak istiyorum, iki sendikanın birleşmesi, iki sendikanın üye sayısından çok daha fazla üyeyi oluşturur. Benim sorum da burada saklı; bu durum bilinmesine rağmen bu parçalı yapı neden? Bu bölünmüşlüğü herkesin görmesine rağmen ayrı ayrı sendikalarda örgütlenmek neden?

Sorunun yanıtı örgütlenme çabası içinde, işçi sınıfının bölünmüşlüğünden yarar umanlarda. Küçük adımlarla ama kararlı olarak bütünleşme çabası içinde olan sendika liderlerine selam olsun…

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Kürdün kolektif hakları

Yazar: Yeni Yaşam
8 Nisan 2026

Devlet aklı Amara’da, genel olarak Kuzey Kürdistan ve Türkiye’de ortaya çıkan görüntüyü sindiremedi. Önder Apo’nun doğum gününün kutlanması hâlâ kabul...

Hangi anti-emperyalizm

Yazar: Yeni Yaşam
8 Nisan 2026

İran halkı 2009’dan bu yana molla rejimini protesto ediyor. Sol ve anti-emperyal çizgi ise o zamandan beri İran’daki protestolara şüpheyle...

Sermaye-siyaset-yargı üçgeninde işçi katliamları

Yazar: Yeni Yaşam
7 Nisan 2026

İş cinayeti davaları, sermaye-siyaset-yargı üçgeninde cezasızlığın üretildiği sınıfsal ve politik davalardır. Bir yanda emek sömürüsüne dayalı sistemin temsilcileri, diğer yanda...

Kürdün yeniden doğuş günü

Yazar: Yeni Yaşam
7 Nisan 2026

Kürdistan’ın dört parçasındaki her kazanım bu önderliğin yürüttüğü mücadele ortamında var olmuştur. Bu önderliğin mücadelesinin Ortadoğu ve dünyada yarattığı Kürt...

tarihsel filistin’de neler oluyor?

Yazar: Yeni Yaşam
6 Nisan 2026

işgal gücü sistematik biçimde ateşkes anlaşmasını ihlal ediyor, aynı sırada kahire’de anlaşmayla ilgili görüşmeler sürüyor. o arada gazze’de insani kriz...

Yeni bir 4 Nisan zamanı, yeni bir doğuş buluşması

Yazar: Yeni Yaşam
6 Nisan 2026

“Bahar geldi arkadaşlar, yoncalar biçilecek Liderlerin en güzeli ÖCALAN bir çiçek Düğün dernek içinde ÖCALAN, Halfeti’ye gelecek.” Bu şiiri İmralı...

Sonraki Haber

Tanzim satış yöntemi-Güner Yanlıç

SON HABERLER

Kürdün kolektif hakları

Yazar: Yeni Yaşam
8 Nisan 2026

Zindanlar bu ülkenin kanayan yarası

Yazar: Yeni Yaşam
8 Nisan 2026

Hangi anti-emperyalizm

Yazar: Yeni Yaşam
8 Nisan 2026

55 yıl geçti, eşitlik gelmedi: Romanlar hâlâ dışarıda

Yazar: Yeni Yaşam
8 Nisan 2026

Maden ihaleleri ve değişen yönetmelikler

Yazar: Yeni Yaşam
8 Nisan 2026

‘Ne ABD-İsrail, ne İslam Cumhuriyeti’

Yazar: Yeni Yaşam
8 Nisan 2026

İki hikâye, yarım kalan umutlar

Yazar: Yeni Yaşam
8 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır