• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
3 Ekim 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Ayşegül Devecioğlu: Çözüm için Anayasa değişikliği şart

3 Ekim 2026 Cumartesi - 12:52
Kategori: Güncel, Manşet

‘Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza’ kampanyasının imzacılarından gazeteci yazar Ayşegül Devecioğlu, ‘Kürt sorununun çözümü için Anayasa’nın merkeziyetçi yapısının yerel demokrasiyi ve dışlanmış kesimleri kapsayacak şekilde değişmesi şart’ dedi

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza” kampanyası, Türkiye’de toplumsal barış, eşit yurttaşlık ve demokratik çözüm arayışlarına katkı sunmak amacıyla 1 Eylül tarihinde duyurusunu gerçekleştirdi. Deklarasyonda öne çıkan başlıca talepler arasında; çatışma ve ayrışma zeminine karşı toplumsal barışın savunulması, eşit yurttaşlık hakları, ana dilinde eğitim, AİHM kararlarının tam uygulanması ve hukuk devletinin garanti altına alınması oldu.

İmzacı isimlerinden gazeteci yazar Ayşegül Devecioğlu, mevcut çatışmasızlık dönemini, sürecin dilini ve barış tartışmalarının geldiği aşamayı Jinnews’ten Melek Avcı’ya anlattı.

‘Kürt sorunun çözümünde anayasa değişikliğine ihtiyaç var’ 

Metindeki talepleri, çatışmasızlık döneminin kalıcı barışa evrilmesi ve umut hakkı gibi evrensel bir değer için gerekli gördüğünü belirten Ayşegül Devecioğlu, “Kürt sorununun çözümü için Anayasa’nın merkeziyetçi yapısının yerel demokrasiyi ve dışlanmış kesimleri kapsayacak şekilde değişmesi şart. Ancak mevcut koşullarda gerçek anlamda bir anayasa yapma ve demokrasiyi ya da hukuku tam olarak tesis etme imkânı görünmüyor. Bununla birlikte, Kürt sorununun demokratik çözümünde bir anayasa değişikliğine ihtiyaç olduğu da inkâr edilebilecek bir şey değil. Dolayısıyla ben hiç tereddüt etmeden imzaladım” dedi.

“İmza atanlar, ana dilinde eğitim, eşit yurttaşlık, yerel demokrasi gibi evrensel haklar sağlanmadan kalıcı barış olmayacağının farkında” diyen Ayşegül Devecioğlu, metnin barış ve demokrasi isteyenlerin ortak talebi olduğunu vurguladı.

‘Toplumsal yüzleşmenin olması kaçınılmaz’ 

Dünya örneklerinde bakıldığında toplumsal yüzleşmelerin sağlanamadığı durumlarda toplumsal barışın ve kalıcı barışın ortaya çıkamadığını söyleyen Ayşegül Devecioğlu, şunları söyledi:

“12 Eylül gibi ve köylerin boşaltılması gibi hâlâ yüzleşilmemiş konular var. Van’da helikopterden atılan Servet Turgut için ATK raporunu geldiğinde okudum. Biz 6 sene önce Van’a gidip aileyle görüştüğümüzde, bu insanların Kürt olmaktan başka hiçbir suçları olmadığını görmüştük. Yaklaşık 50 yıldır süren bu savaşta sadece askerler ve gerillalar ölmedi; sivil halktan da çok fazla insan sadece Kürt oldukları için katledildi. Birbirimizin yüzüne bakacaksak ve eşit yurttaşlar olarak refah içinde yaşamayı umut edeceksek, bu yüzleşmelerin yapılması kaçınılmazdır.

‘Yeniden bir ortak hafıza yaratılmalı’

Ancak ben bu yüzleşmelerin bir siyasi strateji olması gerektiğini düşünüyorum. Geçmiş geçmişte kalmıyor. Hele böylesi olaylardan söz ediyorsak, Dersim katliamı şu anda bütün bir halkın hafızasında, Türk halkının hafızasında. Çocuklar daha doğmadan öğreniyor bunu. Yani bu sadece Kürtlerin bir meselesi değil. Yeniden bir ortak hafıza yaratılması lazım.”

‘İktidar, toplumdan bir barış talebi gelmemesi için bir süreç tasarladı’

Toplumsal barışın önündeki engellere dair konuşan Ayşegül Devecioğlu, “Meclisten çıkan çerçeve yasanın uygulanması hayli zor. Çünkü tüm silah bırakmaların MGK’nın ya da Millî İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT), yani güvenlik bürokrasisinin kontrolüne bağlanmasını öngörüyor. Ancak elimizde böyle bir yasanın olması da bir adımdır ve bir an önce uygulanması gerekir. Bununla birlikte demokratikleşme adımlarının atılması şarttır. Yaşadığımız dönemin özelliği otoriter barış süreçleridir ve bu durum barışın toplumsallaşmasını engellemektedir. İktidar, toplumdan bir barış talebi gelmemesi için her şeyi kendi kontrolünde tutan ve insanlarda heves bırakmayan bir süreç tasarlamıştır; biz bunun sivil toplum çalışmalarında büyük zorluğunu çekiyoruz” dedi.

‘Sürecin önündeki engel barış ve demokrasi isteyenler’ 

“Türkiye’deki demokrasi güçlerinin ve sol hafızanın önünde fiziki bir engel var, çünkü devlet bizzat var ve tarihimiz bize barış anlaşmalarını bozanların ve sözleşmelerin gereğini yerine getirmeyenlerin genellikle devletler olduğunu gösteriyor” diyen Ayşegül Devecioğlu, süreci kavramakta kendi yarattığımız engeller olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Ben sürecin başından beri bunun önündeki en büyük engelin bu ülkede barış ve demokrasi isteyenler olduğunu söylüyorum. Çünkü çerçeve yasa uygulansın diye ortalığı ayağa kaldıracağımız yerde, neden falanca kişinin içeride olduğunu, başkalarıyla görüşülüp görüşülmediğini veya yapılan operasyonları tartışarak süreci kendi ellerimizle gölgeliyoruz. Oysa sürecin karakteri budur ve devlet bunu özellikle yapmaktadır. AKP, evet, iktidarda kalmak istiyor. Hangi iktidar iktidarda kalmak istemez? Bu bir bilgi bile değil bana kalırsa. Elindeki bu şeyler varken sen ne yapıyorsun? Ne yapacaksın? 15 Temmuz darbesinden sonra sivil toplumun üstünden silindir gibi geçtiler. Ama bu süreç, sivil toplumun tekrar kendini toplamasının bir kaldıracı da olabilir.

‘Hakikatin üstünün örtülmeden, sivil alanın daraltılmadan barışı örmeliyiz’ 

Toplumumuzda bu durumu aşacak entelektüel ve siyasi bir birikim ile hafıza var, fakat henüz bunu yeterince aşamadık ve yeterli argüman geliştiremedik. Barışın toplumsallaşması ve bu engellerin aşılması için elimizdeki yasal imkânların işletilmesini talep ederken, aynı zamanda otoriter yönelimlere karşı ortak bir akıl ve strateji oluşturmak zorundayız. Geçmişteki acı deneyimlerden ders çıkararak, hakikatin üstünün örtülmesine izin vermeden ve sivil alanın daraltılmasına karşı direnerek toplumsal barışı örmeliyiz. Toplumun tüm kesimlerinin bu sürece dâhil olabileceği, hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı demokratik bir zemini yaratmak bizim en temel sorumluluğumuzdur. Bunu başarmak için ideolojik ezberlerden sıyrılarak süreci doğru okumalı ve barış iradesini daha güçlü bir şekilde savunmalıyız. Bunlardan şikâyet edileceğine, ‘Bunu nasıl aşabilirim?’ diye düşünülmeli. Dolayısıyla bu zihniyeti değiştirmezsek, bu süreçten kazanabileceklerimizin en azıyla çıkacağımıza dair bir öngörüm var. 31 Ekim-1 Kasım’da yapılacak Kadın Konferansı’nın bu anlamda da çok ön açıcı olacağını düşünüyorum.”

‘Konuşulacak en önemli başlık hukuktur’ 

Kürt sorununun demokratik ve siyasal çözümü açısından konuşulması gereken başlıklara dair değerlendirme yapan Ayşegül Devecioğlu, “Londra’daki konferansa Abdullah Öcalan bir mesaj gönderdi ve ağırlıkla demokratikleşme adımlarına dikkat çekti. Eğer bu anlamda demokratik adımlar atılmazsa bir demokratik entegrasyon da gerçekleşemeyecektir. Yani Kürt varlığının hukuka dâhil edilmesi ve bugüne kadar silahlı mücadeleyi seçmiş insanların tekrar Türkiye’deki toplumsal ve siyasi hayata katılması, bunun koşullarının sağlanması gerekir. Türkiye’de konuşulacak en önemli başlık hukuktur; çünkü ortada böyle bir hukuksuzluk varken hiçbir anlaşma geçerli değildir ve her şey iktidarın iki dudağının arasındadır. Sırtımızı dayayacağımız bir zemin yokken, ülkede korkunç bir yoksulluk hâkimdir” dedi

Ortada büyük bir fırsat olduğunu ama bütçede silahlanma ve güvenlik  harcamalarının artığını dile getiren Ayşegül Devecioğlu, “Kadına yönelik şiddet de bu savaş kültüründen ve milliyetçilikten bağımsız değildir; kadınları, Kürtleri, göçmenleri ikincileştiren tüm mekanizmaların altında mutlaka emeğe ve bedene el koyan ekonomik bir neden yatmaktadır” diye ekledi.

‘Toplumsal hayata katılsınlar diye mücadele etmeli’

Barış ve demokratikleşme sürecinin sadece silahsızlanmayla sınırlı tutmamak gerektiğini söyleyen Ayşegül Devecioğlu, “İnsanlar silah bıraktılar, gelip burada süklüm püklüm evlerinde otursunlar diye değil; bu insanlar siyasi ve insani birikimlerini bu ülkeye fayda sağlayacak şekilde toplumsal hayata katsınlar diye vardır ve bunun koşullarını sağlamak lazımdır. Ama bunları bize kimse vermeyecek. Eğer bir toplumsal baskı yaratamazsak, bunları giderek daha fazla kişi dile getiremezse, biz bu süreçten çok az kazanımla çıkabileceğiz” ifadelerini kullandı.

‘Dünyadaki bütün barış mücadelelerinde kadınlar rol oynamıştır’

Ayşegül Devecioğlu, Türkiye’de de barış mücadelesinin en aktif unsurunun kadınlar  olduğunu belirterek, “Bu, kadınların bütün ezilmişlikleriyle, sömürülmüşlükleriyle, bedenlerine ve emeklerine el konulmasıyla savaşlar, milliyetçi ideolojiler, ırkçılık ve kapitalizm arasındaki derin bağı kavramış olmasından ileri geliyor. 31 Ekim-1 Kasım’da yapılacak kadın konferansı için kadınlar şunu başardılar: Bütün bu sessizlik içinde gene en güçlü toplumsal hareket olmayı, farklılıklarına rağmen birlikte olmayı başardılar. Burada herkesin öğrenmesi gereken bir yöntem, bir üslup var. Kadın barış mücadelesinin ve feminizmin buradaki katkılarını çok önemsemek gerekiyor. Dünyadaki bütün barış süreçlerinde kadınlar rol oynamıştır; en bilmediklerimizde dahi kadınların oynadığı bir rol var” dedi.

HABER MERKEZİ

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

DFG Eylül ayı hak ihlalleri raporu yayınlandı: Dijital sansür sivil topluma sıçradı

Sonraki Haber

Yönetmen İsmail Güneş: Barış iki kadim halkın merhameti yeniden keşfetmesiyle mümkün olacak

Sonraki Haber

Yönetmen İsmail Güneş: Barış iki kadim halkın merhameti yeniden keşfetmesiyle mümkün olacak

SON HABERLER

Fon dosyası: AKP’nin ‘Susurluk’u mu?

Yazar: Yeni Yaşam
3 Ekim 2026

Aleyna Çakır davasında mahkemenin ‘rastlantı’ savunması

Yazar: Yeni Yaşam
3 Ekim 2026

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da patlama

Yazar: Yeni Yaşam
3 Ekim 2026

Özgür Halk Dergisi’nin Ekim sayısı okurlarıyla buluştu

Yazar: Yeni Yaşam
3 Ekim 2026

Bir serüvencinin öyküsü: Yoldaşları Nagihan Akarsel’i anlattı

Yazar: Yeni Yaşam
3 Ekim 2026

Kayıp yakınları 3 kentte Narin, Akyıldız ve Baskın için adalet istedi

Yazar: Yeni Yaşam
3 Ekim 2026

Rojava’da 185 bin 214 öğrenci Kürtçe eğitim için başvuru yaptı

Yazar: Yeni Yaşam
3 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır